Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ashâbın Kur'an anlayışı  (Okunma Sayısı 205 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Ebu Yusuf
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 237
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1336



« : 19 Mart 2010, 18:43:28 »

Ahmed Kalkan: Ashâbın Kur'an anlayışı 
 
 
Onları Kitabullah yönlendiriyordu. Eğitimleri Kitapsız değildi, mahkemeleri, meclisleri, devletleri Kitapsız değildi. Medya organlarının, nutukların, herhangi bir beşerin yazdığı kitabın ALLAH'ın Kitabının yerini tutamayacağını bilirlerdi ve ona göre tercihlerini yaparlardı. Kur'an onlar için ana yasa idi. Ona ters hiçbir hüküm ve kanunu kabul etmezlerdi. 

25/12/2008
 
 
 

Ashâb denilince akla gelen iki şey vardır. Biri Rasûlullah, diğeri Kur’ân-ı Kerim. Zaten onları diğer insanlardan ayırıp özel kılan bu iki kaynağa sıkı sıkıya bağlılıktır. Ashâb Kur’an’la dirilip canlanmışlardı. Kur’an onları hayra doğru değiştirip dönüştürmüştü. Onlar Kur’an’la değişince ALLAH da onların sosyal ve siyasal durumlarını değiştirmişti. Onları câhiliye düzeninden çıkarmış, dünyanın o zamana kadar şâhit olmadığı ve bir daha olamayacağı saâdet asrını onlara nasip etmişti. Kur’an’ın hükümlerinin tatbik edildiği ideal bir İslâm devletini, Kur’an devletini onlara ihsan etmişti.

Onlar Kur’an öğrenciliğini her uğraşılarının önüne alıyorlardı. Her durumda Kur’an’a müracaat ediyorlardı. Kur’an okuyorlardı, ama güzel ses gösterisi için değil, anlamadan hatim için değil, ölülere okumak için değil, kendileri ihyâ olmak için.

Şekline hürmeti, abdestsiz okunur mu gibi tartışmaları gündemlerine bile almıyorlar, okuyup ahkâmı ile hükmetmeye çalışıyorlardı.

Kur’an, ashâbın başucu kitabıdır, hayat kitabıdır, müracaat kitabıdır. hakemdir, ölçüdür, furkandır.

Onu sadece okuyarak değil; esas olarak hayatlarına geçirip uyguladıkları, Onu yaşadıkları için ibâdet kabul ederlerdi. Onlar çok hızlı hatim yapmak ve hâfızlıkta yarışma yapmıyorlar, Kur’an’ı hayatlarına geçirme yarışı yapıyorlardı.

Ashâb, sadece hâfızlığı değil, hamele-i Kur’an olmayı hedefliyorlardı. Kur’an’ın üzerlerine yüklediği görevleri yerine getirme gayreti ön plandaydı.

Kur’an onlar için ana yasa idi. Ona ters hiçbir hüküm ve kanunu kabul etmezlerdi.

Kur’an’ı kendilerinden sonraki nesillere, dolayısıyla bize ulaştırmak için ne çilelere katlanmışlar, ne kadar eziyet çekmişlerdi. Kutsal emanetlere ve özellikle Kur’an’a en küçük bir ihanette bulunmamışlardı.

Ölü kitabı değildi onlar için, muska kitabı değildi Kur’an.

Hatmetmek için hatmetmiyorlar, dostlar alışverişte görsün kabilinden, yasak savma cinsinden hatim etmeye çalışmıyorlardı. Kur’an’ı anlamak ve yaşamaktı onların derdi.

Kur’an’a tâbi olmak, ona itaat etmek için okuyorlardı. Biliyorlardı ki, Kur’an hüdâdır, hidâyettir, yol göstericidir.

Onlar Kur’an’ı okuyup anlamayı en büyük zikir, en önemli ibâdet kabul ederlerdi. Çünkü Hz. Peygamber onları öyle yetiştirmişti. Meselâ içlerinden birine buyurmuştu ki:

“Ya Ebâ Zer! ALLAH’ın kitabından tek bir âyet öğrenerek sabahlaman senin için yüz rekât namaz kılmaktan daha hayırlıdır.”

Onları kimse ALLAH adına kandırıp Kur’an’ı anlayamayacaklarını söylemiyordu. Başkalarının, insanların, üstad ve şeyhlerin kitaplarına yönlendirip Kur’an’ı onlara yasak kılmıyordu. Eğer başka kitabı Kur’an’a tercih eden bir tavrı görselerdi, şeytandan kaçar gibi kaçarlardı onlar.

Ashâb: “Bize Kur’an’dan önce iman veriliyordu” demişlerdir. Şirksiz ve şeksiz iman olmadan okunan Kur’an, insanın hidâyetini değil, hüsrânını arttırabilirdi çünkü.

Onlar mezarda yatanları affettirsin diye değil, ses sanatkârları gibi güzel ses gösterilsin diye değil, mevlitlere çeşni katsın diye değil; kendilerine gösterdiği yoldan gidip ALLAH’a yaklaştırsın diye Kur’an okuyorlardı.

“Onun ahlâkı Kur’an’dı” denilen Peygamberimiz’in yetiştirdiği ashâb da canlı Kur’an olmaya çalışan insanlardı. Onlar biliyorlardı ki, insanların en hayırlısı Kur’an öğrenen ve başkalarına öğreten kimsedir. Onların evleri Kur’an okulu idi. Ailecek Kur’an’ı anlamaya ve yaşamaya çalışırlardı. Peygamber’e sorular sorarlar, Kur’an’ı daha iyi anlamaya gayret ederlerdi. İlk mü’minler şirk kabul edilecek davranışlardan şiddetle kaçınıyor ve Kur’an’la bildirilen helâl ve haramlara teslim oluyorlar, Kur’an’a ters inançları, gelenekleri ve uygulamaları hemen bırakıyorlardı.

Onlar Kitapsız değildi. Onları Kitabullah yönlendiriyordu. Eğitimleri Kitapsız değildi, mahkemeleri, meclisleri, devletleri Kitapsız değildi. Medya organlarının, nutukların, herhangi bir beşerin yazdığı kitabın ALLAH’ın Kitabının yerini tutamayacağını bilirlerdi ve ona göre tercihlerini yaparlardı.

Çünkü onlar hiçbir şeyin Kur’an’dan daha önemli olmadığını biliyorlardı. İçinde hiç yanlışın olmadığı, her emrine mutlak itaat edilmesi gereken ve sözlerin en güzeli olan kelâmın, ALLAH’ın kitabı Kur’an olduğuna inandıklarını tüm davranışlarıyla ispat ediyorlardı.

Ashâbı dirilten, canlandıran Kur’an bizi de ihyâ eder. Yeter ki Kur’an’a yaklaşımımız ashâbınki gibi olsun.

Peyderpey indirilen Kur’an’ın yeni nâzil olan âyetler grubunu onlar bir taraftan yazıyor, bir taraftan da ezberliyorlardı. Yüce ALLAH, Kur’an’ı korumayı Kendisi üstlenmişse de Onun beşerî imkân ve vâsıtalar yoluyla da korunmasını dilemiştir. Bunun yanında, Kur’an’da emredilen İslâm prensiplerinin pratik hayata doğru bir şekilde ve bütüncül olarak aktarılması için ashâb her gayreti gösteriyordu. Böylece, daha sonra gelecek nesillere örnek bir hayat modelinin sunulması ve Kur’an’ın sağlıklı bir şekilde anlaşılması için çok büyük katkıda bulunuyorlardı.

Kur’an’ın peyderpey indirilmesiyle asr-ı saadet Müslümanları yaşayarak ve içlerine sindire sindire İslâm’ı öğrendiler. Sonraki Müslüman nesiller için model toplum oldular.
Kayıtlı
Zeynepder4
"NasıLsın ? Diye sorma //FiListin// gibiyim ışte.. Bir yanim işgaL ediLdi bir yanim Direnişte!
Grafiker
La Hukme iLLaLLaH
*

DUÂ: 249
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2337


ÖZLEMEKTEN yorulmuşum kapında durdur beni...


« Yanıtla #1 : 26 Mart 2010, 16:05:15 »

onlar kitabı yüreklerinden ve kitabın yüreğinden okuyorlardı,hayat kitabı olarak okuyorlardı.
RABBİM bizlere de okumayı nasip eyle
Kayıtlı

Ebu Yusuf
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 237
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1336



« Yanıtla #2 : 27 Mart 2010, 15:15:32 »

AMİN KARDEŞİM.
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: