Zeynepder.
AYAĞINI DENK AL İSRAİL,SENİN NÜFÜSUN KADAR BİZİM SOKAKLARIMIZDA GEZEN KÖPEKLERİMİZ VAR!!
Editör
La Hukme iLLaLLaH
   
DUÂ: 340
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 2772
ÇOKŞEY BİLMEK NEYE YARAR?HADDİNİ BİLMEDİKTEN SONRA
|
 |
« Yanıtla #1 : 23 Mayıs 2010, 23:05:15 » |
|
Paranoya ve Kuşku
Kadırov'dan nefret ediyorlardı. O'nun ismi, burada pis bir kelimeydi. Ondan bahsetmek bile burada paranoya ve kuşku yaratıyordu. Türkiye'de hukuksuz ve belgesiz olarak bulunmaktan da nefret ediyorlardı. Bir başka ihtiyar adam, kameradan sıkılarak fakat gözü pek ve açık sözlüce; "Türkiye'de köpeklerin bile tasmalarında kimlik kartları var. Fakat biz Çeçenlerin yok!" diye isyan ediyordu. Bir de 13 yaşında, yakışıklı ve hareketli, kameradan çekinmeyen Aslanbek Abuyev vardı. Babası,O'nunla röportaj yapılmasına izin verdi. Aslanbek, 3 yaşından beri Türkiye'de yaşıyordu. Türkçeyi akıcı bir şekilde konuşuyordu ve futbol yıldızı Alex'e ve transferlerinde Brezilya eğilimi olan kulüp Fenerbahçe'ye olan sevgisini anlatıyordu. O'na; "Aslambek, senin evin neresi? Türkiye mi, Çeçenya mı"diye sordum. "Tabiî ki Çeçenya!" diyerek beni payladı. "Büyüdüğünde ne olmak istiyorsun?"
Yaşlı kamp sakinlerine doğru baktı, durakladı, çekindi, başını salladı ve gözlerini bana dikti: "Ben bir mücahid, bir savaşçı olmak istiyorum"dedi. "Peki ya futbol, ya Alex?" diye sordum. "Hayır, ben futbolu o kadar sevmiyorum. O sadece bir eğlence. Ben Cevher Dudayev gibi olmak istiyorum." Dudayev, Sovyetler Birliği'nin parçalanmasından sonra Çeçenistan'ın ilk ayrılıkçı lideriydi. 1996'da, Rusya'nın bir füze saldırısı sonucu öldü. Dullar İstanbul'da, kamptan fazla uzak olmayan bir yerdeki bir apartmanda, fakat tıpkı Vaha'nın evinde olduğu gibi yerinden bahsetmeme konusunda rica edildiği bir yerde, karşımda Cennet oturuyordu. "Burada yaşamak güzel elhamdülillah! Fakat Çeçenya'da zor." diyordu. Tepeden tırnağa Suudi tarzı çarşaf ve pelerin ile örtünmüştü ve narin gözleri dahi kumaşın arkasındaydı.
Cennet'in kocası Musa, Şubat'ta Arştı'da Rus, Çeçen ve İnguş özel birliklerinin düzenlediği bir operasyonda öldürülmüştü.
Bir YouTube videosunda, Dokku Umarov, Moskova metro saldırıları ile onların intikamını aldıklarını iddia ediyordu. Bir kez daha arka planda çocuklar, oyuncak tüfekleriyle vızıldıyorlardı. Bu katta toplam 7 kadın ve 15 çocuk vardı. Ve hepsi de bir savaşçının ölümüyle dul ve yetim kalmışlardı. Burası 5 yıldızlı bir mekan değil di fakat bir mülteci kampı da değildi. Tüm kadınların giyim tarzı, tam tesettürdü ve onları kamplarda kalan, yüzlerini kapatmayan kadınlardan ayırıyordu. Bu da yükselen dindarlığı gösteriyordu ki bu dullar, toplum içinde daha üst bir mevkiye terfi ediyordu. Direnme Hakkı Karşılaştığımız Çeçenler, Kuzey Kafkasya'daki iki yıkıcı savaş ve devam eden belirsizliğin ardından büyük acı ve öfkeye maruz kalmışlardı. Rus düzenine direnmeyi ve Ramzan Kadırov'un yaptığının aksine onları benimsememeyi, kendilerinin dini ve tarihi bir hakları olarak görüyorlardı. Bu mültecilerle paylaştığımız sayısız bardak çay esnasında bir ziyaretçimiz bize şunu anlattı: "Oturun ve için! Biz düşmanlarımızı dahi çay ikram etmeden bırakmayız."Joseph Stalin'in 2.Dünya Savaşı'ndan sonra tüm Çeçen halkını Sibirya'ya sürüşünü yad etmemizden fazla zaman geçmemişti.
Bu Çeçenler, şimdilik düelloyu dengelemeye çalışan ve çatışmadan kaçınan Türkiye'de kendilerini evlerinde hissediyorlar. Ülkenin Rusya ile artan ekonomik ve enerji bağları var. Ülke, doğal gazının üçte ikisini oradan temin ediyor ve sınırları içindeki tüm Çeçen grupların etkisiz hale getirilmesi için Moskova'nın baskısı altında. Fakat Türkiye, yeniden dirilen bir ülke, İslam dünyasında kesin nüfuzu var ve de ezilen Müslümanlara bir liman olarak görülmek istiyor. Bu yolda Çeçen mülteciler (burada mülteci olarak adlandırılmasalar da), kendilerini buluyorlar. Musa katledildiğinde Cennet hamileymiş ve Türkiye'ye uçmuş. Ve burada bir oğlan doğurmuş: Huzeyfe O'na Türkiye'de kalmak isteyip istemediğini sordum. "Burada, oğlum Huzeyfe 15 yaşına gelene kadar yaşayacağım. Sonra O'nu Çeçenya'ya cihada göndereceğim." İmran Garda Kaynak: El Cezire Tercüme: Cüneyt İslam Kavkaz Center
|