Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ayşe Durna'dan Çarpıcı Açıklamalar  (Okunma Sayısı 119 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
MuSALLi
Süper Moderatör
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 259
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1962


*Zervêşayê Pexmêr*


« : 26 Temmuz 2011, 00:33:07 »

Yüksekova’da İslami yaşantısından dolayı zorluklar yaşayan bayanların mücadelesini konu alan yazı dizisinin son bölümünde 5 Mayıs 2011 tarihinde PKK/BDP yandaşları tarafından şehid edilen Ubeydullah Durna’nın eşi Ayşe Durna, Doğruhaber’e çarpıcı açıklamalarda bulundu.


Bedel ödemek! Bir can vermek… Allah için… Kur’an yolunda Hakk’a şahid olan bir şehidin ardından bakakalmak öylece… Ve silkinmek yeniden… Vazgeçmek cananından… Aslında uyanmak derin uykulardan, şehadetin diriliş muştusu olduğu gerçeğini ifşa edercesine!

İşte Yüksekova’da hicaba bürünen bayanların karşılaştıkları zorlukları anlatmaya çalıştığımız yazı dizimizin bu son bölümünde, bu yolda eşini şehid vererek bedel ödemiş olan Ayşe Durna ile eşinin şehadetiyle beraber boy gösteren sıkıntılar, İslami yaşantısından dolayı karşılaştığı zorluklar ve bulunduğu ortamın hicaba olan bakış açısı üzerine gerçekleştirdiğimiz röportaj…

Ayşe Hanım eşinizi şehid verdiniz, Rabbim yardımcınız olsun. Eşinizin şehadeti sonrasında hayatınızda ne gibi değişiklikler oldu, neler hissettiniz?

Evet, eşimi şehid verdim, kolay bir şey değil bu. Ancak, Allah rızası için olduktan sonra hiçbir acı çekilmez değildir. Eşimin şehadetinden sonra her zaman söylediğim gibi bu sefer de söyleyeceğim ki; silkinip kendimize geldik. Hakikaten de kendimize geldik. Mademki başkaları dünyevi şeyler için, batıl şeyler için her şeylerini feda ediyor peki, biz neden hak dava için canımızı, malımızı, eşlerimizi feda etmeyelim. Elbette özlem olacak, hala da var ama elhamdulillah diyorum. Elhamdulillah.

‘‘DÖRT GÖZLE AHİRETİMİZİ BEKLEYECEĞİZ’’

Biz bir şehid verdik ve Allah’ın izniyle o şehitten sonra bizim tutumumuz dünya olmayacak. Evet, yaşamaya devam edeceğiz ama dünyaya bağlanarak değil. Varsın birileri dünyaya bel bağlasınlar, biz dört gözle ahiretimizi bekleyeceğiz. Bazen bakıyoruz cahili bir topluma, anne-baba çocuğuna hep dünyevi şeyler anlatıyor. Ama biz çocuklarımıza dünyevi şeyler anlatmıyoruz ve anlatmayacağız. Elbette biz de dünyadan yararlanacağız zira bizim de bu dünyada hakkımız var. Hatta öncelikle Müslümanlar olarak bizim hakkımız var. Yani hem dünyadan istifade edeceğiz hem de ahireti kazanmaya gayret göstereceğiz.

‘‘KEŞKE BABAM CENNETE GİTMESEYDİ, BİZ BİRLİKTE GİTSEYDİK’’

Peki, eşinizin şehadetinin ardından çocuklarınızın durumu nedir. Babalarını soruyorlar mı?

Eşimin şehadetiyle boy gösteren zorlukların başında çocuklarım geliyor. Babalarını yanlarında göremeyip de yokluğunu kabullenemez hale geldiklerinden beri onlarla başa çıkmakta hayli zorlanıyorum. Çoğunlukla ‘anne, babamız nerede, babamız gelecek mi, acaba şu an ne yapıyor’ gibi sorular soruyorlar. Oğlum Hattap ‘anne keşke babam cennete gitmeseydi, biz birlikte gitseydik. Hem niye bizden önce gitti’ diye söylenip duruyor. Babalarını çok özlüyorlar ve ben o minik yüreklerdeki baba özlemini dindiremiyorum.

‘‘BABAM BİR MASADA UYUMUŞTU, O’NU KİM YIKADI’’

Geçenlerde kızım Şehadet, babası için hazırlanan kliplerden birinde gördüğü otopsi fotoğrafını kastederek ‘Anne ben babamın fotoğrafını gördüm. Babam bir masanın üzerinde uyumuştu. Üzerinde bir şey yoktu. Kim benim babamın banyosunu yaptı. Babam uyumuştu, kendi kendine banyosunu yapamaz ki’ diye sordu. O küçük dünyalarına öyle çok şey sığdırıyorlar ki; bazen soruları karşısında verecek cevap bulamıyorum.

Uzun zamandır birlikte huzurlu bir evlilik geçirdiğiniz eşinizin yokluğunu nasıl kabullendiniz Eseflendiğiniz ya da teselli bulamadığınız anlar oldu mu?

Üstesinden gelinmesi hayli zor olan bir durum bu! Ancak benim tesellim evvela davam, Allah rızası ve cemaatimdir. Bunlar olmasaydı hiç kimse beni teselli edemezdi. Öte yandan bu his öyle yakıcı öyle zor ki; sabah uyandığımda diyorum ki, kim benimle kahvaltıya oturacak. Akşam olunca kim gelip ‘‘Ayşe! Bu akşam ne pişirdin’’ diye soracak. Her kim olursa olsun onun yerini tutmuyor...

‘‘EŞİMLE BİRLİKTE İKİ ÇOCUĞUM DA GİTSEYDİ DEĞERDİ’’

Hakikaten çok zor. Ama elhamdulillah bu zorluk içerisinde ben hiç isyan etmedim. Ve gerçekten Allah davası için her şey çekilmeye değer. Babalarıyla birlikte iki çocuğum da gitseydi değerdi. Ben de bu uğurda can versem değer elbet. Şu an düşündüğümde kendime, eski Ayşe’ye kızıyorum. Düşünsenize Cemaat bu kadar şehid vermiş. Ben daha küçükken şehidler verilmiş.

‘‘VALLAHİ TÜM BUNLARIN HESABI YARIN BİZDEN SORULUR’’

Bazen düşünüyorum da şehidler, tutuklular ve bedel ödeyenler bizden hesap sormazlar mı Eli kınalı gelinleri bırakıp ölüme koşarak giden; iftiralara, sürgünlere, cezalara maruz kalan ve sırf Allah rızası için her şeylerini feda edenler geride kalanlardan hesap sormazlar mı VALLAH i tüm bunların hesabı yarın bizden sorulur. Allah da sorar, bedel ödeyenler de! Bu nedenle hepimizin silkinmesi ve bu şehadet ile kendimizi, hal ve hareketlerimizi, davamıza olan bağlılığımızı, Müslüman bir bayan olarak hicabımızı ve tavırlarımızı yeniden gözden geçirip gayrı İslami tüm noktaları hayatımızdan beri kılmamız gerekmektedir. Ancak böyle kurtuluşa erenlerden oluruz.’’

Son iki haftadır gündeme getirdiğimiz Yüksekova’daki hicaplı bayanların karşılaştığı zorluklar birtakım çevrelerce abartılı görülüp, söylenenlerin doğru olamayacağı iddia edildi. Hicaplı bir bayan olarak bu konuya bakış açınız nedir?

Evet, iki haftadır bu yazılarınızı takip ediyorum. Kesinlikle karşılaşılan zorluklara dair belirtilenler abartılı ya da yalan değil. Hatta diyebilirim ki; eksik bile anlatılmış. Belirtilenleri abartılı bulup, Yüksekova’da hicaplı bayanlara yönelik saldırıların olmadığını iddia edenlere bir arkadaşım ve onun yengesinin başından geçenler iyi bir misal olur.

‘‘HİCAPLI OLDUĞU İÇİN TAŞ ATARAK KAFASINI KIRDILAR’’

Arkadaşım iki eli poşetlerle dolu olduğu halde ziyaret için gittiği mahallede on ile on beş yaş arası çocukların taşlı saldırısına uğruyor ve başını elleri ile koruyamadığı için başı taş darbeleri ile kırılıp kanamıştı. Belli bir süre sonra yine aynı mahalleye giden yengesi de taşlı ve sözlü saldırıya uğruyor ve yara almaktan kendini zor kurtarmıştı. Örtü hassasiyeti olmayan insanlar tabiî ki bunları abartı bulup yalan sayacaklar. Düşünün Yüksekova’da İslami kesime yönelik yapılan onlarca saldırıda saldırıyı yapanlar ‘biz yapmadık’ ya da “bu işle bir ilgimiz yok” dememelerine rağmen yine de bunların avukatlığına soyunan çoğu kişi onlar yerine yemin ederek onların böyle bir şey yapamayacaklarını savundular. Onun için bu tür durumların da inkâr edilmesini artık doğal karşılayalım. Çünkü bu gibi insanların bir örtü, bir Kur’an, bir inanç endişeleri yok.

‘‘BİZ Mİ ABARTIYORUZ, ONLAR MI GAFLET İÇİNDE’’
 

'Çarşaflı Olduğum İçin Hakaret Ediyorlar'

İslam’ın izzetini omuzlayan ve her türlü zorluğa göğüs geren Yüksekovalı Müslüman bayanların yaşadığı sıkıntıların dile getirildiği haberin 2. Bölümü.
Bugün davamızdan ve hicabımızdan ötürü bizi yadırgayanlar ve bize hakaret edip birtakım şeylerle zulüm edenler yeri gelince bizim yaşamaya çalıştığımız Kur’an-ı Kerim’i mezarlıkta, evlerinde okuyor ve hatimler indiriyorlar. Bizi eleştirenler okumaktan geri durmadıkları o ayetlerin meallerini açıp baksınlar bakalım; biz mi ayetler ışığında hareket ediyoruz yoksa onlar mı Biz mi abartıyoruz yoksa onlar mı Kur’an’dan gafil yaşıyorlar Bizim bu insanlara ne zararımız dokundu ki, her defasında derneğimizi hedef alıyorlar. İran birilerini idam ediyor, derneğimize saldırıyorlar. Seçim kurulu milletvekillerini veto ediyor, derneğimize saldırıyorlar. Dağda birileri öldürülüyor yine derneğimize saldırıyorlar. Hatta liderlerinin başı bile ağrısa yine bize saldırıyorlar. Kur`an-ı Kerim`leri yakıyorlar. Bu gafletleri gerçekten beni çok üzüyor.

Son olarak ne söylemek istersiniz

Benim kardeşlerime bilhassa bacılarıma söylemek istediğim birkaç sözüm var. Bizler ne yaparsak yapalım sonumuz ya yaşlanmak ya da ölmek olacak. Bundan ötesi yok! Bu nedenle nefsi her şeyi bir kenara bırakarak her şeyimizle davamıza odaklanalım ve yüzümüzü yerlerin ve göklerin tek hâkimi olan Allah’a çevirelim. Kur’an rehberimiz, sünnet ışığımız olsun.
Bacılarım! Bu noktada çok daha hassas davranıp eşlerinize her anlamda destek olun ve onları bu yolda cesaretlendirin. Eşlerinizi evden sanki bir daha hiç dönmeyeceklermiş gibi uğurlayın. Ve akşam eve geldiklerinde de sanki daha eve hiç gelmemişler gibi karşılayın.

‘‘GEVŞEKLİĞİMİZ BİZE KAZANÇ SAĞLAMAYACAKTIR’’

Biz hepimiz biliyoruz ki Allah u Teala’nın rahmeti her şeyi kuşatmıştır. Her yeri kuşatmıştır. Allah dilediği kimseye rahmet eder. Ama bizim gevşekliğimiz, pasifliğimiz bize asla kazanç sağlamayacaktır. Bu gün eşimi vererek ödediğim bedeli yarın başka şeylerden feragat ederek de ödemeye hazırım. İstiyorum ki tüm kardeşlerim bilhassa bacılarım da bunun idrakinde olsunlar. Dünyalığı ve nefsi arzuları bir kenara bırakıp silkinsinler ve davalarına daha bir sıkı tutunsunlar. Ve şunu da unutmasınlar; şehadetten sonra mücadele daha da artmalı.



Elif Yüksek / Doğruhaber
Kayıtlı

MuSALLi
Süper Moderatör
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 259
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1962


*Zervêşayê Pexmêr*


« Yanıtla #1 : 26 Temmuz 2011, 00:39:34 »

Bizler ne yaparsak yapalım sonumuz ya yaşlanmak ya da ölmek olacak. Bundan ötesi yok! Bu nedenle nefsi her şeyi bir kenara bırakarak her şeyimizle davamıza odaklanalım ve yüzümüzü yerlerin ve göklerin tek hâkimi olan Allah’a çevirelim. Kur’an rehberimiz, sünnet ışığımız olsun.
Bacılarım! Bu noktada çok daha hassas davranıp eşlerinize her anlamda destek olun ve onları bu yolda cesaretlendirin. Eşlerinizi evden sanki bir daha hiç dönmeyeceklermiş gibi uğurlayın. Ve akşam eve geldiklerinde de sanki daha eve hiç gelmemişler gibi karşılayın.
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: