MuSALLi
Süper Moderatör
La Hukme iLLaLLaH
   
DUÂ: 259
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 1962
*Zervêşayê Pexmêr*
|
 |
« : 21 Haziran 2011, 23:04:11 » |
|
Çevremizdeki birçok kişi, Allah’ın Kitabı’nı terkedilmiş olarak bırakıp, evini kişisel gelişim kitaplarıyla doldurmakta, başarı ve mutluluk tasavvurunu Kur’an’la değil, kişisel gelişim kitapları ve seminerleriyle şekillendirmektedir ne yazık ki. Bilinmelidir ki bu büyük bir aldanıştır.
Son yıllarda tam anlamıyla bir “kişisel gelişim” furyasına tanık oluyoruz. Artık büyük bir sektör haline gelmiş olan kişisel gelişim alanında birçok kitap yayınlanıyor, çeşitli seminer ve konferanslar düzenleniyor. Kişisel gelişim kitaplarının yayınında ve satışında yaşanan büyük artış, beraberinde birçok insan kaynakları ve kişisel gelişim danışmanlık şirketlerinin kurulmasını getirdi. Bazı kişiler kısa zamanda "kişisel gelişim uzmanı" sıfatını elde etti ve bu kişilerin etrafında çeşitli kurslar, seminer programları ve konferanslar düzenlenmeye ve çeşitli kişisel gelişim grupları oluşturulmaya başlandı.
Kişisel gelişim alanında yazılmış kitapların çoğunun insanlara gösterdiği tek hedef; zengin olmak, daha çok kazanmak, asla yetinmemek, bir şeyler yapıp mutlaka mümkün olduğunca çok para kazanmak.
Dünyada 1970'lerde yaygınlaşmaya başlayan kişisel gelişim kitapları, Türkiye'de 1990’lı yıllarla birlikte büyük artış gösterdi. Yabancı yazarlardan yapılan çevirilerin yanı sıra, bazı yerli yazarlar da bu alanda üst üste eser vermeye başladı. Türkiye’de ilk olarak Nüvit Osmansoy'un “İnsan Mühendisliği” adlı kitabı ve Dale Carnegie'nin eserlerinin çevirileriyle piyasaya çıkan bu alandaki kitaplar, şimdilerde büyük bir sektöre dönüşmüş durumda. Artık bu alanda yerli ve yabancı yazarlara ait kitaplar yayınlayan çok sayıda yayınevi bulunuyor.
Batılı insanın doymak bilmeyen hırsı
Son yıllarda Türkiye’de büyük ilgi gören "kişisel gelişim" kavramının menşeinde, materyalist ve kapitalist Batı düşüncesinin sınırsız rekabet ve daha çok kazanmaya dayalı seküler felsefesi var. Manevi bir boşluk yaşayan ve bu nedenle bulunduğu halden hiçbir şekilde mutmain olamayıp hayatını hep daha fazlasını, daha ötesini aramakla geçiren batılı insanın bu doyumsuz arayışı, onu, elde etmek istediği şeyleri nasıl daha kolay, daha kısa yoldan elde edebileceği arayışına yöneltmiştir. Nitekim bu arayış geçmiş yüzyıllarda batılı insanı altın ve elmas bulup kısa yoldan zengin olmak için Avustralya’ya, Güney Afrika’ya, Amerika’ya ve Afrika içlerine götürmüştür. Bugün de Batıda şans oyunlarının, borsanın, kumarhanelerin yaygın oluşunun temel sebebi, temelde hep batı insanının kolay yoldan zengin olma arayışı ve bir türlü doymak bilmeyen dünyevi hırsıdır.
Bugün kişisel gelişim alanında Batıda yayınlanan binlerce kitabın çıkış noktası da aslında batılı insanın sahip olduğu bu anlayışa hitap ederek yeni bir sektör oluşturmaktır. Batıda en çok satan kitapların bu alanda basılan kitaplar olduğu dikkate alınırsa, insanlara kolay yoldan zengin ve başarılı bir kişi olmayı öğretme propagandasıyla yola çıkan birçok yazarın hangi yolla zengin olduklarını daha iyi anlarız. Bu noktada akla şu fıkra geliyor: “Nasıl milyarder olunur?” kitabının yazarı fuarda kitaplarını imzalarken, okurlardan biri yaklaşmış ve “Üstat, nasıl milyarder olabilirim, neler tavsiye edersiniz?” diye sormuş. Yazar kitabını almak için kuyrukta bekleyen yüzlerce insanı göstererek: “Zengin mi olmak istiyorsun. Hemen ‘Milyarder Olmanın En Kolay Yolları’ adında bir kitap yazıp piyasaya sürmelisin dostum” cevabını vermiş.
Kapitalizmin kişisel gelişim yemi
Şu anda dünyada ve Türkiye’de kişisel gelişim alanında yayınlanan kitaplar genellikle bilimsel çağrışımlar yapan bir başlık altında piyasaya sürülüyor. Oysa bu tür kitapların ilk versiyonları daha yalın başlıklar taşıyordu: “Nasıl Milyoner Olunur?”, “Kolay Para Kazanma Yolları”, “Nasıl Zengin Oldum”. Artık kitap isimlerinde daha bilimsel başlıklar kullanılıyor, fakat temel felsefe değişmiş değil. O da, insanları kolay yoldan zengin bir işadamı, başarılı bir politikacı, çok satan bir yazar olabileceklerine inandırmak, uzun eğitim süreçleri, tecrübe ve zaman gibi başarı için gerekli etkenleri yok sayarak insanların umutlarını istismar etmek. Tabii ki kişisel gelişim alanında bu kapsama girmeyen başarılı ve faydalı kitaplar da vardır, ama bir sektör olarak kişisel gelişim kitaplarının varlık gayesi asla insanları gerçek başarıya yöneltmek değildir.
Genel olarak bu alandaki kitap, seminer ve konferansları, insanları kapitalist yaşam biçimine angaje eden yemler olarak görmek gerekir. Tabii bir yandan insanları kapitalist yaşam biçimine angaje ederken diğer taraftan da bazı kimselerin ceplerini epey kabarttığını da unutmamak gerekir. Bu alandaki kitapların baskı üstüne baskı yapması, kişisel gelişim uzmanı ünvanı kazanmış kimselerin seminer başına 50 bin, 100 bin dolar ücret almaları söylemek istediğimizi herhalde daha iyi anlatır. Örneğin 12-15 Haziran 2002 tarihleri arasında Avrupalı genç girişimcileri Lütfi Kırdar Uluslar arası Kongre ve Sergi Sarayı’nda yapılan ‘‘Girişimciler İş Başında’’ başlıklı seminerlerden birinde konuşan Dr. Kerry Johnson, yaptığı bir konuşma karşılığında 50 bin doları cebe atmıştı. Dr. Kerry Johnson’un dinleyicilerine zengin olmayı öğretip öğretemediği bilinmez ama kendisinin bu yolla “köşeyi döndüğü” kesin.
Kişisel gelişim sektörünün Allah’sız söylemi
Konunun daha da önemli ve biz Müslümanlar açısından üzerinde durulması elzem bir yönü ise, kişisel gelişim sektörünün alemlerin Rabbi yüce Allah’tan bağımsız bir başarı tasavvurunu kitlelere pazarlamakta olması. Yazar Mustafa İslamoğlu’nun isabetle işaret ettiği gibi, kişisel gelişim sektörünün geliştirdiği anlayış ve söylem, Allah’sız bir anlayış ve söylemdir. Zira bu sektör, yüce Allah’ın denklem dışı bırakıldığı bir başarı anlayışı ve söylemi kurgulamaktadır.
Oysa alemlerin Rabbi Allah’tan bağımsız ne vardır ki, O’ndan bağımsız başarı da söz konusu olsun. Allah’ın adıyla başlamayan ve Allah için olmayan ne varsa biz ondan beri olmalıyız. Değil mi ki, bizim hayat düsturumuzu Rabbimiz hidayet rehberimizde şöyle bildirmiştir:
“De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi Allah içindir.” (En’am 6/162)
|