Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
19 Nisan 2014, 07:16:31

Gönderen Konu: KADININ KOCASINA KARŞI VAZİFELERİ!!  (Okunma sayısı 12847 defa)

Zeynepder.

  • AYAĞINI DENK AL İSRAİL,SENİN NÜFÜSUN KADAR BİZİM SOKAKLARIMIZDA GEZEN KÖPEKLERİMİZ VAR!!
  • La Hukme iLLaLLaH
  • *****
  • DUÂ: 351
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 3432
  • ÇOKŞEY BİLMEK NEYE YARAR?HADDİNİ BİLMEDİKTEN SONRA
KADININ KOCASINA KARŞI VAZİFELERİ!!
« : 27 Ocak 2010, 21:51:43 »
  İslamda kadının kocasına karşı vazifeleri


1- Kanaat: Çünkü kanaatkar olmak kalp rahatlığının sebebidir. Bir kadın arsızlık ve açgözlülük ederek efendisini, kendisinden ve evinden soğutmaktan sakınmalıdır. Kanaat; kafi gelecek miktar ile yetinmek tamahkarlık etmemek demektir.

2- Kocaya itaat: Peygamberimiz ( a.s.m.)" bir kadın kocası kendisinden memnun olarak ölürse cennete girer." buyurmuşlardır.

3- Temiz olma: Kocanın göreceği yerlere itina ile dikkat etmek ve temizlemek. Bilinmelidir ki, güzellik ve temizliği getiren şeylerin en güzeli sudur. Daima güzel kokular sürünmeli.

4- İhtiyaçların karşılanması: Kocanın yemek yiyeceği vakte dikkat etmek. Uyku saatini geçirmeme. Kocanın adeti nasılsa o zamanlarda yemek ve yatağını hazırlamak.

5- Malın korunması: Kocanın mal ve eşyasını korumak, çünkü mal ve eşyayı korumak iş bilmekten geçer.

6- Akrabaya saygı: Kocanın akrabasına ve yakınlarına hürmet etmek. Çünkü kadının kocanın akrabasına ve yakınlarına hürmet etmesi, güzel idare ve tedbirden ileri gelmektedir.

7- Sır saklanması: Kadın kocasından edindiği sırrını hiç kimseye duyurmaması. Eğer duyuracak olursa kocasının itimadını kaybeder. kadında ondan emin olamaz.

8- Saygı ve hürmet: Kocanın emrini yerine getirmek. ona karşı çıkmama ve asi olmamak. Eğer ona karşı gelecek olunursa onu kendine kinlendirip düşman yapma ihtimali yüksektir.

Ayrıca bir koca hanımını istediği şeye zorlaması da caiz değildir ve kadın bu gibi şeyleri dinen yapmak zorunda değildir. Mesela, bir kadın yemek yapmak veya kendi çocuğuna bakmak zorunda değildir. Ama ailenin huzuru ve selameti için, aile fertleri arasında karşılıklı hürmetin tesisi için kadının meşru ve müspet olan ( kendi hoşuna gitmese de ) yapması elbette güzeldir.

Aile içinde karı kocanın görev paylaşması:

İslamda aile, korunması gereken kutsalların başında yer alır. Bu sebeple aile başı boş bırakılmamış, bireylerini koruyacak biri aile reisi olarak en başta sorumlu tutulmuştur. Bu sorumlu kimse,sözünü dinletecek güç ve kuvvette olmalı ki,ailede haddi aşanları meşruluk çizgisinde muhafaza edip sözünü dinletebilsin.. Bu da aile içinde etkisini herkese kabul ettirecek güçte olan baba ve koca olacaktır..

İslam’da ailenin bu reisi, başına buyruk kimse değildir.Tam aksine reisi olduğu ailenin sorumluluklarını olanca ağırlığıyla yüklenen, geçimini temin etme görevini de omuzlarına alan kimse demektir. Yani baba ve kocanındır dışarıda çalışıp ailenin geçimini temin etme sorumluluğu..Hanım aile reisi gibi dış işlerinde çalışarak ,geçim temin etme zorunda değildir.

Efendimiz (sav) Hazretleri, kızı Fatıma ile damadı Ali’yi evlendirdiği sırada, evin iç işlerini kızı Fatıma’ya, dış işlerini de damadı Ali’ye verirken:

- Çeşmeden su getirmek, hamur yoğurup ekmek yapmak,evin temizliğini yapıp iç işlerini düzenlemek .. Fatıma’ya aittir. Dış işleri de Ali’nin sorumluluğundadır !tavsiyesinde bulunmuştur.

Bununla beraber, bey ev işlerine de yardım edebileceği gibi,hanımın da dış ilerinde beye destek olması da caiz görülmüştür . Nitekim Efendimiz(sav)Hazretleri ev işlerinde ailesine yardım etmiş,hatta evdeki bu yardımın ümmetine de sünnet olduğu kitaplarımızda ifadesini de bulmuştur.

Aynı anlayış hanım için de söz konusudur. İhtiyaç halinde hanım da dış işlerinde çalışarak ailenin geçiminde beyine yardımcı olabilecektir. Beyi hanımın çalışma şartlarını uygun bulması halinde izin de verebilecektir.. İzin vermez de:”Evinde hizmetini gör,ben geçimini sağlamaya borçluyum,” derse,kadın çalışma isteğinde ısrar etmeyecektir. Eder de bir anlaşmazlık çıkarsa durum nasıl çözülecektir?

Bu ve benzeri tüm aile içi anlaşmazlıklarda tarafların çözüm bulmaları için..(Nisa suresi ayet 35)de bildirilen ailenin hakem heyeti toplanabilir. Hakem heyeti, hanımla beyin seçtikleri birer,ikişer itimat ettikleri,bilgili,tecrübeli kimselerden oluşurlar. Bunlar tarafları dinleyip,durumu inceleyerek,neye karar verirlerse ona uyumak suretiyle anlaşmazlık çözülecektir.

Tarafların hakimleri durumunda olan bu hakem heyeti de çözemezse elbette ,bir taraf ısrarından,inadından vazgeçecektir. Biri fedakarlıkta bulunmaz da inatlı tutum devam ederse, her halde aile için daha iyi sonuç vermeyecek, birlik bozulacaktır.

Çalışma izini için kadının çalışma ortamının müsait olması aranan ilk şartlardandır. İş yerinde yabancı erkekle iki ikiye baş başa çalışma durumunda kalmamalıdır kadın.

Böyle tenha yerlerde en azından her an birilerinin oraya girme ihtimali söz konusu olmalıdır. Kimsenin giremeyeceği tenhalıkta, iki ikiye baş başa kalma durumu ,tarafları çevrenin dedi kodusuna da maruz bırakabilir. Aileyi korumaya alan İslam, böyle şaibeli baş başa kalmalara izin vermemekte, çalışma ortamının umuma açık olması şartını getirerek, tarafları korumaya almaktadır.

Çevreden üretilebilecek söylentiler de baştan önlenmiş olmaktadır.

-İslam’da bir birine yabancı kadınlarla erkeklerin iç içe, beraber, karışık, senli benli yaşamaları, beraber oynayıp eğlenmeleri, gülüp söyleşmeleri, yan yana oturmaları sakıncalı bulunmuş ve bütün bunlar “ihtilat” (karışım) terimi içinde ifade edilmiştir.

Çalışan kadın iş gereği,işin zaruri kıldığı ölçüler içinde erkeklerle beraber ve yan yana olabilirler. Ancak,bu beraberlik zaruret sınırını aşmamalı ve ihtilat ( karışım ) çerçevesine girmemelidir. İş yerlerinde amirler bu ölçüye özen göstermeli, Müslüman (dindar ) kadınları gereksiz ihtilata zorlamamalı, bunun için baskı yapmamalı, iş arkadaşları da kadınlara anlayış göstermelidirler.

Şehirler arası seyahatlerde kadınlarımızın yanına yabancı erkeklerin oturtulmaması, ikinci bir kadın bulunamadığı zaman koltuğun maddi fedakarlık yapılarak boş bırakılması takdire şayan bir davranıştır. Bu titizliğin devlet dairelerinde ve iş yerlerinde de gösterilmesini beklemek Müslüman (inandığını yaşamak isteyen) kadınların hakkıdır.” (Hayreddin Karaman Kadın ve Aile, s, 98)

Evet, İslam’ın aile anlayışındaki ölçü aşağı yukarı böyledir:

Bey evin dış işlerini ve ihtiyaçlarını karşılamalı, hanım da iç işlerini ve hizmetlerini görmelidir.

Aralarında yardımlaşma her zaman mümkündür. Ancak hanım dış işte çalışma zaruretini duyarsa, bunun şartlarını beyiyle konuşup birlikte karar vermeli, çalışma mekan ve şartları müsait değilse bunda ısrarcı olmamalı, ailenin mutluluğunu en başta tutmalıdır

“Erkek, kadın, inanmış olarak kim iyi iş işlerse ona hoş bir hayat yaşatacağız”.. (Nahl Suresi, 97)

“Ben sizden erkek ya da kadın olsun çalışan hiç kimsenin amelini zayi etmeyeceğim. Hep birbirinizdensiniz”. (Al-i İmran Suresi, 95)
 
Kayıtlı

izy74

  • Laİlaheİllallah
  • ****
  • DUÂ: 128
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 949
Ynt: KADININ KOCASINA KARŞI VAZİFELERİ!!
« Yanıtla #1 : 28 Ocak 2010, 02:01:23 »
Aro2 emegine saglik ,her muslumanin bilmesi gereken konular . Rabbim sizden razi olsun     tvhd
Kayıtlı
Ne ki SEVDA: Hakka sevdalanmadıktan sonra..
Ne ki HAYAT: Hakkı yaşamadıktan sonra..
Ne ki KAVGA: Hak yolunda olmayınca..
Ne ki ÖLÜM: Şehadet vurmayınca...

Elbet bende birgun olecegim

aksi seda

  • La Hukme iLLaLLaH
  • *****
  • DUÂ: 214
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 1477
  • Hz. Fatıma gibi olmadan Hz.Ali gibisini bulamazsın
Ynt: KADININ KOCASINA KARŞI VAZİFELERİ!!
« Yanıtla #2 : 30 Haziran 2010, 23:57:12 »
  İslam'da Kadını Kocasına, Kocanın Eşine Karşı
İslam'da Kadının Kocasına, Kocanın Eşine Karşı Sorumlulukları?
Aile ve aile fertlerinin karşılıklı görevleri pedagoji, sosyoloji, hukuk vb bilimlerin alanına giren önemli konulardan biridir Bu bilimlerin her biri, farklı bir açıdan bu konuya yaklaşmıştır Biz burada bu yaklaşımların tümüne değinecek durumda değiliz Sadece konuya bir eğitimci gözüyle bakıp neşeli ve huzurlu bir hayat için gerekli olan hususları açıklamak istiyoruz Bu amaçla karı kocanın görevlerini üç bölümde ele alıyoruz

1 Karı kocanın karşılıklı görevleri

2 Kocanın görevleri
3 Kadının görevleri

Hemen belirtelim ki bu bölme, ev ve karı koca ile sınırlı bir bölmedir Eğer bu çerçevenin dışına çıkacak olursak, başka görevler de gündeme gelir Eşlerin ailelerinin görevleri, toplumun karı koca karşısındaki görevleri, devletin bu husustaki görevleri vs gibi Ancak bu kısa yazıda onlara değinmemiz mümkün değildir Dolayısıyla bu üç görevi esas alarak yazımızı üç bölüme ayırıyoruz Her bölümde kısaca bu görevlerin bir kısmına değineceğiz



a) Karı kocanın karşılıklı görevleri



1 Karşılıklı saygı, Karı kocanın birbirine saygı göstermesi ailenin ruh sağlığı, sevginin artması ve aile temelinin sağlamlaşması açısından büyük öneme sahiptir Bu saygı, karı kocanın birbirinin kişiliğine değer vermesini; birbirinin görüşlerine, düşüncelerine ve zevklerine saygı duymasını kapsar ve hayatlarının tüm alanlarını güzel etkisi altına alır



2 Karşılıklı sevgi, İnsanların birçok duygusal ihtiyacı vardır ki en önemlilerinden biri de, sevgiye olan ihtiyaçtır Karı ve koca, birbirinin sevgisine ve ilgisine mazhar olmayı severler Sevgisiz yaşamın cazibesi yoktur; insanların çoğu ondan kaçar Allah'ın Elçisi Peygamberimiz Hz Muhammed (sav) buyuruyor ki "Erkeğin, karısına 'Seni seviyorum' demesi, hiçbir zaman onun kalbinden çıkmaz"



3 Affedici ve bağışlayıcı olmak, Karı kocanın birbirinin hataları ve yanlışlarını affedip görmezlikten gelmesi, aile ortamında büyük öneme sahiptir Bu hususa dikkat etmemek, aileye hâkim olan samimiyet ve huzur ortamını huzursuzluk, kötümserlik, asabîlik ve memnuniyetsizlik ortamına dönüştürür Ruhun sakinliği, kinin bertaraf olması, izzetin artması, ömrün uzaması vs, hadislerde affedici ve bağışlayıcı olmanın etkilerinden sayılmıştır İmam Sadık (ra) şöyle buyuruyor, "Üç şey dünya ve ahiretin yüceliklerindendir: Sana zulmedeni bağışlaman, seninle ilişkisini kesenle ilişki kurman ve sana karşı cahilce davranana karşı sabırlı ve halim olman"



4 Sorumluluk almak, Aile mutluluğunun temininde etkili olan amillerden biri de, eşlerin karşılıklı sorumluluk duygusuna sahip olmasıdır Kadın ve erkek, müşterek bir yaşamı kabullenmekle, aile kurmadan önce üzerlerine görev olmayan birtakım sorumluluklar aldıklarını bilmelidirler Bu sorumluluklar, kadın ve erkeğin yetenekleri, yetkileri ve özel koşulları dikkate alınarak belirlenir Geçimi sağlamak, aileyi idare etmek, eşlik görevlerini yapmak, çocukları eğitmek vs gibi Bu duygunun varlığı, aile bağının güçlenmesine ve ruhun huzurlu olmasına sebep olur



5 Ahlâk: Ahlâk, insan hayatında önemli ve belirgin bir niteliktir İnsanlara, özellikle de eşe ve çocuklara karşı güzel ahlâklı olmak, insanın kişiliğinde derin bir etki bırakır; toplumu ve aile ortamını sefa ve samimiyetle doldurur Güzel ahlâkın olmayışı da, hayatı karartır ve asabîlik, asık suratlılık, sabırsızlık, bahanecilik vs gibi olumsuz yan etkilere neden olur, korku, kaygı, kişilik kaybı vs gibi etkileri beraberinde getirir Tatlı dillilik, insanlara saygı göstermek, alçak gönüllülük, geniş kalplilik, selâm vermek, hâl hatır sormak ve şefkat göstermek, güzel ahlâklılığın tecellilerinden sayılır



6 İyimserlik, Tarafların birbirine güvenmesi, müşterek hayat için büyük bir sermayedir Nitekim güvensizliğin de hayatta birçok menfi etkisi vardır Kötümser bir kimse, negatif ve hasta bir ruha sahiptir Onun ruh sağlığı ve dengesi bozuktur Kötümserlik sonucu eşine güveni olmayan bir insan, aile hayatının sefa ve huzurundan mahrum kalır Böyle bir insan, sosyal ilişkilerde de başarılı olamaz Çünkü başkaları hakkında kötü zan besleyen biri, dostları ve arkadaşlarını kaybeder ve yalnız kalır İmam Ali (ra) buyuruyor ki, "Bir insana kötümserlik galip gelirse, onunla hiçbir dostu arasında barış ve huzur kalmaz"



7 Rıfk ve müdara, Eşlerin birbirine karşı görevlerinden biri de, rıfk ve müdaradır Şöyle ki; eşimizin kusurları, eksiklikleri ve hoşlanılmayan davranışları karşısında sert bir tepki göstermemeli ve şiddete başvurmamalıyız, tam tersine, şefkat ve samimiyetle yaklaşmalıyız Çünkü kadının da, erkeğin de sözlerinde ve davranışlarında karşı tarafın hoşlanmayacağı eksikliklerinin olması doğaldır Ne var ki müdara etmek, eşimizin kusurları ve eksiklikleri karşısında umursamaz olmamız anlamına gelmez Müdaranın anlamı, eşimizin kusuru veya eksikliğini gidermeye çalışırken onun kapasitesini göz önünde bulundurmamız, yapabileceğinden fazlasını ondan beklemememiz ve istenmeyen özellikleri karşısında büyük insanlara yakışan bir davranış sergilememizdir



8 İffetli ve namuslu olmak, Günümüz toplumunda bu özellik, genellikle kadınlardan beklenir Ancak hadislerin bu husustaki bakış açısı daha geniştir Hadislerde, iffetli olmak, karı kocanın karşılıklı görevlerinden biri ve en üstün ibadet olarak sayılmıştır Hz Ali'nin (ra) tabiriyle iffet, şehvetler karşısında direnmektir Bu da hem kadından ve hem de erkekten istenilen bir şeydir Hadislerde, karı kocaya, birbiri için süslenerek iffetlerini korumada birbirine yardımcı olmaları tavsiye edilmiştir İffetli olmak; eşin kirli insanlardan korunması, aile bağının güçlenmesi, eşin güvenini kazanmak vs gibi faydaları beraberinde getirir



9 Birbirini anlamak, Ailevî sorunların birçoğunun temelinde eşlerin birbirini anlaması yatmaktadır Eşinin içinde bulunduğu şartları ve yaşadığı sıkıntıları anlayan bir kimse, onun iyiliklerini daha iyi derk eder ve zahmetlerinin kadrini bilir Eşini anlamayan bir kimse, onun bütün çabalarını görmezlikten gelir, kusurları ve eksiklerini gözünde büyütür; zahmetlerinin kadrini bilmediği ve onu teşvik etmediği gibi, iğneli ve kinayeli sözleriyle de onu incitir ve yaşama sevincini ondan alır Gurur ve kibirden kurtulmak, birbirinin ruh hâllerini ve sıkıntılarını bilmek, eşlerin birbirini anlaması yolunda atılacak ilk adımlardır
b) Kocanın görevleri


1 Aile müdüriyeti, Çünkü o, bedenen daha kuvvetlidir ve aileyi idare etmek için daha güçlüdür Kadın, tıpkı gül gibidir; gül, yakıcı güneşe, rüzgâra ve kasırgaya dayanamadığı gibi kadın da, ağır ve yıpratıcı sorumluluklara dayanamaz



İmam Ali (ra), oğlu İmam Müçteba'ya şöyle vasiyet etmiştir "Kadına, şahsî işlerinden fazlasını yükleme Çünkü o, reyhandır, kahraman değildir"



Erkeğin sorumlulukları, sadece ailenin geçimini sağlamakla sınırlı değildir Aile fertlerine doğru yolu göstermek, eğitim ve terbiyelerine nezaret etmek, onlara iyiliği emretmek, ahlâkî yönden sapmalarına engel olmak vs erkeğin önemli vazifelerindendir Dikkat edilmesi gereken husus ise şudur, Erkeğin aile müdüriyetinde başarılı olması, ancak aile fertlerinin gönüllerine taht kurmasıyla mümkündür



2 Ailenin geçimini sağlamak: Evin asıl işlerini idare etmek kadının sorumluluğunda olduğu için, doğal olarak erkek de ailenin geçimini temin etmelidir Ancak bunu minnetsiz bir şekilde yapmalıdır Çünkü bu, aile reisliğinden dolayı üzerine düşen bir görevdir



3 Aileyi rahat yaşatmaya çalışmak, Aile bireyleri, geçimlerinin temininin yanında nispî bir refah içinde yaşayabilmeleri için erkeğin cömertliğine muhtaçtırlar Bu yönden bir kısma ve kısıtlamayla karşı karşıya kalırlarsa, birçok ruhsal ve bedensel darbeye maruz kalırlar Ancak aileyi rahat yaşatmak, savurganlık yapmak ve israf etmek anlamına gelmemektedir Bunun anlamı, cimrilik yapmamak ve erkeğin ekonomik imkânlarına uygun biçimde aileyi refah içinde yaşatmaya çalışmaktır İmam Rıza (ra) buyuruyor ki "Erkeğin, ailesinin geçimini kısmaması gerekir ki ölümünü arzu etmesinler"



4 Diktatörlükten sakınmak, Erkek, her ne kadar ailenin reisi ise de, emir ve nehiyde bulunmaktan sakınmalıdır; eşinin ve çocuklarının görüşlerini dikkate almalıdır Kendini beğenmişlik ve yersiz sıkmalar, ailede diktatörlük düzeninin hâkim olmasına sebep olur; sağlıklı aile ilişkilerine ve çocukların doğru biçimde eğitilmesine zarar verir Bu husus o kadar önemlidir ki Resulullah (saa) şöyle buyurmuştur: "Mümin, ailesinin yemek istediğini yer Ama münafık, kendi yemek istediğini ailesine yedirir"

Kayıtlı


birgün dünyaya ait büyük bir derdin olursa Rabb,ine dönüp,"benim büyük bir derdim var"!deme,derdine dönüp"benim büyük bir Rabbim var!"de 

aksi seda

  • La Hukme iLLaLLaH
  • *****
  • DUÂ: 214
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 1477
  • Hz. Fatıma gibi olmadan Hz.Ali gibisini bulamazsın
Ynt: KADININ KOCASINA KARŞI VAZİFELERİ!!
« Yanıtla #3 : 30 Haziran 2010, 23:57:46 »

c) Kadının görevleri



1 Kocasının sırlarını korumak: Kadın, asla kocasının sırlarını ifşa etmemelidir Aksi hâlde kocasının güvenini kaybeder Bazı erkeklerin işleri hakkında hanımına fikir danışmamasının bir nedeni de, hanımının sır saklayacağından emin olmaması ve söylediği şeyin ertesi gün ağızdan ağza dolaşmasından korkmasıdır



2 Kocasının işine yersiz yere karışmamak: İnsan, fıtrî olarak özgürlük ve bağımsızlık ister Bu eğilim, erkeklerde daha güçlüdür Hanımlar, hayırhahlıklarının her zaman kocalarının yararına olacağını zannetmesinler Bu konu, evlilik hayatında zaman zaman ciddî krizlere yol açabilir Bu yüzden erkeğin bağımsızlığına zarar vermemeye çalışın



3 Evi idare etmek, Evi idare etmek ve ev işlerini evirip çevirmek, hukukî olarak kadının sorumluluğunda olmasa da, ahlâkî olarak onun görevlerinden sayılmıştır Evi idare etmek, oldukça önemli bir iştir Maalesef yalnızca ev işlerini yapan kadınlar (ev kadınları), kendilerinin ve yaptıkları işin gerçek değerini bilmiyorlar Gerçek bir ev kadını, önemli bir birimin tüm işlerini tek başına yapan liyakatli bir müdürdür Hem plânlayıcı, hem uygulayıcıdır Uluslararası çapta kariyer sahibi olan birçok erkek, bu başarısını "bir ev kadını"nın tedbiri, ahlâkı ve liyakatine borçludur



4 Ailenin harimini ve değerlerini korumak: Kadının kocası hakkındaki en büyük vazifesi, erkeğin evdeki namusu ve vekili olarak davranışları ve sözleriyle ailenin harimini ve değerlerini korumaktır Böyle bir kadın, hem kocasının malını korur, israfa ve lükse kaçarak kocasının servetini zayi etmez; hem tehlikeler karşısında aile haysiyetini ve kocasının şerefini korur; hem de tesettüre riayet ederek namahremlere karşı örtünür



Kocanın cinsel ihtiyacını karşılamak, onu övüp teşvik etmek, sevgiyi şarta bağlamamak vs de, riayet edilmesi hâlinde hayatı neşeli ve sefalı kılacak olan diğer hususlardandır

 
Kayıtlı


birgün dünyaya ait büyük bir derdin olursa Rabb,ine dönüp,"benim büyük bir derdim var"!deme,derdine dönüp"benim büyük bir Rabbim var!"de 

AMENNA!!

  • Laİlaheİllallah
  • ****
  • DUÂ: 55
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 556
  • İşittik, İtaat Ettik !
Ynt: KADININ KOCASINA KARŞI VAZİFELERİ!!
« Yanıtla #4 : 01 Temmuz 2010, 20:28:50 »
Mesela, bir kadın yemek yapmak veya kendi çocuğuna bakmak zorunda değildir.
 


biraz açarmısınız eskiden hanımın birinin ben çocuğumu emzirmeye mecbur değilim gibi sözler söylediğini duyardık  bunlar doğru şeyler mi?
Kayıtlı

Zeynepder.

  • AYAĞINI DENK AL İSRAİL,SENİN NÜFÜSUN KADAR BİZİM SOKAKLARIMIZDA GEZEN KÖPEKLERİMİZ VAR!!
  • La Hukme iLLaLLaH
  • *****
  • DUÂ: 351
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 3432
  • ÇOKŞEY BİLMEK NEYE YARAR?HADDİNİ BİLMEDİKTEN SONRA
Ynt: KADININ KOCASINA KARŞI VAZİFELERİ!!
« Yanıtla #5 : 02 Temmuz 2010, 02:34:25 »
Mesela, bir kadın yemek yapmak veya kendi çocuğuna bakmak zorunda değildir.
 


biraz açarmısınız eskiden hanımın birinin ben çocuğumu emzirmeye mecbur değilim gibi sözler söylediğini duyardık  bunlar doğru şeyler mi?

amenna kardeşimiz,herne kadar ilmen buna ehliyetim yoksada konuyu paylaşan olarak bunu cevaplamak istiyorum.
bir kadın ev işlerini yapmaya mecburmudur diye soracak olursak''kadın eşinin meşru isteklerine itaat etmesi üzerine farz'dır'' hükmü gereğince,ev işleri de meşru olduğuna göre eşini memnun etmesi bakımından evet ev işlerini yapmak mecburiyeti vardır diyebiliriz.üstelik aslan yattığı yerden belli olduğuna göre kadının ev işlerini savsaklaması hem evde huzur bırakmaz hemde hangi kadın pislik içinde yaşamayı sever ki? diye düşünüyorum .temizlik imandan değilmidir?hem peygamberimiz(s.a)kızı fatima(r.a)'yı evlendirirken ona nasihat babında söylediği sözler de''dışarı işlerini hz.Ali'nin,içerinin işlerini de kızının'' yapmasını tavsiye etmiyor mu?onun tavsiyesi,isteği bizler için emirdir.

kadının çocuğunu emzirmesi konusuna gelince bu konu tartışılır bir konudur.
 “Çocukların, annelerinin nafakaları ve elbiseleri kendileri için çocuk doğurdukları (kocaları) üzerinedir." (Bakara 233) ayeti sebebiyle kadının çocuğunu emzirme şartı yoktur,ona bu konuda cebr edilemez diyen alimler mevcuttur.cebr konusunda tek şart ''çocuğun başka memeyi tutmaması'' gösterilir.öte yanda bir gerçek var ki sadece anneler bilir.anne kalbi,hele de imanlıysa  mecbur olmadığı müddetçe(annenin sütünün olmaması,bulaşıcı bir hastalık) şartların dışında çocuğunu kucağına ilk aldığı anda onu emzirme isteği duyar.bu fıtridir.hangi anne zorlukla hayata getirdiği evladını mecbur olmadan sütünden mahrum bırakır ki?sadece kadınlık ruhu taşımayan,bencil,imansız bir anne bunu reddedebilir oda anne sayılmaz zaten.
benim bu konuda ki naçizane fikrim budur.kabul edilir yada edilmez.
şimdi diyeceksiniz ki bu düşüncedeyseniz niye yukarıda ki makaleyi paylaştınız.inanın bu kısmı gözümden kaçmış.haklarınızı helal ediniz.
selam ve dua ile
Kayıtlı

Ubeydullah

  • Laİlaheİllallah
  • ****
  • DUÂ: 56
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 586
  • ~DİN NASİHATTİR~
Ynt: KADININ KOCASINA KARŞI VAZİFELERİ!!
« Yanıtla #6 : 08 Aralık 2010, 13:44:44 »
 Kocaya itaat: Peygamberimiz ( a.s.m.)" bir kadın kocası kendisinden memnun olarak ölürse cennete girer." buyurmuşlardır.Her müslüman kadının bilmesi gereken bir konu ALLAH razı olsun....
« Son Düzenleme: 09 Aralık 2010, 15:33:41 Gönderen: SeVDe_NuR »
Kayıtlı
LailaheillALLAH

Abbas

  • Elhamdülillah
  • **
  • DUÂ: 14
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 233
Ynt: KADININ KOCASINA KARŞI VAZİFELERİ!!
« Yanıtla #7 : 08 Aralık 2010, 16:59:48 »
peki erkeğin karısına karşı vazifeleri nelerdir? maddelerseniz sevinirim.en az kadının erkeğe karşı olan vazifesi kadar önemlidir bu konu.

Kayıtlı
"iman insanı insan eder; belki insanı sultan eder."(ustad said i nursi)

"batıl, şişirilmiş bir balona benzer... havasını alırsanız söner."(ustad murtaza mutahhari)

bir salavat...


aksi seda

  • La Hukme iLLaLLaH
  • *****
  • DUÂ: 214
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 1477
  • Hz. Fatıma gibi olmadan Hz.Ali gibisini bulamazsın
Ynt: KADININ KOCASINA KARŞI VAZİFELERİ!!
« Yanıtla #8 : 17 Aralık 2010, 13:55:18 »
Erkek, ailesinin geçimini sağlamalıdır

İslâm dini aile içinde yapmış olduğu iş taksiminde ev işlerini kadına, dış işleri de erkeğe yüklemiştir. Bu sebeple evin ve ailenin bütün ihtiyaçlarının temin edilmesi görevi erkek üzerine yüklenmiştir ve bu vazifenin farz olduğu bildirilmiştir.

“…Erkekler, kadınlar üzerine hâkimdir (onların reisidir)ler…” (Nisa, 34)

“Mallarından infak etmeleriyle…”diyerek mihir ve nafaka gibi kadının ihtiyaçlarını görmeye erkek mecburdur.” (Kadı Beyzavi Tefsiri)

“Her biriniz birer çobansınız ve her biriniz güttüğünüzden sorumlusunuz… Evin erkeği bir çobandır, aile bireylerinden sorumludur. Kadın, kocasının evi içinde bir çobandır ve güttüğünden mesuldür.” (Buhari)

Hakîm İbnu Mu'âviye babası Mu'âviye'den (ra) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resûlü! dedim, bizden her biri üzerinde, zevcesinin hakkı nedir?"

"Kendin yiyince ona da yedirmen, giydiğin zaman ona da giydirmen, yüzüne vurmaman, takbîh etmemen, evin içi hariç onu terk etmemen." (Ebu Davud)

Muaviye el-kuşeyri'den; demiştir ki: Resûlullah’ın (asm) yanına varıp; Hanımlarımız hakkında ne dersiniz? diye sordum da; "Yediklerinizden onlara da yediriniz, giydiklerinizden onlara da giydiriniz, onları döğmeyiniz ve kötülemeyiniz" buyurdu. (Beyhaki)

Allah Resûlü (asm) de veda haccı hutbesinde şöyle demiştir: "Kadınlar konusunda Allah'tan korkun ve bilin ki, siz onları Allah’ın emanetleri olarak yanınızda bulunduruyorsunuz." (Müslim)

Yukarıdaki hadislerden de anlaşılacağı üzere, erkek evinin geçimini sağlamakla vazifelidir. Ahirette bundan mesul olacaktır.

Ailesinin geçimini sağlamak isteyen erkeğe Allah (cc) yardım eder

Ebu Hureyre’den (ra) rivayetle:

"Allah aile fertlerinden geçim yükü ölçüsünce yardım, bela ölçüsünce sabır verir." (Camiü’s-Sağir)

Enes’den (ra) rivayetle:

Allah bir kula aile, mal ve çocuk gibi bir nimet verir, o da “MaşâALLAH , la kuvvete illâ billâh (Allah dilediğini yapar. Kuvvet ancak Allah’ın yardımıyladır) derse, o nimet hakkında ölüm ve dışında hiçbir afet görmez. (Camiü’s-Sağir)

Erkek, ailesinin geçimini helal yoldan sağlamalıdır

Erkek, eşinin ve çocuklarının rızkını helâl yoldan kazanmalı ve asla harama sapmamalıdır. Böyle yaparsa çocukları da, terbiyeli, temiz ve doğru dürüst olur. Bunun tersini yapar da, aile ve çocuklarının yeme içme ve giyimlerinde harama saparsa kıyamet gününde bu yaptıklarından mesul olacağını bilmeli ve haram nafaka ile beslediği çocuklarından kendisine bir hayır gelmeyeceğini unutmamalıdır. Ayrıca yarın kıyamet gününde onun çoluk çocuğu yakasına yapışacak ve: “Ya Rabbi! O bizim haberimiz olmadan bize haram yedirdi. Bize öğrenmemiz gereken şeyleri öğretmedi. Bizi cahil bıraktı, ondan hakkımızı al.” demek suretiyle davacı olacaklardır.*

Bazı günahlar vardır ki sadece ev halkının hacetini gidermekle affolunur

Helâl rızık ve helâl kazancın ahlâk üzerindeki tesiri çok büyüktür. Erkeğin çoluk çocuğunun rızkını temin sebebiyle çektiği sıkıntılar sebebiyle günahları af olur. Çünkü Resûlullah (asm) şöyle buyuruyor:

“Helâl mal talebiyle yorulup akşamlayan kimse kötü günahları af olmuş halde geceler.”

“Günahlardan öyleleri vardır ki, onlar namaz kılmakla, oruç tutmakla ve hacca gitmekle af olmaz. (O günahlar) sadece çoluk çocuğunun nafakası için çekilen sıkıntılar sebebiyle af olunur.” *

Erkekler kadınlar üzerinde hâkimdirler, ev halkından sorumludurlar

Ailevi hayatın güzelce devam edip bozulmaması için son sözü söyleyecek bir merciin olması lazım geliyor. Bu özelliği de Allah (cc) erkeğe vermiştir. Çünkü bir işe birden fazla el karışırsa o iş karışır. Zaten idarenin bir merkezde olması kâinatta devam ede gelen ilahi bir kanundur. Bu adalet ve istikamet vesilesi olsun diye verilmiştir. Eğer su’-i istimal edilerek zulme ve vesile edilirse cezasız kalmaz. Bu hakikati su’-i istimal edenlere binaen reddetmek ise sosyal hayatın temel taşını teşkil eden ailevi saadeti yok etmek demektir ki, buna riayet etmeyen ailelere dikkat edilse sayamayacağımız kadar numuneler görmek mümkündür.

“…Erkekler, kadınlar üzerine hâkimdir (onların reisidir)ler…” (Nisa, 34)

Aile geçimi büyük ölçüde itaate dayanmaktadır. Kadınların kocalarına itaat etmeleri gerektiği yukarıdaki ayette de açıkça belirtilmiştir.

Enes (ra) Resül-ü Ekrem Efendimiz’in (asm) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

"Allahu Teâlâ her idareciyi idare ettikleri hakkında sorguya çekecektir. Haklarını gözetmiş mi, yoksa zâyi mi etmiş? Öyle ki, kişiyi aile fertleri hakkında bile sorguya çeker." (Buhari)

Erkeğin eşine karşı yumuşak huylu olması gerekir

Ailede huzur ve saadeti temin etmenin sebeplerinden ve erkeğin önemli vazifelerinden biri de karısına karşı güler yüzlü olmak ve ona karşı daima iyi davranmak, ufak tefek hatalarını görmezlikten gelmek ve kusurlarını güzellikle kendisine söyleyerek bir daha yapmamasına çalışmalıdır.

Kadın, kocasının her zaman kendisiyle ilgilenmesini ister ki, bu onun ruhen ihtiyaç duyduğu bir histir.

Kocasından bu sevgiyi görmeyen kadın çok üzüleceği gibi kocasına karşı da nefret duymaya başlar. Bu hâl sonunda aile huzurunun bozulmasına ve kadının başka taraflara meyletmesine ve helâl yollardan sapmasına bile yol açabilir.

Bu gibi durumlarla karşılaşan erkek üzülen karısını teselli için, “üzülme, boş ver, zararı yok, sen sağ ol” gibi sözlerle teselli etmeli ve üzüntüsünü gidermelidir.

“O’nun delillerinden biri de, kendilerine (meyledip) ülfet edesiniz diye kendi (cinsi) nizden size eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve bir şefkat kılmasıdır. Şüphesiz ki bunda, düşünecek olan bir kavim için nice deliller vardır.” (Rum, 21)

Hz. Aişe (ra) rivayet ediyor:

“Müminlerin iman bakımından en üstünlerinden bir tanesi de ahlakı en güzel olanı ve aile fertlerine en lütufkâr davrananıdır.” (İbn-i Mâce)

İbn-i Ömer’den (ra) rivayetle:

“Bir aileye yumuşaklık verilmişse, bu mutlaka onlara fayda vermiştir.” (Camiü’s-Sağir)

İbn-i Abbas’tan (ra) rivayetle Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuşlardır:

“Bir ev halkı birbirlerine iyilik ve ikramda bulunduğunda Allah üzerlerine rızık akıtır ve Allah’ın himayesinde olurlar.” (Camiü’s-Sağir)

Ebu Said (ra) rivayet ediyor:

“Erkek hanımına, hanımı da beyine sevgiyle baktıklarında Cenab-ı Hak da onlara rahmet nazarıyla bakar. Şayet erkek hanımının ellerini ellerine alırsa, her ikisinin de günahları parmaklarının arasından dökülür.” (Camiü’s-Sağir)

Abdullah bin Amr’dan (ra) rivayet edildiğine göre: Resûlullah (asm) şöyle buyurdu, demiştir:

“Sizin en hayırlılarınız, karılarına en iyi olanlarınızdır." (Sünen-i İbn-i Mâce)

Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: "Resulullah (asm) buyurdular ki: "Kadınlara hayırhah olun, zira kadın bir eyeği kemiğinden yaratılmıştır. Eyeği kemiğinin en eğri yeri yukarı kısmıdır. Onu doğrultmaya kalkarsan kırarsın. Kendi hâline bırakırsan eğri halde kalır. Öyleyse kadınlara hayırhah olun." (Buhari)

Hadis kadınların kendilerine has tabiatları olduğuna, bu tabiatın fıtri olup istenen şekilde değiştirilemeyeceğine, onu kendi tabiî şekliyle kabul etmek, mevcut hali üzere uyum yapma yolları aramak icabettiğine, onların eğriliklerine tahammül etmek gerektiğine dikkat çekiyor. Aksi halde istenen şekilde bir istikamet vermek, onu kırmak demek olacaktır.

Resulullah (asm) kadınların hassas bir mizaç üzere yaratıldıklarına, onlara iyi muamele yapıldığı takdirde onlarla uyum içinde yaşanabileceğine dikkat çekmektedir. İmam Gazâli: "Kocanın karısı ile iyi geçinmesi, ona karşı güzel ahlakla muamelede bulunması, kadının hakkıdır. Güzel ahlaktan murad kadına eza-cefa etmemek değil, onun ezasına tahammül göstermektir, Resulullah'ın (asm) yolundan giderek kadının taşkınlık ve gazabına karşı halîm selîm davranmaktır" der. Bazı âlimler bu hadiste Resulullah'ın kadınlara olan şefkat ve merhametini görürler.

Âlimler kadınların eğriliği deyince onların hırçınlığı, hissiliği, aklen zayıf oluşu, en basit bir hâdisede boşanma taleb etmesi, kocanın gücünü aşan talep ve isteklerde bulunması, aile sırrını ifşa etmesi, nankörce davranması, dedikodu yapması gibi umumiyetle fıtrî olan zaaflarını anlarlar. Şu halde Resulullah, sadedinde olduğumuz hadiste, kadınların bu fıtrî hallerine dikkat çekerek, onların bu zaaflarını gidermeye kalkma yanlışlığına düşmeden, bu hallerine tahammül ederek geçinme yollarını aramayı tavsiye etmektedir. Onlarla güzel geçinmede nebevî tavsiyenin esası tahammül, anlayış ve iyi davranıştır.

Amr İbnu'l-Ahvas (ra) anlatıyor: "Resulullah (asm) buyurdular ki: "Kadınlara karşı hayırhah olun. Çünkü onlar sizin yanınızda esirler gibidirler. Onlara iyi davranmaktan başka bir hakkınız yok, yeter ki onlar açık bir çirkinlik işlemesinler. Eğer işlerlerse yatakta yalnız bırakın ve şiddetli olmayacak şekilde dövün. Size itaat ederlerse haklarında aşırı gitmeye bahâne aramayın. Bilesiniz, kadınlarınız üzerinde hakkınız var, kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakkı var. Onlar üzerindeki hakkınız, yatağınızı istemediklerinize çiğnetmemeleridir. İstemediklerinizi evlerinize almamalarıdır. Bilesiniz onların sizin üzerinizdeki hakları, onlara giyecek ve yiyeceklerinde iyi davranmanızdır." (Tirmizi)

Yukarıdaki hadisten çıkarılan hükümler;

Kadınlara iyi muamelede bulunmak gerekir. Onlara gösterilecek yakınlık, mübah meseleler çerçevesinde sohbet, mizah bu iyi muamelenin bir parçasıdır.

Erkek hanımına mizah yapmalı, şakalaşmalı, kadının şımarmasına meydan vermeyecek ölçüde kendisini sevdiğini ihsas etmeli ve hatta söylemelidir.

Kadınların, kocalarına sâdık ve vefâdar olmalı, nazarlarını onlara hasredip, iyiliklerine şükranda bulunmalıdır.
Nevevî, Resulullah'ın (asm), erkekleri kadınlara küsüp darılmaktan yasakladığını belirtir. Çünkü bazı huyları hoş olmasa bile, mutlaka hoşlanacağı başka huyları vardır. Sözgelimi kadın hırçın ve huysuzdur ama dindardır, namusludur, ailesine, çocuklarına düşkündür. Şu halde, Aleyhissalatu vesselam, erkeklerin, kadın tabiatı hakkında sağlıklı bir telâkkiye kavuşarak onlar karşısında sabırlı ve anlayışlı olmalarını sağlamaya çalışmaktadır. (Kütüb-i Sitte)
Kayıtlı


birgün dünyaya ait büyük bir derdin olursa Rabb,ine dönüp,"benim büyük bir derdim var"!deme,derdine dönüp"benim büyük bir Rabbim var!"de