Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kur'an'ın anlaşılması üzerine  (Okunma Sayısı 201 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
zeynepnisa
Bismillah
*

DUÂ: 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 27



« : 16 Nisan 2008, 07:11:11 »

                                KUR’ANIN ANLAŞILMASI ÜZERİNE
                                       Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

     Hamd,sena ve övgülerin en güzeli,ezelde ve ebedde var olan,lütfuyla kainatı ve bizleri yaratıp var eden, sayısız nimetlerle yaşatan ve rahmetiyle doğru yolu gösteren Allah (cc)’a mahsustur.
     Salat ve selam da, alemlerin Rabbi tarafından sevilen,insanların ise tanıyıp, idrak edebilme nispetince sevebildikleri,efendimiz,önderimiz,rehberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya a’line,ashabına ve onun yolunu izlemeye çalışan, ümmeti üzerine olsun.
     
     Öncelikle Kur’an- Kerim’i kaynağından yani kendisinden dinleyelim ve anlamaya çalışalım.
      Kur’an Allah’ın kitabının en mahşur ve en belirgin ismidir. Allah Teâla (cc) ,peygamber (s.a.v.)’e indirilmiş olan kitabına bu adı özel isim olarak vermiştir.
     “Bu kitabın Allah’ın diğer kitapları içerisinde Kur’an diye adlandırılmasının sebebi, bütün ilahi kitapları, hatta bütün ilimleri içerisinde toplanmış olmasındandır. Nitekim Allah Teâla Yusuf suresinde(111)’O her şeyin ayrıntı ve izahıdır.’diyerek buna işaret etmiştir.” (Rağıb el-isfehâni, el Mufredât fi Ğaribil Kur’an)
      Allah (cc) kur’an-ı tanımlamak üzere şöyle buyurmuştur.
      “Kaf Şerefli ve üstün Kur’an’a yemin olsun.”(kaf 1)
      “Sad Öğüt ve hatırlatmalar içeren Kur’an’a yemin olsun.”(Sad1)
      “Bir kitap ki, ayetleri, arapça bir Kur’an olarak bilen bir kavme, bölüm bölüm açıklanmıştır.”(Fussilet3)
      Kur’an’ı Kerim’in öğüt alınacak bir kitap olduğunu yüce Allah (cc) şöyle bildirmiştir.
      “Andolsun, biz, Kur’an’ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Yok mu öğüt alan”(Kamer 17)
      Düşünenler için ise Allah(cc)
      “Andolsun biz bu kur’an’da, insanlar için her tür örneği (kıyası) verdik. Ama insanların çoğu nankörlüğe yanaştılar.” (İsra 89)
       İnsanların bu örneklere aldırmayıp yinede kendi batıl yollarına devam ettiklerini ve bu doğrultuda yaşamaya devam ettiklerini açıkça ayetlerinde bildirmiştir. Küfürlerinde ısrar edenlere Allah (cc) böyle buyurmaktadır.
       “Sen Kur’an’ı okuduğunda seninle ahirete inanmayanlar arasına kaskalın bir perde çekiyoruz. Kalplerine onu anlamayacakları bir örtü ve kulaklarına (onu duymayacakları) bir ağırlık koyuyoruz. Sen Kur’an’da yalnız Rabbini andığında nefretlerinden dolayı ürküp kaçıyorlar.”(İsra 44-46) İşte Allah (cc) onlara küfürlerinde devam ettikleri müddetçe ilerdeki ayetlerde onları hazin bir sonun beklediğini bildirmektedir.
       Allah (cc) insanların bu Kur’an’dan etkilenmediğini, eğer bu Kur’an’ı dağlara muhatap kılsaydı onların bu durumda ne hale geldiğini şöyle bildirmektedir.
       “Şayet biz bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, sen, Allah’ın haşyetinden onun baş eğdiğini ve parçalandığını görürdün. Biz bu misalleri insanlara veriyoruz ki, düşünsünler.”(Haşr 21)
        “Dağları yürütecek, yeri parçalayacak veya ölüleri konuşturacak bir Kur’an  (ise istedikleri) ,işte budur o!”(Rad31)
         Allah Teâla, bize lutfedip şunu haber vermiştir ki, şayet biz Kur’an’a karşı görevimizi yerine getirir, O’nu hakkıyla tilavet edinip düşünürsek işte,o zaman, hidayeti, nuru ve şifayı bulacağız.Yine Allah (cc) i
         “Şüphesiz bu Kur’an, en doğruya ulaştırır. Salih işler yapan mü’minlere, büyük bir mükâfatı mücdeler.” (isra9) 
         “Biz bu Kur’an’dan mü’minler için şifa ve rahmet indiriyoruz. Zalimlerin ise ancak hüsranını artırır.” (isra 82)
         Allah’u Teâla Kur’an’ ı Kerim’i parçalara ayırıp bir kısmını alıp kabul eden bir kısmını ise bırakan, bazı yerlerini açıklarken bazı yerlerini gizleyen, O’ndaki bir konuya inanıp diğer bir kısım konulara inanmayan Müslümanlara da şöyle seslenmektedir.
        “ Kur’an’ı parçalara ayıranlar yok mu, andolsun Rabbime ki, işledikleri şeylerden dolayı, onların hepsini sorguya çekeceğiz”(Hicr92 93)
        Allah’ın (cc) indirdiği bu kitap, kendisinde en küçük bir kuşku olmayan ve sakınanlar için hidayet rehberi olan kitaptır.
         “Elif Lâm Mim. İşte bu kitap ki onda hiç şüphe yoktur ve sakınanlar için hidayettir.”(Bakara 1-2)
         Allah Teâla ayetlerini sapasağlam kılmış, bölüm bölüm açıklamış ve O’na inanmaları için insanlara sunmuştur.
         “Elif Lâm Râ. Bir kitap ki, ayetleri sağlam kılınmış, sonrada hikmet sahibi ve her şeyden haberdar Olan’ın katından bölüm bölüm açıklanmıştır.”(Hud1)
          Allah’u Teâla yine Kur’an’ı Kerim’de peygamberini hangi vazifeyle yeryüzüne gönderdiğini bize apaçık bildirmiştir.
         “Nitekim size içinizden bir elçi gönderdik ki, size ayetlerimizi okuyacak, size Kitab’ı ve hikmeti ve daha bilmediklerinizi öğretecek.”(Bakara151)
         “Muhakkak Allah mü’minlere, aralarında onlara ayetlerini okuyan, onları temizleyen, Kitab’ı ve hikmeti onlara öğreten, kendilerinden bir elçi göndererek lütfetmiştir. Doğrusu onlar daha önce apaçık bir dalalet içindeydiler.”(Al-i İmran 164)
         “O ki, ümmilere Allah’ın ayetlerini okuyan, onları temizleyen Kitab’ı ve hikmeti onlara öğreten kendilerinden bir elçi gönderdi. Doğrusu onlar daha önce apaçık bir dalalet içindeydiler.”(Cuma2)
          Hidayet klavuzu olan bu Kur’an inanan kalplerin imanını artırdığını, kalplerindeki pencereleri sonuna kadar açtığını bildirirken aynı zamanda da katılaşmış inançsız kalpler pencerelerini kapatıp kilitlerini sımsıkı kilitlediklerini bildirmektedir. Bu da onların küfürlerine küfür katmıştır.
        “Bir sure indiğinde, onların kimileri der ki: ‘Bu hanginizin imanını artırdı!’ Halbuki bu sureler iman edenlerin imanını artırmıştır, onlar sevinçten uçmaktalar…Kalplerinde hastalık olanlara gelince, bu onlara günah üstüne günah eklemiş ve kafir olarak da ölüp gitmişlerdir.” (Tevbe 124-125)
        Kur’an’dan etkilenen, hidayete eren mü’minlerin nasıl bundan etkilendiklerini, onların yumuşak kalplerinin Kur’an’dan etkilenişlerini, azaları ve bedenleri üzerindeki tesirlerini anlatan Allah’u Teâla’nın şu ayetlerine bir bakalım.
        “Görmüyor musun, Allah gökten bir su indirdi ve onu yerdeki kaynaklara yerleştirdi. Sonra onunla renk renk bitkiler bitirdi. Ardından bunlar solar. Ve görürsün ki sararmış! Sonra Allah onu çer çöp haline getirir. İşte bunda, özü sağlam olanlar için bir anı-bir ibret vardır.hiç Allah’ın göğsünü islama açtığı ve Rabbinden bir nur üzere olan kimse ile, kalpleri Allah’ın zikrinden uzaklaşıp katılaşanlar bir olur mu? Yazıklar olsun bunlara! Onlar açık bir delalet içindedirler! Allah sözün en güzelini, tek hakikati değişik açılardan anlatan bir kitap halinde indirmiştir ki, ondan Rablerine saygı duyanların kalpleri ürperir. Ardından, tenleri ve kalpleri Allah’ın zikrine yatışır. İşte bu, Allah’ın dilediklerini, doğruya klavuzladıkları hidayettir ki, Allah kimi dalalete düşürürse, onu doğru yola çıkaracak yoktur.”(Zümer 21-23)
          Kur’anı Kerim’i sahibinden dinledikten sonra, inşALLAH  şimdi de Onu insanlığa tebliğ eden Allah’ın elçisinin, onu nasıl tebliğ ettiğine dair birkaç örnekle Kur’an’la olan yolculuğumuza devam edelim.
          Allah’ın Resulü Kur’an’ı Kerim’i gerçek bir takım özellikleriyle anlatmış, sözlerinde Kur’an’ın bazı simge ve üstünlüklerine işaret etmiş, hayattaki etki ve fonksiyonlarından bahsetmiştir. Hz. Peygamberin Kur’an hakkındaki sözleri, Kur’an’ı bilen O’nu seven, bilgilerine vakıf olan, özelliklerini rol ve görevlerini kavrayan bir insanın sözleridir. Çünkü Kur’an O’nun mübarek kalbine indiği için,Allah’ın sözünü en iyi bilen ve onun hakkında en çok deneyimi olan O’ydu.
          İnşALLAH  bizde sahih olduğuna kanaat getirdiğimiz ya da Dr. Salâh Abdülfettâh el-Hâlidi hocamızın samimiyetine güvenerek ve kaynaklarıyla birkaç hadis zikretmek istiyoruz.
       1-)”Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir.”(B,Ebu,Ti)
       2-)”Kur’an okuyan mü’min portakal gibidir. Kokusu da tadı da güzeldir. Kur’an’ı okumayan mü’min hurma gibidir.kokusu yoktur ama, tatlıdır. Kur’an okuyan münafık reyhan gibidir ki, kokusu güzel tadı acıdır. Kur’an okumayan münafık ise, Ebucehil karpuzu gibidir. Kokusu da yoktur tadı da acıdır.”(B,Mü,Ti)
       3-)”Bu Kur’an’ı koruyup gözetin. Muhammed’in canını elinde tutana yemin olsun ki,O, devenin bağından çözülüp kaybolmasından daha çabuk gider.”(B,Mü)
       4-)”Kur!an’ı maharetli bir şekilde kolayca okuyan kimse, Kiram’ul-Berara melekleriyle birlikte olur. Zorlanarak meşakkatle okuyan kimse ise, iki ecir alır.”(B,Mü)
       5-)”Kur’an okuyun, çünkü o, kıyamet günü, sahiplerine şefaat etmek üzere gelecektir”.(Mü)
       6-)”Şüphesiz ki Allah nice toplulukları bu kitapla yükseltir, nicelerini de bununla alçaltır.”(Mü)
       7-)”(Kıyamet günü) Kur’an sahibi kişiye şöyle denilir:
Oku ve yüksel! Tertil üzere dünyadayken okuduğun gibi (şimdi) de oku! Çünkü senin merteben, okuyacağın son ayetin mertebesidir.”(Ebu D,Tir)
       8-)”İçinde Kur’an’dan herhangi bir şey bulunmayan kimse, harap ev gibidir.”(Tir)
       9-)”Ancak şu iki kimse kıskanılmaya değer: Birincisi, Allah’ın kendisine Kur’an lütfettiği ve gece gündüz onunla meşkul olan; diğeri de Allah’ın kendisine mal verdiği ve onu gece gündüz (Allah yolunda) harcayan kimsedir.(B,Mü)
      10-)Sahabeden İmran b.Hüseyn ,Kur’an okuyarak insanlardan dilenen birini görünce, ‘İnna lillah ve inna ileyhi râciûn’ çekti ve dedi ki:Ben Allah’ın Rasulü’nün şöyle dediğini iştim.
        “Kur’an okuyan kişi karşılığını Allah’tan istesin. İleride Kur’an okuyup, karşılığında insanlardan isteyecek olan kimseler çıkacaktır.”(Tir)
      11-)Cabir b.Abdullah dedi ki: Kur’an okuyorduk, yanımıza Allah’ın Rasulü geldi. Aramızda bedevi ve arap olmayanlar da vardı. Buyurdu ki;
            “Okuyun! Hepinizin ki güzel! Halbuki ileride birtakım kimseler çıkacak; okun dümdüz yapıldığı gibi;düzgün Kur’an okuyacaklar, ama karşılığını dünyada görmek isteyip, ahirete bir şey bırakmayacaklar.”(Ebu D)
       12-)”Fikir birliği içerisinde olduğunuz sürece Kur’an okumaya devam edin. İhtilafa düştüğünüz zaman ise Kur’an’ın başından kalkın.”(Bu,Mü)
        bu hadisle birlikte Peygamberimizin Kur’an’la ilgili sözlerini burada noktalarken şimdi de sahabe, tebiün ve onları takip eden İslam alimlerinin Kur’an’ı Kerim hakkındaki sözlerine değinmek istiyoruz.
        1-) Hz. Ebubekir’in kızı Esma şöyle demiştir.
             “Seleften hiç kimse,Kur’an okunduğu sırada bayılmaz ve yere düşmezdi. Ancak onlar, ağlayıp ürperirler; sonrada tenleri ve kalpleri Allah’ın zikriyle yatışırdı.” (İbnu’l-esir, Fezailu’l-Kur’an)
         2-)Huzeybe b.Yeman (hafızlara) dedi ki:
         “Ey! Kur’an ehli! İstikametten ayrılmayın! Çünkü çok şerefli bir mevkidesiniz. Eğer sağa sola yalpa yaparsanız, derin bir delalete düşersiniz.”(İbnu’l-Esir,age)
         3-)Hz. Ali şöyle demiştir:
          “Ey Kur’an hafızları ve ilim taşıyıcıları! Onunla amel ediniz. Çünkü alim, bildiğiyle amel eden ve bilgisi ameline uyan kimsedir. İleride bazı topluluklar çıkacak;ilim taşıyıcıları oldukları halde, ilimleri gırtlaklarından aşağıya inmeyecek, yaptıkları işler bilgilerine ve içleri dışlarına uymayacak. Birbirlerine karşı övünmek için halka halka oturacaklar. O kadar ki, birisi diğerine, kendisini bırakıp başka biriyle oturduğu için kızıp öfkelenecek! İşte onların o meclislerindeki amelleri, Allah Teâlaya yükselmeyecektir.”(Nevevi, et-tibyan fi Adabi Hameletil Kur’an)
         4-)Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hasan şöyle demiştir.
         “Sizden öncekiler Kur’an ayetlerini, Rablerinden kendilerine gelen mektuplar olarak görürlerdi de, geceleri onlar üzerinde düşünür ve gündüzleri onların yenilerini beklerlerdi.(Nevevi,age)
          5-)Abdullah b. Mes’ud demiştir ki;
           “Doğrusu, Kur’an’ın sözlerini ezberlemek bize ağır gelirdi ve onlarla amel etmek ise kolay gelirdi. Bizden sonra ise, kolayca Kur’an’ı ezberleyecek, ama onunla amel etmek kendilerine zor gelecek kimseler ortaya çıkacaktır.”(Kurtibi Tefsiri 1-10)
          6-)Dahhak b. Müzahim’den ;
          Bir kimse ki öğrendiği Kur’an’ı unutmuştur; bu muhakkak işlediği bir günahtan dolayıdır. Çünkü Allah Teâla şöyle buyurmuştur. “Başına gelen her musibet, ellerinizle işlediğiniz sebebiyledir.”(şura30) Kur’an’ı unutmak ise musibetlerin en büyüğüdür!(İbn-i Kesir,Fezailul Kur’an)
          7-)Hasan el-Basri’den;
          “Bir kimse Kur’an’la birlikte oturdu mu, ya bir şey kazanarak ya da bir şey kaybederek kalkar. Nitekim Allah Teâla şöyle buyurmuştur;
           “Kur’an’dan mü’minlere şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz.Zalimlerin ise Kur’an ancak zararlarını artırır.”(İsra124) (Gazali, ihya)
           Bu ana kadar Kur’an’ı indiren, O’nu tebliğ eden ve O’nun ilk uygulayıcılarının Kur’an’a bakışlarını aktarmaya çalıştık. Bundan sonra Kur’an’ı bizim nasıl anladığımız, nasıl anlamamız gerektiği, günümüzde Kur’an’ın nasıl anlaşıldığı,günümüzde sünnetullahtan ayrılış noktaları, Kur’an’ın hayatımızdaki yansımaları ve Kur’an’ın ilk günkü gibi iniyormuşçasına, Allah’a verdikleri sözden dönmeyenler ve bu uğurda fedakarlık yapanlardan söz etmeye, onların algılayış biçimlerini tasvir etmeye çalışacağız.

            Kur’an bizim varlığımızın biricik şartıdır. Kur’an’sız bir İslamiyet düşünmek ruhsuz bir beden düşünmek gibidir. Biz ancak Kur’an’ı yaşadığımız ve hayatımızı Kur’an’a göre yönlendirdiğimiz vakit, gerçek anlamda Müslüman oluruz. Yoksa bizim Müslümanlığımız isim olmaktan öteye geçmez.
            Şu andaki toplumda Kur’an’ın algılanış biçimi, mevlitlerde güzel hafızlar tarafından okunması, evimizin en güzel köşesine güzel bir kılıfla asılması, her bayram öncesi ve bayramda ölülere okunması, hipodramlara doldurulan insanların, dünyanın birincisi olan hafızların sesinden dinlemesi ve bir şey anlamaması ve en önemlisi Kur’an’ın bir hayat kitabı yerine onun bedeni ve ruhu rahatlatan (bundan Allah’a sığınırız) bir şiir gibi algılanmasıdır. Fitne kapısı açılmaya başlandıktan sonra bütün toplumlarda bunu görmekteyiz. Bu toplumların içinde Kur’an’ı hayat nizamı yapanlar her zaman aşağılanmış ve zindanlarda işkence edilerek ya şehit edilmiş ya da davasından dönmeye zorlanmıştır. Bunun sonucunda Müslümanlar asli görevlerini unutmuş ve dünya nimetlerine boyun eğerek zelil bir hale düşmüştür.
            Dünya milletlerine lider olmak üzere yeryüzüne gönderilmiş bir ümmetken (Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz.<Ali-imran110>) Kur’an’da uzaklaşmamız sonucu yer yüzündeki ümmetlerin peşinden sürüklenen ölü bir kitle olduk.
            Kur’an’ın şu anda bizler tarafından algılanışı O’nun arpça metninin akışı bir şekilde okunması ve ezberlenmesidir. Hani her harf için onlarca sevap var ya, bizde O’nu güzel ve talimli okudukça, “anlamını bilmemize gerek yok!” o sevaplardan yararlanacağımızı düşünmekteyiz. Hemen burada sahabe ve onları takip eden onların talebeleri aklımıza geliyor. Onlar ayetleri aldılar, en güzel biçimde okudular, ezberlediler ve hayat nizamı olarak kalplerine yerleştirdiler,bu uğurda şehit oluncaya veya Allah’ın rızasını kazanmış olarak onun huzuruna gidinceye kadar mücadele verdiler.(Allah onlardan razı olsun) İşte günümüzdeki Müslümanların da bu örneklerden faydalanıp, onu hayat nizamı haline getirmesi gerekir.
            “Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için Allah’ın Rasulünde güzel bir örnek vardır.”(Ahzap21)
             Bu ayette belirtildiği üzere biz ahireti umuyorsak rasulün yaşantılarını ve bize bildirdiklerini alıp en güzel bir biçimde, rasulün talebeleri gibi yaşayıp Hak’kın huzuruna o ümmetten bir fert olarak çıkmayı ummalıyız. Aksi taktirde Allah’ın cehennem ehli için olan bütün buyruklar bizim için de geçerlidir. Çünkü biz ayettede emir olarak buyurulan rasülün örneklerini hayatımıza katmamış oluruz.
             Allah (cc) Kur’an’ı hakkıyla okuyup ve yaşantısında bunu gösterenler için kitabında şöyle buyurmaktadır.
            “Selam size, hoş geldiniz! Haydi temelli kalmak üzere girin ona!”(Zümer73)
            “Doğrusu mü’minler felaha erdi. Onlar ki boş sözlerden yüz çeviriler. Onlar ki zekatlarını verirler. Onlar ki ırzlarını korurlar.(mü’minun 1-5)
            “Kur’an’ı yaşayan insanlar, tarihte eşine rastlanmayan örnek davranışlar sergilemişlerdir. İlimde, sanatta, kahramanlıkta ve hayatın her alanında erişilmez harikalar meydana getirmişlerdir.Kur’an’ı yaşamak demek ne güzel sesli hafızların yanık, davüdi seslerini dinleyerek kendinden geçmektir ne de Tevrat’ın kötü bir uyarlamasından ibaret olan İsrail mütlerine dayanarak Allah’ın son ve ebedi kitabını tefsir etmeye kalkışmaktır.
            “Kur’an’ı okuyalım; ama sayısız sevap kazanıp cennetle kendimize daha iyi bir köşk edinmeyi amaç edinerek değil. Güzel sesli hafızlar tarafından okunan Kur’an’ı dinleyelim;ama musiki zevkimizi gidermek için değil. Gözyaşı dökerek, için için ağlayarak kendimizden geçmek için değil ,nefsimizde ve içinde yaşadığımız toplumu uyarmak, coşturmak ve dağları çınlatmak için okuyalım. Öyleki Kur’an okuduğumuz zaman yer yerinden oynasın, tüm insanlık sesimize kulak versin.
            Biz Kur’an’ı her şeyden önce yaşamak ve yaşatmak için ve yalnızca bunun için okumak zorundayız. Bu da Allah’ın ne buyurduğunu bilerek, anlayarak okumakla kısaca Kur’an’ı hayatımızın yegane kaynağı haline getirmekle mümkündür. Günümüz müslümanının en büyük ihtiyacı;Kur’an’a yeniden dönmek;yeniden, yepyeni bir ruh ve anlayışla onu yaşatmaktır.”(Dr. Bekir Karlığa-Kur’an’ı nasıl okuyalım (Muhammet kutup) Giriş)
            Allah (cc) Kur’an’da şöyle buyurmaktadır:
           “Kim de tevbe edip Salih amel işlerse; şüphesiz o Allah’a gereği gibi yönelmiş olur. Onlar ki yalan yere şahitlik etmezler, faydasız bir şeye rastladıkları zaman yüz çevirip vakarla geçerler, onlar ki,Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman onlara karşı kör ve sahır davranmazlar. Onlar ki Rabbimiz! Eşlerimiz ve çocuklarımız hususunda gözümüzü aydın kıl, bizi muttakilere önder yap! Derler. İşte onlar, sabrettiklerinden ötürü cennetin en yüksek dereceleriyle mükafatlandırılırlar. Orada tahiyye ve selam ile karşılanırlar. Orada temelli kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve güzel bir makamdır.” (Furkan-71/76)
          Müslümanın tek amacı bu ilahi emri yılmadan dalgalandırmak ve Kur’an’ı hakkıyla yaşamaya çalışan müminler olarak Allah’ın huzuruna çıkmaktır.
          Şimdi de Allah’a verdikleri söze sadık kalan ve mücadelesini Allah’ın buyurduğu yolla yapan müminlerden bahsedeceğiz. Böylece çalışmamızı bu son sözlerimizle birlikte tamamlamaya çalışacağız.
           Yüce Allah Kur’an’ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır;
           “Şüphesiz Allah, müminlerin canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın aldı.ALLAH  yolunda savaşacaklar da öldürecek ve öldürülecekler. Bu Tevrat’ta,İncil ve Kur’an’da hak olarak taahhüt ettiği bir va’ddir. Ahdine Allah’tan daha ziyade vefa edecek kim vardır?  Öyleyse biatiniz sebebiyle size müjdeler olsun. Şu, fevz i azim odur.”(Tevbe111)
              Kur’an’ı Kerim, Müslümanları ellerinden tutarak savaş ve mücadele meydanına götürür. Zafere giden yollar, savaştaki silahlar ve cihadın metodları konusunda onlara imdat eder. Düşmanların niçin kendilerine savaş açtıklarını ve bundaki hedeflerini, Müslümanları yok etmek için ellerinden gelen her çareye nasıl başvurduklarını, onların halet-i ruhiyelerini, taktik, kampla ve propogandalarını, silahlarını, harp araç ve gereçlerini tanıtır. Zaferin programını, yolun azlığını ve düşmanla yüz yüze gelmenin kuvvet ve cesaretini onlara öyle bir verir ki, Rablerine ve İslamiyetlerine onları sıkı sıkıya bağlar. Ve sonuçta içine girmiş oldukları mücadele ve çatışmalar, Kur’an’ın yönetimi ve hidayetiyle, muzaffer, şerefli,hür ve aziz olarak çıkarlar.
               Şu anda Kur’an Allah’ın inayetiyle Müslümanlara bu gücü ve başarıyı sağlamaya yine hazır, mücehhez ve kadirdir. Nerde yönlerini ona döndürmüş, onu yüklenmiş, onunla hareket eden ve onun hidayet ve komutasıyla düşmanlarına karşı çıkan mücahidler?
              “Kafirlere boyun eğme! Onlara karşı büyük cihada giriş.”(Furkan-52)
               İşte bu ayet peygamber (s.a.v.) e ve kendisinden sonra ümmetine, Kur’an’ı Kerim’i kafirlerle cihada yararlanacakları ve ellerinden düşmeyecekleri araç gereç, asıl ve aktif bir silah edinmeleri konusunda rabbani bir direktiftir.
             İşte bu, bunun benzeri ve Kur’an’ın bütünüyle amel etmeye çalışan günümüzdeki Müslümanlar mücadelelerini peygamberi metodla vermeye çalıştığından ya bir zindanda işkenceye maruz bırakılıyorlar yada şehadet şerbetini kana kana içiyorlar. Bu olay insanlık tarihinin başlangıcından bu yana böyle sürüp gitmektedir. İnsanlık tarihi devam ettikçe de hak ve batıl her zaman karşı karşıya olmaya devam edecektir. Her kes hak ettiğini bulacaktır. Hak için mücadele edenler “Galu Belada” verdikleri söze sadık kalarak Allah’ın vaat ettiği cennetlere yerleşeceklerdir. Batıl ise ateşi insanlar ve taşlardan olan o cehennemi boylayacaktır.
           “Ne hazindir ki günümüzde bu ümmeti yöneten bir kısım kimseler, İslamın ve Kur’an’ın düşmanlarına başvurarak , Kur’an’la savaşabilmek için yardım istiyor, Kur’an’ın hidayetini silmek, nurunu söndürmek ve onu yok edebilmek için Kur’an düşmanlarıyla anlaşma yapıyorlar. Ancak bütün bu kimseler Allah Teâla ile harp ettiklerini unutuyorlar. Oysa ki Allah’la savaşan herkesin tarihteki akıbeti bellidir.”
              “Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar! Halbuki Allah, kafirler istemese de nurunu tamamlayacaktır. Peygamberini tüm dinlere galip kılmak için, müşrikler yırtınsada hidayetiyle ve hak dinle gönderen odur.”(soff 8-9)
               Günümüze kadar Kur’an’ı hayat nizam olarak yaşamaya çalışanlar sebat etmişler ve inançlarından zerre taviz vermemişlerdir. Ne mutlu onlara ki Allah’ın huzuruna verdikleri söze sadık kalmaya çalışarak hicret ettiler. Allah bizi de sırat-ı müstakim yolundan ve bu yolda bizlere rehber olan resullerin, sıddıklerin, Salihlerin ve şehitlerin yolundan ayırmasın.
              Yazımızı Allah (cc) ‘ın Bakara suresi 286. ile noktalamak istiyoruz.
              “Allah, hiç kimseye gücünün üstünde bir şey yüklemez. Herkesin kazandığı (iyilik) lehine ve işlediği (kötülük) ise aleyhinedir!
              Rabbimiz eğer unuttuk veya hata yaptıysak, bizi hesaba çekme. Rabbimiz bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir görev yükleme. Rabbimiz gücümüzün yetmeyeceğini bize taşıtma.
             Bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim Mevlamızsın. Kafir topluma karşı bize yardım et.”     
Kayıtlı

Müslümanlardan Müslümanlığa kaçınız. Doğru olan budur
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: