Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Mavi Marmara gazisi dua bekliyor  (Okunma Sayısı 230 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Zeynepder.
AYAĞINI DENK AL İSRAİL,SENİN NÜFÜSUN KADAR BİZİM SOKAKLARIMIZDA GEZEN KÖPEKLERİMİZ VAR!!
Editör
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 340
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2772


ÇOKŞEY BİLMEK NEYE YARAR?HADDİNİ BİLMEDİKTEN SONRA


« : 24 Ekim 2010, 22:13:50 »

         

Mavi Marmara gazisi dua bekliyor
Mavi Marmara’ya saldıran İsrail askerlerini su sıkarak engellemeye çalışan ve aldığı darbeyle üst güverteden düşerek ağır yaralanan Uğur Süleyman Söylemez,
24 Ekim 2010 Pazar Saat 16:46


Mavi Marmara’ya saldıran İsrail askerlerini su sıkarak engellemeye çalışan ve aldığı darbeyle üst güverteden düşerek ağır yaralanan Uğur Süleyman Söylemez, 146 gündür Atatürk Araştırma Hastanesi’nde tedavi altında... Söylemez tüm Müslümanların duasını bekliyor

Gazze’ye yardım götüren ve siyonist İsrail ordusunun saldırısında Mavi Marmara gemisinde yaralanan Uğur Süleyman Söylemez’in yoğun bakımdaki tedavisi sürüyor. 31 Mayıs 2010 tarihinde gerçekleşen saldırıda, İsrail askerlerini su sıkarak engellemeye çalışan ve aldığı darbeyle üst güverteden düşerek ağır yaralanan Uğur Süleyman Söylemez, 146 gündür Ankara Atatürk Araştırma Hastanesi’nde tedavi altında bulunuyor. Saldırıda ağır yararlanan ve hastanede üst üste 3 ameliyat geçiren İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı (İLKAV) Kurucular Kurulu ve Yönetim Kurulu üyesi Uğur Süleyman Söylemez, Gazze filosuna Ankara’dan katılmıştı. Söylemez, İslami duyarlığa sahip kişilerin sorunlarını çözmek için uğraşması ve eylemlere katılarak zulme karşı çıkmasıyla hatırlanıyor.

“ŞEHADET AYETLERİNDE RENGİ DEĞİŞİRDİ”   

Uğur Süleyman Söylemez’in yakın arkadaşı Osman Yıldız, kendisiyle Kur’an-ı Kerim ve tefsir çalışmalarında bulunduğunu belirterek, “Kur’an çalışmasında, şehadetlerle ilgili ayetler geldiği zaman ben onun renginin değiştiğini, duygulandığına çok şahit oldum” dedi.

Söylemez’in emin bir insan olduğunu kaydeden Osman Yıldız, “Borçlarına, ödemelerine dakika dakikasına uyardı. Hatta bir keresinde çok sıkışmıştı. Borçları vardı, ödeme noktasında çok zorlanıyordu. Evini satışa çıkardı ve borçlarını ödedi. Randevularına 10 dakika önce gelirdi. Kendisiyle tefsir, Kur’an ve meal çalışmaları yaptık. İnandığı değerlerden kesinlikle taviz vermez, Kur’an ayetlerini hayata geçirmek için aciliyet gösterirdi. Köylere kadar gider, infakta bulunurdu. Birlikte seyahatlerimiz olurdu. Nerede fakir ve yardıma muhtaç bir insan varsa, geri dönüş parasını düşünmeden infakta bulunurdu. Kur’an çalışmasında, şehadetlerle ilgili ayetler geldiği zaman ben onun renginin değiştiğine, duygulandığına çok şahit olmuş insanım. Allah’a vermiş olduğu sözü yerine getirme, şehadete erme gayreti içerisinde bir insandı. Yaşayarak, arzulayarak ve gayret ederek bu çaba içerisinde oldu. Tevhidi bilince sahip birisiydi. Dönem dönem telefonlara sarılır, Müslümanları arardı, Müslümanların halini ve hatrını sorardı ve ziyaret ederdi” diye konuştu.

DEĞİRMENCİ: “ÖNCÜLERDEN OLDUN, ÖNCÜLÜK ETTİN”

Haksöz Dergisi yazarı Ali Değirmenci, yakın arkadaşı Uğur Süleyman Söylemez’in tanıklığına tanık olduğunu belirterek, “Açtığın dostluk kucağına tanığız. Cömertliğine ve çalışkanlığına tanığız. Hiçbir dersi kaçırmazdın, hiçbir sohbeti. Kimseyi incittiğini görmedik. Şimdi, onlarca iyilik ve güzellik demeti, erdem ve dostluk yumağı kaldı senden geriye. Sakince konuşur, dikkatle dinlerdin. Güzelce söz alır, kısa ve öz konuşurdun. Gücün yettiğince bütün eylemlere, etkinliklere katılırdın. Şimdi sen sabikundan oldun. Öncülerden oldun, öncülük ettin” dedi.

Yeni Akit
Kayıtlı

MuSALLi
Süper Moderatör
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 259
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1962


*Zervêşayê Pexmêr*


« Yanıtla #1 : 08 Şubat 2011, 03:42:34 »

Uğur Süleyman Söylemez Evinde! .


Birçok ideali vardı. Bunlardan biri de mazlum Filistin halkına yardım edebilmekti. Bunun için yola çıktı. Ve o yolundan dönmeyen olarak evine döndü. Şu an hala aynı yolda mücadele vermeye devam ediyor. Onunla birlikte ailesi de sabır sınavı veriyor. 8 aydır yattığı hastaneden yapılacak bir şey olmadığı için taburcu edildi. Evinde ailesi tarafından bakılıyor.

Lütfen dualarınızda unutmayın

Öncelikle şunu söylemek isterim. Allaha şükür hiçbir isteğimiz, ihtiyacımız yoktur. Tek bir şey harici DUA… Bu doğrultuda gündemde kalmasını istiyorum Süleyman Beyin. İnsanlar unutmasınlar dualarını ulaştırsınlar bize.

Bizim yaşadıklarımız tüm insanlar tarafından bilinsin, acılarımızın an be an taptaze kaldığı. Diğer yaralılar iyileşti, normal yaşantılarına bazı eksikliklerle de olsa devam ediyorlar. Biz ise onunla her an İsrail’in yaptığı zulmü yaşıyoruz. Unutmamıza imkân yok, yanı başımızda bir abide gibi duruyor. Eşimin unutulmamasını isteme sebebim ne odur, ne de bizim yaşadıklarımız. Bizim yaşadıklarımız nezdinde Filistin`in durumunun bilinmesi gündemde tutulmasıdır. Çünkü Süleyman Bey de bunun için yola çıkmıştı. Hala o yolda yürümeye devam ediyor.

Filistin evlerinden bir ev

Gitmeden önce şöyle konuşmuştuk. O gidecek, görecek ve Filistin’in durumunu bize anlatacaktı. Sözünü tuttu, hem de fazlasıyla. Gitti yaşadı ve Filistin’i buraya getirdi. Şimdi ben de Filistinli oldum. Evimiz de Filistin’deki sıradan evlerden biri oldu. İsrail zulmü bizim evimizde de yaşanıyor.

Bu olaydan önce boykotlar yapar, protesto mitinglerine, eylemlere katılırdık. Ve yapabileceğimiz her şeyi yaptık zanneder evimize gönül rahatlığıyla dönerdik. Yapmamışız. Meğerse biz Filistin’i hiç anlayamamış, destekleyememişiz. Bunu yazık ki bugün anlıyorum.

Protestolar mitingler yapılıyor. Sonra herkes kendi hayatına dünyasına dönüyor, her şeyi unutuyor. Oysa biz şimdi acıyı zulmü yaşamaya devam ediyoruz. Öncesinde hammışım şimdi piştiğimi anlıyorum. İnsanları daha iyi tanıdım. Hatta kendimi daha iyi tanıdım.

Dünyanın her tarafından ve Türkiye’den ziyarete geliyorlar.

Filistin’den İsmail Haniye’nin yardımcıları geldi. 8 ayda ilk duyduğum anda dahi hiç ağlamamıştım. İlk defa Filistin’den gelenlerle birlikte ağladım. Çünkü onlarla aynı acıları yaşıyorduk. Filistin’de bu durumda olan binlercesi var dediler. Ben onların acısına onlarsa benim acıma ağlıyordu. İsmail Haniye’nin imzasını taşıyan Filistin kaşkolünü eşimin başucuna astım.

Sekiz ay öncesine kadar ben eşime Allahın emanetiydim, şimdi ise o bana Allahın emaneti. O benim için çok kıymetli. Her gün şükrediyorum.

Başka soru yöneltmeye cesaret edemedim. Bu atmosferde soruların ne anlamı vardı ki… Tuba hanımın gözlerindeki ifadeden ve dimdik duruşundan, şükründen her şey okunuyor. Tuba hanım başlı başına, sinmemiş bir mücadele eri olarak, örnek teşkil ediyor.

 
Kayıtlı

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: