Zeynepder4
"NasıLsın ? Diye sorma //FiListin// gibiyim ışte.. Bir yanim işgaL ediLdi bir yanim Direnişte!
Grafiker
La Hukme iLLaLLaH
DUÂ: 249
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 2337
ÖZLEMEKTEN yorulmuşum kapında durdur beni...
|
 |
« Yanıtla #2 : 02 Ağustos 2011, 07:55:52 » |
|
İslâmiyet’in ilmi teşvik edici oluşunu Yüce Beyan’da: “Kime ne hikmet verilmişse ona büyük iyilik edilmiştir.” (6) “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (7) “Ve onlardan bilgide derinlik kazanmış olanlara... Büyük bir mükâfat vereceğiz.”(8) “Allah’dan ancak âlim kulları korkar.”(9) “Allah sizden iman edenleri ve kendilerine ilim verilenleri derecelere yükseltir.”(10) “Rabbim, benim ilmimi artır, de.” (11) âyetleri ilme verilen ehemmiyeti gösteriyor.
Ebu Said el-Hudri’ye (ra) uğradık. O bize: “Rasûlüllah (sav)’ın (bize) vasiyetine merhaba” (derdi ve ilave ederdi): Rasûlüllah (sav) demişti ki: “İnsanlar (dinde) size tabidirler Size (aktar-ı alemden yani) dünyanın her tarafından bir kısım erkekler gelip İslam dinini öğrenecekler. Onlar geldikleri vakit, onlara hep hayrı tavsiye edin“(12) “Allah kimin için hayır murad ederse onu dinde fakih kılar.“(13) “Kim ilim taleb ederse, bu işi, geçmişteki günahlarına kefaret olur.”(14) “Hikmetli söz mü’minin yitiğidir Onu nerede bulursa, onu hemen almaya ehaktır.“(15) İslâm dininin mübelliği Hz. Muhammed (sav)’in bu hadislerinden açıkça anlıyoruz ki; İslâm dini, ilim dinidir. İslâm dini, cehalete karşı ilimle savaş açmıştır. İslâm dini, cahili öğretim ve eğitim sistemlerine karşı bir ilim inkılâbıdır. İslâm dininin gelişi; cehaletin gitmesine, ilmin de yayılmasına müjde olmuştur.
İslâm dini; ilimden, bilgiden, irfandan mahrumiyeti inkârcılık kadar tehlikeli görmüştür. “Bilgiden mahrum olmanın, inkârcılığa yol açtığını” söyleyen Muhyiddin-i Arabi; “İlim, cehâleti örten bir perdedir. Kötü olan cehalet ile iyi olan hikmet, aynı yerde toplanıp birleşemez” diyen İsmail Hakkı Bursavi; “Kalbin gıdası bilgidir. Hakikat ilmini bilmek, her şeyden güzeldir. Çünkü hakikat bilgisi... Allah’ın sırlarına ermektir. Gençlik günlerinde ilim tahsilinde yüz çeviren kimse ömrünün sonunda pişman olur. Bunları elde etmek ister ama, ömrü kâfi gelmez. İnsan en kıymetli malı olan ömür parasını, ilime sarf etmelidir. Alim, ilmi ile cahil de malı ile iftihar eder” diyen Niyazi-i Mısri’yi buna misâl verebiliriz.(16) Bu şartlar altında ilim tahsilini her müslümana farz kılan, ilim tahsilini geçmiş günahlara kefaret kabul eden, ilim tahsili için yola çıkan kişiye cennet vaadinde bulunan İslâm dininin ilmin büyük destekçisi olduğu çok açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu teşvikin neticesinde kurulan çeşitli İslâm devletlerinde devlet büyüklerinin ilmin büyük bir hamisi olduğunu görüyoruz. Yüksek öğretim alanında, İslâm’da ilk şöhretli müessese, Halife el—Me’mun (830) tarafından başşehirde kurulan Beyt’ül—Hikme (Hikmet, Fazilet Evi)dir. Bir tercüme merkezi olarak faaliyette bulunmasının yanında bu müessese, bir akademi, halka açık bir kütüphane olarak da vazife görmüş ve buna bağlı çalışkan bir de rasathane kurulmuştur. Tam o devirde ortaya çıkıp yayılan rasathaneler unutulmamalıdır ki, aynı zamanda astronomi öğretiminin yapıldığı okullar durumundaydı; bu durum, tıpkı o devirde ilk olarak ortada görülmeye başlayan ve içinde tıbbi araştırma ve incelemeler yapılan merkezler olarak çalışmış hastanelerin durumu gibidir.(17) Benzer ilim teşvikini Abbasiler devrinde de görüyoruz. İlme düşkünlüğün bir tecellisi olarak çok alâka çekicidir ki halife Harun Reşid Ankara’yı ele geçirdiği ve halife el—Memun da Bizans imparatoru III. Michel’e karşı ezici bir üstünlük sağladıkları sırada her iki imparator savaş tazminatı olarak karşı taraftan eski yazma kitaplar istemişlerdi.(18) Endülüs Üniversitesi ise şu an dahi Avrupa tarafından takdir edilmektedir. Yani tarihin şehadetiyle sabittir ki; İslâm dini bir ilim dini olup cehalete geçit vermez. Müslüman oldukları halde tembelliği, meskeneti ve ataleti meslek edinmiş olanlar, İslâm dininden habersiz yaşayanlardır.
Müslümanlara ait topraklarda cehaletin hüküm sürmesinin sebebi, Müslümanların bir ilim dini olan İslâm’ın mahiyetinden habersiz yaşamalarındandır. Müslüman oldukları halde dinlerinden habersiz yaşayanlar, cehaletin kucağında sabahlamaya mahkûmdurlar. Müslümanlar ilim, bilgi hususunda bugüne kadar hep Batı’nın kapısını tıkladılar. Batı’dan ışık gelir diye zannettiler. Oysaki tarihin şehadetiyle sabittir ki, Batı, insanlık âleminin ışığını söndürmüş ve halen de beşeriyet âlemini karanlıkta bırakmak için uğraş vermektedir. Ama içinde yaşadığımız şu zaman diliminde Allahû Teâlâ bize acıdı da uyanmaya başladık. Artık gayr-i müslimleri gerçek yüzleriyle görebiliyor ve hatalarımızı anlıyoruz. O büyük dondurucu, uyuşturucu ve öldürücü kıştan sonra buzların çözülmeye, tabiatın yeniden yeşermeye başladığını görmek inanan gönülleri sevindirmektedir. Artık dünyanın her yerinde Müslümanlar hareketlenmeye ve bir şeyler yapmaya başlamışlardır. Müslümanlar dinlerinden haberdar oldukça cehalete ve cahiliyyeye tutunanlarının sayıları azalmaktadır. İslâm dini, cehaletin ve cahiliyyenin tutsaklarını iman ve ilim ile azad eden bir dindir. İslâm’ın emrettiği iman ve ilme tutunmayanlar, cehaletten, esaretten, meskenetten ve ataletten kurtulamazlar. ___________________ (1) Hristiyanlık (Ziya Kazıcı), Sh: 117, İst/ ty. (2) Hristiyanlık (Ziya Kazıcı), Sh: 118, İst/ ty. (3) Tabbara, A: Kuran ve Modern İlim, Sh: 270-272, İst/ty. (4) Taylan, T: İlim Din , Sh: 194-196-199, Çağrı Yay. İst/1979 (4) Adıvar, A: Bilim ve Din, Sh: 105, ist/1980, (5) Kırca, C: Kur’ân-ı Kerim ve Modern İlimler, Sh: 100, Marifet yay.İst/ 1981 (6) Bakara Sûresi/ 269 (7) Zümer Sûresi/ 6 (8) Nisa Sûresi/162 (9) Fatır Sûresi/28 (10) Mücadele Sûresi/11 (11) Tâ-Hâ Sûresi/11 (12) Sünen-i Tirmizi, İlm: 10 (13) Sahih-i Buhari, Farzu’l-Humus 7, İlm 13, İ’tisam 10; Müslim, İmaret 98, (1038), Zekat 98 100 (14) Sünen-i Tirmizi, İlm: 2 (15) Sünen-i Tirmizi, İlm: 19 (16) Keklik, N: Felsefe, Sh: 94, İst/1978 (17) Hitti, P.K: İslâm Tarihi, 2/630, 3/840, 893, Boğaziçi yay.İst/1980, (18) Garaudy, R: İslâm’ın Vadettikleri, Sh: 102, Pınar Yay. İst/1983
mustafa çelik
|