Zeynepder2
Editör
La Hukme iLLaLLaH
   
DUÂ: 639
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 7465
|
 |
« : 14 Mart 2011, 10:19:42 » |
|
1) Zeynepder üyeleri sizi forum ve portaldaki yazılarınızdan tanıyorlar siz Coşkun Uzunu bize nasıl anlatırsınız?
Bismillahirrahmanirrahim, Yaratan, yaşatan ve yöneten, hüküm ve otoritenin ortaksız sahibi olan Rabbimiz Allah(cc)’a hamd ediyor, Peygamberimiz, Rehberimiz, Örneğimiz Hz.Muhammed (sav)’e Salât ve dua edip destekliyor, O’na sahip çıkıyor ve O’nun Tevhidî, Nebevi, Siyasî mücadele yolunda yürümeye ahdederek, Ashabını, Ehli Beyt’i ve şehidlerimizin mücadele şahitliklerini selamlıyorum.
1) Coşkun Uzun; İslâm bağlısı ve Kur’an talebesi olabilme yolunda, birtakım gayretler gösterdiğini sanan, bununla yetinmese de biraz avunan, kulluk eksenindeki istikamet ve mücadeleyi ıskalamamaya özen gösteren, yarınlardan ve kendinden ümitli, dünyanın kendisi ve doğruları etrafında döndüğü gibi bencilce bir havaya asla girmeyen bir adem oğludur.
1965 yılında Kütahya’da doğdu. İlk, orta ve liseyi, açık öğretim de olsa üniversitenin üç sınıfını kendi memleketinde okudu. Sırasıyla Zeynep, Sekine, İbrahim ve İklima Betül olmak üzere dört çocuk babasıdır. 13 yıl çinici / esnaf olarak hayatına devam etti. Daha sonra kendi iş yerini kapatarak, 8 yıl bir fabrikada santral görevlisi olarak çalıştı. Şimdilerde ise mağaza sorumlusu olarak tezgâhtarlık yapıyor. Kütahya’da yaşıyor.
Ev sohbetleri diye küçümsenerek anılan klasik ders halkalarına devam etmeyi önemsiyor, Demokrasi, Diyalog ve Hoşgörü tuzakları ile Tasavvuf sapmasına karşı uyanık kalmaya ve çevresini uyarmaya çalışıyor.
2) Malumunuz Zeynepder bir kadın dayanışma derneğidir. Evvela şunu sormak istiyoruz. Neden kadın konusu hep tartışılan, gündem olan bir konudur? Sizin bu konuda ki düşünceniz nedir?
2) Kadınlar erkeklerin İslâmî mücadelede dava arkadaşları ve kardeşleridir. Kadın veya erkekten daha öncelikli olarak insanın kendisi hep tartışılagelmiştir diye düşünüyorum. Kadını tanıma ve tanımlamada birbiriyle çelişen iki farklı bakış ve dünya görüşü vardır. Birisi dinî/İslâmî/müslümanca olan, diğeri ise beşerî/indî/istismarcı/çıkarcı yaklaşım. Eşyanın hakikati sabittir. Kişi ait olduğu doktrin, inanç ve kimlik değerlerine göre bir bakış, yorum ve değerlendirmeyle bakar etrafına. Kadın olgusu dün de bugün de insanın gündeminde olmaya, gündemde kalmaya ve bu arada maalesef kimilerince istismar edilerek te olsa tartışılmaya devam edecektir. Dolayısıyla bizler kadınla ilgili davranışlarımızda Allah(cc)’dan korkup emanet bilincimizi diri tutmalıyız.
3) Coşkun Uzuna göre; Müslümanların müslümanca yaşaması için ne yapması lazım?
3) Bizlerin; öncelikle içinde bulunduğumuz iman zafiyetlerinin farkına varıp yetersizlik, dengesizlik ve kendiliğindencilik hastalıklarından kurtulmamız ve mümkünse imanlarımızı gözden geçirip teslimiyetlerimizi yenilememiz gerekir diye düşünüyorum. Bana kalırsa Müslümanların tekrar ve ciddiyetle, samimiyetle, içtenlikle Müslümanlaşması gerekir. Paylaşmayı ve Allah(cc) için dayanışmayı becerebildiğimiz zaman kendimiz olacağımız bir gerçek. Kendinin, sorumluluklarının ve görevlerinin idrakiyle düştüğü yerden kalkmalı, etrafına bakmadan silkinip kendine gelmeli ve yol arkadaşlarıyla kucaklaşarak tekrardan planlı-programlı, uzun soluklu, Tevhidî, Nebevî, İnkılâbî, Bağımsız bir yola koyulmalıdır müslümanlar. Hiç zaman kaybetmeden sağlıklı bir konum tesbiti ve titiz bir toplum değerlendirmesi yaparak fakat acele etmeden, kulluk yürüyüşünde karşısına çıkabilecek bütün çeldirici, yıldırıcı, saptırıcı, ürkütücü, ayartıcı, uzlaşmacı teklif ve tehditleri önceden öngörüp hesabetmelidir. Kendisini muhtemel bütün yol şartlarına hazırlamalı ve bu süreçteki ihtiyaçlarıyla doğru orantılı olarak kendisini donatmalıdır.
4) Şubat ayının şehadet ayı olması hasebiyle şehadete dair bir kaç cümle ile neler söylemek istersiniz? Şehadetiyle sizi en çok etkileyen şehidimiz kimdir?
4) Şehadet inkılâbın müjdesidir diye biliriz. Vahyin şahitleri olmayanlar, kulluğunu amelleriyle tescil, temsil ve tebliğ etmeyenler şehadeti anlamaz ve bilmezler. Yaşarken tarafını, tercihlerini, kimlik ve misyonunu açıkça ortaya koyamayanlar ölürlerken ne anlam ifade eder ki? Bizim iyilerimiz ölmüyor şehid oluyor, etrafını aydınlatıyor ve ölümsüzleşiyorlar.
Metin Yüksel, Ubeydullah Saltan ve Dr. Abdülaziz Rantisi’nin şehadetleri beni oldukça etkilemiştir.
Metin Yüksel’in yaşı, içinde bulunduğu şartlar, bizlerle kıyaslanamayacak gayret ve cesareti, şehadet mekânı olan cami avlusu, kalleş faşistlerin silahsız bir insana hele hele bir müslümana Cuma namazı çıkışında saldırmaları ve rahmetli babası Sadrettin Yüksel Hoca’nın hanımına oğullarının şehadetini müjdelemesi ve yıllarca onun anısına 23 Şubat’ın şehitler günü/gecesi olarak anılması çok anlamlıdır benim için.
Ogadin şehidimiz Ubeydullah Saltan’la olan tanışıklığım ve mütevazi de olsa hukukumuz dolayısıyla ailesini tebrik ve taziye için telefonla aradığımda babasını adeta yalçın bir dağ veya asırlık bir çınar gibi karşımda buluşumu, aramamızdan duydukları memnuniyeti, o an evlerinin hüzün ve matem evi değil de adeta düğün evi gibi olduğunu söylediğinde duyduğum onuru, hissettiklerimi asla aktaramaz ve anlatamam.
Şeyh Ahmet Yasin’in şehadetinden birkaç gün sonra Prof. Dr. Abdülaziz Rantisi’nin; Terörist, İşgalci, Siyonist çeteye korkusuzca seslenerek “Hastalıktan yahut kalp krizinden ölen de, Apaçi Helikopterlerinin saldırısına uğrayan da dünyaya veda eder Bana kalsa Apaçiyi tercih ederim” dedikten kısa bir müddet sonra Apaçi helikopteriyle şahadete imza atışını asla unutamam.
|