MuSALLi
Süper Moderatör
La Hukme iLLaLLaH
   
DUÂ: 259
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 1962
*Zervêşayê Pexmêr*
|
 |
« Yanıtla #2 : 18 Mayıs 2011, 23:31:54 » |
|
‘Helal Sertifikası’ ticari tuzakmış Kemal Özer: Bira ve Likörlü çikolataya bile Helal Sertifikası verildi. Alman devletinin şirketi bile Helal Sertifikası veriyor.
Siz nasıl besleniyorsunuz? Günlük hayatınızda tükettiğiniz ve tüketmediğiniz ürünler neler? Zaruri ihtiyaçlarınızı mesela yoğurdu, eti nasıl temin ediyorsunuz?
Raftan gıda ürünü satın almıyorum. Rafine, pastörize ve fermente edilmiş hiçbir ürünü satın almıyorum. Katkı maddesi içeren hiçbir ürün satın almıyorum. Kakao, soya, mısır, beyaz un, şeker, sızma zeytinyağı dışındaki sözde yağları içeren hiçbir ürünü tüketmiyorum. Evime endüstriyel hiçbir gıda girmez. Kimileri buna inanmıyor. İnanmayan çat kapı gelip istediğinde mutfağımı denetleyebilir.
Mesela bakın şu an yeşil çay içiyoruz. Hurma, fındık ceviz ve badem yiyoruz. Bundan daha iyi ve sağlıklı bir besin bilen varsa buyursun onu yiyelim. Ben Allah’ın halifesi ve kendinden ruh üfürdüğü değerli bir yaratık olan insanım. Allah bu bedeni bana emanet verdi ve hesabını bana soracak. Hesabını verebileceğimiz tercihleri yapmamız gerekiyor. Hastalık Allah’tan geldi diyerek suçu Allah’a atamayız. İyi not alan öğrencinin kendini başarılı bulup, kötü notta hocayı suçlaması gibi: “İyilik bizden, maraz Allah’tan”. Olmaz böyle şey.
Jelâtin?
Endüstrinin altın bileziği, nesepsiz, değersiz, faali meçhul. Çoğunluğu domuz derisinden elde edilen ve hiçbir besin değeri olmayan dolgu maddesi. Türkiye’de her üreticinin kendi ürettiğinin “sığır jelâtini” olduğunu iddia ettiği şüpheli ürün. Sığır olsa neye yarar. Bu sığır İslamî kurallara uygun beslenip kesildi mi? Tam bir faili meçhul.
Tatlandırıcılardan, katkı maddelerinden başladık, şekerle unla devam ediyoruz. Türkiye’de üretilen ekmeğin de sağlıklı olmadığını söylüyorsunuz. Ekmek tüketiminin çok yaygın olduğunu düşünürsek insanlar ekmeği nasıl temin etmeli ve nasıl tüketmeli?
Şeker ve tatlandırıcılar günümüzün sağlık sorunlarının en büyük failleri. İnsanın şeker ve tatlandırıcıya ihtiyacı yok. Bu ürünleri almak obezite, böbrek, diyabet, karaciğer, kalp damar sorunları yaşamayı açıkça kabul etmek demek, hatta bilerek kansere davetiye çıkarmak. Beyaz un da bu kapsamda. Tam buğday ununda 100 birim besin varsa beyaz unda bu sadece 2 veya 3 birim. Geri kalan 98’e ne oldu? Çöpe attılar. Günlük besin ihtiyacının yüzde 50’sini ekmekten sağlayan bir toplumun ekmeği sağlıksız ve niteliksiz olursa o toplumun sağlıklı olması beklenebilir mi? Bu ülkede yapılabilecek en çılgın proje ekmeği düzeltmektir. Hiçbir siyasi partinin seçim beyannamesinde ekmek geçiyor mu? Oysa kendileri de her gün 400 gram ekmek yiyor.
Ekmek tam buğday unundan evde yapılmalı. Kitapta bunun tarifini veriyoruz. Mesela bekar erkekler evde ekmek yapmayan kızları almamalı. Kızlar da tam buğday unu gibi tabiî ve sağlıklı gıdaları bulmayı taahhüt etmeyen erkekleri tercih etmemeli. Evde ekmek yapmaya başlayanlar bir daha dışarıdan asla ekmek yemezler. İki günde insanın dışkısının rengi yapısı ve kokusu bile değişir. Bir hafta sonra insanlar mide ve barsak sorunlarının çoğundan kurtulabilirler.
Helal mi olsun, helalci mi?
Son yıllarda piyasa değeri yükselen bir kavram var: “Helal Gıda”. Helal gıda tartışmalarına ve sertifikasyon çalışmalarına nasıl bakıyorsunuz?
|