Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Gurbette ezansiz gunler...  (Okunma Sayısı 117 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Ebu Yusuf
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 237
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1336



« : 27 Şubat 2010, 13:57:27 »



--------------------------------------------------------------------------------
Gurbette nasıl giderilir ezana duyulan hasret? Neler kaybetmedik ki gurbette onsuz geçen yıllarımızda

Şimdiye dek çok şeyler söylendi gurbet üzerine Ezansız ülkelerde yaşamaktır gurbetin bir diğer adı Ne Allah’a çağıran bir ses duyulur orada ne Resulullah’ı (sas) hatırlatan bir nağme ne de mânevî boşluklarla kıvrananan nesillere kurtuluş ufku gösteren hoş bir sadâ Ezansız memleketlerde boğuşur nesiller binbir içtimaî problemle zîrâ ezan gibi diriltici bir esintiden yoksundur onlar

Evet ezan bir nefhadır bir çağrıdır Sonsuz’dan gelen ve Sonsuz’a götüren bir vatandır üzerinde yaşanılası; bir şifredir; hayata sırlı ufuklar açan ve bir uyarıcıdır zamanın kıymetini her dâim haber veren…

Kulaklarımızı okşayan ne güzel ne hoş nağmedir o Bu duygulardır ki gurbettekileri İstanbul’a çeker hep Sabah ezanıyla birlikte yeni doğmuş gibi rahatlar güne inşirah içinde anlatılmaz duygularla uyanırız Sultan Ahmet Süleymaniye Fatih Eyüp Sultan Çamlıca camiilerinin minarelerinden kopup birbirine karışan lâhutî ezan seslerini ifadeye kelimeler yetmez Sonra da yıllardır yaşadığımız gurbette duygularımızın ne denli dumura uğradığını düşünüp kaderin hükmüne boyun eğerken sessizce hissederiz gurbeti içimizde derince…

Zîrâ bu mabedlerin sihirli dünyasında;

“Gök nûra gark olur nice yüz bin minâreden
Şehbâl açınca ruh-ı revân-ı Muhammedî;
Ervâh cümleten görür‚ Allahü Ekber’i
Akseyleyince arşa lisân-ı Muhammedî”
(Yahya Kemal)

hakikatinden ve bütün gönüllere dalga dalga ibadet duygusunun şefaat beklentisinin ve rahmet esintisinin yayılmasından mahrum kalmışızdır

Öyle ki ruhumuzu dirilten mühim bir dinamik ezan olmadığı için yabancılaşmışız; kulaklarımız ise pas tutmuş hâldedir Binbir eracif dolmuştur yüreğimize Ezan ne büyük nimetmiş ki bedeli de o kadar ağır oluyor demek Bu yüzden olsa gerek İstiklâl Marşı’nda;

“Bu ezanlar -ki şehadetleri dinin temeli- Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli!”

diye ezandan bahsedilmiştir

Şair “Biz kısık sesleriz minareleri/Sen ezansız bırakma Allahım!” derken çok önemli şeyler hissetmiş olmalı Ezansız semtler ezansız ülkeler ezana hasret memleketler var Gurbette ne minarelerden yükselen ezanla açarsın orucunu ne ezan coşkusuyla tutarsın bayram namazlarının yolunu ne de acaba kim bu fâni dünyadan göçmüş diye bir selâ sesi duyarsın Belki de bu yüzdendir gurbette bayramların ve Ramazanların sönük geçmesi insana bir şeylerin eksikmiş gibi gelmesi...

En kötüsü de ezansız hayata alışmak artık onu hissedememek duyarsızlaşmak Namazlarda bile hemen kametleyip namaza durmak ne acı! Doyasıya ezanı duyamamak onu evlerimize misafir edememek ne talihsizlik!

Sadece çocuklarımız doğunca değil evlerimizin duvarlarında her zaman inlemeliydi ezanlarımız yuvamızın her köşesine sinmeliydi o ruh Evet minarelerden bize ulaşmayan o coşkun diriltici nağme hava zerreleriyle her yuvadan dışarıya akmalıydı Sinmeliydi mânevîyatsızlıktan nefes yolları tıkalı toplumun ruhuna Ama nasıl bir bilebilsek

Büyük çiledir ezansız beldelerde yaşamak Ezanın söylediklerini biz yüreğimizle ihlâsla samimiyetle gerçek Mesihî bir ruhla davranışlarımıza yansıtarak temsil edebildiğimiz gün minarelerden arşa yükselen sesler kalbden kalbe giden yollarda ayrı bir mânâ buuduna ulaşacak mânevî boşluklar doldurulacak

Gurbetin garip çocukları bizler İlâhî Mesajları gerektiği şekilde gönüllerimizde duyar ve ruhumuzda temsil keyfiyetini tutturabilirsek eğer minareler gibi dimdik dosdoğru insanlar olarak vazifemizi bihakkın yerine getirmiş oluruz Varsın o zaman kulaklarımız minarelerin o hoş nağmesini duymasın

Günde beş kere bize Allah’ı Resulullah’ı (sas) hatırlatan bizi kulluğa çağıran ve ruhumuzu okşayan o lâhutî sesten mahrum geçen yıllarımızda neler kaybetmedik ki…

Sadece doğduktan sonra kulağına okunan ezanla yetinen nesiller yetişiyor bu gurbet ellerde Tarihin en canlı şâhitleri minarelerden yükselen ezan sesleri sarar ruhumuzu

Ama sunu dusunmedende edemiyorum ;esas gurbet o lahuti sese kulak tikayanlar o sesi duymayan kalpler kulaklar degilmidir ?ezan gurbetinde.alıntı.
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: