Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
20 Nisan 2014, 04:13:26

Gönderen Konu: HADİS-İ ŞERİFLERİ ANLAYABİLMEK İÇİN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?  (Okunma sayısı 3441 defa)

007SERHAN

  • Elhamdülillah
  • **
  • DUÂ: 59
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 168
Sünnetleri, ancak Peygamberimizin hadisleriyle iştigal etmek suretiyle öğrenebiliriz. Gösterilen gayretler neticesinde bugün nerde olursak olalım, istediğimiz zaman hadis alanında tasnif edilmiş kaynaklara ulaşmamız mümkündür. Ancak bu hadisleri okurken dikkat etmemiz gereken bazı hususlar vardır.

Öncelikle, hadisin kaynağına dikkat etmemiz gerekmektedir. Zira hadislerin bir kısmı sahîh, bir kısmı hasen, bir kısmı da zayıf olduğu gibi mevzu yani uydurma olanlar da vardır. Hadislerin sıhhat derecesini bilmek önemlidir. Bu nedenle âlimlerin şehadet ettiği kitaplara yönelmek en doğrusudur.

Hadisleri anlayabilmek için yapılmış tercümelere ve şerhlere ihtiyaç duyarız. Zira hadisler asıl itibariyle Arapçadır. Bazı hadislerde Arap dilinin gereği olarak Hz. Peygamber'in (s.a.v.) yer verdiği teşbihli ifadeler vardır. Bu çeşit rivayetlerde, kullanılan kelimelerin lügat manası değil, bunun gerisinde asıl kastedilen mananın araştırılması gerekir. Yine hadis ahkâma taalluk eden bir hadisse yani haram, helâl gibi bir hükme delalet ediyor, muamelât veya kul hakkını ilgilendiren konulara giriyorsa, tercüme ve şerhe müracaat bir zaruret olur. Kur’ân’ı ve dolayısıyla İslâm’ı sünnet’e mürâcaat etmeden anlamak ve yaşamak ne kadar mümkünse, şerhlere baş vurmadan hadis okumak suretiyle İslâm’ı anlayıp yorumlamak da ancak o kadar mümkündür. Çoğu yerde insan, kendi anlayışının yetersizliği sebebiyle sıkıntıya düşebilir.

Hadislerin şerh ve tercümesinde de başvurduğumuz kaynakların âlim ve ehliyetli kimseler tarafından hazırlanmış eserler olmalarına dikkat etmemiz gerekir. Zira her ilim dalında olduğu gibi bu mevzuda da kifayetsiz kimselerin telif ettikleri eserleri okumak dinimiz açısından zararlı olabilir.

Kendi Başımıza Hadislerden Hüküm Çıkarabilir Miyiz?

Fıkhî bir hükme delalet eden hadislerden mezhep imamlarının beyan ettikleri içtihatlardan bağımsız olarak kendi yorum ve anlayışına göre hüküm çıkarmak veya hadisler arasında tercih yapmak isteyen bir kimsede bazı şartların bulunması gerekir:

1- Böyle bir kişinin ilk olarak okumuş olduğu hadis-i şerifin Peygamberimize nispetinin sabit olup olmadığını yakînen bilebilmesi gerekir ki, bu da hadis usulünü bilmesini gerektirir. Usûl bilmeyince hadîslerden ahkâm çıkarmak imkânsız hâle gelir. Hadis usulü, kabul ve ret yönünden hadisin senet ve metnini inceleyen ilim dalıdır. Bu ilim bünyesinde hadisle ilgili muhtelif birçok meseleyi kapsar. Genel itibariyle bu meseleleri şu şekilde özetleyebiliriz.

Rivâyetü'l-hadis ilmi, Rasûl-i Ekrem (s.a.v)'in söz, fiil, takrir ve hâllerini; bunların zabtedilip usulüne uygun olarak sonraki nesillere nakledilmelerini (rivayetlerini) konu edinen ilim dalıdır.

Dirayetü'l-hadis ilmi, ‘senet ve metnin durumlarını anlamaya imkan veren kaideler ilmi’ olarak tarif edilmektedir.

Cerh ve tâ'dil ilmi, Sahâbe’den itibaren bütün hadis râvilerinin doğruluk ve güvenirlik durumlarının incelendiği, râvilerde hadis rivayetinde kusur sayılan bazı hallerin bulunup bulunmadığını araştıran bir ilim dalıdır.

Râviler tarihi ilmi, râvilerin hallerini, doğum-ölüm tarihlerini, kimlerden hadis aldıklarını, hadis alış yer ve tarihlerini, kendilerinden rivayette bulunanları, seferlerini konu alır.

Hadislerin vurûd sebepleri ilmi, hadislerin söyleniş veya bir fiil bildiriyorsa işleniş sebeplerini konu alan ilme denir. Kur’ân-ı Kerîm için ‘Esbâb-ı Nüzûl İlmi’ ne ise, hadisler için ‘Esbâb-ı Vurûdu’l-Hadis İlmi’ odur.

Garîbu'l-hadis ilmi, hadis lafızlarında anlaşılmayan sözleri açıklayan ilme denir. Hadislerin iyice anlaşılabilmesi için bu ilme kesin ihtiyaç vardır. Çünkü bir hadisten hüküm çıkarma, ancak onun iyice anlaşılabilmesi ile mümkündür. Hadis iyice anlaşılmazsa çıkarılan hüküm yanlış olur.

İlelü'l-hadis ilmi, herkesin fark edemediği, ancak hadis uzmanlarının tespit edebildiği ve hadisin sıhhatine engel olan gizli kusurları araştıran bir ilimdir.

Muhtelifu'l-hadis ilmi, gerçekte olmadığı halde dış görünüşü bakımından aralarında çelişki var gibi görünen hadisleri ele alır ve görünürdeki bu çelişkiyi giderir.
Nâsih ve Mensûh ilmi, biri diğerinin hükmünü ortadan kaldıran hadisleri konu edinen bir ilimdir.

2- Arap dili ve ifade özelliklerini ilmen ve dirâyeten kâfi dere¬cede bilmesi lazımdır. Hadis metinleri yüksek belagat, fesahat ve beyan seviyesine sahip bu¬lunduklarından bunların anlaşılması Arap dili ve edebiyatını (nahiv, sarf, belagat, meânî, beyân, edebî sanatlar, şiir, nesir, hitabet ve benzeri üsluplar) çok iyi bir derecede bilmekle olur.

3- Kur’ân-ı Kerîm ve ahkâmını bilmesi gerekir. Zira Peygamberimizin hadis ve sünnetleri Kur’ân-ı Kerîm’in açıklayıcısıdır.

4- Fıkıh usûlü ilminden haberdar olmalıdır. Çünkü usûl ilmi, nasslardan hüküm çıkarmada temel taşı mesabesindedir.

5- Hadislerin hükümlere delâlet yönlerini bilmelidir. Zira sünnet hükümlere delalet edişi bakımından bazen mütevâtir sünnette olduğu gibi kat’i, bazen de âhâd ve meşhur sünnette olduğu gibi zannî olur.

6- Hadislerin diğer hadis ve âyetler arasında asıl itibariyle olmayıp da var gibi görünen teâruzu (zıtlığı) giderme yollarını bilmesi lazımdır.

7- Yine Hz. Peygamber (s.a.v)’in Kur’ân-ı Kerîm'in tefsirini yaparken ve Kur’ân'da olmayan yeni hükümler koyarken or¬taya koyduğu istinbât metodunu bilmesi gerekir.

8- İnce bir idrake, zihnî bir berraklığa, basiret ve kalp gözü işlerliğine sahibi olması gerekir. Bu fıtrî istidat ve kabiliyete sahip olmadan şahıs, saydığımız ve olması gereken diğer başka şartlara hâiz olsa bile hüküm çıkarmaya yetkili olamaz.

İşte saydığımız bu şartlara haiz olmayan bir kimsenin böyle bir işe kalkışması caiz değildir. Bu şartlara sahip olmadan böyle bir işe kalkışan kimse heva ve hevesine tabi olmuş demektir ki bu da büyük bir mesuliyet ve uhrevî büyük bir cezayı gerektirir.

Rabbim razı olduğu bir şekilde Rasûlü’nü sevmemizi, sünnetlerine ittiba etmemizi ve ahirette şefaatine ermemizi biz günahkâr ve aciz kullarına nasip eylesin. Âmin!
Kayıtlı
BİZİMDE BİR ADIMIZ VAR EZAN İLE OKUNDU SELA İLE BİTECEK


a1b2c3

  • Elhamdülillah
  • **
  • DUÂ: 64
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 126
  • Ey Müslüman Rehberin Kur`andır..!
Alıntı
Sünnetleri, ancak Peygamberimizin hadisleriyle iştigal etmek suretiyle öğrenebiliriz.
Bu kesinlikle kabul edilecek bir söz değildir.Kuran ne güne duruyor ? Lütfen kitabı açıp Rasulün davranışlarını inceleyiniz.En güzel örnekler Kuranda mevcuttur.Eğer isterseniz bu konuda sizlere çalışma sunabilirim.

Alıntı
Öncelikle, hadisin kaynağına dikkat etmemiz gerekmektedir. Zira hadislerin bir kısmı sahîh, bir kısmı hasen, bir kısmı da zayıf olduğu gibi mevzu yani uydurma olanlar da vardır. Hadislerin sıhhat derecesini bilmek önemlidir. Bu nedenle âlimlerin şehadet ettiği kitaplara yönelmek en doğrusudur.
Bu konuyu gündeme getirmeniz iyi olmuş.Lütfen incelermisiniz bu başlığı => Hadislerin incelenmesi

Alıntı
Hadisleri anlayabilmek için yapılmış tercümelere ve şerhlere ihtiyaç duyarız. Zira hadisler asıl itibariyle Arapçadır. Bazı hadislerde Arap dilinin gereği olarak Hz. Peygamber'in (s.a.v.) yer verdiği teşbihli ifadeler vardır. Bu çeşit rivayetlerde, kullanılan kelimelerin lügat manası değil, bunun gerisinde asıl kastedilen mananın araştırılması gerekir. Yine hadis ahkâma taalluk eden bir hadisse yani haram, helâl gibi bir hükme delalet ediyor, muamelât veya kul hakkını ilgilendiren konulara giriyorsa, tercüme ve şerhe müracaat bir zaruret olur. Kur’ân’ı ve dolayısıyla İslâm’ı sünnet’e mürâcaat etmeden anlamak ve yaşamak ne kadar mümkünse, şerhlere baş vurmadan hadis okumak suretiyle İslâm’ı anlayıp yorumlamak da ancak o kadar mümkündür. Çoğu yerde insan, kendi anlayışının yetersizliği sebebiyle sıkıntıya düşebilir.
Allah-u Ehad...!
Şu cümlenizi lütfen tekrar okuyun ;
Alıntı
Kur’ân’ı ve dolayısıyla İslâm’ı sünnet’e mürâcaat etmeden anlamak ve yaşamak ne kadar mümkünse, şerhlere baş vurmadan hadis okumak suretiyle İslâm’ı anlayıp yorumlamak da ancak o kadar mümkündür.
Kuranın anlaşılmasını öne sürdüğünüz gibi birde hadisinmi anlaşılması var ? Çelişki üzerine çelişki , hani hadisleri Kuranın açıklaması olarak kabul ediyordunuz ?
Siz yazdınız Hadisin Önemi:Hadisler ; bize Kur'anı açıklar, ibadetlerin yapılış şekillerin açıklar,
Yapmayın , dini bukadar zorlaştırmayın :(
Size bu konuda yardımcı olacak bir başlık sunayım.Lütfen okuyun ve itirazlarınızı yazın => KURANI KİMLER ANLAMAZ

Alıntı
Kendi Başımıza Hadislerden Hüküm Çıkarabilir Miyiz?
Diye alttan devam eden kısım..! Sevgili binti mennani : Allah hükmüne kimseyi ortak etmez.Aksini iddia etmek Kuranla zıtlaşmaktır.Dünyevi çözümlerle , hükümleri birbirinden ayırt edin artık.La hükme illAllah ( Hüküm yalnızca ALLAHINDIR)..!

Yazınızın tamamını okumakla beraber sizlerdende ricam verdiğim linkleri inceleyin.
ÖZELLİKLE BİZLERİN SADECE KURAN(Tıkla) DEYİŞİMİZİ LÜTFEN DİKKATLE OKUYUN..!

Sevgi ile..

« Son Düzenleme: 29 Eylül 2007, 05:52:15 Gönderen: a1b2c3 »
Kayıtlı
Eyy ağzı ile iman edip , imanı dilinde olanlar ,
Sizin imanınız iddiadır.

Yürek ile iman edin de , imanınız Halinizde olsun ,
Sizin imanınız delildir.

Zeynepder2

  • Editör
  • La Hukme iLLaLLaH
  • *****
  • DUÂ: 646
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 7604
Hak dini onlara açıklasın diye, her Peygamberi Biz kendi kavminin lisanıyla gönderdik.İbrahim : 4

O kimseler ki, yanlarındaki Tevrat ve İncil’de vasıflarını yazılı buldukları ümmî Peygamber olan Resulullaha uyarlar. O Peygamber ise kendilerini iyiliğe sevk edip kötülükten sakındırır temiz ve güzel nimetleri onlara helâl, habis olanları ise haram kılar; daha önce kendilerine yüklediğimiz ağır yükleri ve üzerlerindeki bağları onlardan kaldırır. İşte ona îmân eden, ona hürmet eden, düşmanlarına karşı ona yardımda bulunan ve onunla indirilmiş olan nûra uyanlar, kurtuluşa erenlerin tâ kendisidir Araf : 157

Allah ve Resulü bir meselede hükmünü verdiği zaman, bir mü’min erkeğin yahut bir mümin kadının artık işlerinde başka bir yolu seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resulüne isyan ederse, apaçık bir sapıklığa düşmüştür Ahzab : 36

Meselâ Kurân Namaz kılın diyor, ama namaz nasıl kılınacak? Rükû ve sücud yapın diyor, ama rükû ve sücud nasıl yapılacak, teferruat vermiyor. Kıyam nasıl yapılacak, ayrıntı yok. İşte Peygamberimiz Ben nasıl namaz kılıyorsam öyle kılın diyerek âyeti kerimeyi şekil ve muhteva olarak açıklıyor ve nasıl tatbik edilebileceğini gösteriyor.
Kayıtlı

Zeynepder2

  • Editör
  • La Hukme iLLaLLaH
  • *****
  • DUÂ: 646
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 7604


İmam-ı Beyheki Delail kitabında şöyle rivayet eder:

“Eshab-ı kiramdan İmran bin Husayn (RadıyALLAH ü anh), şefaatle ilgili bazı hadisler nakleder. Oradakilerden biri der ki:

- Siz hadisler bildiriyorsunuz, fakat biz bunlarla ilgili Kur’anda bir şey bulamıyoruz.

İmran bin Husayn hazretleri buyurur ki:

- Sen Kur’anı okudun mu?

- Evet.

- Kur’anda sabah namazının farzının iki, akşamınkinin üç, öğle, ikindi ve yatsının farzının ise dört rekat olduğuna rastladın mı?

- Hayır.

- Peki bunları kimden öğrendiniz? Bizden [Eshab-ı kiramdan] öğrenmediniz mi? Biz de Resulullahtan öğrenmedik mi? Peki Kur’anda kırk koyunda bir koyun, şu kadar devede şu kadar, şu kadar paraya şu kadar dirhem zekat düştüğüne rastladın mı?

- Hayır.

- Öyleyse bunları kimden öğrendiniz? Bizden öğrenmediniz mi? Biz de Resulullahtan öğrenmedik mi? Hac suresinde (Eski evi [Kabe’yi] tavaf etsinler) âyetini okumadınız mı? Peki orada Kabe’yi yedi defa tavaf edin diye bir ifadeye rastladınız mı?

- Hayır.

- Allahü teâlânın Kur’anda şöyle buyurduğunu duymadınız mı?

(Peygamber size neyi verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa da ondan kaçının.) [Haşr 7]

Hz. İmran daha sonra buyurur ki: Sizin bilmediğiniz bizim Resulullahtan öğrendiğimiz daha çok şey vardır.”

Bir âyet-i kerime meali: (Size, âyetlerimizi okuyacak, sizi her kötülükten arıtacak, size kitabı ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek aranızdan, bir resul gönderdik.) [Bekara 151]

İmam-ı Şafii hazretleri, (Bu âyetteki hikmetten maksat, Resulullahın sünnetidir. Önce Kur’an zikredilmiş, peşinden hikmet bildirilmiştir) buyuruyor.

Kur’an-ı kerim açıklamasız öğrenilseydi, Peygamber efendimize, (tebliğ et yeter) denilirdi, ayrıca (açıkla) denmezdi. Halbuki, açıklanması da emredilmiştir. İki ayet meali şöyledir:

(Kur’anı insanlara açıklayasın diye sana indirdik.) [Nahl 44]

(Biz bu Kitabı, hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklayasın ve iman eden bir kavme de hidayet ve rahmet olsun diye sana indirdik.) [Nahl 64]

Bu âyet-i kerimeler, açıklamayı gerektiren âyetlerin bulunduğunu gösterdiği gibi, bunu açıklamaya Resulullah efendimizin yetkisi olduğunu da göstermektedir. Kur’an-ı kerimde her bilgi açık değildir. Peygamber efendimiz bunları vahiy ile öğrenmiş ve ümmetine bildirmiştir. İki hadis-i şerif meali de şöyledir:

(Bana Kur’anın misli kadar daha hüküm verildi.) [İ. Ahmed]

(Cebrail aleyhisselam, Kur’an ile beraber açıklaması olan sünneti de getirdi.) [Darimi]

İmam-ı Şarani diyor ki:

Ma’lûmdur ki, Sünnet Kitâb üzere kaziyedir. Aksi değildir. Zira sünnet, Kur’ân-ı kerîmdeki icmallerin açıklanmasıdır.

Müctehid imamlar, sünnetteki icmalleri bize açıklıyan âlimler olduğu gibi, onlara uyan âlimler de, onların sözlerindeki icmalleri bize açıklarlar ve bu kıyamete kadar böyle devam eder.

Üstadım Aliyyülhavas’dan (rahimehullah) duydum. Buyurdu: Sünnet bize Kur’ândaki icmalleri bildirmeseydi, âlimlerden hiçbiri, fıkıhdaki sular ve abdest bahislerindeki hükümleri çıkaramaz, sabah namazının farzının iki, öğle, ikindi ve yatsının farzlarının dört, akşam namazının farzının üç olduğunu, bilemezdi. Aynı şekilde hiçbir kimse kıbleye dönüldükte yapılan düâda, iftitahda ne söyleneceğini bilemezdi.

Tekbîrin nasıl olduğunu, rükû’ ve sücûd tesbihlerini, ta’dili erkânı, teşehhüde oturdukta ne okunacağını bilemezdi. Aynı şekilde bayram namazlarının nasıl kılınacağını, ay ve güneş tutulması namazlarını, cenaze, yağmur duası namazları gibi daha çok şeyleri kimse bilemezdi.

Bunun gibi, zekâtın nisabını, orucun ve haccın şartlarını, alış veriş, nikâh, yaralama, kadılık ve fıkhın diğer bâblarının hüküm ve esaslarını bilen olmazdı. İmrân bin Husayn’e bir kimse, bizimle yalnız Kur’ânla konuş dedikte, İmrân ona: (Sen tam ahmaksın.

Kur’ân-ı kerîmde farzların rek’atlarının sayısı açık olarak var mı? Yahud bunda sesli okuyun, diğerinde sessiz deniyor mu?) buyurdu. O kimse hayır dedi. İmrân bu sözü ile onu susturdu.

Yine Beyhakî Sünen’inde Müsâfir namazı bölümünde, hazreti Ömerden (radıyALLAH ü anh) bildirir: Hazret-i Ömere yolculukta namazın kasr edilmesi, ya’nî dört rek’atlı farzları iki rek’ât olarak kılmaktan soruldu ve: «Biz, azîz kitabda korku namazını buluyoruz, fakat seferî namazı bulamıyoruz» denildi.

Sorana: «Ey kardeşimin oğlu [yeğenim], Allahü teâlâ bize Muhammed aleyhisselâmı gönderdi. Biz bir şey bilmeyiz.

Ancak biz, Resûlullahın (sallALLAH ü aleyhi ve sellem) yaptığını gördüğümüz şeyi yaparız. O, seferde, 4 rekatlı farzları iki kılardı. Onu teşrî’ eden Resûlullahdır (sallALLAH ü aleyhi ve sellem)» buyurdu. Bu sözü iyi düşün. Çünkü çok güzeldir.

Mehazlar:

1. İmam-ı Süyuti, Miftahu’l-cenne fi’l-ihticac bi’s-sunne (Sünnetin İslamdaki Yeri), Rağbet Yayınları, İst. (Tercüme: Doç Dr. Enbiya Yıldırım)
2. İmam-ı Şarani, Mizan-ül Kübra (Dört Hak Mezhebin Büyük Fıkıh Kitabı), Berekat Yayınevi, İst. (Tercüme: A. Faruk Meyan).

Yazan; Murat Yazıcı
Kayıtlı

Zeynepder2

  • Editör
  • La Hukme iLLaLLaH
  • *****
  • DUÂ: 646
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 7604
simdi siz yine rivayetlerle cevap verdin diyeceksiniz
bende diyorumki sizinle sunnet hadisi tartismak istemiyorum kardesim
sunnet ve hadissiz bir din olmaz bunu sizde bilip kabul ediyorsunuz zaten
kuran bize geldi onun tatbik edici olarakda rasulllah bize ornekti
simdi bana kuranda namazanin kilinis seklini bulup gosterebilicekmisiz..

bu konu hakkinda size verecegim son cevaptir izlenimlerimden sonra bu karara vardim tartismayacam sizinle
ozellikle bu mubarek ramazan gununde..
selam ve dua ile
« Son Düzenleme: 29 Eylül 2007, 10:40:21 Gönderen: BiNt-i mEnNaNi »
Kayıtlı

a1b2c3

  • Elhamdülillah
  • **
  • DUÂ: 64
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 126
  • Ey Müslüman Rehberin Kur`andır..!
Siz bilirsiniz sevgili binti menani , ben bir müslüman olarak vazifemi yaptığımı düşünüyorum.Ve yapmaya devam edeceğim.Emin olun şartlanmış bir beyne sahip değilim.Elimdeki delillerden daha sağlam sunulacak delillere her zaman açığım.Kopyala yapıştır ile emek harcanmış olmaz.Bunu belirtmek isterim.

Alıntı
1. İmam-ı Süyuti, Miftahu’l-cenne fi’l-ihticac bi’s-sunne (Sünnetin İslamdaki Yeri), Rağbet Yayınları, İst. (Tercüme: Doç Dr. Enbiya Yıldırım)
2. İmam-ı Şarani, Mizan-ül Kübra (Dört Hak Mezhebin Büyük Fıkıh Kitabı), Berekat Yayınevi, İst. (Tercüme: A. Faruk Meyan).
Özellikle imam suyutinin öyle hükümleri ve açıklamaları varki eserlerinde , okuduğunuz kaynaklara dikkat edin , okuduklarınızı Kuran ile ölçün.Kuransız islam anlaşılamaz , Kuransız islam yaşanamaz , Merkezi Kuran olmayan bir İslam dini düşünülemez.Bunların hepsinin delili elhamdulillah Kelamullahta mevcuttur.Kuransız ne sünneti anlarsınız nede hadisleri.

Alıntı
tartismayacam sizinle
Yazınız yanlış bilgilerle dolu fakat yazışmak istemeyişinizden ve olayı tartışma görmenizden dolayı sizi anlayışla karşılıyorum ve yazılanları ele almıyorum.Kızmanızada gerek yok , siz nasıl yazıyorsanız bende kendimden emin olarak yazıyorum.Herkez kendi bildiği doğru ile yaşasın.Sizde bende bir hata görürseniz uyarın , samimiyetle uyarın , ben sizde gördüğüm hataları yazmaktan asla çekinmem bunu bilin.

Sevgi ile..


Kayıtlı
Eyy ağzı ile iman edip , imanı dilinde olanlar ,
Sizin imanınız iddiadır.

Yürek ile iman edin de , imanınız Halinizde olsun ,
Sizin imanınız delildir.