ardu-l gazel
Laİlaheİllallah
  
DUÂ: 63
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 767
Dağların sıkletini yüklemişim omzuma..Bu Yük Büyük
|
 |
« : 11 Ekim 2008, 23:30:07 » |
|

MESCİD-İ AKSA KANLI KALMAZ
Bilmek gerekir ki, İslam’ın kutsal topraklarının yeniden İslami kimliğine kavuşturulması için verilen mücadele de kutsaldır.
Ortada bir gayri meşru işgal ve gasp bir de bu işgal ve gaspe karşı meşru hakların geri alınması gayesiyle yürütülen mücadele var.
KUTSALIMIZIN KUTSALLIĞINA SAHİP ÇIKALIM lailahe;
HER NE KADAR SADECE HABERLERLEDE OLSA AKSAMIZDAN HEP HABERDAR OLALIM; lailahe
HABERDAR OLALIMKİ;
AKSA yı GÜNDEMimize KOYALIM;koyalım ki onunla olup,ONA sahip çıkalım; lailahe
zira;;
İŞGALCİ İSRAİL MESCİDİ AKSANIN ALTINI KAZIP ONU ÇÖKERTMEYE ÇALIŞMAKTAN SONRA HAREM-İ ŞERİF ALANINA SİNAGOG
(musevilerin ibadet ettikleri yer)YAPIYOR.İNŞAA ÇALIŞMASI BAŞLADI HZ.MUHAMMED İLK KIBLEMİZİ DÜŞMANA TESLİM EDEN
MÜSLÜMANLARA HAKKINI HELAL EDECEKMİ ??! 
HZ.MUHAMMED İLK KIBLEMİZİ DÜŞMANA TESLİM EDEN MÜSLÜMANLARA HAKKINI HELAL EDECEKMİ ??!
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
[size][/URL] Üzülme ey çocuk sende büyüyeceksinİnanç ,sabır ,umut yolunda yürüyeceksin...
|
|
|
ardu-l gazel
Laİlaheİllallah
  
DUÂ: 63
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 767
Dağların sıkletini yüklemişim omzuma..Bu Yük Büyük
|
 |
« Yanıtla #1 : 11 Ekim 2008, 23:40:21 » |
|
Siyonist Askerler Mescidi Aksa'da İçki İçiyor Çarşamba, 08 Ekim 2008 1948 yılında işgal edilmiş topraklardaki İslami Hareket lideri Şeyh Raid Salah, Siyonist işgal askerlerinin mübarek Mescid-i Aksa’nın içinde içki içtiklerini ve haramlar işlediklerini belirterek, Mescid’in altında tünel kazıldığını, civarında Havra yapılmaya başlandığını, Filistinlilerin evlerinin gasp edildiğini ve burada yeni bir Yahudi müzesinin kurulduğunu ifade etti. Şeyh Salah dün (07 Ekim Salı) yaptığı basın açıklamasında, Siyonist askerlerin caminin mukaddes oluşunu ve Müslümanların duygularını hiçe sayarak Mescid-i Aksa’nın içinde içki içtiklerini ve haramlar işlediklerini ifade etti.  Şeyh Salah, Yahudilerin Mescid-i Aksa’nın bölümlerini oluşturan Burak Mescidi, Mervani Namazgahı ile Kubbeli Kıble Mescidi’ne el koymak için burada dünyanın en büyük havrasını yapmak istediklerini, burada İslam’a ait bütün izleri silmeye çalıştıklarını ve Müslüman mezarlıkları yıktıklarını da sözlerine ekledi. Siyonistlerin Mescid-i Aksa’yı onarmak için ortaya konan bütün çabaları engellediğini de belirten Şeyh Salah, Kudüs’teki Mescid-i Aksa ile diğer mescit ve evleri korumak için uluslararası bir fon oluşturulmasını istedi. Şeyh Salah daha önce yaptığı basın açıklamasında ise, Kudüs şehriyle bu şehrin içindeki tehlikelerin bertaraf edilmesi için İsrail’in tamamıyla ortadan kaldırılması gerektiğini, Siyonist işgal devletinin varlığı sürdürdükçe, Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın tehlike içinde olmaya devam edeceğini ifade etmişti. FilistinEnformasyonMerkezi [/b] [/color]
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
|
ardu-l gazel
Laİlaheİllallah
  
DUÂ: 63
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 767
Dağların sıkletini yüklemişim omzuma..Bu Yük Büyük
|
 |
« Yanıtla #3 : 13 Kasım 2008, 15:13:49 » |
|
gencin suçu! İsrail üniversitesinde eğitim gören Filistinli Baher, 'çocuk katili' dediği Perez'in elini sıkmayı reddettiği için tutuklandı. ________________________________________
Hebrew Üniversitesi Arap Öğrenci Derneği Başkanı Ali Baher, üniversiteyi ziyaret eden İsrail
Cumhurbaşkanı Şimon Perez'in elini sıkmak istemeyince polis tarafından tutuklandı.
Filistinli üniversite öğrencisi Ali Baher, pazar günü üniversiteyi ziyaret eden Perez'i cesur bir şekilde
protesto ederek "çocuk katili" diye haykırdı. Perezin uzattığı eli de sıkmayı reddeden Filistinli genç üç saat
sonra da bu sebeple tutuklandı.
Üniversite disiplin komitesinin toplanıp hakkında karar almasına kadar Ali Baher'in üniversite kimlik kartı
da elinden alındı. Olaydan sonra açıklama yapan Baher adeta sivil direniş dersi veriri gibiydi, "İstemediğim
kişilerin ellerini sıkmama hakkına sahibim" ifadesini kullandı.
İsrail'de Arap Azınlık Hakları Yasal Merkezi Adalah sözcüsü de, İsrail'de ifade ve konuşma konuşma
özgürlüğü bulunduğunu hatırlatarak, Baher'in öğrenci olarak üniversiteye dönmesine izin verilmesi
gerektiğini söyledi.
Perez, hazine ile bütçe tartışmaları sebebiyle haftalarca grevin hüküm sürdüğü Kudüs Hebrew
Üniversitesi'ni dün ziyaret etmişti. İsrail cumhurbaşkanı üniversite ziyareti sırasında bahçeyi gezmiş,
kütüphaneye gitmiş ve bazı öğrencilerle biraraya gelmişti. dunyabulteni
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
bilginur
|
 |
« Yanıtla #4 : 13 Kasım 2008, 15:20:34 » |
|
maşALLAH.. kardeşimizi tebrik ederiz bu cesur hareketinden dolayı..umarız her müslüman zalimlerin karşısında vakarlı ve cesur duruşlarınız bozmazlar..
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Ey RABBim Kur'anı yüreğimin baharı kıl...
|
|
|
necmüssegıb
Bismillah
DUÂ: 9
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 56
"Şüphesiz ALLAH her şeye kadirdir."
|
 |
« Yanıtla #5 : 13 Kasım 2008, 22:02:06 » |
|
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
حيتي كله لله
|
|
|
ardu-l gazel
Laİlaheİllallah
  
DUÂ: 63
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 767
Dağların sıkletini yüklemişim omzuma..Bu Yük Büyük
|
 |
« Yanıtla #6 : 14 Kasım 2008, 13:00:01 » |
|
Gazze Karanlıkta!
İsrail'in sınır kapılarını kapatması üzerine Gazze karanlıklara büründü. Dün sadece bazı bölgelerde
yaşanan elektirik kesintisi, bugün akşam saatlerinde Gazze'nin her alanını kuşattı.
Ambargoya Karşı Halk Komitesi Başkanı Cemal Hudari, Saat 18:45'de Gazze'de düzenlediği basın
toplantısında İsrail'in Filistin halkına karşı işlediği toplu katlima karşı İslam ve Arap ülkerine seslenerek,
Filistin halkı ile dayanışma içerisinde olmak için caddelere inmelerini, sivil protesto eylemleri
düzenlemelerini istedi.
İsrail'in son saldırıları ile Filistin halkıyla dayanışma içerisinde olmak, Gazze ambargosunu delmek için
gemi ile Gazze'ye gelenlere "Bütün gayretlerinizin hiçbir faydası olmayacak" mesajını iletmek olduğunu
söyledi.
Buna ilave olarak Hudari, İsrail'in her türlü baskılarına rağmen zafer kazanacaklarına işaretle "Her kim
sabreder ve direnirse sonunda zafer kazanacaktır Gazze kazanacak, Gazze zafer kazanacak. İşgalci
yenilecek. Ambargo son bulacak. Gazze'nin çocuklarını, kadınlarını ve yaşlılarını görüyorsunuz. Onlar
bugün izzetli ve şerefli bir duruş sergilemekteler. Müslümanlar ve Araplar neyi bekliyorlar. Şimdi caddelere
çıkmaları gerekiyor. Ambargo altındaki Filistin halkı ile dayanışma içerisinde olmaları gerekiyor" dedi.
Hudari, gerekli yakıtın gelmemesi halinde, ekmek fabrikalarının da işlevsiz hale geleceği uyarısında
bulundu.
Hudari “Siyonist işgal yönetimi, gereken yakıtın girişine izin vermezse elektrik üretim santrali bu akşam
saat 18:30’da tamamıyla duracak” demişti.
Gazze’deki santralin haftalık 3.5 ton yakıta ihtiyacı olduğnu belirten Hudari bu güne kadar ihtiyaç duyulan
miktarda yakıtın gelmemesinden dolayı santralin kapanmak zorunda kaldığını söyledi. Buna ilave olarak
Hudari, sınır kapılarının açılması ve gereken yakıtın içeri girmesi için yaptıkları tüm girişimlerin sonuçsuz
kaldığını söyledi.
Elektrik santralinin tamamen durması halinde büyük bir insani felaket ile karşı karşıya kalacaklarını
kaydeden Hudari, bir buçuk yıldan beri Siyonistlerin barbar kuşatmasına maruz kalan Gazze’deki hayatın
her alanına ölümcü darbe indireceğini belirtti. Hudari, santralin durması ile birlikte kan bankası, hastane
içerisindeki yoğun bakım dahil tüm ünitelerin işlevsiz hale geleceğini, elektiriklerin kesilmesi ile şehrin atık
su sisteminin de tamamen duracağını, şehirdeki sağlık problemlerinin artıracağını ifade etti.
İsrail’e baskı yapılmaması halinde Gazze halkının ciddi sorunlarla karşı karşıya kalacağını dile getirdi.
isra haber / foto: islamigundem
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 14 Kasım 2008, 13:15:12 Gönderen: ardu-l gazel »
|
Kayıtlı
|
|
|
|
ardu-l gazel
Laİlaheİllallah
  
DUÂ: 63
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 767
Dağların sıkletini yüklemişim omzuma..Bu Yük Büyük
|
 |
« Yanıtla #7 : 14 Kasım 2008, 13:01:56 » |
|
AHMET VAROL dan
Bir Çağrı
Siyonist işgal devleti kasıtlı bir saldırı düzenlemek suretiyle ateşkesi tek taraflı bozdu. Ardından da Filistinlilerin kendilerini savunma
imkânlarını daraltmak amacıyla Gazze’ye ihtiyaç malzemeleri taşıyan kapıların tümünü kesintisiz bir şekilde kapatmaya başladı.
Bu yüzden elektrik üreten santrallerde kullanılacak yakıtların bile girmesine engel olmaya başladı. Kesintisiz bir şekilde devam eden
bu engelleme yüzünden santrallerin depolarında bulunan yakıtların tamamen bitmesi yüzünden elektrikler kesilmeye başladı. Bu
kesinti ekmek fırınlarından hastanelere kadar birçok insanî hizmet ve zorunlu ihtiyaç kuruluşunu faaliyetlerini durdurmaya zorladı.
Siyonist rejime böyle bir vahşet sergileme cesareti veren en önemli etken dünyanın ve özellikle de İslâm dünyasının suskunluğudur.
Batılılar Gazze’ye uygulanan ambargoyu yarmak amacıyla Kıbrıs’tan gemiler çıkarırken Müslüman halklara, İslâm âlemindeki sivil
kuruluşlara hâlâ cesaret gelmedi.
En azından son yakıt kesintisi karşısında suskunluğu sona erdirmek ve harekete geçmek gerekiyor. İşgalci Siyonist devletin
böylesine bir vahşet sergileyebilmesi tüm insanlık adına utançtır. Bu vahşeti sadece ekranlardan seyretmekle veya gazetelerden
okumakla yetinip sessiz kalmamız da Müslümanlar olarak bizim adımıza büyük bir ayıptır.
Mısır’daki kukla rejimin işgal devleti hesabına Rafah sınır kapısında gardiyanlık yapmaya devam etmesi Müslüman toplumların
başlarındaki kukla zulüm rejimlerine karşı “Artık Yeter!” seslerini biraz daha gür bir şekilde çıkarmaları ve sonuç alıncaya kadar da
caddeleri yankılandırmaya devam etmeleri gerektiğini gösteriyor. Siyonist işgalcilere ve onların bekçiliğini yapan işbirlikçi
zalimlere “Artık Yeter” demeli, imanî ve insanî duyarlılığımızı gür bir şekilde ortaya koyabilmeliyiz.
Batı’daki insanî duyarlılık sahipleri zulüm, ambargo ve kuşatma altında ezilen kardeşlerimize el uzatırken bizim onların
faaliyetlerinden çıkacak sonuçları beklememiz, gelişmeleri sadece izlemekle kalmamız hatta bazen o kadarını bile yapma zahmetinde
bulunmayışımız bizim için bir ayıp değil midir?
Bizim de insanî kuruluşlarımız var. Türkiye’nin her tarafına yayılmış sivil toplum kuruluşlarımız, yardım organizasyonlarımız var. Ama
koordinasyon eksikliğinden kaynaklanan sıkıntıyı yaşıyoruz ve herkes başkalarından bir şeyler bekliyor.
Biz de buradan bir çağrı yöneltiyor ve diyoruz ki: Gelin bir şeyler yapalım. Siyonist zalim aslında korkak ve güçsüzdür.
Müslümanların korkak ve etkisiz hâle getirilmiş olmaları onları bu derece cüretkâr kılabiliyor. İzzetimizi başkalarının bize lütfetmesini
beklersek çok beklemek zorunda kalırız. Ama onu kendi elimizle almak için yeterince gücümüzün olduğunu görürsek zalimlerin
korkaklığını da fark edeceğiz.
DIZI YAZIMIZA BIR HAŞIYE
Gazetemizde 4-8 Kasım tarihleri arasında yayınlanan dizi yazımızla ilgili olarak Türkiye’deki Caferi cemaatten Kemal Kemahlı
kardeşimizin bir eleştirel açıklaması ulaştı. Kemal bey ayrıca telefonla arayarak görüşlerini iletti. Yine Türkiye’deki Caferi cemaatin
ileri gelenlerinden Huccetu’l-İslâm Kadir Akaras Bey gazetemize gelerek ziyarette bulundu.
Sayın Kadir Akaras’a ziyaretimizde bulunma nezaketinden ve kardeşlik çerçevesinde düşüncelerini iletmesinden dolayı, Kemal
Kemahlı’ya da tamamen saygı sınırları içinde yazdığı yazısından dolayı teşekkür ediyorum. Her ikisinden de istifade ettiğimizi başta
belirtelim. Kemahlı’nın yazısı uzun olduğundan gazetemizin okuyucu köşesinde yayınlanması imkânı yoktu. Ayrıca yazıda dile getirilen
bazı hususlara bizim de açıklık getirmemiz gerektiğinden daha da uzayacaktı. O yüzden diziyi okumuş tüm okuyucularımıza
iletilmesini gerekli gördüğümüz bazı düzeltmeleri özet halinde vermek zorunda olduğumuzu kardeşlerimize söylediğimizden, kendileri
de uygun bulduğundan anlayışla karşılanmasını rica ediyoruz.
En başta şunu ifade edelim ki bizim dosyamız Şiaya bir cevap değildir. Prof. Karadavi’nin açıklamaları çerçevesinde ortaya çıkan
tartışmalara dair yorum ve değerlendirmedir. Dolayısıyla dikkat edilirse dosyamızda mezhebi ihtilaflarla ilgili konulara girmemeye
çalıştığımız gibi ele aldığımız görüş ve değerlendirmelerin sahipleri arasında Sünni cemaate mensup olanların sayısı belki Şii cemaate
mensup olanlardan fazladır.
Kardeşlerimiz Mehr Ajansının yayınladığı yorumu kendilerinin de tasvip etmediklerini ve bu konuda eleştirilerini söz konusu ajansa
ilettiklerini söylediler.
“Nasıl Hidayete Erdim?” diye tercüme edilen kitapta hidayetle kastedilenin, dalaletten hidayete erme değil Taha suresinin 82.
âyetindeki “Summe’hteda” ibaresine Şii müfessirlerin verdiği anlam olduğunu, Şii müfessirlerin burada “summe’hteda (sonra
hidayete erdi)” ibaresine “ehli beytin velayetini kabul etti” anlamı yüklediklerini ifade ettiler. Dolayısıyla Sünni itikadının dalalet olarak
görülmesinin söz konusu olmadığını dile getirdiler. Biz kendilerine sorunun sadece isimden ve bu kitaptan değil, aynı zamanda
içerikten ve daha başka kitaplardan da kaynaklandığını ilettik. Kendileri de içerikte ehlisünnete yöneltilen eleştirinin onun çizgisini
dalalet olarak görme şeklinde algılanamayacağını söylediler. Biz de Şiilerin literatürünü oluşturan kaynaklarındaki bazı hükümleri de
bu eleştirilerle yan yana koyduğumuzda, bu kitapların basılıp dağıtılmasının ümmetin vahdeti açısından olumlu sonuç vermeyeceği
konusundaki görüşümüzü zikrederek kardeşlerimizin düzeltmelerini de aynen aktarıyoruz.
Zikredilen kitabın siparişle yazılmış olması ihtimalinin bir önyargı olduğunu, kitabın yazılmasının tamamen müellifin kendi kararı
olduğunu söylediler, biz de aktarıyoruz.
Kardeşlerimiz, mezhebi propagandaların arkasında İran desteği olduğu iddiasının kendilerini de töhmet altına soktuğunu ve bu
töhmeti kabul etmediklerini söylediler. Biz de aynen aktarıyoruz.
Sahabeye hakareti kendilerinin de tasvip etmediklerini ve haram olduğuna inandıklarını söylediler. Bu husus bizim yazımızda da
veriliyor. Burada bir tekrar olarak aktarıyoruz. Aynı zamanda sahabenin saygınlığına karşı sorumsuz davrananlara da bir duyuru olur
inşALLAH. Sahabe hakkında dile getirdikleri diğer hususlar bizim yazımızda geçmeyen konularla ilgili olduğundan ve bizim de
tavzihatımızı gerektirdiğinden bu kadarının aktarılmasını yeterli buluyoruz.
Yazının kalan kısmının önemli bir bölümü ümmetin vahdeti konusunda bizim de vurguladığımız hususların tekidi niteliğindedir. Diğer
bölümleri ise ayrıntıya dair, tafsilatlı ve bizim de tavzihatımızı gerektiren nitelikte olduğundan aktarılmasını gerekli görmedik.
Konu hakkında muhtelif eleştiri ve tepkiler yayınlandı. Biz cevap ve tahlil hakkımızı kullandık. Kardeşlerimizden gelen düzeltmelerden
iletilmesini zorunlu gördüklerimizi de okuyucularımıza aktarmış olduk. Dolayısıyla kendi açımızdan tartışmayı sonuçlandırıyor,
çabaları ümmet ve kardeşlik bilincinin güçlendirilmesi cihetine yönlendirmeyi daha elzem bulduğumuzu belirterek meseleyi noktalıyoruz
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 14 Kasım 2008, 13:09:00 Gönderen: ardu-l gazel »
|
Kayıtlı
|
|
|
|
ardu-l gazel
Laİlaheİllallah
  
DUÂ: 63
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 767
Dağların sıkletini yüklemişim omzuma..Bu Yük Büyük
|
 |
« Yanıtla #8 : 14 Kasım 2008, 13:12:17 » |
|
GAZZE'den ÜMMET'e ÇAĞRI.
GAZZE KARANLIKTA!NEYİ BEKLİYORSUNUZ??SOKAĞA İNİN!
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
ardu-l gazel
Laİlaheİllallah
  
DUÂ: 63
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 767
Dağların sıkletini yüklemişim omzuma..Bu Yük Büyük
|
 |
« Yanıtla #9 : 15 Kasım 2008, 17:19:26 » |
|
"Dinler Arası Diyalog, Müslüman Gençlere Zilleti Aşılamakta" Cumartesi, 15 Kasım 2008 Halk Direniş Komiteleri sözcüsü Ebu Mücahid, diler arası diyalog konferansının müslümanlardaki cihad ruhunu öldürmeyi hedeflediğini söyledi.
Halk Direniş Komiteler resmi sözcüsü Ebu Mücahid, BM’in Newyork’daki binasında düzenlenen Dinler Arası Diyalog konferansının amacının siyonistler ile müslümanlar arasındaki ilişkileri normalleştirmeyi hedeflediğini, bunun dışında açıklanan düzenlenme gerekçelerinin gerçeği yanıtmadığını söyledi.
Ebu Mücahid, Dinler Arası Diyalog adı aldınta yapılan konuşmaların, Filistin, Irak ve Afganistan’daki müslümanlardaki cihad ruhunu öldürmeyi, müslüman gençlerin kalbine zilleti aşılamayı hedeflediği belirtti.
Ebu Mücahid: “Siyonist Mossad’ın yılanı Tzipi Livni’nin mescide teşvik ve İslam toplumundaki yerine değinen konuşması, Dinler Arası Diyalogun İslam dini ve İslam toplumunun kültürü üzerindeki tehlikeye işaret etmektedir” diye konuştu.
İslam dininin hoşgörülü ve vasat bir din olduğunu savunan Ebu Mücahid, istişhad, cihad ve ümmetin sahip olduğu diğer güç kaynaklarını, dinler arası diyalog gibi konferanslarla tasfiye etmek isteyenlerin başarısız olacağını ifade etti.
isra haber
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 15 Kasım 2008, 17:33:08 Gönderen: ardu-l gazel »
|
Kayıtlı
|
|
|
|
ardu-l gazel
Laİlaheİllallah
  
DUÂ: 63
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 767
Dağların sıkletini yüklemişim omzuma..Bu Yük Büyük
|
 |
« Yanıtla #10 : 15 Kasım 2008, 23:05:11 » |
|
İşgalcilerden Filistinliye İşkence İşgalci İsraillilerin Filistinlelere yaptıkları işkenceyi gözler
önüne seren bir görüntü daha yayınlandı. İşte, gözleri bağlı Filistinli esire yapılan sözlü işkenceyi kanıtlayan
görüntüler...
Gözleri bağlanan Filistinli esir, İsrailli bir askerin söylediklerini tekrarlıyor.
Esire, Golani piyade tugayının ona yapacakları ve cinsel içerikli sözcükler tekrarlatılıyor.
Görüntüler İsrail'de Kanal 10 adlı televizyonda yayınlandı.
Haberde videoyu Golani birliklerinin kendilerini eğlendirmek için filme aldığı ifade edildi. Ancak olayın
nerede geçtiği belirtilmedi.
İsrail ordusu bu görüntülerin yayınlanması üzerine soruşturma başlattığını açıkladı. Ancak İsrail merkezli
insan hakları grubuna göre bu yeterli değil:
"Son birkaç aydır Filistinli yerleşimcilere karşı saldırıların arttığını görüyoruz. Yargı merciileri Filistinlileri bu
saldırılardan koruyamıyor. Filistinlilere zarar verildiği için yapılan çok az suçlama ve yürütülen çok az
soruşturma var."
Kaynak:
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|