Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hamza abi ile ropörtaj  (Okunma Sayısı 751 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
bilginur
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 174
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1155



« : 21 Şubat 2009, 14:49:57 »

Hamza abimiz…
Sitemizin kontrol merkezlerinden ve konuya son noktayı koyanlardan…yumuşak üslubu,analizci bakış açısı ve içten duaları Hamza abimizin en belirgin özellikleri..Hamza abimiz ile siteleri,İslam Coğrafyasını,Müslümanları konuştuk..


1) Hamza Abi sizin hakkınızda fazla bilgiye sahip değiliz. Öncelikle Hamza Abimiz neler yapar, hangi işlerle iştigal eder öğrenebilir miyiz ?

Öncelikle Mel’ûn şeytandan ALLAH (c.c.)'a sığınırım. Rahman ve Rahîm olan ALLAH'ın adıyla. Hamd âlemlerin RABB’i olan ALLAH'a, salât ve selâm ise; iki cihan serveri son Rasul Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) Efendimize, âline, ehl-i beyt’ine, ashâbına, şehidlere ve tabiine olsun.

Siz kimsiniz ? sorusuna verilen cevaplar her zaman genel ifadeler ile doludur, çünkü bunlar sadece bireysel detaylardır ve bunların aslında hiçbir ehemmiyeti yoktur. Nüfusu 7 milyara yaklaşan şu koskoca yeryüzünde, yaşamın her anında ALLAH’a kulluk bilinci ile çırpınmaya çalışan bir âcizim. Yaratılan her insanın RABB’isine sözü vardır, yaradanı ile bir anlaşması vardır. Kul; kulluğunu yapacak ki, ALLAH’a ibadet ve itaatte bulunsun, dünyaya geliş amacına ulaşsın. RABBİM bizleri Mü’min olarak yaşatıp ve Mü’minler olarak canlarımızı teslim alsın. Özünde bu âcizin iştigal ettiği işler, çizdiği istikâmet bunlardır.

2) Özellikle son yıllarda teknolojik gelişmelere büyük önem veren dindar kesim "İslami Siteleri" ile sizce amacına ulaşıyor mu ?

Evet, doğrusu İslam adına bir çok portal ve forum mevcut. Ama gerçekte misyonu sadece hayra ve Hakk’a hizmet olanların sayısı çok azınlıkta. Bunların arasında bilinçli ve bilinçsiz bir şekilde İslam’ı çarpıtan, karalayan siteler de mevcut. Hakk ve hakikate, iyiye, doğruya tercüman olan, ALLAH’ın kitabı ve Rasulü’nün çizdiği istikametten sapmayan tüm siteler elbet amacına ulaşacaktır.

3) Zeynepder'i diğer sitelerden ayıran özellikler nelerdir ?
Çizgisi “İbrahim’i bir imân, İsmail’ce bir teslimiyet ve Hacer’ce cehd” olan bir dernek sitesi tabiî ki de diğer sitelerden farklılık gözetir.

Zamanın Zeynepleri; İslam Davasına, ruhuna sahip çıkmış, toplumda unutulmuş bir misyona sahip, Ümmet’in göz nuru olan Muvahhide ve Mücahide Hanımlar topluluğudur. Akîdesi, üstün ahlâkı, haya ve iffeti ile toplumda Müslüman kadının örnek timsâlidir.

İslâmın temel taşı, çekirdeği âiledir. Aileyi bina eden, ayakta tutan, sağlam yapı taşını oluşturan da, Ümmete hayırlı nesiller yetiştirecek olanlar da gerçek Muvahhidelerdir.

İşte ALLAH’ın sınırları çerçevesinde Tevhid-i çizgisinden asla taviz vermeden sosyal hayatta yerini alan Zeynepder Ailesi toplumda; ALLAH’ın hükmünü bütün hüküm ve hâkimiyetlere tercih eden ve hayatını bir bütün olarak vahye göre tanzim ve tasdik ettiren yapısı ile, dini hayatında dejenere etmiş cahiliyeye karşı bir zorunluluk ve sorumluluk yüklenmiştir. Hedefi; ALLAH (c.c.)’ın rızasını kazanmak ve bu amaca hizmet eden çalışmaları organize bir şekilde gerçekleştirmektir.

4) İslam Davasını taşıma adına bir Müslüman’ın zihniyeti ne olmalıdır ?

Zihniyetler, düşünceye şekil ve anlam veren kalıplardır. Vahiy ve sünnete dayalı olmayan tüm bilinç, görüş tarzı, anlayış ve yaşam şeklinin İslam Davasında yeri yoktur. Çünkü vahyin temel muhatabı insandır. İnsan bu kalıplarla; neden yaratıldığını, yaratıcısını, kitabullahı ve pratikte uygulanmış olan peygamberi metodu kavrayacak ve hayatın amacını doğru olarak algılaması mümkün olabilecektir.

Cahiliye yeryüzünde ALLAH’ın egemenliğine, özellikle O (c.c.)’nun uluhiyetine düşmanlık üzere kuruludur. Bu düzen egemenliği insana verir, kimilerini kimilerine RABB’ler yapar. Sadece İslâm düzeninde insanlar birbirlerinin kulları olmaktan kurtulup yalnızca ALLAH’ın kulu olabilirler.

İslâm Davasının hâkimiyeti için çalışan, azmeden her Mü’min şunu iyi bilmelidir ki: Müslümanın Akîdesi imanının gereklerini yaşamak ve yaşatmaktır. Mutlak surette İslâm düşmanları tarafından işkence edilecek ve birtakım zorluklarla karşılaşacaktır. Bu her devirde Muvahhid ve Muvahhide’nin başına gelmiş ve gelecektir ki, sahih bir imânın doğal bir tezâhürüdür. Zirâ İslâm dininin hâkimiyeti için mücadele yolu acı, meşakkat ve işkence ile iç içedir. Dava sahipleri böyle bir durumda sabredip, imânlarında sebat ederek, tam bir şekilde ALLAH’a tevekkül etmelidir. İşte zafer ancak böyle bir sabırdan sonra gelir.

5) Gelelim Ümmete… "Komşusu açken tok yatan bizden değildir" düsturunu benimseyen bir dinin mensubu olmamıza rağmen, yanı başımızda yapılan soykırıma neden Müslüman Ümmetler -somut bir adım atmakta- bu kadar sessiz kalmakta ?

Şu an yeryüzünde nerede savaş varsa, işgal eden ülkeler kafir güçler, işgal edilen ülkelerinde toplumu Müslüman olanlardır. Tabi birde işgal edilen ülkelere ihanet eden işbirlikçileri de unutmamak gerekir.  Yahudi ve Hıristiyan işbirliğine karşı Ümmet paramparçadır. 1,5 Milyar nüfusa sahip Müslümanların utancına karşı zilleti silkeleyen, korku putları dört bir yanı kuşattığında cesaret ve imânı ile ortaya çıkan, ilah edinilmiş modern Nemrud’lara kafa tutan bir topluluk çıkmadıkça böyle kalmaya da devam edecektir.

Gerçekten de Müslümanlar bu öncü topluluğu gördüklerinde kendilerinde olan gücün farkına varıp, imânlarının gerçek potansiyellerini açığa vurabilir ve ALLAH'a olan sevgilerinde ne kadar samimi olduklarını gösterebilirler. Yine Cihad da, imân ve küfrün birbiriyle karışma olasılığını engelleyen en etkili unsurdur. İşte bu mücadelede samimi olan ve ikiyüzlü olanlar net bir şekilde ayırt edilecektir. Bugün Ümmetin mensuplarının büyük çoğunluğu cihaddan uzak durmaktadır. Şunu bâriz bir şekilde görebiliriz ki; Ümmet ne zaman cihadı terk etti, o zaman zelil ve hâkir duruma düşüldü. Sıkıntılarımızın sadece bir tek çözüm yolu vardır, bütün yapmamız gereken de sadece bu doğru yolu izlemektir. Şehid Âlim Dr. Abdullah Yusuf Azzam’ın şu sözleri ne kadar yerindedir:
 
"Din için kanınızı vermekte cimri olmayın ! Eğer ciddi ve samimiyseniz canınızı ve kanınızı, onları başlangıçtan önce size bağışlayan ve sizden satın alan âlemlerin RABBİ'ne takdim edin."

Müslüman halklar sessiz kalmıyorlar hamd olsun. Ama içinde bulundukları rejimleri yıkmadan hiçbir şey yapamayacaklarının da farkında olmaları gerekiyor. Zâlimlerin yüreklerine bir korku, mazlumların gönüllerine umut olmak için küfrün elebaşları ve işbirlikçileri ile mücadele edebilecek bir gücün, İslâmi Devletin olması şarttır.

Gazze Furkan Cihadında gördük ki; Ümmet yapılan soykırım karşısında muâzzam bir şekilde ayağa kalkmış ama elinden gelen sadece kardeşinin temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek olmuştur. Bireysel tüm çabalar bir noktadan sonra ileriye gidememiştir. Müslüman toplumlar gerek yardım dernekleri, gerekse bireysel çabalar ile elinden gelen gayreti göstermiştir. Ama çok net görülmüştür ki, (küfür tek bir güç olarak BM’nin de izniyle) Siyonistler alabildiğine kudurmuş, özellikle başta Mısır ve Suud rejimi olmak üzere sessiz kalan Ortadoğu ülkeleri kardeşlerini ve Filistin Dava’sını resmen satmıştır. Bu şer devletler karşısında savaşabilmek için ancak vahdeti sağlamış bir İslâm Ordusu veyahutta bir İslâm Devleti olması şarttır.     

6) Filistine yapılan saldırılarda sitedeki yorumlarınız, sizinle beraber gözyaşı akıtıyor gibiydi. Bu saldırılar yıllarca ruhunuzda biriktirdiğiniz üzüntünün dışavurumu olabilir mi ?

O günler çok zordu, ben ve benim gibi hissiyât içinde olan tüm kardeşlerimizin de aynı duygularda olduğu apaçık belliydi. Hepimizin sanki gözlerimizden artık yaşlar değil,  kan damlıyordu. Gazze’deki kardeşlerimiz bombalarla vücutları paramparça olurken, fosforla bedenleri yakılırken; bizlerde aynı acıyı onlarla yaşıyor, yüreklerimiz darmadağın, sanki vücutlarımız ateşin şiddetiyle çaresizlikten eriyordu. Onlar açken yeryüzünde Mü’min ve Mü’mineler de yemek yemedi, Filistinli Kardeşlerimiz bomba sesleri ile uykusuz sabahlarken yürekleri onlarla atan biz Müslümanlar 22 gün boyunca uyumayarak gece gündüz RABB’imize nîyaz ettik, secdelerimizi gözyaşı ile ıslattık, orda sabahladık. Ve her gün beni şu âyet yakıp kavurdu:

"Hepiniz toptan ALLAH'ın ipine sımsıkı sarılın, parçalanıp ayrılmayın. ALLAH'ın üzerinizdeki ni’metini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz de O (c.c), kalplerinizi birleştirdi. İşte O (c.c.)'nun ni’meti sayesinde kardeşler oldunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken sizi O (c.c.) kurtardı. İşte ALLAH, âyetlerini size böyle açıklıyor ki, doğru yola eresiniz."   (Ali İmran, 103.Âyet)

Gazze’de yapılan son soykırım dâvanın sadece halkalarından biriydi. Çünkü bu zulüm bundan önce de vardı, böyle giderse bundan sonra da devam edecek. Benim üzüntüm Müslümanım diyen toplulukların yukarıdaki âyete muhalif bir tavır takınmasıdır. Yeryüzünün en ucuz akıtılan kanı Müslümanlarındır ve bunun tek sebebi İslâmi Vahdet’in olmayışıdır. Gariptir ki, bu uğurda kimsenin çalışmaması, Müslümanların birbirlerine sırt çevirmeleri de apâşikar meydandadır.

ALLAH (c.c.) âyetinde açıkça ifade ediyor ki;  Kuran'a ve Sünnet'e sahip çıktığımız, onu hayatımızda uyguladığımız müddetçe aramızda hiçbir anlaşmazlık ve ayrılık olamaz. Mü’minler beşeri sistemlerle donatılmış dünyanın tüm tehditlerine karşı önlemlerini Kur'an ve Sünnet'te aramak zorundadır. Artık âlimlerin ve İslâm Davetçilerinin en büyük görevi vahdeti bir an önce sağlamak olmalıdır, bu benim en büyük gâyemdir, çünkü kafir ve onun hizmetkârları tek bir saftadır. Acı olan Müslümanların saflarını hâlen netleştirememiş olmasıdır.

Vahdet; aynı inancı paylaşmaktır, aynı safta bulunmaktır, aynı akîdeye inanmaktır, aynı duyguları hissetmektir ve hiçbir ihtilafa meydan vermeden aynı şekilde hareket etmektir. Bunun en temel şartı inançta vahdet olan LA İLAHE İLLALLAH düsturunun toplumu oluşturan herkesin kalbinde mütekâmil bir biçimde yerleşmesidir. Bizi birleştirecek olan akîde bağıdır. Bizler yürek ve amellerde Tevhid Akîdesi olmadığı müddetçe âcizler güruhunda olmaya mahkûm kalacağız.

Kayıtlı

Ey RABBim Kur'anı yüreğimin baharı kıl...
bilginur
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 174
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1155



« Yanıtla #1 : 21 Şubat 2009, 14:50:44 »

7) Sizin hep şehadet özlemi içinde olduğunuzu görüyoruz. Şehadetin tanımını yapmanızı istesek nasıl yaparsınız ?

Şehadet hayat pratiğinde yaşamak ve yaşatmak için verilen en yüce mücâdeledir. İmândan sonra en üstün, en güzel ibâdettir. Çünkü o RABB’e teslimiyetin, LAİLAHE İLLALLAH’a yâkinen imânın mutlak bir tezâhürüdür. ALLAH’ın dinini hâkim kılmak için çekilen eziyetler, ızdıraplar, işkenceler netice itibariyle dünya ve içindeki her şeyden daha değerli kârlı bir alışverişi gerçekleştirir. Bu RABB’imizin rızasını kazanmada en sağlam ve en emin yoldur.

ALLAH’ın önceden takdir ettiğinin dışında dünya üzerinde hayır veya şer hiçbir şey gerçekleşemez. Bize gelen hayır veya şer ne varsa, hepsi ALLAH'ın irâdesiyledir.

8) Tevhid mücadelesinde sizi etkileyen en önemli isim ?

Tabiî ki de Seyyidüş-Şüheda Hz. Hamza (r.a.)  O mübarek beni çok etkilemiştir. Kafirlerin kanını donduran, küfrün elebaşlarına karşı Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimizi ALLAH’ın izni ve görevlendirmesi ile koruyup himaye eden; cesareti, gözüpekliği, küffara korku salışı ve en önemlisi Şehidlerin Efendisi olmasıdır beni O (r.a.)’na bağlayan…

RABBİM bana O (r.a.)’nun gibi İslâmı yaşamayı ve paramparça bir vücut ile ölmeyi nasip eylesin. Seni ALLAH için çok seviyorum yâ Abdulmuttalib oğlu Hamza. Kişi sevdiği ile beraberdir, ne olur sende beni ALLAH için sev ve verdiğim sözde duranlardan olmam için duacı ol...

DÜNYA ŞAHİD OLSUN Kİ;  Bu Hamza seni kendine örnek almıştır. Bu âciz; Senin İslâmi hayatın gibi bir hayat, yaşamın gibi bir yaşam, Şehadet'in gibi bir Şehadet ister RABBİNDEN...

Yakın tarihten örnek verecek olursak bir diğer isim ise; Gerçekten çok zeki, cesur, cesaretli bir yiğit olan Şehid Âlim Abdulhalim Sadullayev’dir. O sözünü kimseden esirgemez, gözüpek ve suçluya suçunu yüzüne karşı direkt olarak söyleyerek kararlarını tavizsiz uygulayan bir liderdi. ALLAH şehadetini kabul eylesin…

9) Rasim Özdenören "Söz konusu karanlık tablonun içinde, aynı zamanda alnı secde aydınlığıyla parlayan bir genç insan kuşağının var olduğu görmekteyiz" der. Sizce gelecek nesiller için ümitvâr olabilir miyiz ?

Bu soruya cevap Rasim Abimizin hayatından bir kıssa ile en güzel bir şekilde verilebilir diye düşünüyorum.

Üstad Necip Fazıl Ankara’ya sohbet için gittiği gün, Rasim Özdenören’in evlendiği güne rastlamıştır. Ama Üstad’ın sohbetini kaçırmamak için yazar bu durumunu mazeret kabul etmemiştir. Sohbet geç saatlere kadar devam edince içlerinden biri dayanamayarak; “Üstad’ım izin verseniz, Rasim erken ayrılsa !” deyince herkesi bir tebessüm kuşatır ve açıklama yapılır. “Rasim bugün evlendi de…” Üstad, şefkat dolu bir hayret nidâsı koparır. “Vah evlâdım ! yani bu gece miydi ?” Rasim Özdenören’in bu jesti Üstad’ı öyle duygulandırmıştır ki, sohbetin kalan diğer parçası Üstad’ın Rasim için gıyabî zarif iltifatları ile ihya olmuştur.

İşte Ümmet’i karanlıktan aydınlığa çıkaracak nesil; yukarıdaki örnekte olduğu gibi maddi ve mânevi fedâkarlıkta bulunduğu müddetçe bizler ümitvâr olmaya devam edeceğiz. Gelecek günlerin aydınlığı, şimdiki karanlık tablonun bağrından mutlaka çıkacaktır inşâALLAH…

10) Sizi en çok en çok etkileyen ve hayatınızda çok büyük öneme sahip bir Hadis-i Şerif alabilir miyiz ?

“Eğer dünyanın ALLAH katında sivrisinek kanadı kadar değeri olsaydı, kafire ondan bir yudum su bile içirmezdi.”   (Tirmîzi)

Bu her Müslümanın bilmiş olduğu bir hadis ama anlayabilenler için dünyanın da ne kadar değersiz olduğunun da ispatı. Yeryüzünde atılan her adım, insanı ebedi saadete iletmeli ve insanoğlu hayatını ancak buna göre tanzim etmelidir.

11) Son olarak Zeynepder Ailesine iletmek istediğiniz mesaj ne olur ?

Öncelikle emek verip böylesine zor, çetin ve profesyonelce hazırlanmış soruları sorduğu için Bilginur Bacım’a teşekkür ederim…

Zeynepder Muvahhide Hanımlar çalışmasıdır. Bu sebeple kırmızı çizgilerini net bir şekilde belirlemiş misyonuna zarar verici en ufak bir müsamahaya izin vermemiş ve asla vermeyecektir. Bunu yaparken de Yönetim Kadromuz İslâm Davasına tavizsiz hizmete devam edecektir. Çağın Muvahhid ve Muvahhide’lerinin yapması gereken her konuda imânının gereğini yapması, LÂ dediklerinden de uzak durmasıdır. Bu sitede yönetici vasfıyla bulunmamın en önemli gâyesi bacılarımın bu çizgisinin erkek kardeşlerimiz üzerinde uygulayıcısı, tâkipçisi olmaktır.

Ayrıca Tevhid ve Akâid-i yönden içeriğinde hiçbir sapmaya fırsat vermeden nesillere ulaşacak olan forumdaki tüm bilgiler; Kur’an ve Sünnet’in hayata tatbikini, şu anki kardeşlerimizin yorumları ile daha açıklayıcı, anlaşılabilir olarak geleceğe ışık tutacaktır. Saf ve duru bir istikâmetin Peygamber-i Metod ile olabileceğini anlatabileceğimiz imkânı RABB’imizin bizlere görev olarak verdiğini de görmemiz gerekir. Bu bizim imtihanlarımızdan biridir ve bu forumu hayra çevirecek fırsatlar bizlere sunulmuştur. Faydanın maksimize edilmesi ancak başta yöneticiler olmak üzere bu bilinçle daha aktif ve üretken bir çalışma ile mümkündür. İslâm’ın beşeri sistemlere adaptasyonuna engel olmak, İslâm Davası için elzemdir.

ALLAH (c.c.) indinde getirisi; bizlerin İslâm Kardeşliğimizi pekiştirmemiz, bu sitede açılan her konunun biz âhirete göçsek bile bizden sonraki gelecek nesile bir hayır kapısı açacağını idrak etmemiz gerektiğidir. Çünkü artık insanlar kitap okumuyorlar ve internette aradığı konu ile ilgili yazıları doğru olarak addediyorlar. Bu site gerçekte doğruları haykıran bir site ve bu çizgisinden asla ayrılmayacak. İşte o zaman RABBİMİZ tarafından getirisi, bizim tahminlerimizden daha da çok olacaktır biîznillah…

Son olarak lâyık olamama mahcubiyeti içinde şâhidlik ederim ki; Hamd, âlemlerin RABB’i, Rahmân ve Rahîm, hesap ve ceza (ahiret) gününün mâliki ALLAH’a mahsustur. Yalnız SANA ibadet eder ve yalnız SEN’den yardım dileriz. Bizi doğru yola, kendilerine ni’met verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğramışların ve sapıkların değil...   

ALLAH (c.c.)’ın rahmeti ve bereketi; Tevhid Bayrağı’na giden yolu azimle sürdüren tüm Muvahhide Zeynepder Bacılarımın üzerine olsun. 

B.:Bize zaman ayırdığınız için size teşekkür ederiz.Rabbimiz yüreğinize kuvvet versin..

(AMİN…)
« Son Düzenleme: 21 Şubat 2009, 15:18:14 Gönderen: Ensarullah Kaya » Kayıtlı
Sabiha Ateş Alpat
Yönetici
Laİlaheİllallah
*****

DUÂ: 420
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 604



Site
« Yanıtla #2 : 21 Şubat 2009, 16:43:13 »

Öncelikle Bİlginur kardeşim MaşaAllah!..Sorularınız çok özel ve güzel olmuş..
Ve Hamza Kardeşim de Bu güzel sorulara aynı güzellikle cevap vermiş....



Allah razı olsun...
Kayıtlı
Zeynepder Basın Birimi
Zeynepder Basın Sorumlusu
Laİlaheİllallah
****

DUÂ: 178
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 735



« Yanıtla #3 : 21 Şubat 2009, 17:31:35 »

Öncelikle Bilginur Bacımı profesyonelce hazırladığı röportajları  için tebrik ediyor ve kutluyorum.
Hamza Kardeşime de ALLAH (c.c) tüm dua ve dileklerini kabul etsin diyorum.
Bizde kendisini tanıma fırsatı bulduk, lafda değil icraatte de aynı muvahhidi duruşuyla kendisini ispat etmiş değerli bir kardeşimizdir.
Rabbim kendisinden razı ve hoşnut olsun!!
Kayıtlı
ALİ
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 193
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1574


İyyâke na’büdü ve iyyâke neste’în.


« Yanıtla #4 : 21 Şubat 2009, 17:47:47 »

ALLAH  razı olsun...bilginur ablam gerçekten güzel sorular hazırlamış...ve saygıdeger RAHMAN için çok sevdiğim can abim HAMZA ABİM çok güzel cevaplar vermiş...bizlerin hüseyince dava güdenlerin bir defa değil bir çok defa okunması gerekir bu sorulara verilen cevapları...selametle
 
Kayıtlı

bilginur
La Hukme iLLaLLaH
*****

DUÂ: 174
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1155



« Yanıtla #5 : 23 Şubat 2009, 16:15:21 »

est.Rabbimiz nasip etmeseydi şüphesiz bunlar çıkmazdı..Hamza abimizin cevapları çok güzeldi.ALLAH razı olsun kendinden
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: