Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Abdullah Olmak  (Okunma Sayısı 180 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
MuSALLi
Süper Moderatör
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 259
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1962


*Zervêşayê Pexmêr*


« : 23 Ağustos 2011, 17:41:13 »

Oruç günlerindeyiz...
Oruç, oluşun, varoluşun yani yeniden dirilişin
muştusudur.
Oruç içsel bir eylemdir... Ruhi takviye, manevi
tekamül, kulbi terakki oruç üzerinden sürdürülür...
Bununda teminatı, takvadır... Zaten oruç sayesinde ittika
imkanı oluşmuyor mu? Derununuzdaki defineleri
gün yüzüne çıkarmak, iç dünyamızdaki saklı değerleri
keşfetmek oruçla mümkün...
“...Umulur ki bu sayede (oruçla) sakınırsınız
(takva sahibi olursunuz)” (Bakara-183)
Takvasız insan takatsızdır. Ve de kendine ne tanımlayabilmiş,
ne de tamamlayabilmiştir.
O halde, takvanın tanımı ve temini nasıl olacaktır?
Takva öncelikle bilgi ve bilinç işidir. Bunu şöyle
formüle edebiliriz.
Kendini bilmek...
Rabbini bilmek...
Haddini bilmek...
Hesabını bilmek...
Bilmek insanın en güzel erdemidir. Ermek için
bilmek lazım. Erimemek için bilgi lazım
“Allah (cc) Adem’e önce isimleri (bilgiyi)
öğretti” (2/31)
Yine “Rahmen Kur’an’ı öğretti” (55/12)
Rahman’ın kulları ise Kur’an öğretisi ile cahiliyeyi
izale ettiler...
Biliyoruz ki, tüm zamanların en büyük musibeti
cehalettir. İslam’ın en köklü savaşımı cahiliyeye yöneliktir.
Ama önce bilgiyi sahileştimek.. bildilerimizi vahiyle
sağlanmasını yapmak... Kabullerimizi mutlak bilgi ile
teşhis etmek... Doğrularımızı yeniden tesbit etmek..
Değerlerimizi mutlak bilgi ile teşhis etmek...
Zanna değil, Hakka tabi olmak...
Muğlak olana değil mutlak olana yönelmek
Meşkuk ve meçhul olanda değil malum, maruf ve
meşru olanda karar kılmak durumudayız.
Bize bilginin hakikatından önce, hakikatın bilgisi
lazım...
Belki bugün bilgiye ulaşmak kolay, ancak ulaştığımız
bilgi bizi nereye ve kime ulaştırıyor? Sorusuna
cevap bulmamız gerekiyor.
Bilgi piyasasına baktığımız zaman görünen tablo:
Bildiklerini zanneden cühela..
Bildikleri ile bilgiçlik taslayan nadalar..
Bildikleri ile parsa toplayan ve kendilerini pazarlayanlar..
Bilgi ile kendilerini dolduran ve donduran bilginler...
Şükür ki, bilgi ile belamlaşanlara karşı bilgeler var...
Evet, vahyin bilgisine dayalı bir biliş ile insan önce
kendini bilecek... Aczini, zaafını, fakrını, cehlini,
zulmünü, hırsını, hevasını bilecek...
Niçin yalnızlaştığını, yabancılaştığını, yozlaştığını,
çamurlaştığını görecek... Kendi teyanını hazırlayan
ama hüsranını görmeyen insana kurtuluşun tek yolunun
kendini “La ilahe illALLAH ” ile yeniden kurmak
olduğunu gösterebilmeliyiz.
Özgürlüğün, adaletin, ahlakın, hakikatın ve insaniyetin
nihai manifestosunun tek bir cümleye; La ilahe
illALLAH ’a yüklendiğini güncelleyebilmeliyiz.
İnsanın sukunu, surunu, huzuru bu kelimelerde...
İstikbar ve istiğna laneti içinde iyice insanlıktan
uzaklaşan insanın, yeniden insan olmasının şifresi;
tevhid ve takvadır.
Habire yeni şeyler icat eden insan, kendini inşa
etmeye fırsat bulamadı.
“Benlik zindanı”nda bunalan insan yalnız ve
güvensiz...
Ruhunu yitiren insan yorgun ve umutsuz...
Aslında insan bunu aşabilecek potansiyele sahiptir.
Özüne döndüğü zaman, önünü görebilecektir.
Unutmayalım ki; kendini bilmek, furkan, burhan,
basiret, hikmet ve iman işidir...
Rabbini bilmek... Kendini bilen, Rabbini birler ve
O’nunla birlikte olmanın yollarını arar... Öncelikle
O’nu kendini bildirdiği gibi bilmek..
Allah tasavvurumuzun temelinde Kur’an olmalı...
Rabbini bilmek... Kendini bilen, Rabbini birler
ve O’nunla birlikte olmanın yollarını arar... Öncelikle
O’nu kendini bildirdiği gibi bilmek... Allah tasavvurumuzun
temelinde Kur’an olmalı...
Rabbini hakkıyla bilenler rabbanilerdir... Onlar
Rabbe ram olmuşlardır... O’ndan razı olmuşlardır...
O’na rabt olmuşlardır...
Çünkü onlar Rableri ile barışıktır.. Onlar O’na
bağımlıdırlar.. Onlar alemlerin Rabbi ile birlikte olma
derdindedirler...
O’nu bilenler O’na taraf oldular... Vahyine tabi oldular...
Rasulünü takip ettiler... Rızasını talep ettiler...
Haddini bilmek... Haddini aşan insanda hayır
yoktur... Huzur yoktur... Bireysel özgürlüklere sığınarak
had, hudud, sınır, ilke, ölçü, kriter, değer tanımayanların
hali gözler önünde...
Sınırları zorlamadaki cesaret, haddi aşmadaki gayret
cehalet ve gaflet değilse nedir?
Cürüm işlemedeki bu cürete ne dersiniz?
Yasakları bir defa delmenin ne zararı olacak? Sınırları
bazen ihlal etmenin ne mahzuru var?
Adem ve Havva “yasak ağaç”’ın meyvesinden bir
defa yemekle neler oldu bilinmiyor mu?
İsyana alışık haramla barışık hayatların geleceği
yoktur...
Evet, önemli olan haddini bilmektir... Yani O’nun
“dur” dediği yerde durmaktır.. “Ol” dediği gibi olmaktır...
“Öl” dediği şekilde ölebilmektir...
“Yasak ağaçlara” iştahlanmamak... “Cumartesi
balıklarına” yönelmemek... Talut’un uyardığı
“nehir”den kana kana içmemek...
Canının istediği gibi değil, Rabinin istediği gibi
yaşamak...
Hem de çağın gereklilikleri, yasal zorunluluklar,
piyasa koşulları demeden, bunu yapmak...
Hesabını bilmek... Müslüman her işte Allah’ı
hesaba katan insandır...
Allah’ın hesaba katılmadığı bir hayat batıldır...
Allah’ın hesaba katılmadığı bir siyaset abesle iştigaldir...
Allah’ın hesaba katılmadığı bir ticeret fasittir...
Allah’ın hesaba katılmadığı bir kültür boştur...
Hesabını veremeyeceğimiz bir hayat bize ait olmamalı...
Çünkü herşey kayıt altında... Hesaplar üstü
bir hesap var... O halde hesap günü, hesap vermekte
zorlanacağımız; mal, makam, statü, kariyer, iktidar,
eylem, yöntem, söylem, ev, evlilik, emval, evlat, emtia,
iş, eş, kavga, sevda, dava, idida şimdiden bizden
uzak olmalı...
Hesapsız-kitapsız bir yaşamın akibeti bayağılaşmak
ve barbarlaşmaktır...
Kendini Rabbini, haddini, hesabını bilenler ise; arif
oldu... Akif oldu... Abid oldu... Alim oldu... Yani Abdullah
oldular...

Ramazan KAYAN


Kayıtlı

Zeynepder4
"NasıLsın ? Diye sorma //FiListin// gibiyim ışte.. Bir yanim işgaL ediLdi bir yanim Direnişte!
Grafiker
La Hukme iLLaLLaH
*

DUÂ: 249
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2337


ÖZLEMEKTEN yorulmuşum kapında durdur beni...


« Yanıtla #1 : 25 Ağustos 2011, 09:15:52 »

Musallı paylaşımın için ALLAH razı olsun.

RABBİM bizleri orucun bilincinde olan ,RABBİNİ bilen ve hesap gününün şuurunda olanlardan eylesin
Kayıtlı

MuSALLi
Süper Moderatör
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 259
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1962


*Zervêşayê Pexmêr*


« Yanıtla #2 : 26 Ağustos 2011, 01:35:15 »

Ecmain olsun

Allahumme aminn
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: