"Onlar ALLAH'ı bırakıp hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu İsa'yı, ilah edindiler. Oysa onlarda ancak bir olan ilaha ibadet etmekle emrolunmuşlardı. Ondan başka ibadete layık ilah yoktur. O, onların şirk koştukları şeylerden münezzehdir."
(Tevbe Sûresi, 9/31)
BİR HADİS
Ebü Rukayye Temîm İbni Evs ed-Darî radıyallahu anh' den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem :
"Din nasihattir" buyurdu. Biz kendisine:
- Kimin için nasihattir? dedik. Peygamber Efendimiz:
- "Allah, Kitabı, Resulü, mü'minlerin yöneticileri ve tüm müslümanlar için nasihattir" buyurdu.[1]
Siyer konusunda titiz çalışmalarıyla bilinen Hüseyin ALAN'ın Hz. Peygamber Öncesi Mekke ve Arabistan - Siyerin Gölgesinde 1adlı kitabı Beyan Yayınları aracılığıyla okuyucularıyla buluşuyor.
Hz Muhammed’in(a.s.) bütün insanlara müjdeci ve uyarıcı olarak gönderildiği (Sebe 28) Kur’ani gerçeği günümüzde ehemmiyetini kaybetmiş görünmektedir. SİYERİN GÖLGESİNDE, Hz. Muhammed’in (as) mücadelesinin hedef yöntem ve temel düşünceleri açısından doğru anlaşılmasının önemine işaret ediyor.
Modern dönemin etkisiyle Allah ile kul arasındaki ilişkiye ve vicdana sıkıştırılmaya çalışılan, din algısına karşı duran dindarlık; şimdi de farklı bir bataklığa sürüklenmiştir. Kendisi; anlama-yorumlama potansiyeli; modern akıl yapısı, gelenek ve “Kur’an okumaları” döngüsü içerisinde bocalayıp durmakta yolunu bulamamaktadır. Bu durumun dünyada ona izzet kazandırmadığı açıktır; ahretini kazananlardan olacağa da benzememektedir.
SİYERİN GÖLGESİNDE, bu günkü İslami anlayış ve mücadelenin kendisini, yöntemlerini ve amacını Hz. Peygamber'in örnekliğinde düşünme ihtiyacına cevap mahiyetinde değerlendirilmelidir.
Hz. Peygamber’in (a.s.) yaşadığı ortamı doğru tanıyıp-tanımlayamama, onun karşıtlarının düşmanlık sebeplerini doğru tespit edememe, İslamın anlamının iyice karmaşık hale geldiği-getirildiği bu dönemde bir vakıadır. Hz. Peygamber'in Mekke’de kendi toplumuyla kıyasıya bir çarpışma durumuna gelişinin sebebini kavrayamama birçok çarpık bakış üretmekle beraber sahih olmayan bir cahiliye-öteki algısına da sebep olmuştur. Dolayısıyla sahih olmayan bir İslam algısı, sahih olmayan bir cahiliye algısını üretip beslemektedir. Gelenekten gelen çarpık peygamber telakkisi de durumun tuzu biberi olmuştur. Bu “İslami mücadele” başlığı altında ortaya konan performansların şaşkınlığını bir nebze de olsa izah etmektedir.
SİYERİN GÖLGESİNDE bu eksikliği giderme, dikkatleri bu noktaya çekme açısından günümüz ilgilisine ciddi bir katkı sağlayacağı kanısındayız.
ÖzgünYürüyüş
Yazarımız Hüseyin ALAN'ın SİYERİN GÖLGESİNDE 1 kitabını temin etmek için BURAYI TIKLAYINIZ