AhVa
Elhamdülillah

DUÂ: 13
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 122
|
 |
« Yanıtla #2 : 16 Eylül 2010, 23:40:41 » |
|
Protestolar bütün Türkiye'de, bu zamana kadar seçim çalışmalarında bile böylesi azimli çalışmayan büyük birlik partisi tarafından organize edildi! Yani halkın kini doruğa ulaşmadan kusturuldu sessizce. Yoksa o protestolar halkın kendi halinde veya başka bir siyasi parti organizasyonu ile yapılsaydı mutlaka yer yerinden oynardı. Hükümet bu işten ağzının payını almış rolüne girdi! Aslında Habur'dan böyle bir giriş olacağı biliniyordu ve kasten Türk ve Kürt ırkların sinir uçları sivriltiliyordu. Hıristiyanlaşma yolunda halkın tıpkı ırakta olduğu gibi mezhep ve ırk kutuplaşmasına girmesi gerekirdi. Şunu hepimiz gördük ki açılım bu ülkenin değil PKK'nın menfaatine oldu, güç kazandırıldı, o coşkulu girişle birlikte "gördünüz mü bize müracaat etmeden hiç bir şey yapılamaz" dedirtildi. Başbakan açılım için sürekli Çanakkale'yi anlatırdı ya! Habur girişiyle birlikte değil Çanakkale Şehitleri, tüm ecdadın kemikleri sızladı.
Firavun zihniyeti ile Osmanlı arasında en güzel farklardan birisi; Osmanlı fethedeceği beldeye som altından bir gülle atardı ve ahali o gülleden anlardı ki "size altın gibi bir hayat yaşatmaya talibiz" demek isterdi ecdat. Firavun zihniyeti ise çörekleneceği ülkeye nifak sokarak başlar işe. Ülkemiz; Hukuk, Siyaset, Ordu, Medya, Cemaat, Beşlisinin etkisi ve icraatları ile yönetilirken bu hükümet zamanında bunların hepsi haddinden fazla yıpratılmadı mı? En büyük ordu düşmanlığı, en büyük hukuk düşmanlığı, en büyük Kürt düşmanlığı, en büyük Türk düşmanlığı bu hükümet zamanında oluşmadı mı? Bölünme dediğimiz zaten bu değil mi? En yandaş medya, en baba kalemşor bu hükümet zamanında olmadı mı? Hatta Fethullah Gülen bu dönemde en önemli role sahipti, çünkü şu zamana kadar hiçbir cemaat tüm hatları ile bu denli siyaset arenasında olmamıştı! Dolayısı ile (manevi engeller) cemaatlerde yazımın başında da belirttiğim gibi Fethullah Gülen vesilesi ile yıpratıldı.
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Genel Koordinatörü Doç. Dr. Sedat Laçiner, TRT Haber'de yayınlanan 'Açı' programında, "PKK'nın İskenderun saldırısını yaptığı gece, İsrail Heronlarının görüntülerini Türkiye'ye vermedi dedi. Saldırıda 7 askerimiz şehit düşmüştü. O halde bu Heronların görüntüleri İsrail üzerinden Türkiye'ye geliyor. Hatırlayınız bu Heronların alımı sırasında Ordu ayak diretmişti ama hükümet ısrarla alınmasını istemişti! Hatta en azından görüntü sistemlerini ASELSAN yapmak istedi ama Heronların sistemine bir türlü yapılan görüntü kaydedicileri uymadı. Şimdi, hükümet aldığı malın ne mal olduğunu bilmiyor mu acaba çıkıp kameralar önünde orduyu işaret ederek "açıklama bekliyoruz" diyor? Velev ki birkaç subay bu görüntüyü izledi gerekli koordinatı vermedi, ihmal mı etti? Yahu sen muvazzaf subayları dahi sorguluyorsun istediğin zaman! Ne demek şimdi bu kameralar önünde açıklama bekliyoruz lafları? Yoksa "bakın bu ordu ne işler çeviriyor hadi bize oy verinde temizleyelim" mesajı mı vermek isteniyor. Şu zamana kadar sadece Hukuk ve Ordu kurumlarında mı usulsüzlük iddiası oldu, sair kurumlarda usule uymayan işler yapanlar için kaç sefer çıkıp ta "açıklama bekliyoruz" denildi. Gayet tabi sessizce gereği yapıldı. Peki, bu ordu veya hukuk olunca neden tribüne oynanıyor, mazlumiyet şovları yapılıyor?
Geldik referandum sürecine;
Şu günlerde Amerika Irak'tan süratle çekilmeye başladı ve çekilme işlemi bittiğinde Irak'ta 30.000 civarında askeri kalacak. İşte bu yüzden büyük Ortadoğu projesi kapsamında Irak'a giriş için referandum ön hazırlık teşkil ediyor. Boşuna mı Eşbaşkanı olduk? Amerika Irak'ta Türkiye için çok önemli bir rol biçti ve şu zamana kadar olan birçok çalışma, icraat Hıristiyanlaşma ve büyük Ortadoğu projesi içindir. Gerçekten darbeye karşı bir anaysa mı yoksa dışarıdan birilerinin istediği bir anayasa mı? 28 Şubat sürecinde tank yürüten Paşa bu gün Başbakan'ın imzası ile terfi etmedi mi? E-muhtıra veren Org. Yaşar Büyükanıt'a devlet üstün hizmet madalyası verilmedi mi? Hani darbeye karşıydınız, bilakis madalya taktınız! O halde e-muhtıra olayı danışıklı bir dövüştü oyları toparlamak ve demagoji yapmak için!
Bak şimdi aklıma son günlerin en ucuz balon sloganı geldi "pkk'lılarla aynı safta olmayın evet deyin" Bdp referandumda "sandığa gitmeyin" çağrısı yapıyor! Ne şimdi bu? Madem referanduma karşılar gidip sandığa hayır deseler ya! Bu da ayrı bir plan, aslında Bdp de bal gibi evet demek istiyor cümbür cemaat orduyu mahkemeye verebilmek için! Ama oyunun bir parçası olduğu için söylemler "sandığa gitmeyin" şeklinde oluyor, dikkat edin "hayır deyin" veya "hayır diyeceğiz" diyen yok. Ve takip edin seçimden sonra doğudan ne kadar "evet" oyu çıkacağını! Peki, şimdiye kadar olan bütün olayların danışıklı dövüş olmadığının bir garantisi var mı? Belki de tamamı oy toplamak içindi! (Bizi aldatan bizden değildir, hadis-i şerif) Dönelim bu hükümetin arka plandaki liderine! Yani Fethullah Gülen’e.
Fethullah Gülen'in başyazarlığını yaptığı sızıntı dergisi 12 Eylül 1980 den sonra çıkardığı ilk sayısında darbeye övgüler yağdırmakta ve yağ çekmektedir! Fethullah Gülen "son karakol" başlıklı yazısına şu cümle ile başlar; "karakol sükûnet’in huzur’un ve emniyet’in remzidir. Orada düzen, orada huzur ve onda gözlerin uyanık oluşu, umumi emniyet ve muvazenenin en büyük teminatıdır. Orada kargaşa ve bunalımlar ise arkasındaki topluluklar için en büyük felakettir"
Fethullah Gülen yazısını şu cümle ile bitirir "ve işte şimdi, bin bir ümit ve sevinç içinde asırlık bekleyişin tuluû saydığımız bu son dirilişi, son karakolun varlık ve bekasına alamet sayıyor, ümidimizin tükendiği yerde Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe bir kere daha selam duruyoruz"
Bu gün "mezardakiler çıkıp evet dese keşke" diyenle yukarıdaki sözleri sarf edenin aynı kişi olduğuna inanmak gerçekten zor. Aslında o gün Mehmetçiğe değil Amerikan Coni'lerine selam duruyordu, tıpkı yıllar sonra CIA korumasında Amerika'da yaşayacağı gibi! Dün bu vatanın ekmeğini yiyordu, bayrağı altında yaşıyordu, aslında doğrusu da buydu Mehmet bizim Mehmedimizdi, ordu bizim ordumuzdu, ama bugün Coni bayrağı altında Coni korumasında Coni ekmeği yiyor! Ne demişler "Firavunun ekmeğini yiyen kılıcını çeker" Görünen köy kılavuz ister mi, bu anayasa bunların fikri olabilir mi, yoksa birileri istedi diye mi önümüze sürüldü?
Evet derken; 72 milyonun temsil makamında olan Başbakanın, Papaya hazret diyen ve hizmet eden adamın önünde edep durduğunu ve 72 milyonun iradesini onurunu yok sayarak eğilip elini öptüğünü hatırla!
Evet derken; Müslüman'ı, Hıristiyan ve Yahudi ile aynı kefeye koyan ve İslamın izzetini ayaklar altına alan zihniyeti hatırla!
Evet derken; Bu hareketin perde arkasındaki bir numaralı ismi Fethullah Gülen'in, Bize ecnebi sevgisi empoze etmek için "Kur'an'daki Yahudi ve Hıristiyanları anlatan ayetler o zamanki Yahudi ve Hıristiyanları işaret eder" diyerek Kur'an'ı insan hayatından sıyırıp çöle göndermek istediğini hatırla!
Evet derken; Güya Müslüman olan bu zihniyetin Papa'nın önünde el öpme kuyruğuna girdiğini hatırla!
Evet derken; acaba ben bu zihniyeti desteklemekle hangi Müslüman Meryem'i sırf papa emretti diye hangi ecnebi Lester'e peşkeş çekiyorum diye bir düşün! Ve şu zamana kadar kaç Meryem'i kaybettiğimizi hatırla!
Evet derken; Kendi askerine "cami bombacısı" gözüyle bakmanı sağlayıp Amerikan Conileri'nin kucaklarına oturtulmaya çalıştığını bil! Ve firavun zihniyetinin daha dün Irak’ta bu oyunları oynayıp ta halkı kendi ordusuna, kendi kurumlarına düşman ederek Coni'leri güllerle karşılattığını hatırla!
Evet derken; Kendi hukuk ve hukukçunu, Failin ismi "Apo" ise müdahale edip asılmasına engel olan, failin ismi "Saddam" ise vur kellesine diyen! Yani zalim ile mazlum arasındaki farkı lord kamarasındaki insanların belirlediği, tamamen AB uyum yasalarına göre tasarlanmış bir hukuka tercih edeceğini hatırla!
Evet derken; Dün kendi midelerine Müslüman olanların, bugün seni bir ramazan paketi kadar ucuz görüp, ALLAH rızası değil! Sadece "evet" demeni sağlayabilmek için göstermelik yardım yaptıklarını hatırla!
Evet derken; Referandumdan çıkacak "evet" sonucuyla, öldürülen her bir Pkk'lı yakınının, yeni oluşturulacak ve siyasetin karıştığı anayasa mahkemesine, Mehmetçiği dava edebileceğini hatırla!
Evet derken; Sekiz sene boyunca kurum ihalelerini alan isimleri ve o kurumlarda rant paylaşan tayfayı unutma! Evet demeni isteyenlerin hangi demokrasiyi, hangi eşitliği getirmek istediklerini hatırla!
Evet derken; Bütün bunları sorgulama hakkın varken, sana "gündemi değiştirme gündemimiz referandum, bu dediklerinin ne alakası var referandumla" diyerek bütün bu gerçekleri görmezden gelmeni istediklerini hatırla!
gerçi iş işten geçti ama
Behcet Rasimi www.ufuktan.com
|