Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İSLAMDA SANAT ANLAYIŞI  (Okunma Sayısı 995 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Zeynepder Basın Birimi
Zeynepder Basın Sorumlusu
Laİlaheİllallah
****

DUÂ: 178
Çevrimiçi Çevrimiçi

Mesaj Sayısı: 723



« : 13 Ekim 2009, 06:27:33 »


 


İNANCA GÖRE SANAT

Sanatın Mâhiyeti         
Sanatın ağırlıklı olarak sübjektif ve şahsî inanç ve yaşantılara dayalı olmasından dolayı, sanat için yüzlerce tanım yapılmıştır. Bunlardan bazılarına bir göz atalım:

Sanat zekânın malzemeyi kullanması­dır.

Sanat tabiatın taklididir.

Sanat, maddeye giren ve onu kendi şek­line sokan fikirdir.

Sanat mükemmel ve ideal güzelliğin aranmasıdır.

Sanat dinleyen ve seyredende estetik bir zevk uyandıran, gerçekliği sembolik olarak ifâde eden eser ve hareketlerdir.

Sanat insanla nesnel gerçeklik arasında­ki ilişkidir vs.

 

Bütün bu tanımların bazı ortak yönlerini şöyle bir "tasvir" içinde birleştirebiliriz: Sanat, bir duygu veya bir düşüncenin maddî bir malzemeden, sesten veya sözden fayda­lanmak sûretiyle heyecan ve hayranlık uyandıracak bir şekilde ifâdesidir.

 

Bu tanımda dikkatimizi çeken dört hu­sus bulunmaktadır: l)  Bir duygu veya dü­şünce, 2) plastik malzeme veya ses ve söz, 3) ifâde, 4) heyecan ve hayranlık uyandıra­cak şekil. Şimdi bunları kısaca açıklaya­lım:

 

Duygu ve düşünce, sanat eserinin süb­jektif ve mânevî unsurudur. Plastik malze­me maddî veya zihnî olsun eserin objektif unsurudur. Sanatçı duygu ve düşüncesini bu malzeme ile ortaya koyar. İfâde, sanat eserini meydana getiren asıl unsurdur. Bi­rinci ve ikinci unsura herkesin ulaşması mümkün olduğu halde, ifâde mükemmeli­yetine ancak bir sanatkâr ulaşabilir. Dör­düncü unsur ise ifâdenin vasfını oluştur­maktadır ve bizi yeniden sübjektif unsura götürür. Sanat eserinin karşısında hayran­lık, heyecan ve zevk duyan varlık da insan­dır (seyirci). Başlangıçta sanatçı seyirciyi hedeflemeden sanat yapsa da, seyirci sanat eserinin vazgeçilmez bir parçasıdır.[1]

 

 

İnanca Göre Sanat
 

Sanat; insanların inanç, düşünce ve duygularını söz, ses, renk, çizgi, biçim gibi araçlarla güzel bir biçimde ve kişisel bir ifâde ile anlatma çabasından doğan rûhî bir faaliyettir. Rûhî bir faaliyettir, çünkü sanat, rûhun konuşmasıdır. Rûha, rûhun güzelliğe meyilli yapısına, fıtrata hitap eden dil, kalem ve farklı araçlarla yapılan hitaptır; güzellik, âhenk, hayranlık ve şükürdür sanat.

 

"Sanat" Arapça'dan dilimize geçmiş bir kelimedir. Arapça'da bir şeyi meydana koymak, iş yapmak, amel etmek, oluşturmak anlamındaki sun' kökünden gelen sanat[2] Türkçe'de insanların zekâ ve tecrübe ile kazandıkları bilgi ve mahâret sayesinde yaptıkları iş manâsındadır.[3] Bir zamanlar dil üzerinde yapılan faâliyetler meyanında "art" kelimesiyle karşılanmaya çalışılsa da tutmayan sanat kelimesi, esas olarak "bir duygunun, tasarının veya güzelliğin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün beceri" demek olmakla beraber, "belli bir uygarlığın veya topluluğun anlayış ve beğeni ölçülerine uygun olarak oluşturulmuş anlatım" karşılığında da kullanılmaktadır. Ayrıca "bir şeyi yapmada gösterilen ustalık" ve "bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü" mânâsına da gelmektedir.[4] Şüphesiz sanatın en meşhur tanımı "güzel ve bediî şeyler yapmaktır". Başka bir ifadeyle sanat "tabiat karşısında duyulan heyecanı ve tahassüsü (duygulanmayı) rûha hitap eden şekiller, renkler ve seslerle tecelli ettirmek ve ifade etmek işidir."[5]

 

Sanatla ilgili tarifler incelendiğinde ortak paydayı "mahâret ve beceri ürünü olan iş veya eser"in teşkil ettiği görülmektedir. Şu halde sanat, sıradan bir iş veya eserden farklı olarak muhâtapları etkileyen, yetenek ürünü her tür faâliyettir. İster resim, heykel gibi görsel; ister müzik, şiir gibi işitsel türden olsun kendisini sıradanlarından ayıran, dolayısıyla güzellik taşıyan ve insanların his dünyalarında olumlu yansımalara yol açan her şey sanat vasfını hâizdir. Ne var ki çoğu kere sanat, sadece insan ürünü için kullanılmış, güzellik vasfı taşıyan tabiatın kendisi ya da tabiattaki olaylar hakkında kullanılmamıştır. Oysa tabiat ve tabiattaki olaylar için de sanat kelimesini kullanmak, tanımlardaki ortak noktaya tamamen uygun düşmektedir.[6] 

 

Sanat kelimesi, dilimizde zanaat (aslı: Arapça sınâat) anlamında da kullanılır. Yani, insanlar için gerekli olan maddî şeylerden birinin yapımına dayanan ve el yatkınlığı isteyen işe de sanat denir. "Onun sanatı terziliktir" örneğinde ve "sanat altın bileziktir" atasözünde kullanıldığı gibi.

 

Bir şeyi güzel yapmak için uygulanan kuralların tümüne de sanat denir: "Konuşma sanatı", "öğretmenlik sanatı" örneklerinde olduğu gibi.

 

Bir şey yapmada gösterilen ustalık ve kabiliyete de sanat denir: "Hoşa gitme sanatı" gibi.

 

Sanatı zanaattan ayırmak için bazı sanatlar "güzel sanatlar" terimiyle ifâde edilir. Bu (Batılı) anlayışa göre edebiyat, mimarî, heykeltıraşlık, resim ve gravür güzel sanat kabul edilmiştir. Sonra bunlara müzik ve dans da eklendi.

 

Güzel sanatlar ikiye ayrılır:

1.      Göze hitap eden plastik sanatlar,

2.      Kulağa hitap eden fonetik sanatlar.

 

Resim, heykel ve mimarlık birinci bölümü; edebiyat ve müzik de ikinci bölümü teşkil eder. Bugün bunlara hem göze hem kulağa hitap eden tiyatro ve sinema da ilâve edilir. Dans da güzel sanatlar içinde daha çok göze hitap eder, müziksiz düşünülemediği halde. İş o noktaya geldi ki, bugün operadan baleye, modelistlikten mankenliğe kadar yeni sanat(!) türleri güzel sanat kabul edilmeye, hatta spor gösterilerine katılan figürlere (“artistik” buz dansı, su balesi...) güzel sanat anlayışıyla bakılmaya başlandı.

 

Çok eski dönemlerden beri zanaatlar ve el sanatları da sanatın içinde değerlendirilirdi. Bu hem İslâm âlemi, hem Batı dünyası için geçerlidir. Batıda sanat (art) kelimesi, bugün ona verilen anlamı ancak 19. yüzyılda almış ve sanat kavramı çağlara göre çok değişik mânâlar kazanmıştır. Geçmişte sanat kelimesine basit ve sınırlı bir anlam verilirdi. Bir el işini kusursuz yapabilmek; ustalık ve hüner göstermek bir "sanat"tı. Sanatçı üstün bir işçiydi sadece. Bugün arandığı gibi orijinal bir eser "yaratıcı"sı olma şartı aranmazdı. Zamanla sanat ve sanatçı kelimelerine daha seçkin bir anlam verilmeye başlandı. Değer ölçüleri artık değişmişti. Sanatçı ile usta veya işçi arasında bir fark olduğu belirlendi. İşçi olağan işler yapardı. Sanatçının ise "olağanüstü" bir bilgi veya bir yetenek gerektiren eserler "yaratma"sı gerekiyordu.

 

Bir nesnenin sanat ürünü sayılabilmesi için belirli özellikleri olması gerekir. Bu özelliklerden en önemlisi onun özgün ve tek oluşudur. Yani daha önce başkası tarafından yapılmış bir ürünü taklit ederek ortaya çıkarılan bir nesne güzel olsa da, kişinin kendi duygu ve düşüncelerini yansıtmadığı, yoğun "düşünsel yaratıcılık" sürecinden geçmediği için sanat eseri sayılmaz. Fabrikada seri olarak çok sayıda birbirinin eşi ürünler de sanat eseri değildir. Onun için sanat; düş gücü, yaratıcılık ve yetenek gerektiren bir insan etkinliği olarak tanımlanır.

 

Bu tanımlama ve değerlendirmelerin bir kısmının câhiliyye anlayışının ürünü olduğunu belirtmeye gerek var mı bilmiyorum. "Allah'tan başka tüm ilâhları reddedip Allah’ı birleme"nin pratik hayattaki gereği olarak tevhidi ikame etmemiz ve câhiliyyeyi tüm alanlarda kurum ve kavramlarıyla dışlamamamız için, sanat anlayışını da yakından incelememiz gerekecek.

 
Ahmet Kalkan Külliyatından alıntıdır.

 

 


 


 

« Son Düzenleme: 29 Ocak 2010, 23:16:53 Gönderen: Zeynepder Kültür birimi sorumlusu » Kayıtlı
izy74
Laİlaheİllallah
****

DUÂ: 128
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 978



« Yanıtla #1 : 29 Ocak 2010, 21:59:45 »

Allah Razı Olsun sizden ve Ahmet Kalkan hocamizdan .Rabbim yolundan ayirmasin insAllah  tvhd.
Kayıtlı

Ne ki SEVDA: Hakka sevdalanmadıktan sonra..
Ne ki HAYAT: Hakkı yaşamadıktan sonra..
Ne ki KAVGA: Hak yolunda olmayınca..
Ne ki ÖLÜM: Şehadet vurmayınca...

Elbet bende birgun olecegim
MuSALLi
Süper Moderatör
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 259
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1962


*Zervêşayê Pexmêr*


« Yanıtla #2 : 29 Ocak 2010, 22:28:12 »

Allah Razı Olsun  Byrun
« Son Düzenleme: 20 Nisan 2010, 22:47:33 Gönderen: MusALL! » Kayıtlı

Zeynepder Basın Birimi
Zeynepder Basın Sorumlusu
Laİlaheİllallah
****

DUÂ: 178
Çevrimiçi Çevrimiçi

Mesaj Sayısı: 723



« Yanıtla #3 : 29 Ocak 2010, 23:10:52 »

Evet  konunun altında da belirttiğim gibi Ahmed Kalkan Hocamızın kitabından alıntı.
Kayıtlı
Zeynepder.
AYAĞINI DENK AL İSRAİL,SENİN NÜFÜSUN KADAR BİZİM SOKAKLARIMIZDA GEZEN KÖPEKLERİMİZ VAR!!
Editör
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 340
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2772


ÇOKŞEY BİLMEK NEYE YARAR?HADDİNİ BİLMEDİKTEN SONRA


« Yanıtla #4 : 22 Mart 2010, 02:50:42 »

Müslümanın Sanat Anlayışı  
Hüsrânı, kaos ve kargaşayı toplum her alanda yaşıyor. Bu kargaşadan kavramların da nasibini almaması beklenemez. Toplumu etkileyen kavramlara herkes inancı doğrultusunda anlamlar yüklüyor. Düzeni ve medyayı ellerinde bulunduran güçler kendi inançları doğrultusunda anlam yükledikleri bu kavramların içlerini de yine kendileri dolduruyorlar. Medyanın, çıkmak bilmeyen arsız misâfir gibi evlere girmesiyle birlikte sanat da egemen güçlerin câhilî anlayışları doğrultusunda insanları her geçen gün daha fazla etkiliyor. Aslında Kur'ânî bir kavram olan sanat, günümüzde, müslümanların anlaması gereken özelliklerden çok farklı işleve sahip olmuş durumda. Artık sanat, rûhun güzelliklerinin dışa yansıması olmaktan çıkarılmış; toplumları maddî yönden sömürme, mânevî yönden de uyuşturma görevi almış emperyalizmin cadısıdır. Bu çirkin büyücünün kendisini güzel gösteren maskesinin sırıtan makyajını göremeyen gâfil gençler, yalancı güzelliğine âşık oldukları bu cadının kollarına atılır atılmaz can vermekteler. Şimdi sanat adlı bu cadı, büyüsüyle arkasından koşturduğu gençlerin rûhunu almakla yetinmemekte, bu cinâyetten önce kendi tanrılığına iman ettirip kendine taptırmakta. Bize düşen görev, gücümüzün yettiği oranda, işi ilâhlık taslamaya kadar vardıran bu büyücünün maskesini düşürmek ve çevremizdeki kurbanlarını azaltmak için çalışmak. Bunun da yolu, maskesini takarak onun rolünü oynadığı "gerçek güzel"i insanlara tanıtmaktan geçiyor. Sahtekârlar ne ile kandıracaklarsa, o şeyin gerçeğini hakkıyla tanımayanları kandırabilirler sadece. Gerçeğin apaçık ortaya çıkması gerekir ki sahtekâr bâtıl eriyip yok olsun. İnsanlara gerçek sanatı, gerçek güzelliği tanıtmak için öncelikle sahtekârlara savaş açmamız, onların maskelerini düşürüp çirkinliklerini insanlara göstermemiz gerekiyor. Her şey zıddıyla anlam kazanacağı, hak-bâtıl mücâdelesi her an ve her konumda yaşanacağı için kaçınılmaz bir cephedir bu. Sanatla direkt ilgili kitapların sayısı, sanatın kapsam ve önemine oranla hayli azdır. Bunlar içinde konuyu İslâmî duyarlılıkla ele alanların sayısı ise yok denecek kadardır. Bu eserlerin önemli bir kısmı da gençlerin zor anlayacağı üslûpla ve genellikle de felsefî boyutlardaki yorum ve tartışmalara ağırlık veren tarzdadır. Lise seviyesindeki gençlerin kolaylıkla okuyup anlayabileceği tarzda ve insanımıza sanat şuuru verecek, sanata müslümanca bakabilmenin yollarını gösterecek el kitabı tarzında bir esere ihtiyaçtan yola çıkılarak hazırlandı bu kitap. İnsanımızın önemli bir kesimi duyarlılığını yitirdiğinden sanatın kendisine de olumsuzca yaklaşım ve taassup kendini gösterdi. Sanata tepkide, sanat adına ortada gözüken rezâletin payı büyük olmasına rağmen, bu tavrın yanlışlığı ortadadır. Bazı müslümanlar da tam tersine, câhilî sanatın tuzaklarına kolaylıkla düşebilmekte. O yüzden müslümanlarda sanat bilincinin oluşması, insanımızın gerçek sanatı tanıyabilmesi ve ona yönelmesi gerekmektedir. Olaya tevhid cephesinden müslümanca bakabilmek için Kelime-i Tevhid'deki espriyle konuyu ele almayı uygun gördüm. Önce sanat kavramı ve bunun câhilî anlayışla çarpıtılması, afyon-sanat ve put-sanatın çirkinliklerinin ortaya konması gerekiyordu. Böylece reddedilmesi gereken şey iyice tanınsın ki ilişki tümüyle koparılabilsin. Fıtratın ihtiyacı olan zevk, güzellik ve sanat konusunda bâtıldan temizlenen boşluğu gerçek anlamda doldurması için Allah'ın sanatı ve Allah için sanat gündeme gelsin. Evet, gündem de artık sanat var; buyurun !! (Ahmed Kalkan)
Kayıtlı

veranur
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 372
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1509



« Yanıtla #5 : 22 Mart 2010, 17:59:25 »

Konular birleştirilmiştir.
Kayıtlı


тüм zαliм νє zulüм düzєηlєяiηє " " diуoяuz
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: