Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bizi üç aylarımıza bir daha eriştiren Rabb'imize şükürler olsun!..  (Okunma Sayısı 242 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
.gönülsu.lâl...
Ziyaretçi
« : 17 Temmuz 2007, 10:04:56 »

Bizi üç aylarımıza bir daha eriştiren Rabb'imize şükürler olsun!..
 
Yeryüzünün her yeri, her mekânı fazilet ve kutsiyette eşittirler. Çünkü her yeri ve mekânı yaratan Rabb'imizdir. Ancak üç yerdeki mekân müstesna:
Mekke'deki Mescid-i Haram. Medine'deki Mescid-i Nebi ve Kudüs'teki Mescid-i Aksa...

Buraların yeryüzünün en kutsal mekânları oldukları, Efendimiz (sas) Hazretleri'nin hadisleriyle sabittir. Buralarda kılınan namazlar, yapılan iyilik ve ibadetler başka yerlerle mukayese edilemeyecek kadar makbuliyet ve kutsiyete sahiptir. Bu sebeple yeryüzünün herhangi bir yerinden bir başka mescide daha sevap olur diye ibadet etmek niyetiyle yola çıkılmaya gerek duyulmazken, bu üç mescide ulaşmak için en uzak diyarlardan bile aylarca yol alınabilir. Çünkü bu üç mekân, yeryüzü mekânlarının en üstünüdür...

İşte mekânların bazıları bazılarından böyle üstün oldukları gibi, zaman dilimlerinin bazıları da bazılarından aynı şekilde üstündürler. Nitekim kandil geceleri, Ramazan ayı, Kadir Gecesi gibi kutsal zaman parçalarını içinde toplayan üç aylar da bu özelliklerden mahrum öteki aylardan üstün ve kutsal aylardır...

Bu üç aylar şimdi bizi bir daha kucaklamış bulunmaktadır. Rabb'imiz bizi böyle eşsiz üç aylara bir daha eriştirdiği için ne kadar şükretsek azdır diyoruz...

Bu mevsimde Recep ayı ile başlayıp Şaban ayı ile devam eden sevap yükselmesi, Ramazan ayında en üst dereceye ulaşır, Kadir Gecesi'nde ise üç aylar boyunca kendini manen hazırlamış olan mümin artık İlahi affa tam nail olacak bir ruh haline yükselebilir. Böylece bayramda da hayatına yeniden bir beyaz sayfa açarak yeni bir başlangıç yapma bahtiyarlığına bile ulaşabilir...

- Üç aylar boyunca hayatına çekidüzen verenin bayramda beyaz bir sayfa açma bahtiyarlığına ulaşması gerçekten mümkün mü?

- Hiç şüpheniz olmasın... Çünkü Rabb'imiz kulunun Cehennem'de azap görmesinden değil, Cennet'te mutlu olmasından memnun oluyor... Bunun için de sebepler hazırlıyor, bazı mekânları, bazı zamanları diğerlerinden üstün kılıyor ki; kulları bu devrelerden istifade ile kendilerine çekidüzen versinler, yeni bir hamle ve teşebbüsle dinî hayatlarında ilerleyip tekamül ederek Cennet'e layık hale gelsinler...

Bundan dolayıdır ki; Efendimiz (sas) Hazretleri Recep ayında ibadetlerini daha da çoğaltmış, Şaban ayında ise bir kat daha ileriye götürmüş, Ramazan'daki umumi affa layık olma örneğini bizlere böyle artırdığı ibadetleriyle vermiştir...

Bu sebeple içten gelen, samimi yönelişle bu ayda tevbe, istiğfarlarla daha fazla ibadet edilir, oruç tutulur, hayır hasenatta ilerilere gidilir. Hatta kaza namazları varsa kılarak tümüyle bitirmeye niyet edilir. Ta ki Ramazan'daki umumi affa girerek yeniden bir beyaz sayfa açma bahtiyarlığına layık hale gelsin...

İşte başında bulunduğumuz bu mübarek aylar, önümüzdeki kandil geceleri hayatımıza yeniden bir çekidüzen verme fırsatı veriyor, dinî hayatımızı daha ileriye götürme azmi kazanmamıza zemin hazırlamış oluyor...

Biz de Efendimiz (sas) Hazretleri'nin duasını tekrarlayarak giriyoruz böyle bereketli üç aylarımıza:

- Allah'ım mübarek kıl bize Recep ve Şaban'ı; affımıza vesile eyle ulaştıracağın şehr-i Ramazan'ı!

Kıymetini bileceğimiz üç aylar dileğimizle...

  AHMED ŞAHİN

Kayıtlı
veranur
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 372
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1509



« Yanıtla #1 : 18 Temmuz 2007, 07:12:30 »

Üç aylar birer dua ve niyaz mevsimidir. En güzel duaları başta sahabiler olmak üzere İslâm büyüklerinden öğreniyoruz. Hz. Ali'nin Receb ayında şu şekilde dua ettiği rivayet edillir:



“Allahım, salat eyle Muhammed Aleyhissalâtü Vesselamın üzerine; hikmet yıldızları ve devamlı nimet ve ismet kaynağı ehl-i beytine.

Allahım, beni her türlü kötülükten koru. Beni unutkan etme ve gaflet üzerinde bırakma. Sonumu da hasret ve pişmanlıkla bitirme. Benden razı ve hoşnut ol. Senin mağfiretin zalimler içindir, ben de nefsime zulmettim.

Allahım, beni bağışla, beni bağışlamakla Sana bir zarar gelmez. Bana nimetlerini ihsan et, bana vermekle senin ihsanın azalmaz. Senin rahmetin geniş ve boldur. Hikmetlerin ise hoş ve güzeldir.

Allahım, bana sıhhat ve afiyet ver. Güven ve huzur ihsan eyle. Şükür ve takvaya ulaştır.

Allahım, Senden sabır ve doğruluk istiyorum. Bana işimde kolaylık ver. İşlerimi güçlükle gördürme. Aileme, çocuklarıma ve kardeşlerime iyilik ve ihsanda bulun. Onları mü'min ve Müslümanlardan kıl ve bu şekilde dünyadan ayrılmalarını nasip eyle.”


Bazı Selef büyükleri de Receb ayı gecelerinde şöyle dua etmişler:



“Allahım, Sana mahzun gönlümle, isteklerini kabul buyurduğun dostlarının duası ile niyaz ediyorum. Zatına eriştirdiğin ve Senin rızanı isteyenlerin dili ile Senden talep ediyorum. Umarım Senin ululuğundan, Seni bileyim ve kulluk edeyim.

Yâ Rab, bu gecenin rahmet ve bereketinden sevap ve mükâfatından beni nasiptar et.

Allahım, kullarından istediğine, istediğini verirsin, kim Seni onlara ikram etmekten alıkoyabilir? Ben fakir ve âciz bir kulum. Fazl ve kereminden nimetlerini ümit ediyorum. Sana sığınırım ve ancak Senden yardım dilerim

Yüce Mevlam, bu gece kullarına çok rahmet ve bereketini döker, saçarsın. Allahım, Sana yalvaran dilleri, Sana kalkan elleri boş çevirme. İyilik ve yardımınla faydalandır bizi. Nimetlerinle donat hepimizi.

Allahım, salât eyle Muhammed ve evladına, eşlerine ve dostlarına, bitip tükenmeyen rahmet ve bereketinle. Yâ Rabbe'l-Âlemin!”
Kayıtlı


тüм zαliм νє zulüм düzєηlєяiηє " " diуoяuz
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: