Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İnşaALLAH demedi, bakın neler oldu…  (Okunma Sayısı 308 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
คℓρєяєη
Laİlaheİllallah
****

DUÂ: 191
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 593



« : 22 Haziran 2007, 10:24:57 »

Öyle şeyler var ki, kimi zaman insan; “Aman Allah’ım, bize basit gibi gelen, hatta ağız alışkanlığı yapan kimi konular hakikatte ne kadar önemliymiş” demekten kendini alamıyor. Neden bahsettiğimi anlatacağım. Ama önce küçük bir hatırlatmamız var.

Vaktimizi ve sütunlarımızı hep siyasetin günlük keşmekeşi içinde harcayıp gidecek değiliz. Okuyucuların; “Bugüne kadar sizleri o kadar okuduk, işe yarar hiçbir şey öğrenmedik” itabından kurtulmak için de kimi zaman farkındalık oluşturmak gerekiyor. Tıpkı bugün olduğu gibi… Çünkü bir gün bunun da bir hesabı var.

Mesela dil alışkanlığıyla artık söylerken sıradanlaşan kimi sözlerin hakikatte ne anlama geldiği ve neden önemli olduğu konusunda… Bugün sizlere bunlardan sadece “İnşaALLAH ” kelimesinin günlük hayatta kullanılmasının neden önemli olduğunu anlatacağım. Anlatacaklarımı bilenler bugünlük hoş görsünler, ilk kez duyanların da teşekkür etmelerine gerek yok, okuduklarını en az bir kişiyle paylaşmaları bizi daha çok memnun eder. Sabırla okuyun, pişman olmayacaksınız.

Kapılar kapanınca…

Hz. Peygamber (sav) Mekke döneminde İslam’ı tebliğ ederken, Mekke’nin ileri gelenleri de sayıları giderek artan Müslümanlarla nasıl baş edecekleri konusunda çareler düşünmeye başlar. Fakat Hz. Peygamberin tam olarak ne yapmak istediği konusunda kafaları karışıktır. Yine bir gün bu çetin problem hakkında konuşurlarken, Yahudi âlimlere de danışmak üzere bir heyet göndermeye karar verirler. Gönderecekleri iki elçiye; «Onlara Muhammed´den bahsedin, onu tarif edin ve söylediklerini iletin; çünkü onlar ilk kutsal kitaba ina­nıyorlar ve mutlaka peygamberler hakkında bilgileri var­dır. Oysa bizim bu konuda hiçbir bilgimiz yok» derler.

Konu Yahudi âlimlere açılınca, gelen heyete şunları söylerler: “Peygamber olduğunu söyleyen o kişiye şu üç soruyu sorun. Eğer bu sorulara ce­vap verebilirse O Allahın peygamberidir, fakat eğer ce­vap veremezse yalancı ve sahtekârdır.” Yazıyı uzatmamak için bu soruları geçelim.

Heyet Mekke’ye döndüğünde, Kureyşin li­derleri Hz. Peygambere haber göndererek bu üç soruyu sor­ar. Hz. Peygamber: «Yarın size bunların cevabını vereceğim» der. Fakat înşaALLAH  (Allah dilerse)» demeyi unutur. Er­tesi gün Kureyşliler cevap için geldiklerinde onları geri gön­derir. Hz. Peygamber Hz.Cebrail (as) vasıtasıyla Allah’ü Teala’dan bu soruların cevabını beklemektedir. O günden itibaren on beş gün boyunca hiç bir vahy gelmez, Cebrail de hiç yanına uğramaz. Mekkeliler alay etmeye başlarlar. Hz. Peygamber Mekkelilerin alaylarına çok üzülse de yapacak bir şey yoktur. Kendisini normalde hemen her gün ziyaret eden Cebrail de ortalıkta görünmemektedir. En sonunda Cebrail, onu te­selli eden ve üç soruya da cevap veren vahyi getirir. Cebrail bu arada bu uzun bekleyişin sebebini de getirdiği şu ayetle izah eder:

«Hiç bir şey hakkında ´Ben bunu yarın mutlaka yapacağım´ deme. Ancak: «Allah dilerse» (yapacağım de)» (Kehf: 23–24).

Mesele anlaşılır. O günden sonra Hz. Peygamber daha titiz davranır. Mesela Peygamber Efendimiz bir mezarlığa uğradığında, ölüm her bir insan için muhakkak olduğu halde, yukarıda verdiğimiz ayeti kerimeden kaynaklanan ilâhi terbiye gereği, “İnşâALLAH  biz de sizlere kavuşacağız” buyurmuştur.

Aslında o günlerde değişik vesilelerle yaşanan hemen her alandaki tüm benzer olaylar, kıyamete kadar tüm insanlığa örnek olacak birer enstantane bırakmak içindir.

“İnşâALLAH ” kelimesi, “Allah’ü Teâlâ dilerse olur” manasına, bütün işleri Allah’ü Teâlânın dilemesine havale etmek için söylenen sözdür. Dolayısıyla, halk arasında kimi zaman dillendirilen, “Bu iş inşALLAH la maşALLAH la olmaz” ifadeleri yanlış sözlerdir. İşin hem gereği yapılacak, hem de Allah’tan bu konuda yardım istenecektir.

Diğer örnekler…

Kur'an-ı Kerimde; “Biz Süleymanı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Daha sonra o, yine (Rabbine) döndü” buyurulmaktadır. (Sad Süresi, 34)

Fahreddin-i Razi bunu izah ederken şunları söyler:

Süleyman Aleyhisselam, bir gecede, zevcelerinin hepsini dolaşacağını, onların her birinden birer erkek çocuk dünyaya geleceğini, Allah yolunda muharebe edeceklerini söyledi. Fakat inşâALLAH  demeyi unuttu. Sakat bir çocuk dünyaya geldi. Bunu götürüp, babasının tahtına bırakıverdiler. Hz. Peygamber bir Hadis-i Şerifte bundan bahsederken, “Yemin ederim ki, Süleyman Aleyhisselam inşâALLAH  deseydi, dediği gibi olurdu” buyurdu. (Sahihi Buhari)
İbrahim Aleyhisselam oğlu İsmail Aleyhisselamı kurban etmek istediğinde; “Babacığım, sana emredilen ne ise, onu yap! İnşâALLAH  beni sabredicilerden bulursun” dediği Kur'an-ı Kerimde bildirilmektedir. (Saffat Süresi, 102)

Bu örnekleri her birimiz kendi yaşamlarımızdan da çoğaltabiliriz. Örneğin siyasetçisinizdir, Meclis’teki sayısal gücünüze güvenerek yapılması oldukça kolay bir işe kalkmanıza rağmen, rakamların denkleşmeyiverdiğini, işlerin birden nasıl ters gittiğini görüverirsiniz.

Meydanları dolduran kalabalıklar karşısında; “Bu sefer bu iş kesin oldu gibi, ama biz de çok çalıştık canım” derken, her işi evirip çevirenin aslında Allah olduğunu unutuverirsiniz. Hani atalarımızın o bilge kişilikleriyle, “güzelliğine güvenme bir sivilce yeter, malına güvenme bir kıvılcım yeter” dedikleri gibi. Bir anda her şeyin ters yüz olduğunu görüverirsiniz.

Gördünüz mü bak, kimi zaman düşünmeden ağız alışkanlığıyla dilimizin ucundan çıkıp gidiveren bir “İnşaALLAH ” sözcüğünün nelere kadir olduğunu.

İnşaALLAH  ülkemizin işleri rast gider sözü ne iyi gider değil mi bunun üzerine.

Tasalanmak yok…

* Osman Özsoy 
Kayıtlı
MuSALLi
Süper Moderatör
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 259
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1998


*Zervêşayê Pexmêr*


« Yanıtla #1 : 21 Şubat 2011, 03:48:56 »

Adam bir akşam vakti hanımına:
-Yarın yağmur yağarsa evdeyim.Yok eğer yağmazsa tarlaya gidip çift süreceğim demiş.
Hanımı:
-İnşAllah söyle bey inşAllah.
Adam:
-Ne inşAllahı hanım,bunun inşAllahı maşAllahıı mı var.Zira ortada iki seçenek var,bir üçüncüsü yok ki,dedim ya,yağarsa evdeyim,yağmazsa tarladayım, der.
Hasılı hanımı,sen yinede inşAllah de,bakalım sabah ola hayr ola diye,ne kadar ısrar etsede,Adam inadına demez inşAllah.
Neysee,Sabah olur,hava açık ve gayet güzeldir.Bizim ki hazırlanır ve yola çıkar.Derken olan olur.
Şöyleki:
O gece bir cinayet işlenmiş ve her yerde faili aranıyormuş.
Tam o sırada bizimkinin etrafı sarılır ve hiç bir yere gidemezsin derler.
Zira çizilen robot resim onunkinin tıpatıp aynısı.
Her ne kadar ben masumum bu işte bir karışıklık var dese de kar etmez ve içeri alınır.
Sorgu süal derken hasılı sabaha kadar adam ecel terleri döker.
Yorucu,bir o kadar da meşakkatli geçen bir geceden sonra,gelen bir haberle,gerçek failin yakalandığı ve suçsuz olan bu adamın da derhal serbest bırakılması şeklinde anons yapılr.Ve adam serbest bırakılır.

Adam,Başına gelen bunca aksilikten sonra iyice yıkılmış,güç takatı kesilmiş,iki büklüm olmuş bir halde Evinin kapısını çalar.Hanımı,
-KİM O ? diye seslenince,Adam:
-"AÇ KAPIYI AÇ HANIM.İNŞALLAH GELEN BENİM."der.,
Kayıtlı

Zeynepder.
AYAĞINI DENK AL İSRAİL,SENİN NÜFÜSUN KADAR BİZİM SOKAKLARIMIZDA GEZEN KÖPEKLERİMİZ VAR!!
Editör
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 339
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2839


ÇOKŞEY BİLMEK NEYE YARAR?HADDİNİ BİLMEDİKTEN SONRA


« Yanıtla #2 : 21 Şubat 2011, 11:48:19 »

emeğinize sağlık.ibret alınacak güzel bir paylaşım olmuş.Allah razı olsun
Kayıtlı

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: