Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hıncal Uluç'tan Başörtüsü Üzerine Bir Yazı  (Okunma Sayısı 268 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
MuSALLi
Süper Moderatör
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 259
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1962


*Zervêşayê Pexmêr*


« : 29 Mart 2010, 12:42:41 »

"Birlikte yaşam ve hoşgörü" dediği Nazlı Hanım'ın bu altı ile üstü taban tabana zıt iki giyim şeklini birleştirmek mi oluyor şimdi?

'Ortaköy'e gel gör, başı kapalı kıçı açık dolu'
Gazeteci Hıncal Uluç, Sabah gazetesindeki köşesinde, aynı gazetede yazan meslektaşı Nazlı Ilıcak'a çattı. Uluç, geçen haftasonu köşesinde 'Büşra' filmi ile ilgili 'hoşgörü ve birlikte yaşama mesajı veriliyor' diyen Ilıcak'a göndermelerde bulundu. İşte Uluç'un 'Bizim gelin bizden kaçar..' başlıklı o yazısı:

SIKMABAŞLI ÇAĞDAŞ KIZIN ÖYKÜSÜ
Geçen hafta sonu iki liberal yazarımız, iki sevgili dostum günümüz genç kızlarının kılıkları üzerine yazdılar.. Biri Nazlı Ilıcak.. Büşra filmine gitmiş.. Hani sıkmabaşlı çağdaş kızın öyküsü.. Sıkmabaş dedim de.. Gene kızmasınlar.. Ben Türban demem.. Türban diye bir şey zaten var ve o başka bir baş bağlama şekli.. Sıkmabaşa kızanlar, başka isim bulsunlar. Baş örtüsünü de teklif etmesinler artık. O genel ad. Bin türlü baş örtüsü var.. Bu film simge oluyor.. Büşra diyelim mi mesela?.. Büşra başı..

Nazlı Hanım'ın yazısından alıyorum..
"Şafak'tan Salih Tuna, tam da beklediğim tepkiyi vermiş; filmi beğenmemiş. Meselâ 'Üst tarafı türbanlı, alt tarafı kotlu, üst tarafı dinci, alt tarafı laik' diye tanımladığı Büşra'yı eleştiriyor. 'Başı türbanda, poposu meydanda Büşramızın yolu gerçekten hiç belli değil' diyor.
Bu da bir başka türlü statükoculuk. Farklı hayat tarzlarının kesişmesini, insanların birbirini etkileyip değiştirmesini arzu etmeyen bir tutuculuk.
Oysa filmde, hoşgörü ve birlikte yaşama mesajı veriliyor. 'Bize uyar mı?' diye bakmadan önce, Türkiye'de benzer olaylar yaşanıyor mu, 'Böyle bir değişim var mı?' diye irdelemek daha doğru."

İkinci alıntım Hasan Bülent Kahraman'ın geçen pazar ki enfes New York yazısından..
"Erotizm mesafeye, kapanmaya, itirafa dayalıdır, ifşaata değil. New York sokaklarında dolaştıklarını gördüğüm kadınların vücutlarını sergileyişleri ise düpedüz pornografikti. Güzel bir bahar havasında New York sokaklarında dolaşan ve dört ay önce oradayken hiç rastlamadığım şekilde 'tight' giymiş kadınların bütün vücut hatlarını, bütün mahremiyetlerini adeta çırılçıplak bir biçimde görünce.." diye başlayan yazı..

Şimdi Nazlı Hanım'a da Hasan Bülent'e de bir önerim var..
Bir hafta sonu, havanın güzel olduğu bir bahar günü mesela, benimle Ertekin Kafede otursunlar Ortaköy'de.. Burası İstanbul'un hatta Anadolu'nun her türlü insanının önünden geçtiği İstanbul'un tek bulvar kafesi.. Bu yüzden bayılıyorum zaten.. Oturalım ve önümüzden geçen genç kızların kıyafetlerine bakalım..

NEW YORK'A BOŞUNA ZAHMET ETMİŞ
En sosyetik semtlerden, gecekondulara, varoşlara kadar İstanbullu genç kızları görünce Hasan Bülent, o yazıyı yazmak için New York'a boşuna zahmet ettiğini anlayacak.. O pornografik dediği kılıklar, aynen, hatta fazlası ile İstanbul'da var Hasan Bülent.. O tight dediğin şey, aslında super minilerin altına giyilmek için tasarlanmıştı, modacılar tarafından. Bir nevi kalın çorap yani.. Sonra anlaşılmaz bir şey oldu.. Mini kalktı, tight kaldı.. Yani önünüzden geçiyor, güya giyinik..

İtirazım esasta değil, usulde.. Benim sözlüğümde giyim, öncelikle ve özellikle kusurları örtmek içindir, teşhir etmek için değil. Çok jüri üyeliği yaptım güzellik yarışmalarında.. İlk sahnede giyinik gördüğümde "İşte yılın kızı" dediklerimin çoğu mayolu geçitte nasıl hayal kırıklığı yarattılar iyi bilirim.. Tight giymek, asgari bir "vücut" gerektirir bence.. 110 kilo bir kadın tightla geçiyor önünden buyur bakalım.. "Aynaya bakmıyor mu bu kadın" dersin..  "Medeni cesarete bak" dersin.. "Bana ne?.. Kadın dünyayı umursamıyor, keyfine göre giyiniyor, helal olsun" dersin.. Ama bir şey dersin mutlak.. New York'ta değil.. İstanbul'da.. Ortaköy'de..

BİZİM GELİN BİZDEN KAÇAR...
Gelelim Büşra'ya.. O da filmde değil, Nazlı Hanım.. Ortaköy'de.. Tonla..
Tam da eskilerin "Bizim gelin bizden kaçar, başını örter kıçını açar" dedikleri var ya.. Deyimin günahı bana değil, atalarımıza.. Bu yüzden özür de dilemiyorum.. Aynen o Nazlı Hanım.. Kafası sıkma baş.. Ama bir altı var.. Yoo.. Tightlısını henüz görmedim, ama öyle dar cin pantolon ya da öyle sımsıkı etek giymiş olanlarını gördüm ki.. Yahu baş örtmenin dinsel amacı, erkeği tahrik etmemek.. Günümüz erkeği kadının saçını görünce mi tahrik oluyor, vücudunu mu?.. Başını böyle sımsıkı örtüp vücudun tüm hatlarını ortaya serersen, o sıkma baş ne oluyor?.

BİRLİKTE YAŞAM VE HOŞGÖRÜ BU MU?
"Birlikte yaşam ve hoşgörü" dediği Nazlı Hanım'ın bu altı ile üstü taban tabana zıt iki giyim şeklini birleştirmek mi oluyor şimdi?. Ya da sıkmabaşla ama yanındaki erkekle sarmaş dolaş Ortaköy'de dolaşmak, hatta öpüşmek mi, herkesin içinde?. Aslında ne söylesem boş.. En iyisi, sahiden dediğimi yapalım, Nazlı Hanım.. Hasan Bülent.. Bir bahar hafta sonu Ortaköy'de oturalım.. Bakalım ve sohbet edelim..

Hıncal Uluç
Kayıtlı

Zeynepder2
Editör
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 639
Çevrimiçi Çevrimiçi

Mesaj Sayısı: 7464



« Yanıtla #1 : 29 Mart 2010, 12:56:40 »

yazarla ne kadar zit kutuplar olsak da ilk defa yazdigi bir yaziya katiliyorum
tesetturun özünden uzak kapanma?! sekilleriyle örtümüzü bu adam gibilerin diline düsürenlerede yaziklar olsun
Kayıtlı
latife
Bismillah
*

DUÂ: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3


« Yanıtla #2 : 29 Mart 2010, 14:20:44 »

onların  tesettürü onlara ait ,islam'da tesettür asla öyle değil ,maksatlı olarak yapılan bir eylem. biz bu tesettürü kabul etmiyoruz..tek üzüntümüz bazılarının tesettürü malzeme yapmasıdır....
Kayıtlı
Zeynepder.
AYAĞINI DENK AL İSRAİL,SENİN NÜFÜSUN KADAR BİZİM SOKAKLARIMIZDA GEZEN KÖPEKLERİMİZ VAR!!
Editör
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 340
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2772


ÇOKŞEY BİLMEK NEYE YARAR?HADDİNİ BİLMEDİKTEN SONRA


« Yanıtla #3 : 29 Mart 2010, 15:42:21 »

örtü bir ibadettir,her ibadette olduğu gibi örtüde de ölçüyü Allah Azimüşşan koyar.o ölçüye uymayan örtü aksesuardan öteye gitmez.o halde onlara örtülü demek ne kadar da yanlıştır.onlara Allah Rasulünün (s.av)de dediği gibi giyinik çıplaklar demek en doğrusudur.hıncal uluç kendinden beklemediğim çok doğru bir tespit yapmış ne diyelim.hayırlara ,hidayetine vesile olsun : masm
Kayıtlı

Grafiker.
Elhamdülillah
**

DUÂ: 94
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 141



« Yanıtla #4 : 29 Mart 2010, 23:49:01 »

Gerçekten Hıncal Uluç tan beklenmiyecek bir yazı.Ama zeynepder2 ye katılıyorum onun gibi birinin ağızına bizim örtümüz düştüyse gerçekten bir silkelenmeli hanımlar olarak islamda örtünme nasıldır ve  niçin örtünürüz tekrar gözden geçirilmelidir selam ve dua ile...
Kayıtlı

izy74
Laİlaheİllallah
****

DUÂ: 128
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 978



« Yanıtla #5 : 30 Mart 2010, 00:13:51 »

Allah Razı Olsun Rabbim hidayet nasip etsin insAllah  tvhd.
Kayıtlı

Ne ki SEVDA: Hakka sevdalanmadıktan sonra..
Ne ki HAYAT: Hakkı yaşamadıktan sonra..
Ne ki KAVGA: Hak yolunda olmayınca..
Ne ki ÖLÜM: Şehadet vurmayınca...

Elbet bende birgun olecegim
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: