vakit
Elhamdülillah

DUÂ: 43
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 182
|
 |
« Yanıtla #1 : 30 Aralık 2011, 12:59:32 » |
|
Bu toprakları İslami değerlerden uzaklaştırma ihalesini üstlenen taşeron seçkinlerin psikolojisi, "mağlubiyet psikolojisi"dir.
Bu marazi psikolojiyle, sadece mağlubiyeti benimsemekle kalmamışlar, hepimize benimsetmek için, bu milletin sırtında sopa kırmışlardır. Galiplerin savaşarak elde edemediklerini, onlar altın tepsi içinde sunmuşlardır. Yüzyılın ihalesinin bedeli, böyle ödenmiştir.
Mağlubiyet psikolojisi, "büyük kırılmanın" ardından, mağlubiyet ideolojisine dönüşmüştür. Mezkur kırılmadan sonra, bu topraklardaki hakim ideolojinin adını kim ne koyarsanız koysun, gerçekte onun değişmeyen tek adı vardır: Mağlubiyet ideolojisi. Bu ideolojinin sırtımıza geçirdiği deli gömleği, elimizi kolumuzu kıpırdamaz hale getirdi. Şu içinde bulunduğumuz "bir kuşa çevrilmişlik hali", bunun neticesidir.
Takvim değişikliği, mağlubiyet ideolojisinin enkazından sadece biridir. Bu pakete giren tüm diğer unsurlar gibi, bu da bir "koparma" ameliyesidir. Temelinde yatan şey, bu toprakları, ait olduğu "Müslüman zamanından" koparma kaygısıdır. Bu kaygı, öyle gösterildiği gibi "laiklik" hassasiyeti üzerine temellendirilmemiştir. Eğer öyleyse, yerine konulanın bir Papanın (Gregorius) adını taşıyan ve Hıristiyan zamanını gösteren bir takvim olmasını neyle açıklayacağız?
1519'da Jeronim de Aguilar, yıllarca Mayaların arasında kaldıktan sonra bir grup Hıristiyanla karşılaşınca "Bugün Çarşamba mı?" diye sormuş. "Evet" cevabını alınca gözyaşlarını tutamamış. Çünkü 'kafirlerin' arasında geçirdiği uzun zaman boyunca ibadetini hep doğru zamanda yaptığının göstergesiymiş bu. Ne dersiniz, bu toplumda kendi gerçek zamanını bir çırpıda bilen kaç kişi çıkar?
Müslüman zamanında, Papa Gregorius takviminin yılbaşı, hiçbir 'değer' ve 'anlam' taşımıyor. Malum medyanın köpürttüğü yılbaşı çılgınlığı, son yıllarda "Noel ayinine katılma" noktasına gelip dayandı. Ha gayret, az kaldı! Bir adım sonrası, kutsanmış şarap-ekmek kuyruğuna girmek.
Mağlubiyet ideolojisinden başka ne beklenirdi ki...
- Mustafa İslamoğlu -
|