SAĞLIK KÖŞESİ {Dr.Derya} > Çocuk Sağlığı

ENFEKSİYON HASTALIKLARI

(1/1)

Dr.Derya:
-ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI:


Okulların açılıp havaların soğumaya başlaması ile nezle,anjin,sinüzit,farenjit,larenjit veorta kulak iltihabı gibi enfeksiyonlar da artar..Şimdi bunları kısa kısa gözden geçirelim:

NEZLE:
Burun mukozasından eğer rhinovirus ailesinden bir virüs girerse o zaman nezle oluruz.
Burun akar, tıkanır hapşırıklar artar, hafif ateş ve halsizlik hissedilir. Basit önlemlerle atlatılabilecek bu durumda, korktuğumuz, çocukta komplikasyon gelişmesidir. Nezle iyi tedavi edilmediği zaman orta kulak iltihabına, sinüzite veya bronşite yol açabilir. Halbuki yapılacak şey basittir. Burun açıcı ilaçlar şurup veya damla olarak 2-3 gün kullanılmalıdır. Antibiyotiğe hemen başlanmamalı, ateş düşürücü ağrı kesici ilaçlar kullanılmalıdır.

-ANJİN :
Çocuğunuz okuldan ateşler içinde ve boğaz ağrısıyla gelir, tükürüğünü bile yutamaz durumdaysa; ağzını açtırıp, içine baktığınızda, kocaman, üzeri beyaz noktalarla kaplı, iki kırmızı bademcikle karşılaşırsınız. Çocuğunuz anjin olmuştur. Bazı çocuklar en azından bir kez boğaz ağrısı ve ateşle yatağa düşer ve 3 gün okula gidemezler. Bazıları ise her ay bir kez anjin olurlar. Anjin, ateşli boğaz ağrısı, bademciklerin şişip üstlerinin beyaz iltihap odaklarıyla kaplanması durumudur. Çocukluğunda bu hastalığı geçirmemiş kimse hemen hemen yok gibidir.

Bademcikler, lenf dokuları olup, boğazın girişinde, iki tarafa yerleşmiş küçük organlardır. Görevleri vücudun bağışıklık sisteminin oluşmasına yardımcı olmaktır. Boğaz yoluyla gelen mikroplar bademcik üzerinde tutularak, onlara karşı antikor denilen bağışıklık proteinleri oluşturulur. Bu görev, vücudun bağışıklık sistemi kurulana, yani 5-6 yaşına kadar devam eder. Anjinler çok çeşitli mikroplarla oluşmakla beraber daha çok beta hemolitik streptokoklarla oluşur. Beta hemolitik streptokokların romatizma ile ilişkisi bilindiğinden, bu hastalıktan korkulmaktadır. Çocuğunuzun anjini, birçok sıradan mikropla oluşabileceği gibi, bazen de enfeksiyoz mononükleoz gibi, özel mikroplarla da oluşabilir. Öpücük hastalığı da denilen bu hastalık daha çok büyük çocuklarda görülür. Bu hastalıktaki bazı özellikler arasında boyunda çok sayıda lenf bezi şişmesi, yüksek ateş, genel durum bozukluğu ve bademcikler üzerinde kötü kokulu tabaka oluşumu sayılabilir. Epstein Barr virüsünün yaptığı bu hastalıkta, karaciğer büyüyebilir ve deri döküntüleri olabilir. Bu hastalığın teşhisini koymak çok kolaydır. Laboratuarda yapılan bir MNI test birkaç saat içinde tanıyı koydurur. Tedavisinde bazı penisilin türü antiyotikler dışında, bir antibiyotik, bazen de kortizon kullanmak gerekebilir.

Anjinlerden, neden oldukları akut eklem romatizması ve buna bağlı kalp kapakcığı sorunları nedeniyle korkulmaktadır. Ancak ilaç sorunu olmayan ülkelerde bu komplikasyon hemen hemen tamamen ortadan kalkmıştır. Anjinin diğer bir özelliği abseye yol açmasıdır. Abseleşirse boşaltılması gerekmektedir. Sık tekrarlayan anjinler kronik hale gelebilir.

Üç yıl üst üste 3 kez anjin, 2 yıl üst üste 5 anjin, bir yılda 7 den fazla anjin kronikleşme gösterir. Bademciklerin görüntüsü ve rengi de kronikleştiğinin habercisi olmaktadır. Bademcikler kronik hastalıklı hale gelirlerse ameliyatla alınmaktadırlar.

-SİNÜZİT:
Çocuklarda en sık görülen hastalıklardan biri de sinüzittir. Sinüzitlerde de en çok rastlanan mikroplar, orta kulak iltihaplarında görülen hemofilus influenza ve streptokkous pnömonia cinsi mikroplardır. Burun tıkanıklığı ve iltihaplı akıntının yanında, yüz kemiklerinde şiddetli ağrılar başlar. Ağrı, baş öne doğru eğilince artmaktadır. Göz yaşarması, göz etrafında şişlik, 38 i geçmeyen ateş, yüze basma ile ağrının artması sinüzitin diğer belirtileri arasındadır. Muayenede bütün burun mukozasının şiş ve ileri derecede kızarık olduğu görülür. Tedavi, antibiyotikler ve burun açıcı ilaçlarla yapılır. Tedavi süresi 10 günden az olmamalıdır. İyi tedavi edilmemiş sinüzitler komplikasyon yaratabilir. İltihap göz ve beyin zarına yayılabilir. Ancak bu komplikasyonlar çok sık görülmez.

-FARENJİT:
?Ya çocuğum farenjit olursa?? Aynı sınıfta okuyan Feride?nin farenjit olduğunu arkadaşınız olan annesinden duydunuz... Farenjit bulaşmaz mı? Bulaşırsa ne olur?

Farenjit bulaşıcıdır. Farenjit hafif ateşle başlar, burun tıkanıklığının yanında burun arkasına akıntı, boğaz mukozasında yer yer kızarıklıklar ve iltihaplı salgılar görülür. Kulak zarı da kızarmış olarak görülebilir. Boyunda ele lenf bezleri gelir. Kendiliğinden 4-5 gün içinde geçen farenjit, genellikle viral bir hastalık olduğundan antibiyotik kullanılması şart değildir, ama ateş 2 günden fazla sürerse o zaman antibiyotik verilebilir. Tedavisinde burun açıcı ilaçlar ve sprey şeklinde antibiyotikler kullanılır. Bazen farenjit aşağı inip bronşite de neden olur.

LARENJİT :
Larenjit her yaşta görülebilen iltihabi bir hastalıktır. Virüsler de mikroplar da gırtlağı ve ses tellerini iltihaplandırabilir. Ses kısılır ateş pek yükselmez. Farenjitin bronşite dönmesinde ara geçiş olabilir. Bazen şiddetlenip, çocukları ciddi solunum zorluğuna sokabilir. Sorumlular yine yukarıda adı geçen virüs ve mikroplardır genellikle. Tedavi ise antibiyotik ve solunum zorluğuna bağlı olarak da kortizondur. Solunumun tamamen tıkanıp soluk borusuna delik açma olayından bahis bile açmayalım. Çünkü bu bir annenin yaşayabileceği en sıkıntılı anlardan biridir. Ama trakeotomi denilen bu girişim gerçekten de hayat kurtarıcı bir girişimdir.


Bunun dışında okulların açılması havaların soğumaya başlamasıyla birlikte çocukların yakalanması olası daha birçok hastalık vardır. Sık görülmemekle beraber çocuklarda boyun abseleri, sellülitler, soğuğa bağlı yüz felçleri, lenf bezi iltihapları gibi çeşitli hastalıklar görülebilir.

-ALT SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI[/

Alt solunum yolu enfeksiyonlarında ise öksürük ve ateşe, hırıltılı soluma eşlik eder. Akut bronşiyolit virüslerin neden olduğu özellikle 3-6 ay arasındaki bebeklerde sık rastlanan alt solunum yolu enfeksiyonudur. Pnömoni ise akciğerlerin viral ya da bakteriyel mikroorganizmalar nedeniyle iltihaplanmasıdır, ciddi bir enfeksiyondur.

Alt solunum yolu hastalıklarında bakteri ile enfeksiyon riski yüksektir, tedavide antibiyotik ilaçlar kullanılır. Solunum güçlüğü olan, hızlı soluyan bebekler hastanede yatırılarak tedavi edilir.

Krup Sendromu : Mukozada ödem oluşması sonucunda üst solunum yolu tıkanıklığı tablosuyla kendini gösteren benzer klinik tablolara krup sendromu denilmektedir. Daha önceleri, difteriye krup sendromu, diğerlerine ise psödokrup (yalancı krup = difteri) denilirken günümüzde buna benzer tabloların hepsine birden krup sendromu denilmektedir. Bu tabloların ortak özelliği üst solunum yolu tıkanıklık bulguları (stridor, ses kısıklığı ve bazen havlar tarzda öksürük) ile karşımıza gelmesidir.
Krup sendromu denilince genellikle aşağıdaki klinik durumlar akla gelir:
- Viral krup
- Spazmodik (tekrarlayıcı) krup
- Bakteriyel trakeit
- Akut epiglottit

Viral krup: laringotrakeal enfeksiyonların %95'inden sorumludur. Etken genellikle parainfluenza virusudur. Yaşamın ikinci yılında en fazla görülür. Önce ateş, burun akıntısı ile başlar ve sonra nefes alma zorluğu (stridor), havlar tarzda öksürük ve ses kısıklığı olaya eklenir. Tedavide hava yoluyla verien kortizonlar (nebulize steroidler) yararlı olabilir.
Spazmodik krup’ta akşam çocuk yatarken herhangi bir şeyi yokken, gece aniden havlar tarzda öksürükle uyanır. Solunum zorluğu, hırıltılı solunum (Stridor) vardır. Nefes alıp verirken ısılık sesine benzer bir ses duyulur. Ateş görülmez. Zaman zaman aynı durum yineleyebilir. Altta yatan alerjik yapının sorumlu olabileceği düşünülmektedir. Tedavide soğuk buhar ve steroidler mukozadaki ödemi çözme açısından yararlı olabilir.
Bakteriyel trakeit ender görülen ancak tehlikeli bir tablodur. Klinik olarak ağır viral krup tablosuna benzer. Ancak bunda ateş yüksek olup ağır bir görünüm vardır; gittikçe ilerleyen solunum yolu obstrüksiyonu yapar. Etken genellikle S. aureus ya da H.influenzae'dır. Balgam koyu ve yapışkandır. Tedavide antibiyotikler kullanılır. Sefuroksim gibi ikinci kuşak sefalosporinler yeğlenir.
Akut epiglottit seyrek görülen ancak yaşamı tehdit eden bir tablodur. Bir ile altı yaş arasındaki çocuklarda görülür. Etken H.influenzae tip B'dir. Viral kruptakinin tersine öksürük yok ya da çok azdır. Ateş çok yüksek olup toksik bir görünüm vardır. Çocuk hava yollarını açık tutmak için hareketsiz pozisyonda oturur, ağzı açıktır ve salyası akar. Yutma güçlüğü olduğundan yeme isteksizliği vardır. Dil basacağı ile ağız muayenesi çok tehlikeli olup solunum yollarının tam obstrüksiyonu ve ölüme neden olabilir. Bu hastalıkta dakikalar bile çok önemli olduğundan hemen yoğun bakım ünitesine alınmalı ve genel anestezi altında solunum tüpü takılmalıdır. Bazen de gırtlak bölgesinin açılarak solunum cihazına bağlanması gerekebilir. Tedavide gecikmeden ikinci (sefuroksim) ya da üçüncü (sefotaksim,seftriakson) kuşak sefalosporinler gibi antibiyotikler başlanır. Genellikle 5-7 günlük bir tedavi yeterlidir. Ev halkına rifampin isimli antibiyotik ile koruma yapılmalıdır.

Zatüre (Pnömoni)
Ülkemizde beş yaş altı ölüm nedenleri arasında perinatal nedenlerden sonra ikinci sırada yer almaktadır. Bu enfeksiyonların erken dönemde tanınıp uygun biçimde tedavi edilmesiyle bu ölümlerin çoğu önlenebilir. Yaşlara göre pnömoniye en sık neden olan etkenler  değişir
Genellikle bir ÜSYE'den birkaç gün sonra aniden yükselen ateş, artan öksürük ve solunum güçlüğü alt solunum yolu enfeksiyonunu akla getirmelidir. Sağ alt lob pnömonilerinde çocuklar karın ağrısı nedeniyle hekime getirilebir. Fizik muayenede hızlı solunum, burun kanatlarının nefes alırken açılması, kaburgalar ve köprücük kemikleri arasındaki derinin nefes alırken içeri çekilmesi gözlenir. Dinlemekle genellikle nefes alıp verirken çıtırtı duyulur. Lober pnömonide, o bölgede solunum sesleri azalmış olup komşu akciğer alanlarında tuber sufl (artmış solunum sesi - haşin solunum) alınır.

Üst lob pnömonilerinde ense sertliği saptanabilir. Özellikle küçük çocuklarda kalp yetmezliği tabloya eklenebilir. Bu durumda, taşikardi ve karaciğer büyümesi gibi bulgular da ortaya çıkar.

Akciğerin sadece bir bölgesinin tutulması (Lober konsolidasyon) ise genellikle etkenin pnömokok olduğunu düşündürür. Çok hızlı ilerleyen, su birikmesine yol açan pnömonilerde ise etken genellikle stafilokoklardır. Süt çocukluğu döneminin ilk aylarında akciğer dinleme bulguları çok gürültülü olmasına karşın bebeğin genel durumu nispeten daha iyi ise, annenin gebeliği sırasında vaginal akıntı öyküsü pozitif ise, standart tedaviye yanıt yoksa klamidya pnömonisi akla gelmelidir.
Hastaneye yatırılan çocuklarda etkenin saptanabilmesi için kan kültürleri alınmalı ve eğer olanaklı ise burun salgılarında (nazofarengeal sekresyonlarda) solunum virüsleri araştırılmalıdır. Klinik ve radyolojik olarak her zaman viral ya da bakteriyel pnömoni ayrımı yapılamadığından, pratik olarak pnömoni tanısı alan her çocuğa antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır. İlk başlanacak antibiyotik çocuğun yaşı ve hastalığın şiddetine göre değişir.

Akut Bronşiyolit
Akut bronşiyolit süt çocukluğu döneminde en sık karşılaşılan alt solunum yolu enfeksiyonudur. Bunların genellikle %2-3'ü hastaneye yatırılır. Daha çok bir ile dokuz ay arasındaki bebeklerde görülür. Bir yaşından sonra ender olarak görülür. Etken %75-80 olguda virüstür ( RSV Respiratuvar Sinsitial Virüs).  RSV ve her yıl kış aylarında salgınlara neden olur. Genellikle burun akıntısı ile başlar ve daha sonra kuru ve keskin bir öksürük ortaya çıkar. Arkasından solunum sıkıntısı ve beslenme zorluğu görülür. Fizik muayenede, hızlı solunum, ıslık sesli solunum (whezing), göğüs dersinde nefes alırken (interkostal ve subkostal) çekilmeler saptanır. Daha ağır olgularda dudaklar, parmak uçlarında morarma ve taşikardi de olaya eklenebilir.

Akut bronşiyolitte destek tedavi uygulanır.Hastanın sıvı ve kalori gereksinimi karşılanmalıdır. Nemlendirilmiş oksijen verilir. Antibiyotik ve steroidler yararsızdır. Solunum yolu ile bronş açıcıların (Nebülize  bronkodilatatörler) akut bronşiyolitte çok yararlı olmadığı söylenmekte ise de pratiktesık olarak kullanılmaktadır.Akut bronşiyolit geçiren çocukların yaklaşık yarısı ileriki 3-5 yıl içinde tekrar öksürük ve hırıltılı solunum atakları geçirmektedir.

Sonuç ve Öneriler

Akut solunum yolu enfeksiyonları, çocukluk çağında en sık geçirilen ve en çok ölüme neden olan enfeksiyon hastalıklarıdır.

ÜSY enfeksiyonlarının en sık etkeni virüsler olup genellikle kendiliğinden düzelirler. ÜSY enfeksiyonları başlığı altında toplanan değişik klinik tabloların iyi tanınması ve etkenlerinin bilinmesi, gereksiz antibiyotik kullanımını azaltarak hem ülke ekonomisine yarar sağlayacak hem de toplumda dirençli bakteriyel suşların gelişmesini önleyecektir.

Ülkemizde beş yaş altı ölüm nedenleri arasında doğumsal nedenlerden sonra ikinci sırada yer alan pnömoninin erken tanınması ve uygun tedavisi ile çocuk ölümlerinin önemli bir kısmı önlenebilir.

İdrar Yolu Enfeksiyonları

Çocukluk döneminde üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra en sık idrar yolu enfeksiyonu görülür. Belirtisiz seyreden vakalar da olabilir bu sebeple 6-12 ay arası her çocukta rutin olarak tam idrar tahlili ve idrar kültürü yapılması önerilmektedir. Kız çocuklarında idrar yolu enfeksiyonu erkeklerden daha sık görülür. Bebeklerin alt bakımları esnasında yıkanmaları idrar yolu enfeksiyon riskini azaltır. Bebeklerde huzursuzluk, ateş, kusma, tartı alamama, ağlama idrar yolu enfeksiyonunun bulgularıdır. İdrar analizi sonucu idrar yolu enfeksiyon tanısı konan hastalara antibiyotik tedavisi verilir.

Akut Gastroenterit (Barsak Enfeksiyonları)

Ülkemizde bozuk gıdaların yenmesi sonucu yada bir takım mikroorganzimalar nedeniyle özellikle yaz aylarında barsak enfeksiyonları sık görülmektedir. İki yaşın altındaki çocuklarda akut ishalin en sık nedeni rotavirüs enfeksiyonlarıdır. Rotavirüs enfeksiyonları kreş ve çocuk bakımevlerinde ishal salgınına neden olabilir. Rotavirüs enfeksiyonu ateş ve kusma ile başlayabilir, takibinde sık ve sulu dışkılama olur. Kusma ve ateş ilk bir-iki gün içinde geriler ancak ishal şeklinde dışkılama bir haftaya kadar uzayabilir. Dışkı analizleriyle rotavirüs enfeksiyon tanısı konur. Rotavirus ishali viral bir enfeksiyondur, tedavide antibiyotikler kullanılmaz ancak hastanın vücudunun sık dışkılama ve kusma sonucu susuz kalması önlenmelidir. Hastalara az yağlı az şekerli diyet ve sulu gıdalar ile az miktarda, sık sık beslenme önerilir. Rotavirüs enfeksiyonu özellikle 3-24 ay arası çocuklarda ağır seyreder. Ağızdan yeterli derecede beslenemeyen çocukları hastaneye yatırıp, serum ile sıvı takviyesi yapmak gerekebilir. Çocuklarda bakteri enfeksiyonları ve amip dizanterisi de ishale neden olabilir. Bu durumda dışkı analizinde kan ve lökosit görülebilir.

Anemi (Kansızlık)

Demir eksikliği anemisi çocuklarda en sık görülen hastalıklardandır. Zamanında doğan sağlıklı bir bebeğin demir deposu ilk 5-6 ay için yeterlidir, bu dönemden sonra demir takviyesi başlanmalıdır. Tüm çocuklara 6-12 ay arasında tam kan sayımı yapılarak anemi durumu değerlendirilir.. Demir eksikliği anemisi gelişen çocuklar soluk, huzursuz ve iştahsızdır. Bu çocuklarda toprak yeme alışkanlığı görülebilir. Taze meyveler, yumurta ve kırmızı et demirden zengin besinlerdir.

Cilt SorunlarıVücutta isilik ve pişik yaz aylarında daha sık görülen cilt sorunlarıdır. Her ikisinin de tedavisinde sık banyo önerilmektedir. Alt bakımı sonrası bebek kurulanmalı ve bezi kuru cilde bağlanmalıdır. Bebek bezinin sık değiştirilmesi de pişik gelişimini azaltır. Pişik tedavisinde ayrıca doktorun tavsiye ettiği kremleri kullanmak uygundur.

Navigasyon

[0] Mesajlar

Tam sürüme git