Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: HZ.MUHAMMEDİN ÇOCUK EĞİTİMİNE VERDİĞİ ÖNEM!!  (Okunma Sayısı 1636 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Zeynepder.
AYAĞINI DENK AL İSRAİL,SENİN NÜFÜSUN KADAR BİZİM SOKAKLARIMIZDA GEZEN KÖPEKLERİMİZ VAR!!
Editör
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 340
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2772


ÇOKŞEY BİLMEK NEYE YARAR?HADDİNİ BİLMEDİKTEN SONRA


« : 27 Ocak 2010, 04:25:47 »

Hz Muhammedin eğitim ve öğretime verdiği önem

Allah'a iman eden bir toplum oluşturmayı amaçlayan Hz Peygamber ilme, eğitim ve öğretime büyük önem vermiştir Onun faaliyetlerinde ve sözlerinde bilgi, öğrenme, öğretme, öğrenci ve öğretmene verilen değer çok fazla yer tutar Hadis literatüründe eğitim ve öğretime teşvik eden yüzlerce ve buna karşılık bilgisizliği yeren çok sayıda hadis mevcuttur
Bu hususta kendisine indirilen ilk vahiy de "Oku" emridir Dolayısıyla okumak ona ve ümmetine Allah Teâlâ'nın ilk emridir Bunun yanında Kur'an-ı Kerim'de bilime teşvik eden ve âlimi öven âyet-i kerimeler mevcuttur Kur'an-ı Kerim'de, Hz Muhammed (sas)'in ilâhî tebliğ görevinin eğitim-öğretimden ibaret olduğu bildirilir Bu mealde şöyle buyrulur: "Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah mü'minlere büyük bir lütufda bulunmuştur"1 Hz Peygamber de bir hadisinde kendi görevinin mahiyetini şöyle açıklamıştır: "Allah beni bir muallim olarak göndermiş bulunuyor"2 Dolayısıyla gönderildiği toplumu eğitim ve öğretime tâbi tutmak onun peygamberlik görevleri arasında bulunmaktadır Kur'an'ın ve Hz Peygamber'in teşviki, Müslümanlar arasında yazıya, ilme rağbeti ve öğrenme arzusunu artırmıştır Onun döneminde insanlar birşeyler öğrenmek için kendisinin ve diğer öğretmenlerin yanına gelmeye başlamışlardır
Bu ilkeler çerçevesinde Hz Peygamber'in eğitim-öğretimle ilgili faaliyetlerine temas etmek yerinde olacaktır O, daha Mekke döneminde, kendisine vahyedilen ayetlerin yazılmasına ve bu suretle korunmasına önem vermiştir Ayetlerin çoğaltılarak dağıtılmasını teşvik etmiştir Mekke döneminin ilk yıllarında Dârü'l-Erkam'ı bir eğitim-öğretim merkezi olarak kullanmıştırBurada, Kur'an âyetleri okunuyor, yazılıyor, dinî bilgiler öğreniliyor ve bu bilgilerin pratik uygulaması yapılıyordu İslâm'ı öğrenmek isteyenler de buraya geliyorlardı Hz Peygamber, hicretten iki yıl önce Mekke'ye gelip Akabe mevkiinde Müslüman olan Medinelilerin eğitimi ile de ilgilenmiş; onların isteği üzerine Kur'an'ı ve İslâm'ın prensiplerini öğretmek için Medine'ye öğretmen göndermiştir
Hicretten sonra Medine'de Hz Peygamber'in ilk ve önemli faaliyetlerinden birisi, bir ibadet mahalli olmasının yanında, aynı zamanda eğitim-öğretim merkezi olan, Mescid-i Nebevî'yi inşâ etmek olmuştur Mescid'in bitişiğinde "Suffe" denilen mekanda kalan bazı sahâbîler, Kur'an ve yazı öğrenmekle meşgul oluyorlardı İslâm'ın temel esaslarını öğrenmek üzere Medine'ye çeşitli bölgelerden gelenlerin bir kısmı da burada kalıyordu Suffe'deki öğrenci sayısının kimi zaman dört yüze ulaştığı oluyordu HzPeygamber burada bizzat ders verdiği gibi, Kur'an ve yazı öğretmek üzere muallimler de tayin ediyordu Ubâde b Sâmit adlı sahâbî, burada yazı ve Kur'an öğretenlerden biridir3 Hatta sadece Müslüman muallimler değil, müşrik muallimler de yazı öğretiyordu Nitekim Bedir savaşında Müslümanların eline esir düşen müşrik askerlerden okur-yazar olup da kurtuluş fidyesi verecek parası bulunmayanlar, on Müslüman çocuğuna yazı öğretmek suretiyle serbest bırakılmışlardır Zeyd b Sâbit bu şekilde Arapça okuma yazma öğrenmiştir Şüphesiz bu uygulama, o dönemin şartları dikkate alındığında muazzam bir gelişmedir Ahmed b Hanbel'in naklettiği bir rivayet, müşrik esirlerin yazı öğretmesiyle ilgili uygulama hakkında bilgi ve ipucu verici mahiyettedirBuna göre bir gün öğrencilerden birisi ağlayarak babasının yanına gelir Babası niçin ağladığını sorar Çocuk, öğretmeninin dövdüğünü söyler Babası "Kötü adam! Bedir'in intikamını alıyor"4 der Biraz sonra temas edeceğimiz üzere, Hz Peygamber'in eğitiminde şiddete yer yoktur Fakat müşrik öğretmenin bu davranışından, eski gelenekte dayağın bulunduğu anlaşılmaktadırAncak yukarıdaki olaydan Hz Peygamber'in haberinin olup olmadığına, haberdar olduysa ne gibi bir tavır takındığına dair bilgiye rastlayamadık
Hz Peygamber, Mescid-i Nebevî'ye ilim öğrenmek için gelenleri, Allah yolunda mücâhede edenlerle bir tutmuştur5 Kısa süre sonra Mescid-i Nebevî ve Suffe ihtiyacı karşılayamaz duruma gelince Medine'de yeni eğitim mekanları faaliyete geçirilmiştir Kaynaklar, onun sağlığında Mescid-i Nebevî'nin dışında Medine'de dokuz mescid daha bulunduğunu nakletmektedirler Bu mescidlerde HzPeygamber sohbet yaptığı, namaz kılındığı gibi eğitim-öğretim faaliyetlerinin yürütüldüğü de muhakkaktır
Peygamberimiz eğitim-öğretim faaliyetlerini sabit mekanların dışında da sürdürmüştür Gerektiğinde bu tür faaliyet için yer ve zaman tanımamıştır Buna örnek olmak üzere onun başından geçen bir olayı burada anlatmak istiyoruz Bir yolculuk esnasında HzPeygamber, deve üzerinde karşıdan gelen bir adamın kendisiyle görüşmek istediğini tahmin eder Selamlaşmadan sonra nereden gelip nereye gittiğini sorar Adam Resûlüllah'la görüşmek istediğini söyler Hz Peygamber kendisini tanıtır Bunun üzerine adam ona "İman nedir? Bana öğret" der Peygamberimiz de "Allah'tan başka ilah bulunmadığına ve Muhammed'in de Allah'ın elçisi olduğuna şehadet edersin, namazı kılarsın, zekatı verirsin, ramazan orucunu tutarsın, Beytullah'ı haccedersin" der Adam da bunları kabul ettiğini söyler Bu arada beklenmedik bir gelişme olur Adamın devesinin ayağı bir fare tuzağına girer ve yıkılırAdam da düşerek ölür Peygamberimiz onun yıkanıp kefenlenmesi ve defniyle ilgilenir6
Hz Peygamber ilim öğrenmede kadın-erkek ayırımı gözetmemiş, erkeklerin yanısıra kadınların eğitimiyle de ilgilenmiştir Onlara özel gün ayırarak konuşma yapmıştır Onun zamanında kadın öğretmenler de vardı Nitekim Şifâ (Ümmü Süleyman b Hayseme), Hz Peygamber'in hanımlarından Hz Hafsa'ya yazı öğretmiştir Hz Peygamber'in hanımları kızların eğitim ve öğretimi ile ilgilenirlerdi Onlar, evlerine gelen genç kızlara bildiklerini anlatırlardı Bu kızlar da öğrendikleri bilgileri başkalarına aktarırlardıHz Aişe ve Ümmü Seleme başta olmak üzere Hz Peygamber'in hanımlarının ve daha başka kadınların eğitim ve öğretime büyük katkıları olmuştur Hz Âişe, öğrenme konusunda utanmayan ensar kadınlarını övmüştür7 Bu noktadan hareketle, kadınların öğrenmeye büyük ilgi gösterdiği sonucunu çıkarmak mümkündür Sahâbîler de kendi kız çocuklarının eğitimiyle ilgilenmişlerdirSözgelimi Sa'd b Ebû Vakkas, kızına yazı öğretmiştir Hz Peygamber'in eğitim konusunda hür-köle ayırımı gözetmediği de bilinmektedir Hadis kaynaklarında onun şu sözü çok geçmektedir: "Kim bir câriyeyi güzel bir şekilde eğitir, terbiye eder, sonra da azat eder ve evlendirirse onun için iki mükâfat vardır"8
Hz Peygamber eğitimde kolaylaştırıcı metotlar takip etmeyi, sabrı ve tahammülü teşvik ve tavsiye etmiş; öfkeye ve şiddete yer verilmemesini istemiştir Nitekim bir sözünde "Öğretin, kolaylaştırın, zorlaştırmayın, öfkelendiğiniz zaman susun!" demiş ve "Öfkelendiğiniz zaman susun!" sözünü üç defa tekrar etmiştir9 Bir eğitici olarak onun hakkında sahâbede oluşan imaj son derece olumludur Muaviye b Hakem es-Sülemi adlı sahâbî, bu hususta şunları söylemiştir: "Ben Resûlüllah'tan daha güzel eğitim veren bir öğretmen görmedim Beni ne azarladı, ne dövdü ve ne de hakaret etti"10
Hz Peygamber'in faaliyetlerinde yazının önemli yeri vardır O, Kur'an-ı Kerim ayetlerini yazdırmıştır Medine vesikasını da yazılı olarak düzenlemiştir İlk nüfus sayımını yazılı olarak yaptırmıştır Bütün antlaşmaları yazılı belgelere dayandırmıştır Devlet gelirlerini, gelirlerin tahminini, takdirini ve tahsilâtını yazıyla tespit ettirmiştir Sefere çıkarken ordusunu bir meydanda toplayıp isimlerini yazdırır ve ordu mevcudunu kayıtlı hale getirirdi
Hz Peygamber, ailelerin gençleri ok atmak, yüzmek, hesap, tıp, neseb ve Kur'an okumak gibi hem maddî ve hem manevî alanlarda eğitmelerini tavsiye ve emir buyurmuştur Onun döneminde çocuk, genç, yaşlı, her yaştan insanlar eğitim almıştırMüslümanlığı kabul eden bölgelere öğretmenler tayin etmiştir Bu itibarla Medineliler arasında yazı yazmayı bilenler çoğaldığı gibi, Hz Peygamber'in sağlığında ve vefatından sonra Müslümanların fethettikleri yerlerde yazı hızla yayılmaya başlamıştır
Sahâbe arasında Farsça, Rumca, Kıptîce, Habeşçe, İbrânîce ve Süryânîce bilenler vardı Hz Peygamber bir gün Zeyd b Sâbit'e: "Sen Süryânîce biliyor musun? Bana mektuplar geliyor?" demiştir Zeyd b Sâbit'in "Bilmiyorum" demesi üzerine Hz Peygamber "Onu öğren" demiştir Bunun üzerine Zeyd İbrânîce ve Süryânîce öğrenmiştir11
İdareci ve memurların yetişmesi için ayrı okullar mevcut değildi Ancak halkın eğitildiği mekanlarda Kur'an öğrenimi mecbûrî olduğundan, buralarda eğitim görenler, her çeşit idârî görevlerde istihdam ediliyorladı
Hz Peygamber bilginin yaygınlaşmasını teşvik etmiş; insanlardan bildiklerini başkalarına aktarmalarını istemiştir12 Taşradan Medine'ye gelip burada bir müddet kalan ve İslâm'ı öğrenen heyetlere, bölgelerine dönüp, öğrendiklerini oradaki insanlara öğretmelerini istemiştir13 Abdülkays heyetine imanı ve ilmi muhafaza etmelerini tembih etmiştir14 Bu, Hz Peygamber'in ilim ile iman arasındaki bağıntıya dikkat çekmesi bakımından önem taşımaktadır
Hz Peygamber yoğun ve titiz bir çalışma sonunda, câhiliye örf ve adetleri üzerine yaşayan bir toplumun fertlerini eğitmiş ve o fertlerden yepyeni bir İslâm toplumu oluşturmuştur Bu muazzam dönüşüm, eğitim-öğretim sayesinde mümkün olmuştur Onun eğittiği topluluğun içinden hâfızlar, kıraat alimleri, hâkimler, valiler, ülkeler fetheden ordu komutanları, devlet adamları ve devlet başkanları yetişmiştir
Şüphesiz Hz Peygamber eğitim ve öğretimi, kendi döneminin fizikî şartları, ihtiyaçları ve metotları çerçevesinde gerçekleştirmiştir Öğretim mekanları, konular, metotlar, günümüzde bile on-yirmi yıl ve hatta daha kısa süre zarfında değişebilmektedir Bu durumda Hz Peygamber'in eğitim-öğretim konusunda her zaman geçerliliğini koruyabilecek evrensel nitelikteki uygulamaları bizim için önemlidir Bu hususları da şu şekilde sıralayabiliriz:
Okumaya, yazmaya önem vermesi;
Eğitimde şiddete yer vermemesi;
Şayet öğrettiği konular pratiğe yönelik ise söylediğini önce kendisinin uygulaması veya uygulamalı bir şekilde öğretmesi;
Bir konuyu iyice hazmetmeden diğerine geçmemesi (on âyeti iyice hazmettirmeden diğer on ayete geçmediği rivayet edilmektedir);15
Öğrencileri bıktırmaması, usandırmaması;
Öğrettiği kimselerin yaşını, kapasitesini, bilgi ve kültür seviyelerini dikkate alması;
Ortaya soru atarak dikkatleri toplaması ve daha sonra da cevaplaması;
Zekâ geliştirme yoluna gitmesi (bilinen bir hususu bilmece tarzında sorması gibi);
Topluma arz ettiği bir hükmü daha iyi anlaşılabilmesi için gerekli gördüğü durumlarda sebep ve gerekçesiyle birlikte anlatması;
Konuyu örneklerle ve benzetmelerle, gerekirse jest ve mimiklerini de kullanarak ve hatta şekil çizerek sunması;
Sırf tartışmak, çekişmek, inat için ve gereksiz şeyleri sormak dışında, soruya teşvik etmesi ve soruları ikna edici bir şekilde cevaplaması;
Sahabeyi alıştırmak için bazı soruları ve meselelerin çözümünü, hatta bazen kendi huzurunda bile onlara havale etmesi; bu suretle onlara değer verdiğini ortaya koyması, kişiliklerinin ve sorumluluk bilinçlerinin gelişmesine katkıda bulunarak geleceğe hazırlaması;
Sorduğu soruya doğru cevap alınca teşvik ve taltif için, takdirlerini açıkça belirtmesi;
Lüzumu halinde tekrardan kaçınmaması;
Bazen anlatacağı konunun özetini verip daha sonra açıklamaya geçmesi;
Gerekli durumlarda yazdırarak öğretmesi vb16
1- Âl-i İmrân Sûresi 164
2- İbn Hanbel, III, 328; İbn Mâce, I, 17
3- İbn Hanbel, V, 315
4- İbn Hanbel, I, 247
5- İbn Hanbel, II, 418
6- İbn Hanbel, IV, 359
7- Buhârî, I, 41
8- Buhârî, I, 33; İbn Hanbel, IV, 395, 402, 414
9- İbn Hanbel, I, 239, 283, 365
10-İbn Hanbel, V, 447-448; Müslim, I, 381; Dârimî, s 353-354
11-İbn Hanbel, V, 182; Tirmizî, IV, 67-68
12-Müslim, III, 2156; Dârimî, 62
13-Buhârî, I, 30, 167
14-Buhârî, I, 30
15-İbn Hanbel, V, 410
16-Bu hususlarla ilgili ayrıntılı bilgi ve örnekler için bk: Ebû Gudde, Hz Muhammed ve Öğretim Metodları, çev Enbiya Yıldırım, İstanbul 1998   
Kayıtlı

Zeynepder Basın Birimi
Zeynepder Basın Sorumlusu
Laİlaheİllallah
****

DUÂ: 178
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 723



« Yanıtla #1 : 27 Ocak 2010, 11:35:18 »

Sahabeyi alıştırmak için bazı soruları ve meselelerin çözümünü, hatta bazen kendi huzurunda bile onlara havale etmesi; bu suretle onlara değer verdiğini ortaya koyması, kişiliklerinin ve sorumluluk bilinçlerinin gelişmesine katkıda bulunarak geleceğe hazırlaması;
Sorduğu soruya doğru cevap alınca teşvik ve taltif için, takdirlerini açıkça belirtmesi;
Lüzumu halinde tekrardan kaçınmaması;
Bazen anlatacağı konunun özetini verip daha sonra açıklamaya geçmesi;
Gerekli durumlarda yazdırarak öğretmesi


Eğitimcilik yapanların   öğretirken dikkate almaları gereken önemli unsurlardan bir kaçı.
Rasulün metodunun öğrenilmesi için konunun tamamının okunmasını şiddetle tavsiye ederim.
Kardeşlimizden ALLAH razı olsun güzel bir konuya değilnmiş.
Kayıtlı
Zeynepder.
AYAĞINI DENK AL İSRAİL,SENİN NÜFÜSUN KADAR BİZİM SOKAKLARIMIZDA GEZEN KÖPEKLERİMİZ VAR!!
Editör
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 340
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2772


ÇOKŞEY BİLMEK NEYE YARAR?HADDİNİ BİLMEDİKTEN SONRA


« Yanıtla #2 : 27 Ocak 2010, 14:26:39 »

Rabbim sizden de razı olsun.hep derim''nimet külfeti nispetindedir.külfeti büyük olan nimette büyüktür.''çocuklar külfeti bakımından oldukça büyük bir nimet.her nimetten hesaba çekileceğiz.Allah azimüşşan bu büyük nimet için bizlere merhametle muamele eder inşALLAH.
Kayıtlı
MuSALLi
Süper Moderatör
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 259
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1962


*Zervêşayê Pexmêr*


« Yanıtla #3 : 27 Ocak 2010, 15:11:19 »

Bu yazıyla aslında ilmin önemini bir kere daha anlamış bulunduk,burda sadece çocuk değil bence yaş farkı olmaksızın herkesin ilme vermesi gereken önem ve hocalara güzel ipuçları,talebelere ilim hassasiyetini anlatmaktadır

Özellikle Peygamber Efendimiz(sav) bu yöntemi çok dikkatimi çekti;
Konuyu örneklerle ve benzetmelerle, gerekirse jest ve mimiklerini de kullanarak ve hatta şekil çizerek sunması
 bu yöntemle ögrendiğimizi unutmamışta oluruz

 Allah Razı Olsun emeğine sağlık ablam
Kayıtlı

izy74
Laİlaheİllallah
****

DUÂ: 128
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 978



« Yanıtla #4 : 05 Mart 2010, 05:41:05 »

emeginize yureginize saglik ,  eyvallah  emegi gecenlerden Rabbim razi olsun insAllah  tvhd.
Kayıtlı

Ne ki SEVDA: Hakka sevdalanmadıktan sonra..
Ne ki HAYAT: Hakkı yaşamadıktan sonra..
Ne ki KAVGA: Hak yolunda olmayınca..
Ne ki ÖLÜM: Şehadet vurmayınca...

Elbet bende birgun olecegim
Zeynepder.
AYAĞINI DENK AL İSRAİL,SENİN NÜFÜSUN KADAR BİZİM SOKAKLARIMIZDA GEZEN KÖPEKLERİMİZ VAR!!
Editör
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 340
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2772


ÇOKŞEY BİLMEK NEYE YARAR?HADDİNİ BİLMEDİKTEN SONRA


« Yanıtla #5 : 22 Mart 2010, 01:56:16 »

Hz. PEYGAMBERİN(SAV) ÇOCUKLARA VERDİĞİ DEĞER
 


 Alemlere rahmet olarak gönderilmiş Peygamber Efendimiz’in (sav), neş’et ettiği ortam göz önünde bulundurulursa, çocuklar hakkında yaptığı en büyük reform, kız-erkek ayrımını ortadan kaldırmış olması ve onların aralarında eşit davranılmasını emretmiş olmasıdır. (Müslim, Hibât, 13) Zira o devirde kız çocukları diri diri toprağa gömülüyordu.

Ayrıca o devirde çocuklara beddua da edilmekteydi. Merhamet abidesi Efendimiz (sav) çocuklara beddua etmeyi de yasaklamış (Müslim, Birr, 87), “Küçüklerine merhamet etmeyen bizden değildir”  (Hâkim, Müstedrek, 1/62) diyerek, çocuklara karşı sevgi ve şefkat göstermeyi adeta sosyal bir yaptırım haline getirmiştir.

Nebîler Serveri (sav) çocuklarla olan ilişkilerinde onlara karşı şefkat ve merhamet tablolarının en ince ayrıntılarını göstermiş, her alanda olduğu gibi bu hususta da “en güzel örnek” olmuştur. İşte Peygamber Efendimiz’in (sav) çocuklara karşı olan şefkat ve merhametinden birkaç misal:

  Daha henüz süt emme çağında iken can vermekte olan oğlu İbrahim’i kucağına alıp öpen ve bu sırada göz yaşlarına hâkim olamayan Efendimiz’e (sav) Abdurrahman b. Afv: “Siz de mi ağlıyorsunuz Yâ RasûlALLAH !” deyince şefkat abidesi Peygamberimiz şöyle demiştir: “Bu ağlayış merhamettendir. Göz ağlar, kalb mahzun olur, fakat biz sadece Rabbimizin hoşnut olacağı şeyi söyleriz. İbrahim! Senden ayrıldığımız için gerçekten mahzunuz.”   
Peygamberimizin on sene hizmetçiliğini yapmış olan Hz. Enes anlatıyor:   “Ben ailesine karşı Hz. Peygamberden daha şefkatli olan hiç kimseyi görmedim. Oğlu İbrahim süt annesindeyken, beraberinde biz de olduğumuz halde O, çocuğunu görmeye Medine’nin kenar mahallesine giderdi. Süt annesinin kocası demirci olduğu için ev duman dolu olurdu. Hz. Peygamber duman dolu eve girer, çocuğu kucağına alarak koklar ve öper, bir süre sonra da dönerdi.” 

Başka bir tablo:  Bir bedevî Efendimizin (sav) çocukları öptüğünü görüp bunu yadırgamış, “Demek siz çocuklarınızı öpüyorsunuz ha!... VALLAH i biz onları hiç öpmeyiz.” demişti. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav): “Allah senin kalbinden merhamet ve şefkat duygusunu söküp atmışsa ben ne yapabilirim ki?” demiştir. (Buhari, Edeb, 18) Efendimiz bu sözüyle çocuk sevgisinden mahrum bir kalpte merhametin de bulunamayacağını açıkça belirtmiş olmaktadır.

Bir defasında da Efendimiz (sav) Yahudi birisinin çocuğunu da ziyarete gitmiştir.  (Ebu Davud, Cenaiz, 5) Bu da çocuk sevgisinin din ayrımı göstermeden yapılması gerektiğini göstermesi açısından önemlidir. Zaten her doğan çocuk fıtrat dini olan İslam üzere doğmaktadır. Onların dinlerini değiştiren anne babalarıdır.

Peygamberimiz zaman zaman torunları olan Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i bağrına basarak öpmüş ve onlar için dua etmiş, bazen “yılın ilk turfanda meyvesini” etrafındakilerin en küçüğüne vermek suretiyle ikramda bulunmuş, bazen çocuklarla şakalaşmış, onların hal-hatırlarını sormuş, bazen kendi torunlarını bazen de başka çocukları omuzunda taşımış, torunu Ümâme sırtında olduğu halde mescide girmiş, namazda rukûa gittiğinde onu yere bırakıp kalkınca da kaldırmış, yine namazda secdede torunları olan Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin mübarek sırtına çıktığında onlar düşmesin diye secdeyi uzatmış, ayağa kalkınca da düşmemeleri için onları eliyle tutmuş, hatta bir keresinde hutbede iken, minberden inerek torunu Hz. Hasan’ı kucaklamış ve yanına almıştır.

Namaza değerler üstü bir değer veren Hz. Peygamber (sav):   “Uzun kılmak niyetiyle namaza dururum, derken bir çocuk ağlaması işitir, annesine keder vermesin diye kısa keserim.”  buyurmuştur. (Buhari, Ezan, 65) Bu hadis de çocuklara gösterilmesi gereken tolerans ve anlayışın ne kadar sınırsız olduğunu bildirmektedir. O halde en güzel misal olan Efendimizi (sav) çocuklara karşı olan davranışlarında da örnek almalı, onlara sevgi, hoşgörü ve merhametle yaklaşmalı ve onları anlamaya çalışmalıyız.

Ali Budak  
« Son Düzenleme: 22 Mart 2010, 02:03:15 Gönderen: Zeynepder. » Kayıtlı
Ubeydullah
Laİlaheİllallah
****

DUÂ: 55
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 569


~DİN NASİHATTİR~


« Yanıtla #6 : 22 Mart 2010, 02:04:42 »

 Allah Razı Olsun her insanın bu konuları bilip RASULULLAH metoduyla evlatlarını yetiştirmesi gerekiyor..
Kayıtlı

LailaheillALLAH
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: