Anadoluvarisi
Elhamdülillah

DUÂ: 85
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 204
LailaheillALLAH
|
 |
« : 11 Kasım 2009, 23:19:51 » |
|
KOMŞULUĞUN NERESİNDEYİZ 11 Kasım 2009, 00:48
Ramazan KUŞ
Ailemizden sonra yakın çevremizi meydana getiren insanlar, muhakkak komşularımızdır. Çocukluğumuz çoğunlukla komşu çocuklarıyla geçer. Büyüdüğümüz zaman da genellikle en yakın arkadaşlarımız, yine komşu çocukları olur. Evimizde bir şeyin eksikliğini fark ettiğimizde hemen tedarik için komşuya koşarız.
Hele hele modern dünyanın olumsuz getirilerinden bir tanesi de, işimiz dolayısıyla çoğunlukla ailemizden çok uzaklarda yaşarız, çoğumuz…
Ama hangi dönemde olursa olsun, akrabalarımız bizim yakınımızda veya uzağımızda olsun, komşularımız her zaman vardır. Biz, her gün onlarla karşılaşırız. Çocuklarımız onların dilini konuşur, onların gösterdiği davranışları sergiler, çünkü çocuklarımızın sosyal çevresi aileden hemen sonra komşularımızın çocuklarının bulunduğu ortamdır. Onun için, ev alırken bile alacağımız evden ziyade iyi komşu almaya gayret ederiz. “Ev alma komşu al” özdeyişi herhalde bu açıdan önemlidir. Çünkü komşu, en basitinden külüne bile muhtaç olduğumuz en yakın çevremizdir.
Bu yakınlığın önemine binaen, komşuların birbirlerine karşı sorumlulukları olması kaçınılmazdır. Bu sebepten kişilerin akrabalarına karşı nasıl sorumlulukları varsa, komşularına karşı da sorumlulukları vardır. Bu sorululukların yerine getirilmesi, velev ki kanunlarla belirlenmemiş olsa bile, toplumun intizam ve huzuru açısından çok önemlidir.
Hayatın her safhasına bir mana getiren İslam, komşuluk ilişkilerine de bir bakış açısı getirmiş, insanlarına bu konuda da bazı sorumluluklar yüklemiştir.
Hz. Aişe (R.Anha) ‘dan şöyle demiştir: “Peygamberimiz (sav)’i: Cebrail o derce sürekli komşuyu tavsiye etti ki, sonunda komşuyu komşuya mirasçı yapacak zannettim.” Diye buyururken işittim.” Bu hadis çerçevesinde koşunun ve komşuluğun niçin çok önemli olduğu üzerinde düşünmek gerekir. Cennetteki hayaller ötesi komşuluğu bu dünyada prova etmek lazım. Cennetteki güzellik, tabiri caizse, fert ve toplumun dinamikleri olan değer taşlarının yerine tamı tamına oturmasından neşet ediyor. En azından bu değer taşlarını dünyada yerine oturtmaya çalışarak cennetteki hayatın bir özetini burada yaşayabiliriz. Cennetteki yaşamın özetini burada yaşama gayreti olmayanlar cennete talip olduklarını söyleyemezler, söylememelilerdir. Çünkü her iddia ve istek beraberinde bir sorumluluk getirir.
O zaman ne yapalım? Gelin yine, Hz. Peygambere (sav)’kulak verelim: Peygamberimiz (sav): ''Allah(cc)'a ve ahiret gününe inanan komsusuna iyilik etsin
|