Farz kılındı umulur ki takva sahibi olursunuz. Oruç takvayı kazanmak için  bir vesile. Arınmak için bir imkân. Temizlenmek için  bir fırsat. İslâm da  bütün ibadetler manevi mesajlar içerir. Şekilsel değildir. Fıkıh boyutundan ayrı olarak,  manâ boyutu derin anlamlar ihtiva eder.

Oruç ibadeti de bunlardan biri. Bilindiği üzere zahiren ramazan ayında, imsak ile gün batımı arasında  yeme içme vb bir takım ihtiyaçlardan uzak durmakla ifa edilen oruç, manâ olarak aç kalmak ve mideyi dinlendirmek değildir. Oruç, nefsi  yemekten alıkoyduğu gibi nefsin diğer isteklerini de doğru yönlendirmektir. Peygamber (SAV), tuttuğu orucun, kendisini Ramazan ayında da, diğer aylarda da bütün haram davranışlardan alıkoyamadığı kimseler hakkında şöyle diyor:«Nice oruç tutanlar vardır ki, tuttukları oruçtan kendileri için açlık ve susuzluktan başka bir şey yoktur». Diğer bir hadisi şerif şöyledir; “Oruç tutan bir kimse, yalan söylemeyi ve yalanla iş görmeyi bırakmazsa, Allah’ın onun yemesini, içmesini bırakmasına ihtiyacı yoktur.” (Buhârî, İlim, 30, Savm, 8).

Örnek ve önderimiz olan Peygamberimiz (sav)'in  ramazanı nasıl değerlendirdiğini bilmek, ramazanda bidatlerden uzak, ibadetimizi ifa etmemize vesile olacaktır.

Diğer taraftan :«Nice oruç tutanlar vardır ki, tuttukları oruçtan kendileri için açlık ve susuzluktan başka bir şey yoktur». Bu  ifadenin muhatabı olmamak için, orucun manevi mesajlarına dikkat kesmek zorundayız

1: AYETTE BELİRTİLDİĞİ ÜZERE ORUÇ TAKVA VESİLESİDİR...

Nefsi arındırır. Oruç tutan gizlide dahi olsa orucu bozan durumlardan uzak durur ve bu durum, insanı gizli ve açık Allah'tan korkmaya sevk eder. İradeyi sağlamlaştırır ve insana, diğer günahlara karşı dirayet kazandırır.

2: ORUÇ İNSANA SABIR KAZANDIRIR...

Resulullah (sav): "Oruç sabrın yarısıdır." diye buyurmuştur.

Nefsin isteklerine dur demeyi öğretir. Heva ve hevesleri Allah'ın dilediği vakitte ve dilediği gibi yerine getirmeyi öğretir.

 

3:ORUÇ ŞEHVET VE ARZUNUN KESKİNLİĞİNİ KIRAR...

Şehvetin kişi üzerindeki etkisini kırar. Bunun sonucunda insan itidalini kazanır ve tabii ve normal bir karaktere sahip olur. Nitekim Peygamber (s.a.) evlenmesi mümkün olmayan kimseler için, orucu tavsiye ederken yine Hz. Peygamber Nesaî'nin Muaz'dan (r.a) yaptığı rivayete göre: "Oruç bir kalkandır." diye buyurmaktadır. Yani masiyetlerden, günahlardan korur.

 

4- ORUÇ KİŞİYİ HASSAS VE DUYARLI YAPAR...

 

Şefkat ve merhamet hislerini kuvvetlendirir. Çünkü kişi acıktığı vakit yiyecek bir şey bulamayan yoksulları hatırlar, bu ise o kimseyi onları gözetmeye iter.

 

5- İNSANIN BÜNYESİNİ YENİLER...

 

Sağlığına katkıda bulunur, vücudu zararlı yağlanmalardan korur, adeleleri rahatlatır. Bir işe karar verdiği zaman, kendisini başka işlerle meşgul etmeksizin, işine zihnini teksif ettiği vakit hafızayı güçlendirir. Ve daha sayamayacağımız bir çok hikmeti içinde barındıran oruç ibadeti, bu özellikleri kazandırması için nasıl tutulmalıdır?

 

Alimler orucu üç derece  olarak değerlendirmişlerdir.

 

1: AVAMIN ORUCU

 

İlmi olmayan, cahil tabakayı ifade eden bir terimdir "Avam". Bunlar yeme, içme ve nefsi bir takım özel isteklerden, alıkoymakla oruç tutarlar.

 

 

2: HAVASIN ORUCU

İlmi olan, ilmin hikmetlerine vakıf kimseleri ifade eden bir terim. Bunların gözü, kulağı, elleri ve diğer azaları da, mide ile birlikte oruç tutar.

 

 3: SEÇKİN İNSANLARIN ORUCU

Bunlar takva olarak üstün olan kimselerdir. Salih ve sadıklardır bunlar. Kalplerine bile oruç tuttururlar. Kalpleri Allah'tan başkasıyla meşgul olduğunda,  manen huzursuz olurlar.

Allah (cc) Kuran'ı kerimde şöyle buyurmuştur " Allah'tan korkmanın hakkını verin" (Al-i imran:102).

 Ve yine;

"Onlar (kuranı okurken" tilavetin hakkını vererek okurlar"(Bakara:121).

ve başka bir ayet;

"Cihadın hakkını verin" (Hac:78) Buyrulmuştur.

Oruca hakkını verebilmek için, dikkat edilmesi gereken hususları şöyle sıralamak mümkündür;

1). GÖZLERİ KORUMAK

Oruç azaların Allah'a teslimiyetini ifade eder. Mide itaat ederken, gözün isyan etmesi organların birbirleriyle  çelişmesi demektir. Gözü, çirkin ve istenilmeyen şeylerden korumak, kalbi meşgul eden ve Allah'ın zikrinden alıkoyan şeylere bakmamaktır. "Haram bakış, İblis'in zehirli oklarından bir oktur. Kim Allah'tan korkarak onu terk ederse,  Allah Teâlâ o kuluna tadı kalbinde beliren bir iman ihsan eder"(Hakim.Sahih senetle). Sadece haram değil, boş şeyleri temaşa etmekten de uzak durulmalı. Bakışları tefekkür kılmak,  gözün görevlerindendir.

2). DİLİ KORUMAK
Dilini hezeyan, yalan, gıybet, nemime, fahiş konuşma, galiz konuşma, kavga ve riya ile konuşmaktan korumaktır. Ve aynı zamanda dili sükût etmeye icbâr, Allah'ın zikri ve Kur'an tilâvetiyle meşgul etmektir. Bu ise, dilin orucudur.

“Oruç (bütün fenalıklara ve cehennem ateşine karşı) bir kalkandır. Sizden biriniz oruçlu olduğu vakit cahillik edip kem söz söylemesin. Şayet birisi kendisiyle itişmeye veya kendisine karşı çirkin söylemeye kalkarsa, ‘Ben oruçluyum’ desin.” (Buhari-Müslim). Oruç tutanlar; ağızlarını yemek ve içmeye karşı tuttukları gibi, aynı ağzı dedikodu, gıybet, yalana karşı da tutarlar. Allah’ın razı olmadığı bir söz etmekten imtina ederler. Sadece gıybet, yalan, kem sözden değil boş, anlamsız ve  malayani konuşmalardan da uzak durulmalıdır.

 "İlmin varsa konuş ibret alsınlar, ilmin yoksa sus da adam sansınlar" diyen  ne güzel  demiştir.

3).               KULAĞI KORUMAK

Kulağı her mekruhu işitmekten alıkoymak gerekir. Çünkü söylenilmesi haram olan her şeyin işitilmesi de haramdır. İşte bu sırra binaen Allah Teâlâ, gıybet dinleyen ile haram yiyeni eşit tutmuştur:
"Onlar sürekli yalan dinlerler, haram yerler." (Mâide/42).

Bu bakımdan gıybete karşılık sükût haramdır. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
"Çünkü o zaman siz de onlar gibi olursunuz." (Nisâ/140).

 

4). VE DİĞER AZALARI KORUMAK

Ayakları harama gitmekten, elleri harama uzanmaktan alı koymak. Ayaklarına harama yürümeme orucu tutturur da, Allah’ın razı olmayacağı bir adımı atmaktan imtina eder, Allah’tan korkar!. Oruç tutanların elleri yemek yememek için  yemeğe uzanmaz çünkü Allah’ın izni yoktur. Aynı şekilde Allah’ın razı olmadığı hiçbir şeye uzanmaz. Oruç tutanlar akşama kadar yeme, içme vb  gibi yasak olan noktalardan uzak dururlarken “Allah’ım midemin, yememin, içmemin, bir takım duygularımın hakimi sensin. Sen “Tut” dedin bende tuttum” mesajını hayatlarının her alanına taşıyıp ”İnil hükmu illa lillah” (Yusuf 40) “ Hüküm yalnızca Allah’ındır” diyerek, hayatlarının her alanını Allah’a has kılmanın cehdi içerisinde olur.

5). İFTAR VAKTİ AZ YEMEK

İftar  vakti   türlü çeşitlerle mideyi tıka basa doldurmak orucun hikmetine aykırıdır. Böyle bir davranış, nefsin isteklerini terbiye etmeye engeldir.
Oruç mümin için yenilenme ayıdır. Ramazan ayı bir milâttır. Ramazandan önce ve ramazandan sonrası vardır. Ama bu fark takvada,  iyilikte, Salih olmada, dürüst olmada  vb. erdemlerde kendini gösterir.

6). RAMAZAN'DA KUR'AN OKUMAK

Kur'an ramazanda indi. Ayetler Allah'ın kuluna gönderdiği mesajlarıdır. Cep telefonuna düşen mesajı bile merak edip ne olduğunu okuyup anlayan bir insan, kitabullahı, anlamadan ne dediğini merak etmeden, yüzünden okuyup geçmesi düşünülemez. Ramazan mesajlara daha fazla yoğunlaşacağımız ay olmalı. Mukabeleler okunurken mutlaka mealini de birlikte okumalı. Tefekkür edip, ayetlerden hayatımıza düşen sorumluluklar için titiz  bir tavır alınmalıdır.

Ayetleri yüzünden okuyup, Allah'ın ne dediğini anlamaya çalışmamak, ayetlere karşı duyarsızlık anlamına gelir. Zira ayetler anlamadan okunup, öpüp başa koymak için inmemiştir.

7). SECDELERİ, ZİKİRLERİ, İYİLİKLERİ ÇOĞALTMAK

Kendisinde kadir gecesi bulunan ramazan ayını, manevi bir  feyizle geçirebilmek için  ramazan ruhuna uygun  harket etmek gerekir. Ve sonra ramazanda   kazanılan özellikleri  bir daha ki ramazanda  yeni özellikler kazanana kadar tüm yıla yaymak gerekir. Sinelerinde iman taşıyanlar için Ramazan, öncesi ve sonrasında imanında artış olmalı (kuvvet bulmalı)dır!. Amellerin kalitesini artırmalıdır Ramazan, iman edenlerde, ahlâki noktada kemalât kazandırmalıdır oruç sahiplerine..

 

Bunun için bütün uzuvlarımızla oruç tutmalı ve bütün hayatımızı Ramazan’a çevirmenin idmanını yapmalıyız Ramazan’da.

 

Ramazan ayı kurtuluş ayıdır.Onu diğer aylardan ayrıcalıklı kılan hayat kitabımızın bu ayda  inmeye başlamasıdır..”Ikra” ile başlayan bir çağrı ve bu çağrıda insanın inşa süreci vardır..Çağrı  “Tevhid” çağrısıdır…Okumayan anlamayacak, anlamayan inşa sürecine giremeyecektir!. İnşa olmayan insanlığın ise başı dertten kurtulmayacaktır..

Yeni bir fırsat daha sunuldu elimize..Ramazan ile başlayan ve diğer aylara ışık tutarak yayılan,  bir okuma seferberliğine ne dersiniz?

 

 

Diri bir bilinçle karşılanan ramazan giderken, bir çok  özellik katarak gidecektir. Ramazan hoştur, hoş gelecek ve inşaAllah  uyanık bir şuurla  karşılandığında, bizlerden hoş gidecektir. Şimdiden Allah Kabul etsin, ramazanın hakkını verebilme duasıyla..

 

 

İSTİFA EDİLEN ESERLER

Nefis tezkiyesi. Said Havva.

İhya ulumudin Gazali

Asrın Kuran tefsiri: Ali Aslan

 

Misak Dergisi İçin kaleme alınmıştıur

 

 

Yorum Yap

  • Henüz Yorum Yok !