Zeynepder4
"NasıLsın ? Diye sorma //FiListin// gibiyim ışte.. Bir yanim işgaL ediLdi bir yanim Direnişte!
Grafiker
La Hukme iLLaLLaH
DUÂ: 249
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 2337
ÖZLEMEKTEN yorulmuşum kapında durdur beni...
|
 |
« : 29 Mayıs 2010, 09:26:37 » |
|
Alış veriş denince aklımıza ilk olarak içinde bulunduğumuz seküler düzenin sinsi tuzakları olan makro alışveriş merkezleri, marketler, geniş yelpazesiyle insanları kendine çekmeyi başaran mağazalar geliyor. Tüketim çılgınlığının had safhaya ulaşmış olduğu zamanımızda, kâr oranı hayli yüksek olan bütün yerlerin sayısı da günden güne artıyor. Mahalle arası küçük bakkalların yerini marketler, marketlerin yerini makro alışveriş merkezleri istila etmeye başladıkça, tüketime olan meyil fazlalaşıyor. Renk renk, desen desen, çeşit çeşit, müşteriye sunulan ürünler “gel beni al” dercesine süslüyor vitrinleri. Ve halkın cumhuru baş döndüren bu şaşaanın etkisinde bu tür mekânlarda alıyor soluğu. İhtiyaç hâsıl olsun, olmasın müşteri, bu cazibenin büyüsüyle bu büyük pastadan pay sahibi olanların ekmeklerine yağ sürüyor. Nitekim bu manzaraya hemen hemen her gün şahitlik ediyoruz. Medya organlarında insanların içinde bulunduğu tüketim aşkı ekonomiye katkı babında değerlendirilse de, maddeye olan bu bağımlılık insani yönden pek de hayır taşımıyor içinde. Düşününüz, gözlerinizin önünde her gün albenisi olan dünyalık metalar sizi kendine çağırıyor. Mesela olmak ya da olmamak! Eğer bütçeni elveriyor ve ihtiyaç duyuyor iseniz, elbette almak olacaktır tercihiniz. Lakin modaya uygun yaşamak veya bazılarını memnun etmek ise niyetiniz, almamayı size tavsiye ederiz! Özellikle makro alışveriş merkezlerinde size zamanı hatırlatıcı bir nesnenin olmaması dikkate şayandır. Alış verişle meşgul olurken zamanın nasıl geçtiğinin farkında olmaz, saate baktığınızda ise gününüzü çoktan tüketmiş olduğunuzu görürsünüz. Beğendiğiniz ürünün rengini aramakla, bulduğunuzda o rengin size yakışıp yakışmadığı konusundaki kararsızlığınızla ve nihayetinde o ürünü almakla geçirdiğiniz zamanı geri getiremezsiniz maalesef. Böylelikle bu çarkın bir halkası da siz olmuşsunuzdur artık.
Bu tür mekânlara yolumuz düştüğünde hanım müşterilerin sayısının fazlalığı dikkatimizi çekmiştir muhakkak. Beyler, akşama dönmek üzere işlerine yol alırlarken, hanımlar günün koşturmacasından uzaklaşmak maksadıyla kendilerini bırakıveririler çarşıya pazara. Kimi ihtiyacını gidermek, kimi vaktini öldürmek niyetiyle bulundukları mekânda, ömürlerini neler uğruna tükettiklerinin farkındalar mı acaba? Allah Rasulü(s.a.v)’nün şu muazzam hadis-i şerifinden ne kadar haberdarız. “Altın, gümüş, kumaş ve elbiseye kul köle olanlar helak oldular. Bu tip insanlar kendilerine verilse sevinirler, verilmezse hoşlanmazlar.”(Buhari Rikak 10). Hakeza şu hadis-i şerifte bir o kadar manidardır. ”Âdemoğlunun şunlar dışında dünyada bir hakkı yoktur. Oturacağı ev, avret yerini örtecek elbise, yiyecek ve içeceğini koyacağı kaplar. ”(Tirmizi Zühd 36). Günümüz insanının içinde bulunduğu hali müşahede edersek, bu mübarek hadislerin ne kadar uzağında olduğumuzu kavrarız.
İşte günümüzde hızla insanları içine sürükleyen alış veriş seli, gündelik yaşantımızda nelerden uzaklaştırmakta bizleri. Bilhassa hanımların vakitlerini bu tarz mekânlarda tüketmesi oldukça elem verici. Oysaki hanım, bu tür mekânlara ihtiyacı nispetinde uğramalıdır. Vaktini, kendisi için, ailesi için faydalı olabileceği alanlarda tüketmelidir.
Bu noktada Müslüman hanımların da, örneklik teşkil ederek diğer hanım kardeşlerini ikaz etmeleri gerekmektedir. Çünkü Müslüman Hanım, her işinde olduğu gibi alış veriş işinde de Allah(c.c) ve Rasulü(s.a.v)’nün çağrısına kulak verendir. Yaptığı alış verişte Rabbinin rızasını gözetir. Alacağı ürünlerin İslami açıdan helallik–haramlık derecesini göz önünde bulundurur. Alış verişini, Müslüman şahsiyetinin oturmuş olduğuna inandığı bir esnaftan yapmaya gayret eder. Çünkü bu esnaf, işini hakkıyla icra eden, yalana başvurmadan satış yapan kişiliktedir. “Alıcı ve satıcı birbirlerinden ayrılana kadar(pazarlıktan vazgeçme) serbestliğine sahiptirler. Eğer her iki taraf dürüst olup açık davranırlarsa alış verişleri iki tarafa da bereketli olur. Eğer yalan söyleyip gizlerlerse alış verişlerinin bereketi gider.”(Buhari)
Toplumun çekirdeği olan ailenin, en etkili bireyi olan Müslüman Hanım, eşinin parasını fuzuli yerlerde, fuzuli metalar için harcamaz. Evinin, eşinin, çocuklarının ihtiyaçlarını tespit ettikten sonra nefsani isteklerini bir kenara bırakarak, bütçesini bu ihtiyaçları temin etmek için kullanır. Bu şekilde eşinin sevgisine mazhar olan Müslüman Hanım, müsriflikten kaçınarak da Rabbinin rızasına nail olacaktır. Kendisini bu çarkın içine çekmek niyetiyle önüne sunulan ürünlerin cazibesine kapılarak bu oyuna alet olmaz. Kanaatkârlık giysisine bürünerek lüzumsuz şeylere gözü kaymaz. Rabbinin kendisine bahşettiği nimetlere şükrederek dünyalık maddelere sahip olmak namına, cahiliye hanımları gibi tüketim sevdasına kapılmaz. Bu ürünlerin gösteriş ve kibre neden olmasından çekinir. Giysinin, eşyanın kölesi olmaz. Bilakis onları kendine köle eyler. ”Vaktiyle kendini beğenmiş bir adam güzel elbisesini giymiş, saçını tarayıp çalım satarak yürüyordu. Bu yüzden Allah onu yerin dibine geçiriverdi. O da kıyamet gününe kadar yerin dibine geçip gitmektedir.(Buhari, Enbiya 54, Müslim Libas 49)
O vakit Müslüman hanımlar olarak bizler, Müslümana yakışır vasıfları üzerimizde taşımalıyız. Müslüman Hanım misyonuna binaen cahiliye hanımlarından farkımızı yaşantımıza nakşetmeliyiz. Allah(c.c)’ın ayetlerini, Rasulü(s.a.v)’nün yolunu iyi kavramalı ve bu uğurda vaktimizi harcamalıyız ki hem dünyada hem ukbada va’d olunan nimetlere kavuşalım.
“De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.”(Enbiya 162)
NURAY BİLGİLİ GENÇ BİRİKİM DERGİSİ
|