Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Açlıkla İmtihan...  (Okunma Sayısı 711 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Hamza
Laİlaheİllallah
****

DUÂ: 51
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 699


بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ


« : 25 Mayıs 2007, 13:24:21 »

ÂYET

"Birde Allah, bir şehri örnek verdi ki, halkı güvenlik ve asayiş içindeydi, rızıkları her yerden bol bol geliyordu. Ne varki, onlar Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler. Allah da onlara o yaptıkları sanatla açlık ve korku elbisesini tatdırdı."
(Nahl Suresi 112.Âyet)


HADİS-İ ŞERİF

   Ebu`d-Derda radıyALLAH u anh şöyle dedi:  
   Resulullah (S.A.V.) buyurdular ki: "Cehennem ehline açlık musallat edilir. Bu, içinde bulundukları azaba eşit dereceye ulaşır. Açlığa karşı yardım talep ederler. Onlara besleyici olmayan ve açlığı gidermeyen dari` (denen dikenli bir ot) verilir. Tekrar yiyecek isterler, bu sefer de boğazda tıkanıp kalan bir yiyecekle imdat edilir. (Bu da boğazlarında takılır kalır, ne ileri geçer, en de geri gelir). Derken dünyada iken, bu durumda, bir içecekle takılan lokmaları kaydırdıklarını hatırlarlar ve bir içecek talep ederler. Kendilerine demir kancalar bulunan kaplarda kaynar sular verilir. Bu kaplar, yüzlerine yaklaştırılınca, yüzlerini dağlayıp atar. Su karınlarına girince içlerini param parça eder. Bu sefer de: "Cehennemin bekçilerini çağırın, ola ki azabımızı biraz hafifletir!" derler. Onları çağırırlar. Onlar gelince: "Size peygamberleriniz bu halleri açıklayan haberleri getirmemiş miydi?" derler. Onlar: "Evet getirmişti (ama dinlemedik)" derler. Bunun üzerine, bekçiler: "Siz isteyin durun! Kafirlerin istekleri (burada) boşadır!" derler" (Gafir 50). Cehennemlikler bekçilerden ümidi kesince: "(Cehenneme müvekkel melek) Malik`i çağırın!" derler. (Malik gelince): "Ey Malik (söyle de) Rabbin bizim hakkımızda ölüme hükmetsin!" derler. Malik de onlara: "Hayır! (Siz burada canlı olarak ebedi) kalıcılarsınız!" diye cevap verecek" (Zuhruf 77). (Hadisin ravilerinden) A`meş rahimehullah der ki: "Bana bildirildi ki, cehennemliklerin Malik`e yalvarmaları ile Malik`in onlara verdiği cevap arasında bin yıllık zaman geçecektir. Cehennemlikler, bu sefer aralarında: "Rabbinize dua edin sizin için O`ndan daha hayırlı kimse yok!" diyecekler ve elbirlik şöyle yakaracaklar: "Ey Rabbimiz, bedbahtlığımız bize galebe çalmıştı, biz gerçekten sapıtmış kimselerdik. Ey Rabbimiz bizi bundan çıkar. Eğer (yine) küfre dönersek artık hiç şüphesiz ki zalimlerden oluruz" (Mü`minun 106-107). Rab Teala, onlara: "Cehennemin içine yıkılıp gidin! Bana bir şey söylemeyin!" diyecek" (Mü`minun 108). Resulullah devamla dedi ki: "Bu cevap üzerine, cehennem ehli her çeşit hayırdan ümidlerini keserler; hıçkırmaya, nedamet etmeye, dövünüp yırtınmaya başlarlar."
(Kütübü Sitte-Hadis No: 5145)


   Selamunaleyküm...

   Gerçekten bu Âyet, Hadis ve resimleri okuyup görünce ne demek istediğimi anlayacaksınız. Kıyamet gününde, hesap gününden önce bu konu ile nefsimizle hesaba çekilmeliyiz.

  Eğer merhametten yoksun değilsek, kalbimizde ALLAH korkusu olan bizler; ne kadar acınacak halde olduğumuzu gözlerimizle, okuduklarımızla, yüreğimizde yanan kor ateşle anlayacak, ağlayacak, ağlayacağız...

   Bayatladı diye ekmeği atana, tabağında yemek artığı bırakana, İki gün üst üste aynı yemeği yedim diye eşine bağıran erkeğe, annesinin hazırladığı kahvaltılığı beğenmeyip çöpe atıp okul kantinine dadanan öğrenciye, evine çalışıp getirdiği erzağa bakıp burun kıvıran ev hanımına, önüne getirilen yemeği bağıra çağıra zorla yiyen evlada, lüks lokantalarda tabağındaki 150 gr. ete dünyanın parasını ödeyenlere, şu anki haline şükretmeyip isyan edenlere, her zaman daha fazlasını isteyenlere, insan olmayı unutan fertlere bir ders, bir nasihat, bir ibret olsun konumuz...


   Ebu Hüreyre (r.a.)'den rivayetle; Bir adam Resulullah (sav)`a gelerek: "Ben açlıktan bitkinim!" dedi. Aleyhissalatu vesselam derhal hanımlarından birine (adam) gönderip yiyecek istedi. Ama kadın: "Seni hak ile gönderen Zat-ı Zülcelal`e yemin olsun yanımızda sudan başka bir şey yok" diye cevap verdi. Aleyhissalatu vesselam bunun üzerine diğer bir kadına gönderdi. O da aynı şeyi söyledi. Aleyhissalatu vesselam sonunda: "Bu (bitkin) açı kim misafir edip (doyurursa) Allah ona rahmet edecektir!" buyurdu. Ensardan Ebu Talha (ra) denen birisi kalkıp: "Ey Allah`n Resulü! Ben misafir edeceğim!" buyurdu ve onu evine götürdü. Evde hanımına: Yanında yiyecek bir şey var mı?" diye sordu. Hanım: "Hayır, sadece çocukların yiyeceği var!" dedi. Bunun üzerine hanımına: "Sen onları bir şeylerle avut, sonra da uyut. Misafirimiz girince, ona sanki yiyormuşuz gibi görünelim. Yemek için elini tabağa uzatınca lambayı düzeltmek üzere kalk ve onu söndur!" diye tenbihatta bulundu. Kadın söylenenleri yaptı. Beraberce oturdular. Misafir yedi. Karı-koca geceyi aç geçirdiler. Sabah olunca Aleyhissalatu vesselam`a geldiler. Resulullah (sav), Ebu Talha`ya: "Dün gece misafirinize olan davranışınız sebebiyle Allah Teala Hazretleri taaccüp etti (ve güldü)!" buyurdu ve şu ayet-i kerime nazil oldu. (Mealen): "...Ve kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile, onları kendi nefîslerine tercih ederler" (Haşr 9).  (Kütübü Sitte-4459)


   Nu'man İbnu Beşir (r.a.)'den rivayetle; Hz. Ömer (ra) insanların nail oldukları dünyalıktan söz etti ve dedi ki: "Gerçekten ben Resulullah (sav)`ın bütün gün açlıktan kıvrandığı halde, karnını doyurmaya adi hurma bile bulamadığını gördüm."    (Kütübü Sitte-2085)


   Ebu Hüreyre (r.a.)'den rivayetle; Resulullah (sav) bir gün (veya gece mutad olmayan bir saatte) mescide geldi. Orada Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer (ra)`e rastladı. Onlara (bu saatte) niye geldiklerini sordu. "Bizi evden çıkaran açlıktır!" dediler. Resulullah da: "Beni de evde çıkaran açlıktan başka bir şey değil!" buyurdu. Hep beraber Ebü`l`Heysem İbnu`l Teyyihan`a, gittiler. O, bunlar için arpadan ekmek yapılmasını emretti. Ekmek yapıldı. Sonra kalkıp bir koyun kesti. Yanlarında bir hurma ağacında asılı olan tatlı suyu indirdi. Derken yemek geldi, yediler ve o sudan içtiler. Resulullah (sav): "Şu günün nimetinden (Kıyamet günü) hesap sorulacak! (Açlık sizi evinizden çıkardı. Bu nimetlere nail olduktan sonra dönüyorsunuz!" buyurdu.   (Kütübü Sitte-2089)



   Ebu Talha (r.a.)'den rivayetle; Resulullah (sav)`a açlıktan şikayet ettik ve karınlarımızı açıp gösterdik. Herkeste bir taş vardı. Resulullah (sav) da karnını açtı, O`nda iki taş vardı. (Kütübü Sitte-2091)


   Enes (r.a.)'den rivayetle; Resulullah (sav) Hendek`e gitti. Gördü ki Muhacir ve Ensar soğuk bir sabah vakti hendek kazıyorlar. Onların, bu işi kendilerine bedel yapacak köleleri yok. Onları vuran yorgunluk ve açlıklarını görünce (şiirimsi bir ifade) terennüm ettiler: "Ey Allah`ım! Gerçek hayat ahiret hayatıdır. Ensar ve muhaciri mağfiret buyur!" Çalışanlar da O`na şöyle mukabele ettiler: "Biz Muhammed`e bey`at edenleriz. Hayatta kaldıkça cihad gayemiz."  (Kütübü Sitte-4259)


  Ebu Hüreyre (r.a.)'den rivayetle;   Açlıktan karnımı yere yapıştırdığım, yönlerini dönüp de halimi onlarla da yiyecek ikram ederler umuduyla bildiğim ayetleri bana okumalarını taleb ettiğim zamanlar olurdu. Faklriere en çok hayrı dokunan kimse Ca`fer İbnu Ebi Talib idi. Gerçekten (söylediğim durumlarda) o bizimle ilgilenir, evinde ne varsa ondan bize ikram ederdi. Öyle ki, bazan içi tamamen boşalmış olan yağ kilesini bize çıkarıp açıverir, biz de onun içinde kalanı yalanırdık.   (Kütübü Sitte-4423)

   Daha söyleyecek, haykıracak, bağıracak, ağlayacak çok şey var içimde. Yutkunuyorum. İnsanın boğazının düğüm düğüm olması bu işte... Gözlerimdeki yaşları tutamıyorum. Dayanamıyorum artık. Benim kardeşlerim ölürken, öldürülürken, açlık, sefalet çekerken, zulüm altında inlerken, işkence çekerken, imtihanlara düçar olurken bizler hangi oyun ve oynaştayız acaba...

   Yoksa ne için dünyaya geldiğimizi mi unuttuk . . . ?

   (Bu resimler: Olayın vehameti apaçık görülsün diye konulmuştur. Kusurumuz varsa affola)

Kayıtlı


Ölümü hayata tercih eden kimse için ölümle hayat müsavîdir.
Zillete boyun eğmektense izzetle ölürüz !
Siz Ey Müslümanlar ! Suskun ve âciz, helâk olmuş ölüler !
Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu ? Ümmet'in başına gelen bu acı felâketler karşısında !
Hiç mi kimse yok, ALLAH için ve Ümmet'in nâmusu için kızacak ?


“Cânân yolunda ca
Zeynepder2
Editör
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 639
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7465



« Yanıtla #1 : 25 Mayıs 2007, 13:38:21 »

estagfirullah abi ne kusuru bizler bunlari gormeden ne refah icinde yasadigimizi fark etmiyoruz bile ALLAH razi olsun ALLAH bizi affetsin cok aciziz cok
Kayıtlı
UnreaL
Yönetici
Elhamdülillah
*****

DUÂ: 26
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 115



« Yanıtla #2 : 25 Mayıs 2007, 13:43:21 »

abi ALLAH razı olsun, bir kez daha halimize ne kadar şükretmemiz gerektiğini anladık, bu resimleri daha önce gördüm ama altındaki rivayetler daha bir anlam katıyor, ALLAH'ıma binlerce kez şükürler olsun, bu durumda olan kardeşlerimizide yardımcı olsun.
Kayıtlı
veranur
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 372
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1509



« Yanıtla #3 : 25 Mayıs 2007, 13:52:27 »

Allah razı olsun  Cry Cry biz gerçekten çok aciziz gözlerimiz neler görüyor kulaklarımız neler duyuyor ama hala bunları gördüğümüzde sadece vah vah diyip ağlıyoruz Rabbim bize kendine layık olabilme çabası versin bunları gördüğümüzde nefsimize kesin ve kati alt etme gücü versin
Kayıtlı


тüм zαliм νє zulüм düzєηlєяiηє " " diуoяuz
AzRa
Laİlaheİllallah
****

DUÂ: 111
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 824


cihad;imanın çekap'ı ... Şehadet çıkan sonuç


« Yanıtla #4 : 27 Haziran 2007, 21:31:50 »

"Daha söyleyecek, haykıracak, bağıracak, ağlayacak çok şey var içimde. Yutkunuyorum. İnsanın boğazının düğüm düğüm olması bu işte... Gözlerimdeki yaşları tutamıyorum. Dayanamıyorum artık. Benim kardeşlerim ölürken, öldürülürken, açlık, sefalet çekerken, zulüm altında inlerken, işkence çekerken, imtihanlara düçar olurken bizler hangi oyun ve oynaştayız acaba...

   Yoksa ne için dünyaya geldiğimizi mi unuttuk . . . ? "


 Embarrassed  Cry  Cry


Kayıtlı

beled
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 27 Haziran 2007, 21:53:15 »

of Aman Allah'ım  Ne diyeceğimi şaşırdım

Allah'ın verdiklerinden cimrilik edenler, sakın bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar; bilakis bu onların kötülüğünedir. Cimrilik yaptıkları şey, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah işlediklerinizden haberdardır." (3/Âl-i İmran, 180


'Sizden birine ölüm gelip 'Ya Rabbi keşke yakın bir zamana kadar ecelimi geciktirsen de sadaka versem' demeden önce size verdiğimiz rızıkdan veriniz." (63/Münâfıkun, 10)

 İlminizin sadakasını verin. Makam ve mal varlığınızın sadakasını verin. Allah yolunda yapılan infakın verildiği zamanlar da önemlidir. Müslümanların dar ve zor durumlarında yardım edenle, bol günlerinde yardım eden bir değildir. Rabbimiz Mekke fethinden önce infak eden ve harb edenlere Mekke fethinden sonra infak ve harb edenlerin denk olmadığını haber veriyor. (57/Hadîd, 10)



İnfak, Allah'a ibadetin öylesine bir parçasıdır ki, onsuz din olmaz. Bir insanın gönlünde yaktığı iman ışığının devamı, ancak namaz-infak ikilisiyle yürür. "Acaba imanım ne durumda?" diye düşünüyorsanız; namaz ve infaktaki seviyenize bakın. İmanın sağlaması ve göstergesi, bu iki temel ibadettedir. Bunlarda nasibiniz yoksa, iman ışığınız ya sönmüş, ya da sönmek üzeredir. Genelde infak; Mü'minin kendisinde mevcut her nimeti başkalarına yansıtması, başkalarını o nimetlerden yararlandırması demektir.

Sonradan pişmanlık duymamak için, müslümanın cömert davranarak Allah'ın kendisine ihsan ettiği malını sağlığında Allah yolunda ve O'nun rızasına uygun bir biçimde infak etmesi gerekir.

 Sizden birinize ölüm (alâmetleri) gelip de: 'Ey Rabbim, beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de, sadaka versem ve salihlerden olsam' demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak edin." (63/Münâfikun, 10)




Kayıtlı
beled
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 27 Haziran 2007, 21:56:52 »

Mallarını gizli ve açık olarak gece ve gündüz harcayan kimseler var ya, işte onların, Rableri katında ecirleri vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır." (2/Bakara, 274)

"Mallarını Allah yolunda harcayanların hali, her başağı yüz daneli yedi başak bitiren bir tohumun hali gibidir. Allah dilediği kimseye daha kat kat verir. Allah'ın ihsanı çok geniştir. Her şeyi hakkıyla bilendir." (2/Bakara, 261)


"Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcayıncaya kadar birre (Cennete ve iyiliğin en güzeline) eremezsiniz." (3/Âl-i İmran, 92)

Kayıtlı
beled
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : 27 Haziran 2007, 22:02:49 »

Bu görevin, bu niyetle yapılmasında müslüman artık yalnızlığında beşerî bayağılıktan silkinecek, Allah Teala'nın bir halifesi olma rütbesini kazanacak ve elindeki malın, Allah'ın malı olduğunu ve kendisinin onu muhtaç olan Allah'ın kullarına ulaştırmaya görevli bulunduğunu anlayarak: "Al kardeşim, bu benim değil; senin hakkındır, bende bir emanettir, ben sana Allah Teala'nın gönderdiği şu çıkını, postalanmış koliyi teslim etmeye görevlendirmiş bir dağıtıcıyım" diyerek, aynı şekilde alçak gönüllülüğü ile fakirin, sabırlı fakirin hakkını vererek kalbini okşayacak ve bununla o topluluğun mümkün olduğu kadar açıklarını kapatacaktır.

Kayıtlı
beled
Ziyaretçi
« Yanıtla #8 : 27 Haziran 2007, 22:38:06 »

Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: "Rasûlullah (s.a.s.) şöyle duâ etmişti: "Allah'ım, beni miskin (yoksul) olarak, yaşat, miskin olarak ruhumu kabzet, kıyâmet günü de miskinler zümresiyle birlikte haşret." Hz. Âişe (r. anhâ) atılarak sordu: "Niçin ey Allah'ın Rasûlü?" "Çünkü, dedi, onlar cennete, zenginlerden kırk bahar önce girecekler. Ey Âişe! fakirleri sev ve onları (rivâyet meclisine) yaklaştır, tâ ki Kıyâmet günü Allah da sana yaklaşsın." (Tirmizî, Zühd, hadis no: 2353)



Sadakanın en iyisi (insanın sağ iken) bizzat kendisinin vereceği sadakadır. Sadaka sağ iken, malınız elinizde iken, istediğiniz kimseye istediğiniz kadar verdiğinizdir. Yoksa can boğaza geldikten sonra geç kalmış olursunuz. Sizden sonrakiler istediklerini yapar." (Buhârî, Vesâya 14)


Altına tapanlar mel'undur, gümüşe tapanlar mel'undur." (Tirmizî, Zühd 42, hadis no: 2376



cennetin kapısında durup içeri baktım. Oraya girenlerin büyük çoğunluğunun miskinler (yoksullar) olduğunu gördüm. Dünyadaki imkân sâhiplerinin cehennemlikleri ateşe gitmeye emrolunmuşlardı, geri kalanlar da mahpus idiler..." (Buhârî, Rikâk 51; Müslim, Zühd 93, hadis no: 2736)


"Bana zayıflarınızı arayın. Zîra sizler, zayıflarınız (onların duâları, tevekkül ve sabırları) sebebiyle yardıma ve rızka mazhar kılınıyorsunuz." (Ebû Dâvud, Cihâd 77, hadis no: 2594; Tirmizî, Cihâd 24, h. no: 1702; Nesâî, Cihâd 43, -6, 45,46-)



Kur'an'dan faydalanabilmenin şartlarından biri, kişinin, Allah'ın ve insanların hakkını vermek üzere Kitap'taki talimatlara uygun olarak parasını başkalarıyla paylaşmaya hazır olmasıdır. Bu çok önemli bir şarttır. Çünkü bir cimrinin veya parayı her şeyden çok seven bir servet düşkününün, İslâm uğrunda malî fedakârlıklar yapması beklenemez



Hesap gününü düşünen her mü’min, malın bir imtihan sebebi olduğunu bilir ve mâlî ibadetlerini eda etme hususunda titiz davranır. Tüketim hırsının alabildiğine kamçılanması ve hesap günü şuurunun yok edilmesi, başlı başına bir fâciadır. "Kâfirler/inkâr edenler (dünyada) zevklenirler, hayvanların yediği gibi yerler. Onların yeri ateştir." (47/Muhammed, 12). Rasul-i Ekrem de: “Mü’min, bir midesi ile yer; kâfir ise yedi mide ile yer.” (Sünen-i İbn Mâce, hadis no: 3256)


Kayıtlı
beled
Ziyaretçi
« Yanıtla #9 : 27 Haziran 2007, 22:52:20 »

Garibanların alınterini vampir dişleriyle sömürüp hortumlayan sömürü odakları, müslümanların ve müslüman geçinenlerin gereksiz tüketim hastalığı sebebiyle bu zülmü sürdürüyorlar. Namaz kılan müslümanlar bankalardan paralarını çekse, kredi kartı kullanmasa, taksitle alış-verişten kaçınsa, zarûrî ihtiyaç kategorisine girmeyen malları satın almasa, bankacı kapitalist sömürü düzeni kendiliğinden yıkılacaktır. Müslümanlar Amerikan dolarını boykot etseler dolar tepetaklak düşecek, ABD çok kolay tarihin çöplüğünde yerini almanın eşiğine gelecektir. Sömürü düzenleri paranın sırtında egemenliklerini sürdürüyorlar. Halkın israflarıyla beslenen hortumları kesilmiş olsa, zâlim israfçı düzenler de “Hak geldi, bâtıl zâil oldu” hükmü gereği, üflemekle yıkılıverecektir. Siyonizm, ABD ve onların işbirlikçisi düzen ve etkili çevrelerle mücâdele etmede güçleri yetmediğini düşünen samimi müslümanlar, aslında hiç de güçsüz değiller. Günümüzde zâlim ve emperyalistlere karşı en etkili silâh paradır. Kapitalizm ve kapitalistler için para her şeydir. Gariban halk, kendi cebinden onların midelerine giden hortumları kesse, kendisi bu parazitten kurtulup canlanacak, kendi kanıyla beslenen can düşmanı asalak da zâil olacaktır. Bu azgın canavarlar da ancak gereksiz tüm harcamalar kısılarak aç bırakılıp ölüme mahkûm edilebilir



 Sadece Zayıflamak için yılda kırk milyar dolar harcanıyor. Bu paranın büyük kısmı Amerika ve Avrupa’daki insanların cebinden çıkıyor. Şişmanların sayısı orada çok fazla çünkü. Afrika zayıf, Asya zayıf. Zayıflık ne kelime, açlıktan ölenler var. Bir deri bir kemik halinde yaşamaya çalışanlarla, zayıflamak için yılda kırk milyar dolar harcayanlar aynı dünyanın insanları; ne garip! Diyet sektörünün bu derece büyümesine sebep olanlar, paylaşmayı bilmeyen Avrupa ve Amerika’nın oburları. Sadece zayıflamak için o kadar para harcayan oburlar, şişmanlayana kadar kimbilir kaç milyar dolar harcamakta!? Ölçülü olmayı bilseler, bütün para ceplerinde kalacak halbuki. Hem zayıflamak için, hem şişmanlamak için harcadıkları bütün para tasarruf edilebilecek. Ve sağlıklı yaşayacaklar. Belki o zaman paylaşma fikri de doğacak kendiliğinden.

« Son Düzenleme: 27 Haziran 2007, 23:02:26 Gönderen: beled » Kayıtlı
Hamza
Laİlaheİllallah
****

DUÂ: 51
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 699


بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ


« Yanıtla #10 : 28 Haziran 2007, 08:28:18 »


Garibanların alınterini vampir dişleriyle sömürüp hortumlayan sömürü odakları, müslümanların ve müslüman geçinenlerin gereksiz tüketim hastalığı sebebiyle bu zülmü sürdürüyorlar. Namaz kılan müslümanlar bankalardan paralarını çekse, kredi kartı kullanmasa, taksitle alış-verişten kaçınsa, zarûrî ihtiyaç kategorisine girmeyen malları satın almasa, bankacı kapitalist sömürü düzeni kendiliğinden yıkılacaktır. Müslümanlar Amerikan dolarını boykot etseler dolar tepetaklak düşecek, ABD çok kolay tarihin çöplüğünde yerini almanın eşiğine gelecektir. Sömürü düzenleri paranın sırtında egemenliklerini sürdürüyorlar. Halkın israflarıyla beslenen hortumları kesilmiş olsa, zâlim israfçı düzenler de “Hak geldi, bâtıl zâil oldu” hükmü gereği, üflemekle yıkılıverecektir. Siyonizm, ABD ve onların işbirlikçisi düzen ve etkili çevrelerle mücâdele etmede güçleri yetmediğini düşünen samimi müslümanlar, aslında hiç de güçsüz değiller. Günümüzde zâlim ve emperyalistlere karşı en etkili silâh paradır. Kapitalizm ve kapitalistler için para her şeydir. Gariban halk, kendi cebinden onların midelerine giden hortumları kesse, kendisi bu parazitten kurtulup canlanacak, kendi kanıyla beslenen can düşmanı asalak da zâil olacaktır. Bu azgın canavarlar da ancak gereksiz tüm harcamalar kısılarak aç bırakılıp ölüme mahkûm edilebilir.


Bir konu ancak bu kadar güzel ve net açıklanabilir...

ALLAH (c.c) senden ve âlinden razı ve hoşnut olsun BELED KARDEŞİM...

Hepiniz RABBİME emanetsiniz inşALLAH...
Kayıtlı
beled
Ziyaretçi
« Yanıtla #11 : 28 Haziran 2007, 13:57:02 »

Allah'dan başka bir ilâh yok, ancak Allah var. O'nun şeriki yoktur. Mülk O'nundur, hamd de O'nundur. O her şeye kaadirdir. Allah'ım, sen zeynepder formundaki kardeşlerden ve hamza kardeşten  alinden razı ol.
Amin
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: