Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: EDEB  (Okunma Sayısı 1271 defa)
0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Amâk-ı Hayal
Laİlaheİllallah
****

DUÂ: 255
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 653


Geç kalmış adalet...Adaletsizliktir...


« : 07 Aralık 2009, 23:02:47 »





 
Edeb
Sızıntı   

Akıllılık, usluluk, hal, tavır ve davranış güzelliği veya insanlara iyi muamelede bulunma ma'nalarına gelen edeb; sofîlerce “edeb-i şeriat”, “edeb-i hizmet”, “edeb-i Hakk” unvanları altında yanlışlıklardan korunma ve yanlışlığa sürükleyen sebep ve sâikleri bilmekten ibaret sayılmıştır. Edeb-i şeriat: Dînin usûlünü bilip uygulamak; edeb-i hizmet: Cehd ü gayret ve hizmette her zaman birkaç kadem önde; ücret, takdir ve bilinmede birkaç kadem geride bulunmak; ayrıca, esbaba tevessülde kusur etmemenin yanında bütün iyilik ve güzellikleri Allah’tan bilmek; edeb-i Hakk da: Hakk’a yakınlığı temkinle bezeyip, şatahat ve lâubâliliğe girmemekten ibarettir.

Bir diğer yaklaşım da, “edeb-i şeriat”, “edebi tarikat”, “edeb-i marifet” ve “edeb-i hakikat” şeklindedir ki; birincisi: Allah Rasûlü’nün, husûsî, umûmî, kavlî, fiilî, hâlî ve takrîrî bütün sünnetlerini hayata geçirip yaşamak; ikincisi: Mürşid ve muallime karşı tam teslimiyet, tam muhabbet, ölesiye hizmet, sohbete devam ve kalbinde itiraza yer vermemek; üçüncüsü: Yakınlık ve temkin dengesini, havf ve recâ muvâzenesini, lütuflara mazhariyet ve acz u fakr mülâhazasını muhafaza etmek; dördüncüsü: Cenâb-ı Hakk’a tahsîs-i nazar ederek beklentilere girmemek, endişelere düşmemek ve gönül gözlerini ağyar hayalinden bile korumak şeklinde yorumlamışlardır.

Aslında tasavvuf da zaten “edeb” demektir., her “vakit”, her “hâl” ve her “makam”ıin husûsî edebleriyle edeb demektir. Ne var ki, bu edeblerden her biri, insanın iç âleminde gerçekleştirebildiği ölçüde, onun ahlâk, tavır ve davranışlarında da kalıcı olabilir; yoksa, vicdanın enginlikleri ve duyguların derinlikleriyle bütünleşememiş bir edebin devam ve temadisi söz konusu olmadığı gibi, insanı, iç âlemine göre değerlendiren Allah nezdinde de hiçbir kıymeti hâiz değildir. O rengin ve zengin ifadeleriyle hem edebi hem de edebin bu farklı yanlarını Hz. Mevlânâ ne hoş ifade eder:
ِﭘﺶْ أَهْلِ دِلْ أَدَبْ بَرْ بَاطِنَسْتْ      زَانْكِه اِشَانْ بَرْ سَــرَائِرْ فَاطِنْ أَسْتْ
ِﭘﺶْ أَهْلِ تَنْ أَدَبْ بَرْ ظَاهِرَسْتْ      كِه خُدَا زِ اِشَانْ نَهَانْرَا سَـاتِرَسْـتْ
أَزْ خُدَا جُوبِييَمْ تَوْفِيــقِ أَدَب    ْ بِى أدَبْ مَحْرُومْ كَشْتْ أَزْ لُطْفِ رَبْ

-Gönül erbabınca edeb bâtınıdır; zira onlar, sırlara açık ve muttalîdirler. Beden insanı olan ehl-i ten nezdinde ise edeb zahirîdir; çünkü Cenâb-ı Hakk onlardan bâtını olan şeyleri gizlemiştir. Biz, her zaman Allah’tan edebe muvaffak olmayı dileriz, (zira) edebi olmayan, Cenâb-ı Hakk’ın lütfundan mahrumdur.”

Ebû Nasr Tûsî’ye göre edeb, şu üç maddede hülâsa edilebilir:

1-Söz üstadları ve sözde süs arayanların edebi ki, gönlün sesi ve soluğu olmaması itibariyle tasavvufçularca “kîl u kâl” sayılmıştır.

2-Dîn-i Mübîn-i İslâm’ı, kalbî ve ruhî hayat seviyesinde temsil edenlerin edebi ki, nefsin riyâzâtla, duyguların muhabbet ve mehâfetle yoğrulması ve kılı kırk yararcasına şer’î hudutlara riâyetten ibaret görülmüştür.

3-Sürekli muhasebe ve murakabe ile, “tecelligâh-ı ilâhî” olan kalbi pâk tutanların edebi ki, hayallerine bile, huzurun edebine muhalif herhangi bir halin târi” olmaması şeklinde yorumlanmıştır.

Hakikat erleri, her ma’nâdaki edebe fevkalâde önem vermiş ve onu insan ruhuyla bütünleştirme istikametinde her türlü takdirin üstünde cehd göstermiş, dünya kadar söz söylemiş ve bu sözleri en halisane duygularla temsil etmeye çalışmışlardır.

İşte o altın sözlerin mîrî olanlarından biri:
لِكُلِّ شَيْءٍ زِينَةٌ فِى الْوَرَى      وَ زِينَةُ اْلمَرْءِ تَــمَامُ اْلأَدَبِ
قَدْ يُشْرَفُ اْلمـَرْءُ بِآدَابِهِ      فِينَا وَ اِنْ كَانَ وَضِيعَ النَّسَبِ

-İnsanlar arasında herşeyin bir süs ve zînet yanı vardır; insanoğlunun zîneti ise edebindeki tamâmiyettedir. İnsan vardır ki o, nesebiyle göz doldurmasa bile, âdâbıyla mazhar-ı şereftir.”

Ve işte Divân-ı Ali’den, halk üslubuyla söylenmiş bir başka cevher:

لَيْسَ الْبَلِيَّةُ فِى أَيَّامِنَا عَجَبْ      بَلِ السَّلاَمَةُ فِيهَا أَعْجَبُ اْلأَعْجَبْ
لَيْسَ الْجَمَالُ بِأَثْوَابٍ تُزَيَّنُهَا      اِنَّ اْلجَمَالَ جَمَالُ الْعِلْـمِ وَ اْلأَدَبْ

-Şimdilerde belâ şâyân-ı taaccüp değildir; asıl insanı şaşkınlığa sevkeden şey bunca belâlar içinde salim kalabilmektir. Güzellik, giyilen elbisenin insana kazandırdığı güzellik değildir; hakiki güzellik, ilim ve edeb güzelliğidir.” Avârif’te de, edeble alâkalı şu ürperten tespit yer almakta: “İmân tevhidi gerektirir; tevhidi olmayanın îmânı da yoktur. Tevhid dînî esasların hayata geçirilmesini iktiza eder, dînî hayatı olmayanın tevhidi olduğu da söylenemez. Dinin hayata hayat olması edebi zaruri kılar, edebi olmayanın müteşerrî olabileceğini düşünmek bir tenakuzdur.” Nasıl olmasın ki:

أَنْبِيَا ﭼﹹﻮﻥْ بَا أَدَبْ رَفْتَنْدْ رَاهْ      هَرْ يَكِى شُدْ خَاصِّ دَرْﮔﺎﻩِ اِلَهْ

-Zira nebîler, katettikleri yolu edeble katettiler. Katetti ve her biri Allah dergâhının seçkini haline geldi”

Ayrıca edebi, fiilî ve kavlî diye ikiye ayıranlar da olmuştur ki, biz bunlardan fiilî olanının, edebin genel tarifleri içinde üzerinde durmuş ve izah etmeye çalışmıştık. Şimdi bir kere daha hatırlatmak üzere, o konuda söylenmiş bazı değerli sözleri kaydedip geçelim:

Edebdir kişinin dâim libâsı
Edebsiz kişi üryana benzer.

Edeb ehl-i ilimden hâli olmaz
Edebsiz ilim okuyan âlim olmaz

Edeb iledir nizâm-ı âlem
Edeb iledir kemâli âdem

Kavlî edeb, düşüncede safvetin, gönülde istikametin, Allah’la engin bir münasebetin ifadesi açısından, asırlarca hem medrese hem de tekyede, hakkında çok şey söylenmiş bir konudur.

Vehbî:

Boşboğazlık ile açma deheni, lîk âdâbıyla söyle sözünü!
Eyle evvel sözüne endişe, sonra düşmedesin teşvişe.!

sözleriyle katılır bu melek enîs örfânîye.

Bir başkası da:

Edeb bir tâc imiş nûr u Hüda’dan,
Giy ol tâcı emin ol her belâdan!

ifadeleriyle soluklar edeb adına hislerini.

Hz. Mevlânâ’nin "خَواجَه دَرْيَابْ كِه جَانْ دَرْ تَنْ اِنْسَانْ أَدَبَسْتْ.." matlaıyla o uzun ve latiflerden latif edeble alâkalı manzumesi ise, takdirlerimizi aşacak mâhiyettedir:

“Efendi bil ki, insanın tenindeki cân edebdir. İnsanoğlunun göz ve kalp nuru edebdir. Âdem bir ulvî âlemdendir, süfliden değil; bu dönen kümbetin hem dönmesi hem de revnak ve zîneti edebdir. Şeytanın başına ayağını koymak istersen, gözünü iyi aç, şeytanın canını çıkaran edebdir! İnsanoğlu eğer edebden yoksun ise, o insan değildir; zira insanoğlu ile hayvan arasındaki fark edebdir. Aç gözlerini bak, Allah kelâmı olan Kur’ân âyet âyet edebdir. Akıldan sordum: ‘İmân nedir?’Akıl kalp kulağına ‘îmân edebdir’ dedi.”

İslâm’ın, güzel kabul ettiği söz ve davranışlar şeklindeki tarifiyle, edebin ahlâkla alâkalı olanı ve Hz. Peygamber aleyhissalâtü vesselamın, kavlî, fiilî ve takrîriyle şekillenen, şekillenip fıkha esas teşkil eden kısmı ayrı bir tahlil konusu ve bu çerçevenin dışında kalırlar..


أَللَّهُمَّ وَفِّقْنَا اِلَى مَا تُحِبُّ وَ تَرْضَى
وَ صَلَّى اللهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ آلِهِ وَ صَحْبِهِ أَجْمَعِينَ


 
Kayıtlı

HAK-PERESTİM, ARZ-I İHLAS ETTİĞİM DERGAH BİR. BİR  NEFES AYRILMADIM  TEVHİDDEN ALLAH BİR...
BEN BENİ BİLMEM HAKİKATTE, SEN BİLİRSİN BENİ, BENİM BİLDİĞİM BİR TEK, ALLAH VE RASULÜDÜR...
izy74
Laİlaheİllallah
****

DUÂ: 128
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 978



« Yanıtla #1 : 18 Şubat 2010, 06:29:23 »

Edebdir kişinin dâim libâsı
Edebsiz kişi üryana benzer.

Edeb ehl-i ilimden hâli olmaz
Edebsiz ilim okuyan âlim olmaz

Edeb iledir nizâm-ı âlem
Edeb iledir kemâli âdem
Allah Razı Olsun emegine saglik kardesim ,Rabbim cumlemizi edebli salih kullarindan eylesin insAllah tvhd.
Kayıtlı

Ne ki SEVDA: Hakka sevdalanmadıktan sonra..
Ne ki HAYAT: Hakkı yaşamadıktan sonra..
Ne ki KAVGA: Hak yolunda olmayınca..
Ne ki ÖLÜM: Şehadet vurmayınca...

Elbet bende birgun olecegim
Zeynepder.
AYAĞINI DENK AL İSRAİL,SENİN NÜFÜSUN KADAR BİZİM SOKAKLARIMIZDA GEZEN KÖPEKLERİMİZ VAR!!
Editör
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 340
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2772


ÇOKŞEY BİLMEK NEYE YARAR?HADDİNİ BİLMEDİKTEN SONRA


« Yanıtla #2 : 20 Şubat 2010, 16:08:58 »

   Hazret-i Lokman’a sordular:
- Edep, asalet, mal ve ilimden hangisi daha üstündür?
- Edep asaletten, ilim maldan hayırlıdır.
Oğlu, Hazret-i Lokmana sorar:
- En iyi haslet nedir?
- Dindar olmaktır.
- Peki babacığım, bu haslet iki olursa?
- Dindarlık ve mal sahibi olmak.
- Üç olursa?
- Dindarlık, mal ve haya.
- Dört olursa?
- Dindarlık, mal, haya ve güzel ahlak.
- Beş olursa?
- Dindarlık, mal, haya, güzel ahlak ve cömertliktir.
- Altı olursa?
- Oğlum, bu beş haslet kimde olursa, o kimse takva ehli, temiz bir kimsedir, Allahü teâlânın dostudur, şeytandan uzaktır.


Amak-ı hayal kardeşim,Allah razı olsun çok mühim bir konuya temas etmişsiniz.rabbimden sizin için dünya ve ahiret selameti diliyorum.
Kayıtlı

Amâk-ı Hayal
Laİlaheİllallah
****

DUÂ: 255
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 653


Geç kalmış adalet...Adaletsizliktir...


« Yanıtla #3 : 20 Şubat 2010, 22:50:28 »

hani şeytan bir insanla arkadaş olmuş şeytan bakmış adama ne sabah beklemiş ne akşam ne yatsı namazı kılmış şeytan valla ben senle arkadaş olmam Allahtan haya ederim ben rabbimin bir secde emrine hayır dedim cennetten kovuldum senin halin benden beter demiş hani mevlan hz tine ait sanırım edebi kimden öğrendin demişler edebsizden demiş 
Kayıtlı
Kiyamunnisa
Elhamdülillah
**

DUÂ: 58
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 225


Zamanin fitnesinden arinmanin yolu: TESETTÜR


« Yanıtla #4 : 13 Temmuz 2010, 01:37:43 »

Aklima su söz geldi "edeb güzeldir, ama bazen edebsizler edebin ne oldugunu bilmezler"
Allah Teala bizleri edebiyle yasayip taniyanlardan eylesin ins.
Allah razi olsun
Kayıtlı

Gâyemiz Allah’tır, önderimiz Rasûlullah’tır. Anayasamız Kur’an, yolumuz cihaddır. En yüce temennîmiz Allah yolunda şehîd olmaktır.”
aksi seda
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 214
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1653


Hz. Fatıma gibi olmadan Hz.Ali gibisini bulamazsın


« Yanıtla #5 : 13 Temmuz 2010, 02:46:51 »

Arifler der ki: Bir insanın ilmi artar da edebi artmazsa onun Allah’dan uzaklığı artar. İbadeti çoğaldığı halde tavazusu çoğalmayan kimsenin benlik deresinde boğulmasından korkulur.  eline sağlık
Kayıtlı



birgün dünyaya ait büyük bir derdin olursa Rabb,ine dönüp,"benim büyük bir derdim var"!deme,derdine dönüp"benim büyük bir Rabbim var!"de 
Zeynepder4
"NasıLsın ? Diye sorma //FiListin// gibiyim ışte.. Bir yanim işgaL ediLdi bir yanim Direnişte!
Grafiker
La Hukme iLLaLLaH
*

DUÂ: 249
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2337


ÖZLEMEKTEN yorulmuşum kapında durdur beni...


« Yanıtla #6 : 13 Temmuz 2010, 10:30:31 »

ŞEREFİN SEBEBİ, SANMA NESEBTİR;
    EŞREFİN EŞEKTEN FARKI EDEPTİR.

                                                                Cengiz Numanoğlu
Kayıtlı

@z@de
Bismillah
*

DUÂ: 14
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 26


« Yanıtla #7 : 13 Temmuz 2010, 13:44:12 »

Edebdir kişinin dâim libâsı
Edebsiz kişi üryana benzer.

Edeb ehl-i ilimden hâli olmaz
Edebsiz ilim okuyan âlim olmaz

Edeb iledir nizâm-ı âlem
Edeb iledir kemâli âdem

 Allah Razı Olsun
Kayıtlı

Zeynepder4
"NasıLsın ? Diye sorma //FiListin// gibiyim ışte.. Bir yanim işgaL ediLdi bir yanim Direnişte!
Grafiker
La Hukme iLLaLLaH
*

DUÂ: 249
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2337


ÖZLEMEKTEN yorulmuşum kapında durdur beni...


« Yanıtla #8 : 03 Eylül 2010, 13:26:03 »

Kayıtlı
muhammedi sevda
AllahuEkber
***

DUÂ: 43
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 292



Site
« Yanıtla #9 : 03 Eylül 2010, 14:05:52 »

hani mevlan hz tine ait sanırım edebi kimden öğrendin demişler edebsizden demiş  

Allah razi olsun cok güzel  Byrun
Kayıtlı

Biz Kur'ân'dan, iman edenler için bir şifa ve rahmet kaynağı olan âyetler indiriyoruz. Zalimlerin de ancak zararını artırır.
Verâ
Bismillah
*

DUÂ: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 4



« Yanıtla #10 : 19 Aralık 2010, 00:21:35 »


Allah razı olsun.
Kayıtlı

LÂ' SI OLMAYAN TOPLUMUN, İLLÂLLÂH'I OLAMAZ!!!
muhammedi sevda
AllahuEkber
***

DUÂ: 43
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 292



Site
« Yanıtla #11 : 19 Aralık 2010, 01:51:19 »

edep güzeldir, genc birinde olunca daha da güzeldir  Byrun
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: