Zeynepder4
"NasıLsın ? Diye sorma //FiListin// gibiyim ışte.. Bir yanim işgaL ediLdi bir yanim Direnişte!
Grafiker
La Hukme iLLaLLaH
DUÂ: 249
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 2337
ÖZLEMEKTEN yorulmuşum kapında durdur beni...
|
 |
« : 28 Mayıs 2010, 07:39:10 » |
|
ilk soruyu ben sormuş olayım.
hocam öncelikle zamanın zeynebi duyarlı hanımlar sosyal ve yardımlaşma derneği (zeynepder) kurulalı çok uzun zaman olmamasına rağmen birçok etkinliğin içinde bulunuyor bir çok yeniliklere imza atıyor. bu kadar kısa zamanda zeynepderin bu noktaya gelmesindeki en önemli etken nedir ?
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 28 Mayıs 2010, 10:02:58 Gönderen: Zeynepder2 »
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
Sabiha Ateş Alpat
|
 |
« Yanıtla #1 : 28 Mayıs 2010, 12:28:38 » |
|
Değerli Kardeşim;
Önce Allah'tan,bizleri sizlerin zannına layık etmesini niyaz ediyorum...
Derneğimizin çalışmaları karınca kararınca devam ediyor. elbette ki Allah'ın lutfu keremidir bu.. Kardeşlerimizin ihlasla,özveri ile ortaya yüreklerini koymalarının neticesidir gördükleriniz.. Yol uzundur, azıksız gidilebilecek bir yol değildir bu yol.Sabır,fedakarlık,gayret gibi alabildiğimiz azıklar bizi buraya getirdi.. dua edin hep birlikte rızaya kavuşana kadar sebat edebilelim.. selam ve dualarımla
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Zeynepder4
"NasıLsın ? Diye sorma //FiListin// gibiyim ışte.. Bir yanim işgaL ediLdi bir yanim Direnişte!
Grafiker
La Hukme iLLaLLaH
DUÂ: 249
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 2337
ÖZLEMEKTEN yorulmuşum kapında durdur beni...
|
 |
« Yanıtla #2 : 29 Mayıs 2010, 07:45:45 » |
|
çok teşekkür ederim hocam. çalışmalarınız bereketlenmesini her daim ALLAH yolunda çalışmalarınızın devam etmesini dilerim hayrla kalın
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Zeynepder4
"NasıLsın ? Diye sorma //FiListin// gibiyim ışte.. Bir yanim işgaL ediLdi bir yanim Direnişte!
Grafiker
La Hukme iLLaLLaH
DUÂ: 249
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 2337
ÖZLEMEKTEN yorulmuşum kapında durdur beni...
|
 |
« Yanıtla #3 : 04 Haziran 2010, 08:46:56 » |
|
Ahde Vefa hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 05 Haziran 2010, 08:11:54 Gönderen: Zeynepder4 »
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Zeynepder4
"NasıLsın ? Diye sorma //FiListin// gibiyim ışte.. Bir yanim işgaL ediLdi bir yanim Direnişte!
Grafiker
La Hukme iLLaLLaH
DUÂ: 249
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 2337
ÖZLEMEKTEN yorulmuşum kapında durdur beni...
|
 |
« Yanıtla #4 : 07 Haziran 2010, 13:51:41 » |
|
müslümanların bugün dünya ölçeğindeki zayıf durumunun asıl sebebi nedir size göre?
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Zeynepder4
"NasıLsın ? Diye sorma //FiListin// gibiyim ışte.. Bir yanim işgaL ediLdi bir yanim Direnişte!
Grafiker
La Hukme iLLaLLaH
DUÂ: 249
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 2337
ÖZLEMEKTEN yorulmuşum kapında durdur beni...
|
 |
« Yanıtla #5 : 09 Haziran 2010, 07:53:39 » |
|
Ahde Vefa hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
müslümanların bugün dünya ölçeğindeki zayıf durumunun asıl sebebi nedir size göre?
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
Sabiha Ateş Alpat
|
 |
« Yanıtla #6 : 09 Haziran 2010, 08:32:32 » |
|
Ahde Vefa hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
.. Ahde vefa deyince Sadaka ve dos doğruluk aklıma geliyor.. Ahde vefa sadece şahsiyetli insanların özelliğidir.Doğrusu Allah'a verdiği ahde vefa etmeyenlerin insanlara verdiği ahde vefa göstermesini beklemiyorum... uzun bir konu ama düşüncemi sormuşsun
bu arada kusura bakma cevap gecikmiş oldu özür dilerim..müslümanların bugün dünya ölçeğindeki zayıf durumunun asıl sebebi nedir size göre?
Ümmet bilinci zayıfladı.. Vahdeti unuttuk.Aramızdaki ihtilafları rahmet değil zahmet hale getirdik..Aşağıdaki ayet bu konuyu açıkca ve özetle ifade ediyor
"Allah’a ve Resulüne itaat edin; çekişmeyin, yoksa korkar, başarısızlığa düşer ve gücünüz gider. Sabredin! Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir." (enfal 46)...
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 09 Haziran 2010, 08:40:45 Gönderen: ZEYNEPDER1 »
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Zeynepder4
"NasıLsın ? Diye sorma //FiListin// gibiyim ışte.. Bir yanim işgaL ediLdi bir yanim Direnişte!
Grafiker
La Hukme iLLaLLaH
DUÂ: 249
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 2337
ÖZLEMEKTEN yorulmuşum kapında durdur beni...
|
 |
« Yanıtla #7 : 10 Haziran 2010, 07:36:11 » |
|
ALLAH razı olsun hocam ne kadar yoğun olduğunuzu biliyoruz.RABBİM hak yolda her daim çalışmalarınızın devam etmesini dilerim.
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Zeynepder4
"NasıLsın ? Diye sorma //FiListin// gibiyim ışte.. Bir yanim işgaL ediLdi bir yanim Direnişte!
Grafiker
La Hukme iLLaLLaH
DUÂ: 249
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 2337
ÖZLEMEKTEN yorulmuşum kapında durdur beni...
|
 |
« Yanıtla #8 : 10 Haziran 2010, 07:41:10 » |
|
sabiha hocamıza soracağınız hiçbir şeyiniz yok mu?
herşeyi bilenler varsa bile içimizde düşüncelerini merak ediyorsanız sorularınızı yöneltebilirsiniz.
ALLAH'ın dininin hakim olması için çaba sarf eden değerli sabiha hocamızdan öğreneceğimiz çok şey var.
RABİM kendisinden razı olsun.
selametle
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Coşkun Uzun
Bismillah
DUÂ: 4
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 8
|
 |
« Yanıtla #9 : 10 Haziran 2010, 09:46:28 » |
|
Acaba;
Dernek çalışmaları olmasa, askıya alınmış olsa, bir aksilik olsa, engeller veya bazı problemler olsa, faaliyetlerinize, hizmet ve mücadelenize nasıl bir yol ve yön verirdiniz?
Dernek çalışmaları olmassa olmazınız mıdır? İllaki Dernek veya STK çatısı altında toplanmayı mı öngörüyorsunuz başkaları için de?
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Şamil
Bismillah
DUÂ: 7
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 50
“El-Cihadu hatta’l mevt” (ölene kadar cihad)
|
 |
« Yanıtla #10 : 10 Haziran 2010, 20:02:29 » |
|
aa sabiha hocamm ankaraya geldiğinizde hamd olsun tanışma fırsatı bulmuştuk.burada tekrar karşılaştığımıza çok sevindim. tekrar bir ziyaretinizi bekliyoruz inşALLAH.arayı çok açmayın:) Allah Subhanehu ve Teala ya emanetsiniz...
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 11 Haziran 2010, 19:23:18 Gönderen: ZEYNEPDER1 »
|
Kayıtlı
|
Ölüm Ne Yandan Gelsin
Şimdi Neylesin Ölüm
Şehadet İkliminde
Çaresiz Kaldı Ölüm...
|
|
|
|
Sabiha Ateş Alpat
|
 |
« Yanıtla #11 : 11 Haziran 2010, 19:19:33 » |
|
Acaba;
Dernek çalışmaları olmasa, askıya alınmış olsa, bir aksilik olsa, engeller veya bazı problemler olsa, faaliyetlerinize, hizmet ve mücadelenize nasıl bir yol ve yön verirdiniz?
Dernek çalışmaları olmassa olmazınız mıdır? İllaki Dernek veya STK çatısı altında toplanmayı mı öngörüyorsunuz başkaları için de?
Esselamu aleykum Muhterem abimiz/kardeşimiz;
İslam'da davet metodu olarak meşruiyyet elbette yalnızca Allah ve Rasul'ünden alınır.. BU konuda inancımız odur ki özellikle itikaden ve amelen bizden bir taviz almadıkça tüm yollar meşru bir şekilde kullanılır...
Bizler "Fitne kalmayıncaya,din yalnızca Allah'ın oluncaya kadar" toplumdan mesulüz.. Bu nedenle meşrutiyetini yitiren araçları derhal döker ve meşru olan şekliyle yolumuza devam ederiz...
Başkaları içinde stk'ları öngörmüyoruz,kendimiz içinde kullanılabilidği kadardır bizim için. İslam'da cemaat olmanın yolları bellidir... Stk çatısı altında ve stk şekliyle toplanmanın islam'i cemmati yansıtmayacağı açıktır...
Tekarar edelim Dernek bizim için vaz geçilmez değildir,o bir çatıdır çatılık vazifesini yitirdiği an İslam fıkhına göre çatımızı oluşturur yolumuza devam ederiz..
selam ve dualarımızla
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
Sabiha Ateş Alpat
|
 |
« Yanıtla #12 : 11 Haziran 2010, 19:23:32 » |
|
aa sabiha hocamm ankaraya geldiğinizde hamd olsun tanışma fırsatı bulmuştuk.burada tekrar karşılaştığımıza çok sevindim. tekrar bir ziyaretinizi bekliyoruz inşALLAH.arayı çok açmayın:) Allah Subhanehu ve Teala ya emanetsiniz...
Kardeşim acizane burada bizim sitemiz, mekanımız sizde hoşgelmişsiniz... Beni mazur görürseniz Kim olduğunuzu hatırlamyamadım. Rumuz kullanıyorusnuz sanırım?!....
İnşaAllah çağrılırsak tekraren geliriz.
selam ve dualarımla
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
MüslümanGenç
Laİlaheİllallah
  
DUÂ: 90
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 605
GELECEĞE UMUTLA
|
 |
« Yanıtla #13 : 11 Haziran 2010, 23:13:11 » |
|
Başkaları içinde stk'ları öngörmüyoruz,kendimiz içinde. kullanılabilidği kadardır bizim için. İslam'da cemaat olmanın yolları bellidir... Stk çatısı altında ve stk şekliyle toplanmanın islam'i cemmati yansıtmayacağı açıktır...
selamun aleyküm Sabiha hocam bu konuyu biraz açarmısınız, stk lar ile cemaatler arasındaki fark nedir? Bir hocaefendi "biz stk larıda cemaatleştiririz" demişti, sizce bu sözün doğruluk payı varmı?
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 14 Haziran 2010, 21:29:44 Gönderen: ZEYNEPDER1 »
|
Kayıtlı
|
|
|
|
azade aksa
Elhamdülillah

DUÂ: 11
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 165
|
 |
« Yanıtla #14 : 12 Haziran 2010, 21:03:53 » |
|
Başkaları içinde stk'ları öngörmüyoruz,kendimiz içinde kullanılabilidği kadardır bizim için. İslam'da cemaat olmanın yolları bellidir... Stk çatısı altında ve stk şekliyle toplanmanın islam'i cemmati yansıtmayacağı açıktır...
selamun aleyküm Sabiha hocam bu konuyu biraz açarmısınız, stk lar ile cemaatler arasındaki fark nedir? Bir hocaefendi "biz stk larıda cemaatleştiririz" demişti, sizce bu sözün doğruluk payı varmı? bu soruyu ben sormayı düşünüyordum benden önce davrandınız
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
Ebu Yusuf
|
 |
« Yanıtla #15 : 12 Haziran 2010, 21:16:53 » |
|
Öncelikle ablamdan(hocamdan)ALLAH razı olsun stk ve dernekleşme üzerine özlü biz yazı yazmış.Fakat bu konuyu biraz açmalıyız düşüncesindeyim.Nasipse bu konu üzerinde hocam derinlemesine ve usul/ uslup içerisinde burda karşılıklı mütalaa edersek sevınırım.Mesele kendi içerisinde oldukça ehemmiyetli ve ciddi bir konu.. Rabbim razı kalsın.İnşALLAH en kısa zamanda bu konuya döneceğim.
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
Sabiha Ateş Alpat
|
 |
« Yanıtla #16 : 13 Haziran 2010, 10:07:36 » |
|
Müsait olduğum ilk zamandabu konuya cevap vereceğim. iki gün cidddi anlamda vakit sıkıntım var.. hoşgörüle inşALLAH
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
คℓρєяєη
|
 |
« Yanıtla #17 : 13 Haziran 2010, 23:06:54 » |
|
Dernek sadece Kocaeli sınırlarında mı kalacak yoksa başka şehirlerede açılacak mı derneğimiz?
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
Sabiha Ateş Alpat
|
 |
« Yanıtla #18 : 14 Haziran 2010, 21:30:17 » |
|
Başkaları içinde stk'ları öngörmüyoruz,kendimiz içinde. kullanılabilidği kadardır bizim için. İslam'da cemaat olmanın yolları bellidir... Stk çatısı altında ve stk şekliyle toplanmanın islam'i cemmati yansıtmayacağı açıktır...
selamun aleyküm Sabiha hocam bu konuyu biraz açarmısınız, stk lar ile cemaatler arasındaki fark nedir? Bir hocaefendi "biz stk larıda cemaatleştiririz" demişti, sizce bu sözün doğruluk payı varmı? Değerli Kardeşim; Böylesine uzun bir konuya buradan verebildiğimiz cevaplar doyurucu olabilecek mi bilemiyorum..Ya da buradan verebile(!)ceğim cevaplar yeterli olacabilecek mi endişesiyle birlikte cevaplamaya çalışayım İnşaAllah...
Değerli kardeşim; islam'da cemaatin ne olduğu,nasıl olduğu malumunuzdur diye düşünüyorum... Stk'lar rejimlerin izin verdiği kadar yapabilecekleri çalışmaları yürütürler... Lakin o hocamız( her kimse) dediği gibi stk çatısı altında ama darul erkam modeli baz alınarak (ayrıca) cemaatleşmek elbette mümkündür... Diğer bir deyimle stk, cemaatleşmek için bir araç görevi yapabilir... Umut ediyorum, bu konuyu birgün tartışabilir,yazılı değilde sözlü bir şekilde meramımızı anlatabiliriz...
stk lar rejimlerin çizdiği ölçüler baz alınarak örgütlenir ve yine sistemlerin çerçevesi dışında faaliyet yürütemezler..Burada "O halde neden stk ?" diye soranlar olabilir veya daha ileri giderek stk kurmunda olanlara müşrik muamelsi yapcak kadar aşırı,tekfirci bir tutuma girenler olabilecektir. Bizler itikada ters düşmediği müddetçe bu alanda var olabiliriz... Taviz / eksen kayması/ kimlik dejenarsyonuna sebep olduğu an bizler için bitmiş olması gerekir ki; bu durum Peygamberimizin hayatında kolaylıkla delillendirilebilecek bir konudur
Cemaatler ise;Tamamen Allah'ın dinini hakim kılma noktasında tüm birimleriyle şura heyeti,emir,mahkeme heyeti vb..)örgütlenirler ki; bu mevcut statokoya karşı "la" nın gereğini yapmak olacağından hiç bir sistem buna göz yummaz,izin vermez.. Umarım hangi açıdan söylemek istediğimi anlatabilmişimdir...
değilse lütfen sorularınızla açarsanız memnun oluruz.. selam ve dualarımla Değerli kardeşim...
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 14 Haziran 2010, 21:39:20 Gönderen: ZEYNEPDER1 »
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
Sabiha Ateş Alpat
|
 |
« Yanıtla #19 : 14 Haziran 2010, 21:32:03 » |
|
Dernek sadece Kocaeli sınırlarında mı kalacak yoksa başka şehirlerede açılacak mı derneğimiz?
Değerli Kardeşim; İnşaAllah şube konusunu daha ilerki zamanlarda değerlendirmeyi düşünüyoruz...
selam ve dularımla
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
MüslümanGenç
Laİlaheİllallah
  
DUÂ: 90
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 605
GELECEĞE UMUTLA
|
 |
« Yanıtla #20 : 14 Haziran 2010, 21:54:28 » |
|
Cevabınız için teşekkür ederim.Konunun anlaşılmasına katkısı olması açısından; cemaatlerin yapabildikleri ancak stk ların yapamadıkları hangi türde işler olabilir? Sizinde bildiginiz gibi stk lar devletten izin almaz beyanda bulunurlar, kendi faaliyetlerini kendileri belirlerler, bu noktada devlete tabi değil devletin gerekli gördüğü yerde denetimine tabidirler, tekfire yeltenenlerin hataya düşdükleri noktanın başında bu konu gelir. Yine stk lar sizin bahsettigniniz şura,emir vs birimleri kolaylıkla oluşturabiirler. Pratik hayatımıza baktığımızda da işin gerçeği cemaatler ya vakıf dernekler yada çıkarttıkları dergiler yayın yaptıkları rodyolar üzerinden tanımlanmaktadırlar. Stk ları bize soğuk kılan, kullanılan kavramlar (başkan,imam, şura,yönetim kurulu,abi bey) vede sivilleşeceğiz,topluma ineceğiz, illegallikten çıkacağız düşüncelerinin hakim olmaya başlamasıdır. Bu düşüncede olmayan stk ların cemaatlerden pekde farkları olmasa gerek.
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
Sabiha Ateş Alpat
|
 |
« Yanıtla #21 : 16 Haziran 2010, 09:48:38 » |
|
Cevabınız için teşekkür ederim.Konunun anlaşılmasına katkısı olması açısından; cemaatlerin yapabildikleri ancak stk ların yapamadıkları hangi türde işler olabilir? Sizinde bildiginiz gibi stk lar devletten izin almaz beyanda bulunurlar, kendi faaliyetlerini kendileri belirlerler, bu noktada devlete tabi değil devletin gerekli gördüğü yerde denetimine tabidirler, tekfire yeltenenlerin hataya düşdükleri noktanın başında bu konu gelir. Yine stk lar sizin bahsettigniniz şura,emir vs birimleri kolaylıkla oluşturabiirler. Pratik hayatımıza baktığımızda da işin gerçeği cemaatler ya vakıf dernekler yada çıkarttıkları dergiler yayın yaptıkları rodyolar üzerinden tanımlanmaktadırlar. Stk ları bize soğuk kılan, kullanılan kavramlar (başkan,imam, şura,yönetim kurulu,abi bey) vede sivilleşeceğiz,topluma ineceğiz, illegallikten çıkacağız düşüncelerinin hakim olmaya başlamasıdır. Bu düşüncede olmayan stk ların cemaatlerden pekde farkları olmasa gerek.
Ben cemaat derken İslam Devletinin yapısını kast etmiştim. Yoksa elbette her topluluk cem olduğundan cemaat adını alır lakin İslam'ın cemaatten kastı daha çok siyasi değil midir?... Ayrıca stk'lar faaliyetlerini kendileri belirlese de Sistemlerin izni olmayan bir faaliyeti tüzüklerinede ,karar defterlerine de alamazlar alsalarda izin verilmez..., Siz hiç bir stk'nın tüzük maddesinde "İslam için Allah yolunda cihad etmek,cihada zemin hazrılamak, "la" bilincini oluşturup, beşeri sistemlerin küfrünü insanlara gençlere anlatmak için çalışma yapar" vb bir madde gördünüzmü?..Diyeceksiniz ki; yazılmasa da amaçlar buna matuftur. Buna diyecek bir sözüm yok lakin yine de İbrahim'i bir kıyam(eylemin) iznini almanız mümkün değildir..Son söz İslam da sosyal yapılanma cemaat ile vucut bulur stk ile değil...
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 16 Haziran 2010, 11:00:47 Gönderen: ZEYNEPDER1 »
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Coşkun Uzun
Bismillah
DUÂ: 4
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 8
|
 |
« Yanıtla #22 : 16 Haziran 2010, 13:58:32 » |
|
Ben cevabımı aldığımı sanıyorum. Sabiha hanım'a teşekkür ederim.
"BU konuda inancımız odur ki özellikle itikaden ve amelen bizden bir taviz almadıkça tüm yollar meşru bir şekilde kullanılır..."
diyerek önümüze çıkan her meşru fırsatı, Allah'ın rızası doğrultusunda değerlendirebileceğimizi ifade etmişler.
"İbrahim'i bir kıyam(eylemin) iznini almanız mümkün değildir.. Son söz İslam da sosyal yapılanma cemaat ile vucut bulur stk ile değil..."
diyerek de bu konudaki yol haritasının ne zaman sonuna gelinebileceğini söylemişler.
Allah razı olsun.
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Şamil
Bismillah
DUÂ: 7
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 50
“El-Cihadu hatta’l mevt” (ölene kadar cihad)
|
 |
« Yanıtla #23 : 16 Haziran 2010, 17:24:23 » |
|
Dernek sadece Kocaeli sınırlarında mı kalacak yoksa başka şehirlerede açılacak mı derneğimiz?
Değerli Kardeşim; İnşaAllah şube konusunu daha ilerki zamanlarda değerlendirmeyi düşünüyoruz...
selam ve dularımlabu konuda ankarayada bir şube istiyoruz değerli hocam:) bu konuda gerekeni yapmaya hazırım inşALLAH.. Allah'a emanet olunuz
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
MüslümanGenç
Laİlaheİllallah
  
DUÂ: 90
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 605
GELECEĞE UMUTLA
|
 |
« Yanıtla #24 : 22 Haziran 2010, 09:35:28 » |
|
Sabiha hocam zeynepderi stk olarak mı Görüyorsunuz? cemaat olarakmı? sorumu uygun görmezseniz cevabı buradan vermeyebilirsiniz.
Ayrıca merak ettgim bir konuyu da size danışmak istiyorum müsadenizle:
Mahellemizde bulunan kendini bir tarikatın bölge sorumlusu olarak takdim eden bir şahsın bayanlara sohbet yaptığını biliyorduk, fakat benimde bir kaç kez şahid olduğum bir olay kafamı kurcaladı.Sohbetler ev ortamında yapılıyordu ve hocadan başka evde erkek bulunmuyordu, genç kızlara kuran dersi veriliyordu...
Efendimizn bayanlara sohbet yaptığını biliyoruz, fakat bu bilgiden yola çıkarak bu yapılanları doğru kabul edebilirmiyiz?
Bu soru ile bağlantılı olarak, bundan 10 sene kadar önce bir bayan hocanın erkeklerin ağırlıklı olduğu bir programda konuşma yaptığına şahid olduğumda şaşırmıştım, organize belediyeye aitti, halkı bilgilendirmek amacı ile yapılan islami bir sohbetti.Daha sonrasında bayan hocaların veya konuşmacıların bu türdeki etkinliklerde sıklıkla yer almaya başladıklarını gördüm, bu konuda biraz araştırma yaptığımda pekde sağlıklı bilgilere ulaşamadım.Genelde Hz aişenin ashaba konuşma yaptığı örneği verilir, fakat bilinen bir gerçektirki peygamber efendimzin eşlerinin özel durumları vardır, onlar müminlerin anneleridir ve başkaları ile evlenmeleride yasaktır.Bu nedenle ashabın annesi konumunda olan bir kişinin onlara islami bir şeyler anlatması uygun olabilmektedir. Şimdi bu örneklikden yola çıkarak bayan hocaların erkeklere sohbet anlatması uygun olmaktamıdır?, başka örnekler var ise o örnekler baz alınarak bayanlar erkeklere sohbet yapmaya başlasa, burada ölçü ne olacaktır? ev ortamında bir sohbet düşünülebilrmi* cevap hayır ise isami ölçüler nasıl belirlenecek?
Yine bu konu ile alaklaı araştırma yaptığımda, bayanların erkekler karşısında, kuran okuması, ezan, ilahi okumasının yasaklandığını öğrenmiş oldum.Yasağın en temel gerekçesi fitneya kapı aralamamaktı.(diyanet hafızlk cemiyetlerinde erkek müfettiş görevlendirdiği için sıkıntı yaşanmakta) Hatta bayanları fitneden korumak için namaz kılma şekilleri dahi farklı olarak belirlenmiş.
Biraz uzattığımın farkındayım hakkınızı helal ediniz, bu konuda aydınlatırsanız çok memnun olurum.
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Zeynepder.
AYAĞINI DENK AL İSRAİL,SENİN NÜFÜSUN KADAR BİZİM SOKAKLARIMIZDA GEZEN KÖPEKLERİMİZ VAR!!
Editör
La Hukme iLLaLLaH
   
DUÂ: 340
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 2772
ÇOKŞEY BİLMEK NEYE YARAR?HADDİNİ BİLMEDİKTEN SONRA
|
 |
« Yanıtla #25 : 22 Haziran 2010, 18:01:51 » |
|
aynı soruyu bende sormuş olayım.sabiha hocam ,sizin azerbaycan videonuzu bir abimize izlettiğimde(bu abimiz bir tarikat mensubu)hoş karşılamamıştı.bu caiz değildir demişti.bende ona Aişe annemizin sahabeye ders verdiğini ifade etmiş,rasullulah ve sahabe örneğimiz olduğuna göre onların caiz gördüğünü bizde caiz görebiliriz demiştim.ama detaylı açıklayamamıştım.şimdi detaylı bir cevap verirseniz bende tatmin edici bir cevap verebilirim.vereceğiniz cevap için şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
Sabiha Ateş Alpat
|
 |
« Yanıtla #26 : 23 Haziran 2010, 22:47:14 » |
|
Sabiha hocam zeynepderi stk olarak mı Görüyorsunuz? cemaat olarakmı? sorumu uygun görmezseniz cevabı buradan vermeyebilirsiniz.
Ayrıca merak ettgim bir konuyu da size danışmak istiyorum müsadenizle:
Mahellemizde bulunan kendini bir tarikatın bölge sorumlusu olarak takdim eden bir şahsın bayanlara sohbet yaptığını biliyorduk, fakat benimde bir kaç kez şahid olduğum bir olay kafamı kurcaladı.Sohbetler ev ortamında yapılıyordu ve hocadan başka evde erkek bulunmuyordu, genç kızlara kuran dersi veriliyordu...
Efendimizn bayanlara sohbet yaptığını biliyoruz, fakat bu bilgiden yola çıkarak bu yapılanları doğru kabul edebilirmiyiz?
Bu soru ile bağlantılı olarak, bundan 10 sene kadar önce bir bayan hocanın erkeklerin ağırlıklı olduğu bir programda konuşma yaptığına şahid olduğumda şaşırmıştım, organize belediyeye aitti, halkı bilgilendirmek amacı ile yapılan islami bir sohbetti.Daha sonrasında bayan hocaların veya konuşmacıların bu türdeki etkinliklerde sıklıkla yer almaya başladıklarını gördüm, bu konuda biraz araştırma yaptığımda pekde sağlıklı bilgilere ulaşamadım.Genelde Hz aişenin ashaba konuşma yaptığı örneği verilir, fakat bilinen bir gerçektirki peygamber efendimzin eşlerinin özel durumları vardır, onlar müminlerin anneleridir ve başkaları ile evlenmeleride yasaktır.Bu nedenle ashabın annesi konumunda olan bir kişinin onlara islami bir şeyler anlatması uygun olabilmektedir. Şimdi bu örneklikden yola çıkarak bayan hocaların erkeklere sohbet anlatması uygun olmaktamıdır?, başka örnekler var ise o örnekler baz alınarak bayanlar erkeklere sohbet yapmaya başlasa, burada ölçü ne olacaktır? ev ortamında bir sohbet düşünülebilrmi* cevap hayır ise isami ölçüler nasıl belirlenecek?
Yine bu konu ile alaklaı araştırma yaptığımda, bayanların erkekler karşısında, kuran okuması, ezan, ilahi okumasının yasaklandığını öğrenmiş oldum.Yasağın en temel gerekçesi fitneya kapı aralamamaktı.(diyanet hafızlk cemiyetlerinde erkek müfettiş görevlendirdiği için sıkıntı yaşanmakta) Hatta bayanları fitneden korumak için namaz kılma şekilleri dahi farklı olarak belirlenmiş.
Biraz uzattığımın farkındayım hakkınızı helal ediniz, bu konuda aydınlatırsanız çok memnun olurum.
Değerli kardeşim; cevaplarınızı maddeleyerek vereyim. 1: Zeynepder elbette stk dır...Lakin bizim için vaz geçilmez değildir.. Benim yukarıda verdiğim cemaat ın manasında ZEYNEPDER cemaat olamazki..Bizim amacımız Cemaati oluşturan bireylerin yetişmesi için hanımları eğitebilmektir...
( cevaplamaya devam edeceğim). 2. bayanların Erkeklere Kur'an okuması,şiir okuması, vb teganni olanilecek,sese ahenk katacak türden bir şekilde hitabı tasvip edilemez elbette... Ev ortamlarında ölçülerin kaçacağı şekilde bir sohbeti tasvip etmemiz düşünülemez. Lakin Buradan yola çıkarak kadının sesi haramdır ve ya haram değil ama "Ne gerek var" gibi dayanaksız bir yaklaşım da tasvip edilemez... Tefsir usulü kaidesinde "Emrin hususiliği,hükmün umumi olmasına engel değildir" diye bir kural vardır... Sadece annelerimiz değil, nice sahabe hanımlarının savaşa katıldıklarını, Hz. Ömer'e birazda sert çıkarak hakkını koruyan kadınların vb.. (Tarihe bakıldığında örnekleri görülecektir). Rağmen bizlere yerleşik olan geleneksel din algısından bu konu ya ifrat ya da tefrit olarak uygulanagelmiş...
Biz Radyo programına başlamadan önce Türkiyede fıkıh konusunda ciddi bir boşluğu dolduran YUSUF KERİMOĞLU hocaya en ince ayrıntılarıyla sormuştuk. Bunun bir gereklilik olduğunu,vecibe olduğunu ifade etmişlerdi...
3:ÇOk önemli bir yanılgıda Kadınların fitne olmasın diye namaz şekillerinin ayrı olması konusu. Bu konuda sağlam bir hadis ben bilmiyorum... Biliyorsanız lütfen yazın,paylaşın. Kaldı ki, Bizler İbadet şekillerimizi Hz. Muhammed'den (sav)öğrenmek zorundayız...
Kaynağı belli olmayan bir bilgiye itibar edilemez... Asıl kaynak bilirsiniz ki Kur'an ve sünnettir. Hakkında icma olanlarda elbette bizler için bağlayıcıdır.
Kadınlarını fitne unsuru görenlerin algılarında problem vardır. Fitneye kim sebep olursa olsun fitnedir...Bunun cinsiyeti olmaz..
Bu konuda Yahudilerde Hz. Havva'yı suçlayarak (hâşâ) fitneye sebep olduğunu ileri sürmektedirler...
4: Efendimizn bayanlara sohbet yaptığını biliyoruz, fakat bu bilgiden yola çıkarak bu yapılanları doğru kabul edebilirmiyiz? diyorsunuz...
Peygamberimiz her konuda bize örnektir. Bu konu Ahzab suresi 21 ayeti çok açık ve net bir örnektir...Biz O'ndan öğreniriz her türlü ibadetimizin şeklini...Burada şunun altını çizelim ki; ölçüleri muhafaza etmek şarttır...
Gerçekten topluma yerleşen görüşlere bakıldığında. Örnek veriyorsunuz cevap hazır: O peygamberdi
Sahabe diyorsunuz; Onlar sahabeydi deniyor. Ya biz kimi örnek alacağız!?...
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 25 Haziran 2010, 09:11:51 Gönderen: ZEYNEPDER1 »
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Zeynepder.
AYAĞINI DENK AL İSRAİL,SENİN NÜFÜSUN KADAR BİZİM SOKAKLARIMIZDA GEZEN KÖPEKLERİMİZ VAR!!
Editör
La Hukme iLLaLLaH
   
DUÂ: 340
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 2772
ÇOKŞEY BİLMEK NEYE YARAR?HADDİNİ BİLMEDİKTEN SONRA
|
 |
« Yanıtla #27 : 24 Haziran 2010, 19:18:47 » |
|
rabbim cevaplarınızdan ötürü razı olsun sizden. kadının cihadı diye bir konu var ve benim kafamı karıştıran bir nokta var burada.bana bu konuda yardımcı olursanız sevinirim.kadının cihadı hac dır,kadının cihadı evindedir diye hadisler var malumunuz.ama cihadında farz-ı ayn olanı farzı kifaye olanı var.farz-ı kifayede ümmetten bir kesimin bu vazifeyi yerine getirmesi ümmetin üzerinden bu sorumluluğu alıyor.farz-ı ayn da ise bu sorumluluk ümmetin her ferdinin üzerinde olmakta.cihadın farz-ı ayn'ında da sorumluluk kadından alınmışmı oluyor bu hadislerle?cevabınız için şimdiden teşekkür ederim.ALLAH razı olsun
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
Sabiha Ateş Alpat
|
 |
« Yanıtla #28 : 25 Haziran 2010, 09:13:27 » |
|
rabbim cevaplarınızdan ötürü razı olsun sizden. kadının cihadı diye bir konu var ve benim kafamı karıştıran bir nokta var burada.bana bu konuda yardımcı olursanız sevinirim.kadının cihadı hac dır,kadının cihadı evindedir diye hadisler var malumunuz.ama cihadında farz-ı ayn olanı farzı kifaye olanı var.farz-ı kifayede ümmetten bir kesimin bu vazifeyi yerine getirmesi ümmetin üzerinden bu sorumluluğu alıyor.farz-ı ayn da ise bu sorumluluk ümmetin her ferdinin üzerinde olmakta.cihadın farz-ı ayn'ında da sorumluluk kadından alınmışmı oluyor bu hadislerle?cevabınız için şimdiden teşekkür ederim.ALLAH razı olsun
Müsait olduğum ilk zamanda sizede cevap vereceğim..
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
vezin
Bismillah
DUÂ: 4
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 24
|
 |
« Yanıtla #29 : 25 Haziran 2010, 12:55:58 » |
|
Müsadenizle lanet sebebi olan cinsiyet benzeşmesinin, yüzeysel bir şekilde anlaşılıp sadece görüntülere hasredilmemesi gerektiğinin altını çizeyim... Meselenin özü pantolun giymelerden, küpe takmalardan falan çok daha derinlerde gizli; mesele suretten öte "sîret" meselesi. "Sîret surete sirayet eder;" her cinsiyet yaradılış misyonuna mutabık hal, tavır ve "ruh halinde" olacak. Şimdi kısa kesip meseleye dair Metin Karabaşoğlu'nun ufuk açıcı yazısını da dikkatlerinize sunmak isterim:
Kadın ve cihad
YAŞADIĞI ZAMANIN hâkim anlayış ve yaşayış biçiminin her insanı bir şekilde etkilediğini bizatihî kendi hayatlarımızdan biliyoruz. İnsanın bir açıdan ‘ibnü’z-zaman’ olduğu bir gerçek; çocuğu, anne ve babasından da çok, yaşadığı zaman ve zemin etkiliyor.
Durum bu olduğuna göre, bir açıdan ‘feminizm çağı’ diye de anılmayı hak eden hazır zamanın dünyanın her tarafından insanları, bu arada dârü’l-İslâm’ın her kesimiyle birlikte bu topraklardaki mü’minleri etkilemediğini düşünmek mümkün değil. Yaşananlar, Batının kendi geçmişinin ürettiği etki-tepki zinciri içerisinde gelişen bir modern ideoloji olarak feminizmin dalgalarının Müslüman zihinlerin ve dahası Müslüman hayatların sahillerine de vurduğunu açıkça gösteriyor.
Açıkçası, gelinen noktada feminizm, bir ‘Batılı’ ideoloji olmanın ötesinde, Müslüman hayatların da bir parçası artık. Feminizmin düşünce kodları, giderek daha fazla sayıda Müslüman kadının zihin dünyasını biçimlendiriyor; giderek daha fazla evlilik feminizmin etkilediği davranış kalıpları içerisinde kuruluyor; ve yine bu yüzden giderek daha fazla sayıda mü’mine kadın evliliği düşünmediği bir hayat kurguluyor. Mesture hanımların dilinde bir ‘ekonomik bağımsızlık’ söylemi varsa meselâ, bu söyleme ‘kula kul olmama bilinci’ değil, feminist dalganın mü’mine zihinler üzerindeki serpintileri tetikliyor.
Hâtemü’l-enbiya aleyhissalâtu vesselamın ahir zamana dair hadislerinden anladığımız üzere, Saat’in yaklaşmakta olduğunun alâmetlerinden birisini, ‘kadınların erkekleşmesi, erkeklerin kadınlaşması’ olgusu oluşturuyor. Bu olgu, iki cinsin bir ara noktada birbirine benzemesi haline işaret ediyor ki, bugün gündelik hayatlara giderek daha fazla hakim olmaya başlayan ‘blucin-tişört’ buluşması bunun bir simgesi olsa gerek. Ama bu simgenin çok daha ötesinde, ilgili hadisler, bir fıtrat kaymasının haberini veriyor. Modern zamanlarda, erkekler zümresinde kadınsılaşmasının, kadınlar zümresinde erkeksileşmenin bir göstergesi olan cinsel sapkınlıklar, bu fıtrat kaymasının uç noktalarını gösterirken; durumun bu sapkınlığa uzanmadığı durumlarda dahi, fıtratın tayin ettiği kadın-erkek farklılığının gözardı edilir hale geldiği bir vâkıa. Kadın ile erkeğin vazife ve sorumluluklarına dair ‘kadim’ esasların artık ‘geleneksel’ diye damgalanıp ‘modern’ alternatiflerin sözkonusu edilmesi, boşuna değil. ‘Kadim’ kelimesi fıtratla birebir özdeşliği, dolayısıyla kalıcı bir gerçekliği temsil ederken; ‘geleneksel’ kelimesi, artık aşılması gereken bir geçmişi ima ediyor zira...
Sözü daha fazla uzatmadan sadede gelecek olursak; Müslime zihinlerin dahi feminizmin etkisiyle düşünür, feminizmin etkisiyle davranır, bugününü ve geleceğini feminizmin etkisiyle kurgulayıp tasarlar hale geldiği bir zamanın içindeyiz.
Ve gerçekte bir ‘erkek ideolojisi’ olarak feminizmin en çarpıcı tarafı, kadınların da erkeklerin yapabildiği şeyleri yapabileceği iddiası üzerinden kadın-erkek eşitliğini vurgulamak olduğuna göre, erkeklerin yaptığı herşeyi yapabilen Müslüman kadın figürleri çıkıyor karşımıza. Erkeklerin yaptığı işleri pekâlâ yapan; pekâlâ doktor, avukat, iş kadını, akademisyen, bilim kadını olabilen. Erkeklerin okuduğu kadar, hatta daha fazla okuyan, erkeklerden daha fazla ve daha iyi yazan, küfre karşı erkeklerden daha iyi mücahede eden...
Buna karşılık, bir kadının kadim zamanlardan beri üzerinde hoşnutlukla, huzur içinde ve iftiharla taşıdığı iki nitelik, bugünün müslime kadınlarının dünyasında dahi bir işe yaramazlık, değersizlik ve ‘ikinci sınıf’lık duygusu uyandırıyor neredeyse. Bir kadının ‘anne’ ve ‘ev kadını’ olarak değerinden değil, ancak ‘değersizliği’nden dem vurulan günlerdeyiz.
Erkekle birlikte kadını da ‘dışarıda’ tanımlayan bu yeni rol dağılımı sözkonusu olduğunda, aklıma Ahzâb sûresinin 35. âyeti geliyor nicedir. Kadın ile erkeğin âlemler Rabbine kulluk itibarıyla eşitliğini ve aynı amel-i salihe karşılık aynı mükâfata mazhar olacaklarını bildiren bir âyet, nicedir aklıma gelen:
“Şüphesiz, müslüman erkekler ve müslime kadınlar, mü’min erkekler ve mü’mine kadınlar, tâate devam eden erkekler ve tâate devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, Allah’a karşı huşû duyan erkekler ve Allah’a karşı huşû duyan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar, (işte) Allah bunlar için bağışlama ve büyük mükâfat hazırlamıştır.”
“Ey Peygamber hanımları” hitabıyla başlayan ve Peygamber hanımlarıyla ilgili hükümler ve uyarılar içeren iki âyetin ardından gelen bu âyet, kadın ile erkek arasındaki ‘eşitliğin’ geçerli olduğu zemini de öğretiyor her iki cinsten mü’minlere. Erkek olsun kadın olsun, kim Allah’a iman ediyor ise ona mükâfat; erkek olsun kadın olsun, kim Allah’a imandan uzak duruyor ise, ona mücâzat var. Erkek olsun kadın olsun kim Allah’ın dinine teslim olmuşsa, teslimiyeti nisbetinde Allah indinde mükâfata mazhar kılınacak. Aynı şekilde, Allah’a itaate devam eden, sıdk üzere olan, sabreden, Allah’a karşı huşû duyan, Allah için sadaka veren, Allah için oruç tutan, nâmuslarını koruyanlar, Allah’ı çokça zikredenler, erkek veya kadın oldukları için değil, bu vasıflarından dolayı mükâfata mazhar olacaklar diye öğreniyoruz.
Kadın ile erkeğin Allah indinde hangi açıdan ‘eşit’ olduklarını ‘ubudiyet’i esas alarak haber veren bu âyette yer almayan bir vasıf ise, modern zamanların Müslüman zihninde bile yer etmiş bir algı ile Kur’ânî mesaj arasındaki farkı ihsas etmesi bakımından bana bilhassa dikkat çekici geliyor. Kadın ile erkeğin iman, İslam, taat, sıdk, sabır, huşû, tasadduk, oruç, iffet, zikir gibi ubudiyet vasıfları itibarıyla beraberce zikreden Ahzâb âyetinin, başka sûrelerde faziletine defalarca dikkat çekildiği halde burada ‘cihad’dan söz açmadığını görüyoruz. Çünkü, bir farz-ı kifâye olarak cihad, esas olarak erkeklere mahsus kılınmış bir ubudiyet vazifesi olarak karşımızda duruyor.
Dolayısıyla, mü’min erkekler-mü’mine kadınlar, müslim erkekler-müslime kadınlar’ ile başlayıp ‘zâkir erkekler-zâkire kadınlar’a kadar uzanan eşleştirmeler arasında ‘mücahit erkekler-mücahide kadınlar’ diye bir eşleştirme çıkmıyor karşımıza. Çünkü, âlemler Rabbi mü’min erkeklerden ‘mücahid’ olmalarını beklerken, mü’mine kadınlara ‘mücahide’ olma gibi bir yükümlülük yüklemiyor.
Bu açıdan bakarsak, annelik ve evinin kadını olma gibi vasıflara ‘mücahide’ olmak adına burun kıvıran veya tepeden bakan bugünün kimi müslime kadınlarının, sorunlu bir alanda durduklarını anlayabiliyoruz.
Modern zamanlar, Allah yolunda mücahede adına, kadınların da evi terk ettiği, hatta evliliği terk ettiği; evliliğin terk edilmediği durumda ise anneliğin bir yük olarak algılandığı bir dünya. Halbuki, Ahzâb âyetinin kadın ile erkek arasındaki onca eşleştirme içinde (‘onca’ derken sözgelişi öyle söylüyor değilim; ilgili âyet on vasıf itibarıyla eşleştirme yapıyor) ‘cihad’a yer vermemekle, zımnen, mü’mine kadınları ve erkekleri fıtrat kaymasına karşı uyarıyor; ve sözümona ‘Allah adına’ olsa bile, taşları yerinden oynatmamaya davet ediyor.
Ben ise, bu zımnî dersten, “Cihad kadına farz değildir” ve “Kadınların kendilerini mücahide olarak kurgulamamaları gerekir” sonucunu da çıkarıyorum.
Dahası da var. Ama şimdilik bu kadarı herhalde yeterlidir.
Metin Karabaşoğlu
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 25 Haziran 2010, 23:47:10 Gönderen: ZEYNEPDER1 »
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|