Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
20 Nisan 2014, 20:41:23

Gönderen Konu: EKİNLERİN HASAT ZAMANI…  (Okunma sayısı 1496 defa)

Kalksam ve Dirilsem

  • La Hukme iLLaLLaH
  • *****
  • DUÂ: 52
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 1000
    • WWW
EKİNLERİN HASAT ZAMANI…
« : 03 Şubat 2008, 10:02:51 »
EKİNLERİN HASAT ZAMANI…

 

Geçtiğimiz yıllarda gerçekleştirilen operasyonlarla ilgili Çeçenistan’dan haber başlıkları; "Son yılların en büyük operasyonu ise bu sabah saatlerinde düzenlendi. Çeçenistan İçkeria Cumhuriyeti Şura’sına bağlı, Emir Rabbani komutasındaki mücahidler, Dağıstan’ın başkenti Şamilkale’de, yüzlerce mücahidin katılımıyla çok büyük bir operasyon düzenledi."

 

"Komutan Mühenned ve Komutan Yasir’e bağlı mücahidlerin düzenlediği operasyonlarda son 4 gün içerisinde 37 Rus işgalcisi öldürülürken, 50 den fazla Rus askeri yaralandı. Dağıstan halkının destek verdiği operasyonlara, bölgenin gençlerinden onlarca mücahidin katıldığı bildirildi..."

 

Bu cümleleri ilk okuduğunuzda ne hissettiniz ? Cümleler arasındaki kelimeler çok ilginç değil mi? "Şura’sına bağlı olmak", "Emir Rabbani komutası" ve de en önemlisi Dağıstan’da yapılan bir operasyonda o halkın gençlerinin mücahitlere yardıma koşması... Bu cümle beni o kadar duygulandırdı ki anlatamam. Tarih boyunca insanlar onurlu davranışlardan, canını hiçe sayarak yapılan yardımlardan her zaman etkilenmişlerdir.

 

Olayın gelişimi çok daha duygu yüklü olayları içeriyor. Mücahitler Rus karargâhına iki koldan büyük gruplarla düzenledikleri harekâtta bir an için çok zor duruma düşüyorlar. Düşmanın elindeki ağır silahlara karşı koymakta zorlanıyorlar. Yardıma gelen diğer mücahit grup da etkili olamıyor ve bir an için çok büyük bir tehlike atlatıyorlar. Halkın da çok yakından takip ettiği bu olaylar sırasında, halk arasındaki gençler hayatlarına ve bulundukları duruma aldırış etmeksizin silahlarını kuşanıp mücahitlere yardıma koşuyorlar. Sonuçta mücahitlerin büyük can kayıplarının önlendiği büyük bir zafer ortaya çıkıyor. Kelimelerin anlatımı gerçekleşen hadiseyi çok basit bir olaymış gibi bir algılatsa da ümmetin yaşadığı onca arkadan vurulma hadisesi aklımıza geldiğinde yapılan yardımın çok onurlu bir hareket olduğu hemen anlaşılıveriyor. Bir tarafta zindanlardan kurtularak dağa çıkmış mücahidler; bir yanda şehirde kalan, daha henüz kendilerini hazır hissetmeyen halk içerisindeki gençler. İşte bu halkın, gençlerin, kardeş bildikleri mücahitleri düşmanın ellerine bırakmamaları, hazır olmayan bedenlerini, canlarını kardeşlerine hediye etmeleri, düşmana siper olmaları gerçekten de alkışlanacak bir harekettir.

 

Aynayı bir de bu tarafa çevirelim. Hemen Kerbela’da susuz kalan, kanı çölün kızgın kumlarına akıtılan Hz. Hüseyin’i hatırlayalım. Savaşla yüz yüze gelinince yanında bulunanlar ne yapmışlardı? Evde çocuklarının yalnız kaldığını, ekinlerinin hasat zamanının geldiğini, hasat edilmezse ziyan olacağını söyleyip evlerine gitmek için izin istediler. Hz. Hüseyin, kalplerine korku giren bu kişilerin hepsine izin verdi. Sanki Hz. Hüseyin ekinlerin hasat zamanı olduğunu bilmiyor muydu? Peki ya davet edenler, yanlarına çağıranlar ne yaptılar? Hepsi Hz. Hüseyin’i öldürmeye gelen ordunun içerisindeydiler. Üstelik Hz. Hüseyin’i kendi elleriyle öldürdüler. Kimse Peygamberin torununa, can paresine yardıma gitmedi, öylece baktılar öldürülüşüne ve cesedi üzerinde at nallarını gezdirdiler. Neden korkmuşlardı peki; ellerinin altındaki mallarının yok olup gitmesinden. Ve hepsi de satın alındı; kimisi valilik makamı için, kimisi mallar mülkler uğruna, kimisi de hayatlarının bağışlanması adına... Sakın "Bizler yapmazdık" demeyin, sakın ha? Zaten bütün bir hayatımız seyretmekten ibaret değil mi? Öyle ki hayatımızdan bu hiçbir şey yapmadan seyrettiğimiz acıları çıkarın, bizlerden hiçbir şey kalmayacaktır geriye. Değişmeyen tek şey kardeşlerimizin katledilmeleri karşısında suskunluğumuzu haklı göstermek için sayıp döktüğümüz mazeretlerimizdir.

 

O kadar basit şeyleri yapamaz durumdayız ki?

 

Sevgili Peygamberimiz “Bir topluluğun karaltısını / kalabalıklığını çoğaltanlar o topluluktan sayılırlar” buyurmuş. Nerelerde karartı / kalabalık olduğumuza bakarsak her şey anlaşılacaktır. Sadece taraf olarak Müslümanların yanında otursak inanın birçok şey kendiliğinden yoluna girecektir. İstenen şey mal, mülk, makam-mevkii, ailemiz, hayatımız bile değil; sadece Müslümanların yanında kalabalık olmak, orada olduğumuzun bilinmesi... Bunu bile yapacak yüreğe sahip değiliz.

 

İşte ben bu yüzden çok duygulandım, bedenlerini yoldaş yapan, öylece ölümlerini seyretmeyen bu kutlu Müslüman Çeçen gençlerine. Bizleri Rabbimiz böyle bir sınavla yüz yüze getirdiğinde ne demek istediğimi, yapılan bu adanışın ne kadar zor olduğunu daha net anlayacaksınız. Öyle bir tercihle yüz yüze getirileceksiniz ki bir yanda kardeşleriniz bir yanda bütün bir dünya. Her gün ev ve iş arası yaptığınız yolculuğunuz olmayacak çünkü böyle bir işiniz olmayacak. Henüz kalplerini kazanamadığınız halkınız / Müslüman (!) kardeşleriniz sizleri Allah’ın rızası için yaptığınız tercihten dolayı kınayacaklar ve sizinle aynı karede olmaktan kaçınacaklar. Öyle ki sizi kendi elleriyle Yezid'lere dahi teslim edebilirler. Ama böyle bir tercihte bulunacaksanız yalnız Allah için yola koyulmayı, yalnız O’nun için hareket etmeyi aklınızdan çıkarmayın. Başkalarını dikkate alarak yaptığınız her işte hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Tabii bu sınavla yüz yüze iken tarihten gelen bir kurtuluş şansınız daha var; İsterseniz siz de ekinlerin hasat zamanının geldiğini söyleyip oradan hızla uzaklaşabilirsiniz.

 

İnanın bunları anlatmak çok zor. Ama insanın yüreği parçalanıyor. İyisi mi bizler bu zorlu sınava hazırlanalım. Çünkü Rabbimizden kaçışımız olmayacak. O halde zerre kadar da olsa yüreklerimizde oluşan imanı onurlu tercihlerden yana hazır hale getirelim. Allah hepimize O'nun yolunda can vermeyi nasip etsin.

 

Selam ve dua ile…

 

Hasan ENES

Kayıtlı