Zeynepder2
Editör
La Hukme iLLaLLaH
   
DUÂ: 639
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 7465
|
 |
« : 20 Şubat 2011, 10:40:30 » |
|
Özgün İrade Dergisi Ve Aynı Zamanda Zeynepder.0rg sitesinin yazarlarından olan Ferhat Özbadem ile yaptığımız Ropörtajı İstifadelerinize sunuyoruz
Öncelikle röportaj isteğimizi kabul ettiğiniz için size teşekkür ediyoruz
Zeynepder:Zeynepder Forum/portal okuyucuları için kısaca kendinizi tanıtır mısınız,Ferhat Özbadem Kimdir? Ferhat Özbadem: Bismillah. Hamd Allah’a (cc), Salat u Selam Efendimiz, Rehberimiz, Öğretmenimiz Hz.Muhammed’e (sav) Seçkin ashabına, Ehli Beytine ve Aziz İslamın şahitlerinin-şehitlerinin üstüne olsun. Ferhat Özbadem: 1979 yılının bir haziran gününde Adıyaman’da dünyaya gelmiş, iki çocuk babası, dünya meşkalesi olarak Kırtasiyecilik yapan, bazen şiir yazan bazen makale yazan, İslami dernek ve yapılarda hamallık yapan bir guraba/proleter, insan/Müslüman.
Zeynepder: Hanım derneği olduğumuz için sorularımıza önce bizden başlayalım .Sizce islami çalışmalarda müslüman kadının rolü ne olmalı,günümüzdeki kadın çalışmaları yeterli mi?
Ferhat Özbadem: Kadının İslami çalışmalardaki yerini tespit için öncelikle Kur’an’daki kıssalara ve siyeri Nebiye bakmak gerekiyor. Meryem, Hacer, Asiye, Hatice, Fatıma, Aişe, Zeynep nerde duruyor ise, günümüz Müslüman kadını da, İslami çalışmaların orasında durmalı. İslami çalışmaların merkezinde olmaları gerektiği konusunda ısrarcıyım. Sebebi ise, toplumun sigortası olan aile yapısı kadının İslami bilinç ve çalışmaları ile eş orantılı olarak yozlaşıyor yada düzeliyor. Sadece İslami çalışmalar açısından değil hayat ile ilgili olan hemen her konuda kadının sorumluluk ve yeri hemen hemen müzekkerler/erkekler ile eşit mesabededir. Bu konudaki sıkıntıların ana sebebi erkek egemen anlayışın İslami/kurani düsturların önüne geçmesidir. Kadın çalışmaları yeterli midir? Sorusuna ise, iki yönlü bakmak gerekir diye düşünüyorum. Birincisi, İslami faaliyetlerin fazla olduğu yerlerde kadın çalışmaları da aynı oranda fazla oluyor. Yani, faaliyetlerin aktiflik oranı yüksek yerler ile, düşük olan yerler arasında büyük bir uçurum var. İkincisi, çalışmalar hiçbir zaman yeterli gelmeyecektir. Sebebi ise, biz Müslümanların İslam hizmet emekliliği yoktur. Biz ancak Ruhumuzu teslim ettiğimiz vakit emekli olacağız.
Zeynepder: Müslüman hanımların sosyal hayata katkılarının ne şekilde olması gerektiğini düşünüyorsunuz? Ferhat Özbadem: İslami ölçüler dahilinde, cennete vesile olacak, Kevser içmeye vesile olacak, kurtuluşa vesile olacak her hizmeti sosyal hayatını müsait olan her alanında icra etmeleri gerektiğini düşünenlerdenim. Müslümanların öncelikli sorunlarının başında çocuk eğitimi ile ilgili sorunlar olduğunu düşünüyorum. Bu konuda özel hassasiyet gösterilir ise geleceğe yatırım anlamında faydalı olacaktır. İslami ölçüler dışına çıkılmadıktan sonra istedikleri alanda sorumluluklarını yerine getirmelidirler diye düşünüyorum. Biraz genelleyici bir cevap olduğunun farkındayım. Lakin tekil olarak kategorilendirmek polemiklere kapı açabileceğinden bu şekilde genelleyici cevap ile iktifa ettik.
Zeynepder: Müslüman hanımların islam davası içinde hep geri planda kalmasının nedenleri nelerdir? İslami çalışmalarda kadınların önünde ki en büyük engeller genelde yine aynı çalışma içinde ki abilerden (erkeklerden)gelmekte.Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?... Ferhat Özbadem: Sorunun birinci kısmı için, aslında öyle değil diyebilirim. Müslüman kadınlar her zaman için davanın merkezinde yer almışlardır. Belki de ön planda tutulmamışlardır diyebiliriz. Bunu şöyle örneklendireyim. Misalen şehid öğretmen Seyyid Kutub’u seveni ile sevmeyeni ile İslam ile bağı olan hemen her ekolden Müslüman tanır. Mücadelesi ve fikirleri ile ilgili olarak az da olsa bilgi sahibidir. Ama, kız kardeşleri olan Emine Kutub ve Hamide Kutub ile ilgili pek bilgimiz yok. Kutub’un zindan yıllarında mektuplaştığı, çilekeş dava kadınları bu iki muhtereme. Aynı şekilde Zeynep Gazali (rh) mesela, Kutub ile mektuplaşan, bir dönem Mısır’da mahalle örgütlenmelerini organize eden, öncü şahsiyetler arasında bilgi akışını sağlayan kişidir Zeynep Gazali. Eserlerde pek yer verilmediğinden, ön plana çıkmıyorlar. Bunu da şuna bağlıyorum, İslami anlayışta/gelenekte kadın değerinden dolayı her zaman için kamufle edilmiştir. Bununda korumak amaçlı olduğunu düşünüyorum. Netice itibari ile, kadınlar sürekli mücadelenin merkezinde yer almışlardır, lakin ön plana çıkarılmamışlardır. Sorunun ikinci kısmına gelince, kadının İslami çalışmalar içinde olmasını istemeyen ağabeyler her kim ise, büyük vebal alıyorlar. Bir kere bu konuda net olmak lazım. Kendileri ile çelişiyorlar. İslami hizmet ile ilgili algı sorunundan kaynaklanıyor sanırım. Bu beylere sormak lazım, ne zamandan beri aklınız ve nefsiniz İslami sorumluluk bilincinin önüne geçti. Tabi bu önemli bir konu, sebeplerini inceden inceye öğrenmek ve çözüm üretmek gerekiyor. Her konuda olduğu gibi bu konuda da şikayetçi olmak yerine çözüm üretmeliyiz. Eğer bu durumda olan beyler, ihlaslı ve samimi Müslümanlar ise ikna edilmeleri kolaydır. Yok değil ise İslami ölçüler dahilinde bir çıkış yolu bulunmalıdır. İtaat maruf dahilindedir. Münker olan emredildiğinde itaat yoktur. Bunu konu hakkında hassas olan bireyler ile platformlarda masaya yatırıp çözüm bulmak gerekiyor.
Zeynepder: Başörtü mücadelesinin geldiği noktayı değerlendirir misiniz? başörtü mücadelesi bir noktada tebliğ aracımıdır? başörtüsü için mücadele ederken bazen islami yöntemlerin dışına çıkıldığını düşünüyor musunuz? sorun başörtüsü sorunumudur? Ferhat Özbadem: Başörtüsü mücadelesi ivme kaybetmiş olsa da ( sebepleri ayrıca konuşulabilir) geldiği nokta itibari ile Türkiye genelindeki başörtüsü platformları ve eylemleri vesilesi ile her geçen gün biraz daha iyiye gidiyor diye düşünüyorum. Başörtüsü mücadelesi bir tebliğ yada tebliğ aracı değil, insan hak ve hürriyetlerini savunma eylemleridir. Mücadele esnasında İslami yöntemler dışına çıkılıyor mu? Sorusu biraz değişik bir soru olarak geldi bana. Bakış açıları veya ekollere göre değişir. Misalen, başörtüsü eylemlerinde gitar eşliğinde marşlar okunuyor, bir kısım insanlar bunu eleştirebilir, bir kısım insanlar da bunun motive edici bir unsur olduğunu düşünebilir. Belki, şu anlamda değerlendirir isek, yöntem konusunda fikrimizi daha iyi ifade ederiz. Gerek başörtüsü gerekse diğer haklar konusunda politik çözümlere bel bağlamak yanlış bir anlayış hatalı bir yöntemdir. İnsan hak ve hürriyetleri konusunda ortasını bulmak diye bir durum söz konusu olamaz. Birey bu anlamda “şiddete başvurmadan” neyi talep ediyorsa onun için direnir ve hakkını alır. Sorun başörtüsü sorunu olmaktan ziyade, hak-batıl mücadelesi içinde, batılın hakkı iptal çabasına karşı, hakkın savunucularının batılı zail etme meselesidir. Zeynepder: Ümmet içinde vahdet sizce nasıl sağlanır?..Sağlanabilir mi? Ferhat Özbadem: Ümmet içinde vahdet sağlanabilir. Hem de çok mükemmel bir şekilde sağlanabilir. Vahdet bilinci kolektif bir hal alırsa olmaması için bir engel yok. Vahdet önündeki engelleri iyi tespit etmek lazım. Bunlar ortadan kaldırılırsa sorun hal olur. Vahdet telakkimiz ile ilgili şunu ifade edeyim. Esas olan gönül birlikteliğidir. Önce biz Müslümanlar “amasız, lakinsiz, fakatsız” sevmeyi öğrenmeliyiz. Sevgi olmadan birlik olmaz. Önce sevgi. Sonra Müslümanların birbirine karşı güven tazelemeleri gerekir. Gerçek anlamda bir güven yok. Meselelere aynı pencereden baktıktan sonra, hangi yapı hangi ekol içinde olduğunuzun pek önemi kalmaz. Taassup önemli bir sorun. Bunu aşmamız gerekiyor.
|