aksi seda
La Hukme iLLaLLaH
   
DUÂ: 213
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 1653
Hz. Fatıma gibi olmadan Hz.Ali gibisini bulamazsın
|
 |
« : 11 Temmuz 2010, 19:32:21 » |
|
Kur’an’ın nakışlarına göre şekillenmiş bir kadının, saliha bir annenin topluma yön verebileceğini ifade eden İlahiyatçı Yazar Süleyman Karacelil, 'İslami ahlakın hâkim olmadığı kadınlar da toplumu ifsada sürükler' dedi.
Dinimiz kadın hakları üzerinde titizlikle durmuş ve kadını, müstesna bir makama oturtmuştur. Ayrıca Peygamber Efendimiz kadının erkeğe bir emanet olduğunu ifade etmiş ve kadınların haklarını koruma noktasında erkeklere büyük vazifeler yüklemiştir. İslam’ın kadına verdiği değeri ve kadının toplumdaki yerini İlahiyatçı Yazar Süleyman Karacelil ile konuştuk.
Hocam, İslam kadına nasıl bir değer vermiştir?
İslam kadını bir meta olarak, varlık nesnesi olarak görülme konumundan alıp, değerli bir şahsiyet, değerli bir insan, Allah katında kulluk timsali, cenneti ayakları altına verdiği bir konuma yükseltmiştir. Kadına seçme hakkı, mal sahibi olma hakkı, anne olma hakkı ve şerefi verilmiştir. Öncesine bakıyoruz kadın köle, pazarda istediği gibi alınıp-satılır, kadın anne olamaz, kadın cariyedir. Bakıyorsunuz sahip olmadığı bütün değerleri İslam, kadına vermiştir. Kadını yücelten İslam’ın kendisidir ama maalesef son dönem Müslümanları bunun pek bilincinde değil.
İçtima-i hayatta kadının rolü nedir?
İçtima-i hayat, içerisinde kadının konumunu ve durumunu belirleyen kendisi değil. Özellikle Meşrutiyetten sonra etkin olan güçler, modernizm gibi akımlar, kadın ve erkek ayrımı yapmaya başladı. O zamana kadar aslında kadın İslam nazarında ve Müslümanlar nazarında bir insan olarak değerlendirilirken bu süreçten sonra kadına farklı bir konum yüklenmeye başlandı. Modern hayat içerisinde kadın, bir insan, bir beşer, bir şahsiyet, hepsinden önemlisi bir anne rolünden çekildi. Kadın bir meta hatta cinsel meta olarak görülmeye başlandı. Sosyal yaşamın içerisinde kadın, “Ben bir anneyim” demekten utanır ve çekinir hale getirildi. Annelik duygusu dipnot, meslek sahibi olmak asıl metin olarak kabul edilir hale geldi. Kadınlar üzerinde birtakım tezgâhları olan, kadınlar üzerinde nefsanî duygularını gerçekleştirmek isteyen insanlar sosyal hayatta kadına öyle bir rol biçtiler ki kadının değeri en âli seviyeden aşağılık seviyesine indirdiler.
KADIN ANNELİK DUYGUSUNDAN UZAKLAŞTIRILDI
Kadın bu süreçte nasıl bir değişime uğradı? Bu konuyu biraz açabilir misiniz?
Kadının bir değeri vardı. Bundan 40–50 sene öncesine kadar bile içtima-i hayatta herkes ailesi içerisinde birlikte bir bütün olarak yaşardı. Örneğin baba marangoz ise evinin altında tezgâh açardı. Ya da çiftçilikle uğraşıyorsa ailenin bütün fertleri kadın da dâhil olmak üzere o hayatın içerisinde kendisine uygun rolü kendisine uygun biçimde İslam’i daire içerisinde gerçekleştirir, varlığını da hissederdi. Kıymetini, değerini, yaptığı faaliyet ve rolün farkında olarak hayatını devam ettirirdi. Ama sonraki süreçte kadına öyle bir rol biçildi ki kadın evinin içinden çekilip alındı. Kadının varlığının temel sebebi diyebileceğimiz varlığının en önemli ifadesi olan annelik duygusundan uzaklaştırıldı. Bunun yerine daha sufli bir amaç ve gayeler ona empoze edilmeye başlandı. Bakıyorsunuz kadın 40 yaşına gelmiş evlenmiyor, ya da evli olsa bile birçok ailede ‘çocuk yaparım-yapmam’ tartışmaları yaşanıyor. Sosyal hayatta kadın anne olarak, en mukaddes varlık olarak, İslam’a göre ayakları altında cennet bulunan valide sıfatını terk etti, onun yerine hiç tanımadığı bir erkeğin yanında ya da hizmetinde bulunarak çok düşük bir maliyetle çalışmayı şeref kabul etmeye başladı. Temizlikçi, kasiyer, tezgâhtar olmayı, evinde eşinin sevdiği, değer verdiği, çocuğunun annesi olmaya tercih etti.
Kadınlar farklı gerekçelerle çalışmaları gerektiğini öne sürüyorlar. İslam’a göre Kadın çalışabilir mi?
İslam’a göre diye soru sorduğumuz zaman öncelikle içinde yaşadığımız yapının daha doğrusu kadının çalıştığı ortamın İslam’a göreliğini tartışmak lazım. Evet, İslam’a göre Peygamber (s.a.v) zamanında kadın çalışma hayatı içerisinde bulunabiliyordu. Hepimiz Hz. Hatice’nin yaptığı ticari faaliyetleri biliyoruz. Hz. Aişe başta olmak üzere yapılan ilmi faaliyetlerin içerisinde bulunan sahabelerin varlığını biliyoruz. Ama içeride onları kuşatan toplum, buna müsait ve uygun bir yapıdaydı. Günümüz şartlarını göz önünde bulundurduğumuz zaman ise kadın çalışabilir mi? Evet çalışabilir. Ama hangi şart ve ortama göre çalışabilir. Yani hangi sebep ve gerekçe olursa olsun nedeni ne olursa olsun bir kadının başını açarak, Allah’ın açık hükmüne karşı gelerek, kabul etmeyerek ya da İslam’a aykırı bir şekilde çalışmasının helal olduğunu söylemek kimsenin hak ve yetkisi altında değildir. İslam’ın burada kadına verdiği değer önemli. Yani İslam belli ölçüler içerisinde helal daire içerisinde çalışmaya izin veriyor ama içinde bulunduğumuz şartlar o helal daireyi içeriyor mu? Buna her bir birey kendisini muhasebe ederek cevap vermelidir.
(arama yapıldı fakat sonuc bulunamadı)
|